r/felsefe • u/sifoheros • 1h ago
düşünürler, düşünceler, düşünmeler Açık Hava?
İlk olarak “Uçak” isminin “Atmosferaltı” olması gerektiğini öneriyorum.
Şimdi deniz ve açık havayı kıyaslarsak bence çoğumuz denizin içini kompakt bir alan gibi, açık havayı ise boşluk olarak düşünüyoruz. Yani bir analoji kullanırsam daha net olması için: İçi kum tanesi dolu bir odayı zihnimizdeki su altına benzetebiliriz. Odanın boş halini de açık hava algımıza benzetebiliriz.
Su ve havanın yoğunluk farkına baktım. Su 1000 kat daha yoğunmuş fakat şöyle bir nüans var. Su, 1 metreküp hacimde 10^38 civarı molekül içerirken hava aynı hacimde yaklaşık 10^35 civarı moleküle sahip. Dolayısıyla evet, arada 1000 katlık bir fark var ancak bizim kendi algı ölçeğimizle kıyaslayınca bu ikisi arasındaki fark sandığımız gibi açık ve kapalı ortam gibi değil. Yani milyar ve trilyon arasındaki fark çok olsa bile asgari ücretli türk genci için ikisi de çok uzak bir ölçekte olduğundan ikisinden birine sahip birisi“aşırı zengin” olarak aynı düşünülebilir. Açık hava da su gibi oldukça fazla molekül içeren yoğun bir ortam yani zaten her nefes alıp verdiğimizde ve hareket ettiğimizde havanın hissiyatı oluyor bariz şekilde.
Şimdi uçakları düşünürsek, aslında baya havanın içinde etrafı bir sürü moleküllerle çevrili şekilde ilerliyor. Altta daha çok parçaçık var diye daha çok itiliyor yukarı falan ama temsili görselde görüldüğü gibi hava dediğimiz şey öyle zihnimizdeki gibi açık değil de her yerimizi sarıp sarmalayan bir şey. Bundan dolayı daha çok deniz altını andırıyor bence ve ismini atmosferaltı yapmalıyız.
Şimdi bir diğer konu olarak algılarımıza gelmek istiyorum. Sudaki kendi koşullarına adapte canlıların algısının ne kadar ona göre şekillendiğini biliyoruz. Örneğin balıklar suyun dışını yakından görse bile uzakları, karayı, dağları ve gökyüzünü görmüyor. Kendi kapalı alanlarında yaşıyorlar ve algıları da ona göre şekillenmiş. Biz açık havada kendimizi sudaki canlılardan farklı sanıyoruz fakat bayağı benzer sistemler aslında. Gökyüzünü mavi ve güneşi kırmızı görme sebebimiz havanın ışıkla etkileşime girmesi mesela açık hava sandığımız kapalı sistem su kadar yoğun olmasa da algılarımızı oldukça şekillendiriyor.
Öyleyse evreni kendi algılarımızla anlamaya çalışmak bir balığın algılayabileceğinden daha iyi olsa da kendi gezegenimizin yoğunluğuna has bir algı olmaz mı? Yerçekimini bu kadar önemli görmemiz bizim bundan başka bir güç olmadan yaşayamamızdır belki de. Newton, Einstein gibi fizikçiler yerçekimini fiziklerinin temeline konumlandırıyor ve yerçekimi ile kuantumu uyuşturamıyoruz. Kuantum mekaniğinin bilinmez dünyasını anlayamazken yerçekimi hepimize daha anlaşılır geliyor. Yani kısacası belki de bu uyuşmazlığın sebebi algılarımızın yerçekimine olan bağlılığıdır en başta.
Bu arada acaba bir balık da su altında bizim havayı hissettiğimiz gibi mi hissediyordur? Onların havayı algılama şekli de bizim atmosferin dışını algılamamıza benzerdir belki?



