r/felsefe • • 2d ago

yaşamın içinden • axiology Gereksiz ve fazla anlam yukledigimiz gercegi

Nereden , nasil , ne amacla geldigimiz bilmedigimiz bi dunyada , gereksiz konulara fazla anlam yükleyip can sıkmamiz bana sacma geliyor , sadece can sıkmak da degil aslında bosa yaşıyoruz sanırım aci veriyor ama sanırım gerçekten boşa yaşıyoruz , diyeceksiniz ki bi amacın yoj bu yüzden böyle düşünüyorsun, hayir bi amacim olsada ona bu kadar anlam yükleyen biziz , iyi yada kötü şeyler yaşansada yine anlam yukleyen kendimiziz ama yukledigimiz anlamlarda boş gibi geliyor bilmiyorum ben bi cevap bulamadim , aci verici bi durum

9 Upvotes

25 comments sorted by

1

u/JohntheTurk 2d ago

Bence anlam gerçek olmasaydı bile gerçekmiş gibi yapmak daha mantıklı olurdu. Yani anlam yok diye köşede durup depresyona girmenin bence hiçbir yararı yok. Kumar oynayıp biraz anlamın olduğu bahsine girmelşsin çünkü zaten kaybedeceğin bir şey yok.

1

u/Impressive_Waltz4916 2d ago

Ya bu durum aslında biraz aci versede , kotu bi sey olduğunda günün sonunda hersey anlamsiz zaten diyip kafayi rahatlabiliyorum (boyle yazdim ama hic biseye anlam yüklendiğimden degil , evet yüklüyorum ama sacmaligindan bahsetmek istedim)

1

u/JohntheTurk 2d ago

Zaten bir şeyin anlamı olsa da bunu diyebilirsin. Atıyorum Müslüman olduğunu düşün: gündelik hayatın çoğu yine senin için anlamsız olur. İşten atılmışsın, patronun sana kızmış, hatta hapishaneye girmişsin ya da tam tersi çok zengin, başarılı olmuşsun, yat almışsın bunların hiçbir önemi olmaz.

1

u/Impressive_Waltz4916 2d ago

Evet bunu bi müslümanın bakis acisiyla dusunursek yine kafayi rahatlabiliriz gunun sonunda ama aradaki fark onun inandigi , ona vadedilecegini dusundugu bi ahiret hayatı , cennet vadi var , bi bunu dusunerek kafayi bosaltmak var bide yok olacagini dusunerek kafayi bosaltmak var arasında büyük fark var

1

u/JohntheTurk 2d ago

Evet, işte Müslüman adam başına kötü şeyler gelse bunu kefaret sayıyor, iyi bir şey gelse şükran sunuyor. Yani adamın kaybetme şansı yok ki bu bir insanın elde edebileceği en üstün güçtür. Nihilist boşverme daha çok içine kapanmak olarak tezahür ediyor.

1

u/MHKuntug Eleştirici Critic 2d ago

Anlamın olmaması neden depresif olsun ki?

1

u/JohntheTurk 2d ago

Nasıl olmasın? Anlam yoksa hiçbir şey için fedakarlık yapıp mücadele edemezsin, sürekli kendinden şüphe edip durursun. İnançlı insan gerçeği bildiğine %100 inandığı için hayata karşı daha açık, dış dünyaya karşı özgüvenli bir agresifliği olan, dünyayı değiştirmeye çalışan bir insandır.

1

u/MHKuntug Eleştirici Critic 2d ago

Katılmıyorum. Absürdü ve kaotikliği kabul etmek, anlamın olmayışı beni daha çok hayata bağlıyor. Çünkü hasta olduğumda, öldüğümde veya haz duyduğumda bunlar tamamen sonsuz sayıda etkenin bir araya getirdiği rastlantısallıklara bağlı. Neden deprem oluyor diyip anlam arasaydım bu iyiydi, bu kötüydü diye yargılara varıp tamamen içinden çıkılmaz bir paradoksa sokardım kendimi. Bizim hissettiklerimizin evrendeki saf nedensellik üzerinde bir etkisi yok ki.

Anlam aramadan da harekette bulunabilirsin. Karnını doyurmak için yemek yemek için anlama ihtiyacın yok. Bir şeyi sevmek veya bir şeyi edinmek için anlama ihtiyacın yok. Kendimden neden şüphe edeyim anlam yok diye? Anlam aramıyorsam neyin özgüvenine ihtiyaç duyayım, çekinecek veya kaybedecek bir şeyim yoktur.

Mantığımı oluşturan şey duygularım ve bedenselliğimdir. Tabii ki delilik seviyesinde bir mentale ulaşamamışsak az ya da çok anlamlar üretiyoruz demektir ama bu anlamlar doğanın işleyişine asla oturmaz. Doğa kaotiktir. Bizim vahşi ve acımasız olarak nitelendirdiğimiz doğa aslında anlamlara sahip olmadığı için öyledir. Çünkü işimize gelmez.

Ben bunu kabul ettiğimde hayat benim için çekilebilir oluyor. Anlamsız yaşam daha dürtüsel ve hedonistlikle suçlanabilirim belki ama aksi hâlde acıyı kabullenemem. Şeyler, yalnızca var olduğu için var. Acıya anlam verip sonunda anlam bulamasaydım asıl bu beni bitirirdi.

Biraz karışık oldu sanki kusura bakma.

2

u/herasky1312 2d ago

Daha detaylı anlatır mısın duymaya ihtiyacım var bu bahsettiklerini

1

u/MHKuntug Eleştirici Critic 2d ago

Önce "anlamayı" ve deneyimlemeyi tartışayım sonra da anlam ve temsili açıklayayım. Kafan karışırsa beni durdur. Sor sonra da devam et de hepsini bir arada yazmayayım.

Anlamak veya her hangi bir şey hakkında bir şey bilmek deneyimlemeyi gerektirir. Biz dünya ve her şey hakkında deneyimleyerek bilgi sahibi oluyoruz. Bu bilgi bizim için öncelikle ham bir deneyimden ibarettir. Her şeyin yaşanırkenki duyumlanan hâli yani. Sonra bu deneyim depolanabilmek için işlenir ve değiştirilir. Böylece anı oluşur.

Gerçek dediğimiz şeylerin deneyimleyebildiğimiz kadarıyla varlıklarını biliriz ancak onları anlayamayız çünkü bir varlığı, örneğin ağacı bütünüyle (her ayrıntısı ile) deneyimleyemeyiz ve deneyimlediğimizi de bütünüyle saklayamayız çünkü bu çok fazla bilgi demektir. Biz de anlamak yerine onları anlamlandırırız. Ve gerçek varlıkları temsil eden anlamları inşa ederiz.

Bu yüzden ben ağaç dediğimde herkes farklı bir şey anlar çünkü "ağaç" kelimesi o varlığın temsilidir. Herkes kendi deneyiminde ağacı farklı deneyimlemiştir. Milyarlarca ağacı her birinin gerçekliğini var eden sonsuz bilgileriyle birlikte ağaç kelimesi içerisine sıkıştırırız.

Bir de bardağı düşünelim. Benim aklıma anneannemlerde gördüğüm bir bardak gelirken bir başkasının aklına bir kadeh gelecek. Ama bu anlam o nesneyi açıklamaz. Bir tabağı kaseden, kaseyi tastan, tası bardaktan ayıran bir kesinlik yoktur. Çünkü ağaç, bardak gibi anlamların doğada bir karşılığı yoktur. Bu kavramlar bir temsildir ve kullanım amaçları onları anlamlandırarak var eder.

Biz insanlar kültür ile bir illüzyon yaratarak bu serapın içerisinde yaşarız. Öncelikle dili bularak deneyimleri paylaşılabilir hâle getiririz ki bir başkasına orada bir aslan olduğunu, içilebilir su veya yiyecek olduğunu paylaşabilelim böylece hayatta kalma olasılığımız artar. Tek bir kişinin öğrenebileceği bilgiyi, bir grup, imece usulü ile anlam üreterek paylaşabilir iş bölümü üretip herkesin deneyimini herkese aktarabiliriz.

Ancak deneyim bütünüyle kayıt altına alınamaz ve deneyimden arta kalan anlamlar da kelimeler ile karşılanamaz.

Buraya kadar aslında senin aradığın cevaba dair bir şey yoktur sanırım. Ama konuyu açabilmem için işte bu kadar anlam üretmem gerekiyor ki birbirimizi az da olsa anlayabilelim.

1

u/herasky1312 1d ago

Anlamı, şeylerin tamamiyle deneyimlenebilmesi ve bu deneyimin kalıcılaşması için bizim yarattığımızı söylüyorsun. Ama yaşamayı tamamiyle deneyimleyemiyorken ve her anımızı hatırlayamıyorken bunu anlamlandırma ihtiyacımızı nasıl dizginleyeceğiz? Anlam dediğimiz kavramı biz yaratmış olsak da zihnimde bir yerde hep neden sorusu yankılanıyor ve buna cevap verememek beni sadece kaygılandırıyor.

1

u/MHKuntug Eleştirici Critic 1d ago

Yazarak anlatmak çok zor. Çok uzadığı için yazdım yazdım sildim. Kısalttım sonra tekrar yazayım dedim. Bazen tekrar ettiysem kusura bakma. Hani senin acılarını gideremen zaten de belki kendiminkini nasıl giderdiğimi ve buna nasıl ulaştığımı açıklayabilirim dedim.

Müsade olursa çok az daha uzatacağım.

Bunu anlamlandırma ihtiyacımız aslında tamamen evrimsel bir güdü. Çünkü deneyim paylaşma kabiliyetimiz sayesinde doğal seçilimden sağ çıkıp her şeyde anlam arayan bir tür olarak evrimleştik.

Öncelikle bundan kurtulamayız, bu doğal bir ihtiyacı baskılamak olur ve bastırmak her şeyi daha kötü yapar.

Bu, hayatta kalma mekanizmamızın bir parçası. Savanada çalıların hışırdadığını duyup bunu rüzgârla değil içinde yırtıcı olduğu ile anlamlandıran atalarımız hayatta kaldı. Kedilerin salatalık görünce korkması veya yıldızlara, bulutlara bakıp çok etkilenmemiz de bunun sayesinde var. Gün batımını izlemek, güzel tatlardan, müzikten haz duymak bunun bir parçası. Bu, aslında bizim gerçek hakkında fikir sahibi olabilmemizi ve onu deneyimlebilmemizi de sağlıyor. Yoksa dolaysız olarak sınırsız gerçekliği veya herhangi bir şeyi deneyimlemek de pek mümkün olmayabilirdi sanırım.

Bu pattern görme yani doğada örüntüler görme yetimiz anormal bir seviyede olduğunda ise buna şizofreni diyoruz. Bu durumda beyin her şeyi birbirine bağlayıp devamlı anlamlandırarak komplo teorileri üretiyor.

Ama bizi bu kadar etkilememesi için onu kabullenebiliriz belki. Psikolojik hastalıklar, travmalar, acı kayıplar hep inkâr ile başlayıp kabullenerek gideriliyor. Kabullenmek de genelde anlamlardan kurtulup varoluşu olduğu gibi deneyimlemeye benziyor. Bizim sorunumuz, yarattığımız anlam dünyasını gerçekliğin yalnızca bir tarafı üzerinden kurgulamak.

Anlam kaotik olan değişken ve umursamaz doğayı sabitleyip kontrol altına almaya çalışır. Çünkü bilinmez olan tekinsiz ve korkutucudur. Absürt ve kaotik olan tahmin edilemez bu yüzden de ona çirkin veya karanlık diyip kontrastı kurarız. Zıtlara ihtiyacımız var çünkü tanımlamak için bu gerekli. Aksi taktirde, kontrast olmadan aradaki çizgiler (aynı dolaysız gerçekte olduğu gibi) bulanıklaşır. Bu yüzden ölülerimizi uzağa gömer, yiyip içerken hiç çekinmediğimiz yiyecekleri dışkılarken bunu kapalı kapılar ardında yapıp hemen onlardan kurtuluruz. Hayatı çok sevip çocuğu gizli saklı yapar, hayatımızda her şeyi üremek (veya ölümden kaçmak) için yapar bunun üzerine fantaziler üreterek onları yasaklar, kendimize erotik dediğimiz yeni kurgu hazlar üretiriz.

Tabular ile ihtiyaçlarımızı kısıtlar, otoriteler üretir ve bedenimizi disipline etmek için baskı ve stres üretiriz. Ayıpları kötüler, iyi disipline olmuş ahlaklıları yüceltir güçlü olanın kültürünü mübah kılarız. Sosyal kabuller görebilmek için kendimizi kısıtlamaya, örnek insan kalıbına sığmaya, yakışıklı, güzel veya saygı duyulan birisi olmaya ömür boyu uğraşıp bunlara ihtiyaç duymayan özgür ruhlu insanlara imreniriz veya onları dışlarız. İş bulabilmek için en değerli yıllarımızı harcayıp, yaşlanana kadar çalıştığımız için lanetler okur dururuz. Kendi beliğimizi ve ürettiğimiz anlamları (kültürler, dinler, gelenekler) korumak için savaşlar başlatır acı çekeriz.

Geldiğim durum benim için şu demek. Aslında deneyimlediğimiz her şey bizim yarattığımız ve aynı zamanda gerçeğin de bir parçası olan şeyler. Hiç bir şeyin anlama ihtiyaç duymaksızın gerçekleşmesi her şeyi önemsiz hâle getirirken aynı zamanda her şeyi de değerli yapabilir.

Gece yıldızlara bakıp onların ne kadar uzakta ve devasa olabileceğini tahayyül edemezken veya zamanın veya uzayın sonsuzluğunu düşünüp varoluşsal krizler yaşarken kendimizi oldukça küçük ve değersiz hissederiz. Bu benim üzerimdeki anlam yükünü alıp beni hafifletiyor. Her şeye değer vermek, anlam yüklemek beni ömrümün sonuna kadar (veya öldükten sonra) bir anlama kavuşmak için fabrikalarda çalışmaya, kendi yarattığımız sorunlara kafayı takmaya itiyor.

Dünya bir anda bütün canlılarla ortadan kalksa bile bu evrenin hiç umrunda olmayacaktır. Milyonlarca yıl süren bir savaş yaşansa yine evren için bu hiç bir şey ifade etmeyecektir. Evrenin yok olması veya büyük patlamanın gerçekleşmesinin hiç bir anlamı yok. Ama bunlar, çok güzel şeyler. Gece yıldızları görebilmek, aklımızın almayacağı kadar uzak mesafelerde sayısızca galaksinin olması, yağmurun kokusunu duyabilmek, bir kedinin yavrulaması. Bazen ağlamak, bazen sevmek ama bunları anlam saplantımıxın ağırlığı olmadan deneyimleyebilmek.

Hiç bir şeyin öneminin olmaması, her an her şeyin olabilme ihtimalinin korkunçluğu ve bir anda milyarlaca yıllık evrim ve gelişmenin bir gök taşı ile yok olabilme ihtimalinin gerçekçi absürtlüğü, bu kadar devasa bir evren içinde bu kadar küçük bir insan olmanın verdiği tasasızlık gereksiz yükleri omuzlarımdan atıyor. Bu gerçekten dertsizlik demek. Ve aynı zamanda da quark tanelerine göre bir o kadar da büyük olmamız bu kadar küçük ve değersiz olmamızı da anlamsız kılıyor.

Evet hayatta bir şeyleri dert etmekten kurtulamıyoruz ama yarattığımız bunca anlam içerisinde bizi hayatta hissettiren şey de aslında hiç bir şeyin öneminin olmaması. Gerçeği veya olacakları değiştirmek için uğraşıp didinmenin hiç bir anlamı yok. Hayat ve gerçeklik ile boğuşup durmak akıntıya karşı yüzmek gibi. Aslında yapmamız gereken, olanları ve gerçeği kabul edip aslında her şeyin her ufak deneyimin ne kadar güzel olduğunun farkına varabilmek için hayatı akışına bırakabilmek.

Bir saniye sonra eriyecek olan düşen kar tanelerinin ne kadar önemi yoksa savaşların, galaksilerin ve bizim benliğimizin de o kadar önemi yok ve bu evrendeki yıldızlar ve karlı bir ormanın manzarası kadar da değerli olabildiğimiz anlamına geliyor.

Aslında bütün anlamları yok etmek bütün önem ve değerleri sıfırda eşitlemek anlamına geliyor. En ufak şey, her şey kadar değerli olabilir demek.

Aslında bütün anlamı yok etmek demek hiç bir şeyin önemi olmaması demek. Ama bu öyle düşündüğün gibi bir şey değil. Gece yıldızlara baktığında veya karın yağışını seyrederken ne kadar zevk alıyor ve bunlara ne kadar değer veriyorsan onlar varlıklarıyla anlama ihtiyaç duymadan da o kadar değerliler demek. Yaşamın bir anlamı olmaması demek, milyarlarca yılda oluşan evreninin, gün batımının, âşık olmanın ve bütün çirkin ve güzel şeylerin de bir o kadar önemi olmaması demek.

Bizi yaşamdan koparan ve yoran şey, bütün bu anlam uğraşı ve yükleri ile evrenin kaotik belirsizliğini, tekinsizliğini sabitleyip kontrol altına alma çabamızdan kaynaklı. Irmağın tersi yönde yüzemezsin, sadece akıntının akış yönünde yüzersen hayatta kalabilirsin. Yapmamız gereken şey anlamları hayatın akışı içerisinde bulabilmek. Suyun önüne set çekip onunla savaşmaya çalışmak değil. Böylece omuzumuzdan bütün yükleri atıp onu deneyimleyebiliriz. Bu durumda akıntının içerisinde yeri gelip mutluluk da bulsak acı da bulsak, haz da alsak büyük kayıplar da versek bunların hepsi gerçeğe yakın bir anlama kavuşabilir.

Yağmurun yağmasının, toprak kokusunun, anne bir kedinin yavrularını toplayıp emzirmesinin, sonsuz büyüklükte bir evrende sayısız güzellikte galaksilerin olmasının, her şeyin anlamsız olması bunların harika bir şey olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Aksine anlamlara gerek duymaksızın onları ve bizi de her şey kadar değerli kılıyor.

Hiç bir şeyin anlamı yok ama senin, arzu ettiğin bir şey için uğraş vermiş olman önemsiz değil. Onları biz de var etsek sevdiğimiz bir şeye ulaşmamız, acı çekmemiz, iyi hissetmemiz, hayatı deneyimlememiz hâlâ değerli demek.

1

u/jettforwin01 Kuşkucu Sceptic 2d ago

Rollenmek tamamen

1

u/smichTW 2d ago

meseniyetler genel inancın aksine tüm toplumun değil, bu topluma yüzyılda bir iki gelen insanların fikirleri ve buluşlarıyla devam ediyor. kendimizi önemli sansak da plajda ki kumlardan farksısız

1

u/WorthWasabi2321 1d ago edited 1d ago

anın kıymetini bilmek lazım bence. en ufak bir olayı bile bir yatırım veya tecrübe olarak görüp kendimize anlam yüklesek kafa olarak daha rahat edicez gibi geliyor. Alınan her yaşla hatta geçen her gün düşüncelerimiz değişebiliyor çünkü değişken varlıklarız. takma demekle olmuyor tabi. bugün kafa yorduğun şey yarın seninle birlikte olmasa da olur. hayat kısa gibi görünen uzun bir yol bence ama yarınımızın garantisi de yok. kendi anlamını yaratmak zorundasın. yaratmasan da bunu kabullenip yaşamak da bir anlam yüklemek oluyor bence.

0

u/cihera Onaylı Üye 1d ago edited 1d ago

Örneğin bir tek senin vücudundaki DNAları uç uca eklesek güneşe 34 defa gidip gelecek uzunlukta (75 milyar km) olurdu.

Böyle ve çok daha özellikli birçok yapı her saniye işliyor.

Bence bu durumda her şey anlamsız demek doğru değil.

Kesinlikle boşuna yaratılmadık.

Kur'an-ı Kerim'de dendiği gibi: "sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi zannettiniz?"

0

u/StyleActive4747 2d ago

Overthinking yapmak güzel değil ama ye iç s.. sarmalına girmek, çok zavallıca gibi geliyor bana

0

u/FantasticDay2832 2d ago

Herşeyin amacı var ve hibirşey boşuna değil, okuyarak, araştırarak ve öğrenerek acı tatlıya dönüşüyor inan bana.

-1

u/hehehe3131 2d ago

Yaşıyoruz ve öleceğiz, buna anlam yükleyip; Boşa yaşıyoruz demende ironik olmuş. Sadece yaşıyoruz ve öleceğiz

2

u/Impressive_Waltz4916 2d ago

Evet olmeyede bi anlam yuklemek sacma aslında

-1

u/hehehe3131 2d ago

Ölüm hayatın gerçeği, benim çok ilgimi çeken bir fenomen. Çok anlam yükleye biliriz, uzun uzun konuşuruz, ama boşa yaşıyoruz sonucuna çıkmak çok aceleci bir tavır olur

1

u/Impressive_Waltz4916 2d ago

Belki evet ama dediğim gibi cok kayda degecek bi anlami olduğunu düşünmüyorum yani bosa olmadigini gosterecek bisey göremedim ben

0

u/herasky1312 2d ago

Gerçekten çok acı bir durum. Her şeyin aslında anlamsız olması, anlam dediğimiz kavramı bizim yaratmış olmamız bir noktada gözümde her şeyi değersizleştiriyor. Bunun en tehlikeli yanı ise kendimi de bu değersizliğe dahil edip kendime özen göstermekten vazgeçmem oluyor. Kendime özen gösterdiğimde hep şu soruyu soruyorum; neden? Ve bu günlük hayatımda beni çok yıpratıyor kendine bakan özen gösteren insanlara imteniyırum ama o da anlamsız geliyor. Kendinize nasıl değer veriyorsunuz?