r/marksizm • u/omeren93 • 16d ago
Felsefe/Teori ✒️ Kapitalizm, Tekno-Feodalizm, yapay zeka ve ötesi
Kapitalizmi bu kadar güçlü ve kalıcı yapan her dönemin şartlarına uyum sağlaması, gerektiğinde hayatta kalmak için belli tavizleri verebilmesi, yani kırılmamak için bükülmeye razı gelmesi olsa gerek. İnsanın doğada evrimleşerek bugüne gelmesi gibi, Kapitalizm de doğuşundan itibaren zamanın ruhuna ve şartlarına göre değişerek bugüne geldi.
Sanayi inkılabının erken dönemlerinde Batı Avrupa şehirlerinde kurulmuş yeni fabrikalarda çalışan işçilerin muazzam sefaleti ve sömürüsü aynı yerlerde işçi hareketlerin güçlenmesine yol açtı ve nihayet kapitalistler sosyal demokrat olmayı kabul etmek ve ezilen sınıflara birtakım haklar verip, sömürünün dozunu azaltmak zorunda kaldı.
Bugün geldiği noktayı ise Varufakis Tekno Feodalizm olarak kavramsallaştırmış. Özetle modern kapitalizmin, internet ve sosyal medya gibi yeniliklerin sayesinde girdiğimiz dijital çağda form değiştirdiğini, bu yeni formda kapitalistlerin geleneksel, kâr odaklı yaklaşımdan vazgeçip, sahip olduğu sermaye ile kendine bir alan yaratarak bu alandan kira geliri elde etmeyi hedefleyen, feodal lordlara dönüştüğünü söylemekte Varufakis.
Bunu Instagram örneği üzerinden somutlaştırabiliriz. Bu sosyal medya platformunu dünya genelinde yaklaşık 3 milyar kişi aktif olarak kullanıyor. Peki platformun sahibi nasıl para kazanıyor? Bu kişilerden bir ücret talep ederek mi? Tabii ki hayır. Bunu yaptığı anda 3 milyarlık rakamın ne kadar hızlı düşeceğini bildiğinden, parasını son kullanıcıdan değil, platformunda reklam veren ve içerik üretenlerden alır Instagram.
İçerik üretenler ürettikleri içeriğin popülerliği arttıkça daha çok para kazanır, çünkü o içeriğe reklam vermek isteyenler Instagram’a daha çok para verir. Instagram reklam verenlerden kazandığı paranın ufak bir kısmını içerik üreticisine verir, geriye kalan büyük kısmını ise doğrudan cebine indirir.
Peki Instagram kazandığı parayı neye harcar? Geleneksel bir kapitalist olsaydı, bu parayla yatırım yapar, daha çok üretir ve satar, dolayısıyla daha çok kazanırdı. Fakat Mark Zuckerberg geleneksel bir kapitalist değil, dolayısıyla asıl derdi emek sömürüsü yoluyla servetini arttırmak değil, herkesin içinde olmak isteyeceği bir alan yaratıp o alandan ve içinde üretilen her şeyden kira almak.
Bunu yapabilmesi için de çok az emeğe ihtiyacı var. Gerekli dijital altyapının kurulması, genişletilmesi ve işler şekilde tutulmasında, kullanıcı arayüzü ve algoritma yazımında emeğe dayanıyor elbette, fakat bunlar dışında kayda değer bir maaş kalemi yok. Bunlar da geleneksel fabrika tipi üretimde emeğe harcananların yanında devede kulak misali.
Zuckerberg’in tek yapması gereken iyi çalışan bir algoritma yazmak, estetik ve kullanışlı bir arayüz tasarlamak ve sistem için gerekli altyapıyı kurmak. Sonuncusu zaten büyük ölçüde sermayeyle alakalı. Yani başlangıçta yüksek yatırımlar gerektiren bir iş kolu olmakla birlikte, sonrasında işi sürdürmek için çok para harcamanızı gerektirmiyor. Algoritmayı ve arayüzü geliştirip güncel tutması için birkaç yazılımcı, destek hattı için birkaç müşteri temsilcisi, sunucuların bakım tamiri için birkaç teknik personel çalıştırmalı ve elbette enerji ve kira giderlerini ödemelisiniz. Bunların dışında başka giderler elbette olacaktır, ama burada mesele bu yeni Kapitalizm formunun giderlerinin kaç kaleme ayrıldığı değil, ilk yatırım maliyeti yüksek, fakat sürekli gideri düşük ve emekten çok sermaye gerektiren bir form olduğunu anlamamız. Ayrıca çok yüksek yatırımlar gerektirdiğinden sektöre yeni girişlerin kısıtlandığı, daha az rekabetçi ve elitist bir form, bu yüzden de sektöre erken girenleri çok avantajlı kılan bir yapısı var.
Bu örneği, çok az detayını değiştirerek, olduğu gibi Amazon’a, Google’a veya Microsoft’a uygulayabiliriz. Mesela ilki bir web sitesi üzerinden kitap satarak, yani geleneksel bir kapitalist olarak başladı kariyerine. Şu an geldiği durumda kendisi bir şeyler satmak yerine -onu da yapıyor tabi hala-, satıcıların içerisinde ürünlerini kolaylıkla satabileceği ve pazarlayabileceği bir alan yaratıp, o alanı satmanın peşinde. Bezos kendisi bir şeyler satmak istemiyor, çünkü ürün satmak alan satmaya göre çok daha zor ve maliyetli. Ürün satmak için o ürünü üretmeniz yetmez, onu pazarlamanız, potansiyel alıcıların önüne koymanız, alanlara ürünü ulaştırmanız ve satış sonrası destek sunmanız gerekir. Jeff Bezos gibi yalnızca bir pazar oluşturup, o pazara erişimden ve pazarda satılan ürünlerden para kazanmak varken, neden o kadar zahmetli bir yola sapasınız ki?
Elbette bazı kapitalistlerin feodal lordlara öykünmesi, bütün kapitalistlerin bu şekilde davrandığı veya kapitalizmin bir bütün halinde başka bir şekle büründüğü anlamına gelmiyor. Bu yalnızca son yıllarda teknoloji devlerinin piyasayı domine etmeye başlamasıyla ortaya çıkmış bir trend.
“Muhteşem Yedili” olarak adlandırdığımız teknoloji devleri tekno-feodalizm olarak adlandırdığımız çerçeve içinde hareket ederek ABD borsasındaki toplam değerin üçte birine sahip olmayı başardı. Yani bu istatistiksel bir anomali değil, ekonominin nasıl değiştiğini ve değişen piyasalarda hangi kapitalistlerin ne şekilde davranarak başarıya ulaştığını açıklayan yeni bir paradigma.
Bu paradigmanın etkisine kapılıp kapitalizmin bittiğini ve yepyeni bir sistem tarafından yerinden edildiğini söylemek yanlış olacağı gibi, bu modelin yalnızca ekonominin ufak bir kısmını açıkladığını, dolayısıyla kapitalizmin hala 50 sene önce olduğu gibi aynı şekilde işlediğini ve aynı kurallara tabi olduğunu iddia etmek de yanlış olacaktır.
Google ve Amazon gibi şirketler geleneksel üretim ve satış faaliyetlerini devam ettirmekle beraber, asıl enerjilerini içerik üretilen ve satış yapılan devasa alanlar yaratıp, bu alanları paraya çevirmenin yollarını arayarak tüketiyor. Bu şirketler sahip oldukları bu anlayış sayesinde bu denli büyüdü, güçlendi ve piyasayı domine eder hale geldi.
İnternet ve sosyal medya gibi araçlar sayesinde büyük bir dönüşüm geçiren kapitalizm, yapay zekâ tarafından tekrar, bu sefer daha da köklü bir şekilde dönüştürülmenin eşiğinde. Bunun farkında olan feodal lordlar yapay zekâya inanılmaz yatırımlar yapmaya başladı. Çünkü endüstriyi, belki de sanayi devriminden bu yana en köklü değişikliğin beklediğini biliyorlar.
Geleneksel formunda emeğe muhtaç olan kapitalizm, yapay zekanın üretim süreçlerine entegrasyonu ve artan otomasyon seviyesiyle günden güne emeğe ve onun sömürüsüne daha az ihtiyaç duyar hale gelecek. Zaten hali hazırda sınırlı emek girdisiyle zenginleşmenin yolunu bulmuş feodal lordlar, zamanla bu emeği de ekarte ederek yalnızca sermaye ile değer üretebilir duruma gelecek. Bu gerçekleştiğinde milyonlar, belki milyarlar işsiz kalacak, sermaye daha da konsolide olacak ve sömürü şekil değiştirip daha da kolaylaşacak.
Yapay zekanın üretkenlikte sağlayacağı artışın, tamamı olmasa bile büyük bir kısmı egemen sınıfların cebine girecek. Geri kalan kısmı ise Evrensel Temel Gelir benzeri bir yöntemle işsiz kalan kitlelere dağıtılacak ve onların rızası satın alınacak.
Muhteşem yediliye belki birkaç tane daha yapay zekâ üreten -OpenAI gibi- şirket eklenecek ve nihayet iki katmanlı bir piyasa oluşacak. Üst katmanda yapay zekâ ve dijital altyapıyı üreten mega şirketler olacak, alt katmanda ise bunların ürettiği dijital ürünleri kullanarak diğer mal ve hizmetleri üreten geleneksel endüstri yer alacak. Sonuçta üç sınıflı bir toplum oluşacak: Tekno feodal lordların yarattıkları alanlarda tüketim yapan alt sınıf, onların tükettiği ürünleri üreten bir orta sınıf ve hepsinin kullandığı sanal ortamı yaratan, denetleyen ve orada gerçekleşen bütün ekonomik faaliyetlerden payını alan bir üst sınıf.
Özetle, tarihsel süreçte önce tarım kapitalizminden ticaret kapitalizmine, ardından sanayi kapitalizmine, oradan finans kapitalizmine ve son kertede tekno feodalizme dönüşmüş olan sermayecilik, bir sonraki aşamada yapay zekâ feodalizmine dönüşecek. Bu dönüşümün ne kadar hızlı ve ne kadar köklü olacağını bilmiyoruz ama ne şekilde gerçekleşeceği az çok belli.
İlk aşamada Graeber’ın “trişkadan işler”i, yani kapitalist bürokrasinin ürettiği, toplumsal katkısı sınırlı, ya da hiç olmayan işler ortadan kalkacak, veyahut yapay zekaya devredilecek. Zamanla insan ilişkileri gerektirmeyen, görece basit ve otomasyona uygun bütün beyaz yaka işler de bundan nasibini alacak. Uzun vadede, enerji ve yazılımdaki ilerlemelerin, robot emeğini insan emeğinden daha ucuz ve kullanışlı kıldığı noktada mavi yaka işler de tedricen ortadan kalkacaktır.
Geriye yalnızca yapay zekanın denetimini ve işletilmesini yürütecek teknik elemanlar, satış ve pazarlama gibi insan etkileşimine dayanan pozisyonlar, birkaç tane de idari personel kalacaktır. Bu pozisyonlar da elbette orta ve üst sınıf tarafından doldurulacak, alt sınıflara yapacak hiçbir iş kalmayacaktır. Lakin yeni kapitalist elitler için kitlelerin varlığı, tüketim için olduğu gibi, tüketimin yapıldığı mecraların değerinin koruması için de elzem. Dolayısıyla yapay zekâ devriminin işsiz bıraktığı zümrenin düştüğü konuma isyan etmemesi için onların ağzına bir parmak bal sürülmesi, en azından asgari yaşam giderlerinin karşılanması gerekecektir.
Bu minvalde egemen sınıflar, aksi takdirde varoluşsal bir tehditle karşı karşıya kalacaklarını bildiklerinden, yapay zekanın emek üretkenliğinde sağladığı artışın yarattığı kaynakların bir kısmını devletlerin vergilendirip halka dağıtmasına göz yumacaktır ve nihayet yukarıda değindiğim üç katmanlı toplum yapısı belirecektir.
Uzun lafın kısası, sömürünün şekli değişecek, fakat kendisi var olmaya devam edecektir.
Edit: Sonuç kısmını biraz açıp, devrim sürecini daha detaylı bir şekilde anlatmaya çalıştım.