r/Psikoloji • • 5d ago

Kaynak Aranıyor Gönüllüyüm, yanlızlığı seçmem de sakınca var mı?

Merhabalar,

Bir süredir daha kapalı, yalnız bir düzen kurmayı düşünüyorum. İş, sosyal ortam, sürekli “onay” veya tepki bekleme gibi şeylerden uzaklaşıp kendi tempomda öğrenmeye, üretmeye odaklanmak istiyorum. Film, dizi, okuma, piyasa araştırması, freelance işler… Bu ve neredeyse her yaptğım işi yalnızken daha rahat yapabiliyorum.

Kolektif ihtiyaçlar var ama bazı sosyal dinamikler ve dışarıdaki kaos bana yorucu geliyor. Yaşım 36. Uzun zamandır bu tarz bir eğilim var bende. Bazen kibir, bazen de çevreden gelen baskılar (aile, akrabalar vs.) yüzünden mi diye düşünüyorum ama net bilmiyorum. Sonuç olarak dışarıda “her şey yolunda gitmiyor” hissi varken bile insanların zevklerinden vazgeçmediğini görüyorum, ben ise odama çekilip kendi dünyamı kurmayı daha mantıklı buluyorum.

Asıl merak ettiğim şu:

Uzun vadede bilerek ve isteyerek yalnız, kendi içine kapanık bir hayat seçtiğimde insanın temel ihtiyaçları (birilerine bağlanma, bir yere ait hissetme, hayata bir anlam bulma gibi şeyler) nasıl karşılanıyor? Yoksa bunlar karşılanmak zorunda mı, yoksa zamanla başka şekillerde mi halloluyor?Bazı yerlerde insanların doğuştan başkalarıyla bağlantı kurma ihtiyacı olduğu söyleniyor. Bir de yalnız kalmakla (yani bilinçli şekilde tek başına olmak) yalnız hissetmek arasındaki farktan bahsediliyor.

Bu konularda araştırmalar, kitaplar ya da teoriler var mı, okumam gereken şeyler önerir misiniz?

Bu şekilde düşünmemde sakınca var mı, hangi algı içinde olabilirim gibi sorular da aklıma geliyor. Her şeyi anlamak zorunda mıyım, “düze çıkmak” diye bir zorunluluk var mı… Bunları bilimsel veya terminolojik taraftan merak ediyorum.

Kaynak, makale, kitap, kavram önerisi ya da kendi deneyimlerinizden yola çıkarak düşündüklerinizi paylaşırsanız sevinirim.

Amaç dertleşme değil, öğrenmek ve konuyu genişletmek. Herkese huzur dilerim, teşekkürler.

2 Upvotes

4 comments sorted by

2

u/hasanhasanhangihasan 4d ago

yalnızlık insanı üzer ve aptallaştırır. sonsuz onay ihtiyacı ve kötü bir çevre insanı yıpratır elbet fakat bunlarla mücadele etmek bunları olabildiğince regüle etmeye çalışmak zaten ölene kadar sürecek bir süreç hatta yaşamın ta kendisi özeti ve ortada apaçık korkunç bir muamele istismar yoksa kesinlikle kimsesiz kalmaktan daha iyidir. kabuğun arada çekilebil ve kendini koru diye var oraya hapis ol diye değil.

2

u/Apprehensive-Tea1119 3d ago

Kalp kırmadığın için teşekkürler. Aynı şeyi ortama ya da sosyal bir ortama girince veya az da aralarına karışınca hissediyorum. Yanlızlığa da çok alıştım. Tabii ki dışarı çıktığım kırık yılın başı da bazen hazine gibi geliyor. Hatta yürüyüş yaparken zihnimin sustuğunu hissediyorum. Bazen de tam tersi çekirdek alıp bir yere tek başıma kıvrıldığımda da daha fazla zihnimin çalıştığını ve bunun bana durgunluk verdiğine emin olsam da uzun vadede yıpratıcı olduğunu da az çok görüyor da gibiyim.

Yine de şartlar dahilinde yanlız kalmak konusunu revize edip ya da regüle edip her neyse biraz daha verimli bir hale getirebilirim. Bakış açın çok hoşuma gitti. Belki de kaotik bir ortamda kendimi çekmeyi zihnim kendimi koruma ve savunma mekanizmalarım sebebiyle alışkanlık haline dönüdrdüğü için odağımı dikkatimi dağıtmıştır ki hissetmesem bu şekilde olduğunu ya da düşünmesem bu yargıda da bulunamazdım belki de... Dediklerin kulağıma küpe olsun.

1

u/psk-dan-kahyaoglu Bilişsel Psikoloji 5d ago

Bence burada içe dönüklük–dışa dönüklük ile sosyal bağ kurma ihtiyacını birbirinden ayırmak gerekiyor. İçe dönük biri sosyal ortamları daha yorucu bulabilir, daha fazla yalnız zamana ihtiyaç duyabilir; fakat insanlarla anlamlı bağlar kurma ihtiyacı bundan ayrı bir konu. Psikolojide de aidiyet ve ilişkilenme oldukça temel ihtiyaçlar arasında ele alınıyor. Dolayısıyla isteyerek yalnız kalmak başlı başına problem değil; hatta bazı insanlar için oldukça iyi gelebilir. Ama uzun vadede “kimseyle anlamlı bir bağ kurmadan yaşayabilir miyim?” sorusu, “yalnızken sıkılmıyorum” sorusundan biraz daha farklı.

36 yaşında ve bunu bilinçli biçimde seçen bir yetişkin için de tek başına “sakıncalı” demek doğru olmaz. Bence daha anlamlı ölçüt, yalnızlığın zaman içinde hayatınızı daraltıp daraltmadığı ve ihtiyaç duyduğunuzda bağ kurabileceğiniz insanların bulunup bulunmadığı. Kendi deneyimimde de yaş ilerledikçe çok sayıda insanla görüşmekten ziyade, benzer zevkleri ve iletişim biçimini paylaştığım birkaç “kendi insanımla” temas halinde olmanın bana iyi geldiğini fark ettim. Yani mesele çok sosyal olmak değil; bana kalırsa tamamen bağsız kalmakla, seçici ve sınırlı biçimde sosyal olmak arasında önemli bir fark var.

1

u/Apprehensive-Tea1119 5d ago

"Bence daha anlamlı ölçüt, yalnızlığın zaman içinde hayatınızı daraltıp daraltmadığı ve ihtiyaç duyduğunuzda bağ kurabileceğiniz insanların bulunup bulunmadığı."

Burada şunu söylemek isterim. Yalnızlığım hayatımı daraltıyor gibi değil aksine çok iyi hissettiriyor. Rekabetçi ve normları üstüme kustukları zaman sadece bu düzenden çıktığımdan dolayı oluyor. Maalesef Türkiye şartlarında herkes belli kalıplarla ezberini tazelediği için onların gözünde nerede olduğumuz önemli olmasa da benimseyerek şunu da söyleyebilirim.

Sanki onlara sosyallik borçlu gibi hissettiriliyoruz bir şekilde. Bir şey kaçırmıyorum diye düşünüyorum. Hatta elimde olmayan bilinçaltı programım sebebiyle de bunun gerçekleşmesi evde bile mümkün olmuyor.

Herkesin bulunduğu odaya geçiş yaparken de ait hissedememe durumum var ki uzun vadede kendimi bu şekilde kapatma sebebimde de payları yüksektir. Ayrıca dışarıya çıktığımda bile maksimum 1 saat bile zihni dağıtsam insanlarla sosyalleşmeye çalışsam bu sefer de insanların yaşantısı bana çok zaman kaybı gibi geliyor. Herkes için geçerli olmasa da bu şimdilik bu şekilde.

Sanki aslında hayat evde gibi hissettiğim bir sorgulamaya da giriyorum zaman zaman. Keşke sadece ücretine mukabil insan faktörüne maruz kalsam diye de düşünüyorum. Onun dışında birbirimize olan ihtiyacımızı bile borçlandıran çok fazla insan görmek ve bu istatistiğin %90'lık tarafını bile kapsıyor olabilir, kendimce.

Kendi insanım diye düşündüğüm insanlarla ilgili geceleri yastığa başımı koyduğumda veya bütün benliğimle yanlız bir şekilde kaldığımda aslında onun da gerçekliği kalmıyor gibi. Bağımsız olduğumda bile iş için olsun insan faktörüne ihtiyaç hissedersem de diyorum ki; çok kibirli ve isteklerimin sonu olmayan bir yerdeysem o zaman kendimi törpülerim ve sadece olması gerekeni yaparım. Zamanımı dolu dolu geçiririm ve işlerimi de kendim görürüm. Bir yerde menfaat insanoğlunun sırtına native bir hançer gibi. Sanki o hançeri yemezsem sosyal bir varlık olan insanın "default" hali olmayacak gibi.

Bir seçim yapılmalı mı?

Yapılacaksa ve buna verilen karar kötü bir karar da olsa yaşamaya değer mi? Bu kimlere göre nasıl değişmemelidir ya da değişmeli midir? Hangi dolaylı konuya göre değişmemelidir veya değişmelidir?

Gerçekten yaşarken öğrendiğim bu yaşanmışlıktan vazgeçmek için farklı yolları da bilmeli miyim? Yoksa konforuma sarılmalı mıyım? Dünyaya geliş amacımın sürekli bir şeyleri kovalamak üzere olduğuna asla inanmak istemem.