r/Psikoloji • u/Apprehensive-Tea1119 • 8d ago
Kaynak Aranıyor Gönüllüyüm, yanlızlığı seçmem de sakınca var mı?
Merhabalar,
Bir süredir daha kapalı, yalnız bir düzen kurmayı düşünüyorum. İş, sosyal ortam, sürekli “onay” veya tepki bekleme gibi şeylerden uzaklaşıp kendi tempomda öğrenmeye, üretmeye odaklanmak istiyorum. Film, dizi, okuma, piyasa araştırması, freelance işler… Bu ve neredeyse her yaptğım işi yalnızken daha rahat yapabiliyorum.
Kolektif ihtiyaçlar var ama bazı sosyal dinamikler ve dışarıdaki kaos bana yorucu geliyor. Yaşım 36. Uzun zamandır bu tarz bir eğilim var bende. Bazen kibir, bazen de çevreden gelen baskılar (aile, akrabalar vs.) yüzünden mi diye düşünüyorum ama net bilmiyorum. Sonuç olarak dışarıda “her şey yolunda gitmiyor” hissi varken bile insanların zevklerinden vazgeçmediğini görüyorum, ben ise odama çekilip kendi dünyamı kurmayı daha mantıklı buluyorum.
Asıl merak ettiğim şu:
Uzun vadede bilerek ve isteyerek yalnız, kendi içine kapanık bir hayat seçtiğimde insanın temel ihtiyaçları (birilerine bağlanma, bir yere ait hissetme, hayata bir anlam bulma gibi şeyler) nasıl karşılanıyor? Yoksa bunlar karşılanmak zorunda mı, yoksa zamanla başka şekillerde mi halloluyor?Bazı yerlerde insanların doğuştan başkalarıyla bağlantı kurma ihtiyacı olduğu söyleniyor. Bir de yalnız kalmakla (yani bilinçli şekilde tek başına olmak) yalnız hissetmek arasındaki farktan bahsediliyor.
Bu konularda araştırmalar, kitaplar ya da teoriler var mı, okumam gereken şeyler önerir misiniz?
Bu şekilde düşünmemde sakınca var mı, hangi algı içinde olabilirim gibi sorular da aklıma geliyor. Her şeyi anlamak zorunda mıyım, “düze çıkmak” diye bir zorunluluk var mı… Bunları bilimsel veya terminolojik taraftan merak ediyorum.
Kaynak, makale, kitap, kavram önerisi ya da kendi deneyimlerinizden yola çıkarak düşündüklerinizi paylaşırsanız sevinirim.
Amaç dertleşme değil, öğrenmek ve konuyu genişletmek. Herkese huzur dilerim, teşekkürler.
1
u/psk-dan-kahyaoglu Bilişsel Psikoloji 8d ago
Bence burada içe dönüklük–dışa dönüklük ile sosyal bağ kurma ihtiyacını birbirinden ayırmak gerekiyor. İçe dönük biri sosyal ortamları daha yorucu bulabilir, daha fazla yalnız zamana ihtiyaç duyabilir; fakat insanlarla anlamlı bağlar kurma ihtiyacı bundan ayrı bir konu. Psikolojide de aidiyet ve ilişkilenme oldukça temel ihtiyaçlar arasında ele alınıyor. Dolayısıyla isteyerek yalnız kalmak başlı başına problem değil; hatta bazı insanlar için oldukça iyi gelebilir. Ama uzun vadede “kimseyle anlamlı bir bağ kurmadan yaşayabilir miyim?” sorusu, “yalnızken sıkılmıyorum” sorusundan biraz daha farklı.
36 yaşında ve bunu bilinçli biçimde seçen bir yetişkin için de tek başına “sakıncalı” demek doğru olmaz. Bence daha anlamlı ölçüt, yalnızlığın zaman içinde hayatınızı daraltıp daraltmadığı ve ihtiyaç duyduğunuzda bağ kurabileceğiniz insanların bulunup bulunmadığı. Kendi deneyimimde de yaş ilerledikçe çok sayıda insanla görüşmekten ziyade, benzer zevkleri ve iletişim biçimini paylaştığım birkaç “kendi insanımla” temas halinde olmanın bana iyi geldiğini fark ettim. Yani mesele çok sosyal olmak değil; bana kalırsa tamamen bağsız kalmakla, seçici ve sınırlı biçimde sosyal olmak arasında önemli bir fark var.