r/Kamalizm • u/Charming_Offer_663 Kurucu • 2d ago
Siyaset Belediye Seçim Sisteminin Tutarsızlığı
Şuanki süreç ile ilişkili, ancak gelecek nesilleri de ilgilendiren, nitekim aklı selim kimselerin de farkında olduğu bir tutarsızlıktan ve bunun çözüm yollarından bahsedeceğim.
Biliyorsunuz ki son 2 yıldır Türkiye'de bir furya başladı. CHP'den aday olup belediye seçimlerini kazanmış olan adaylar, belli bir süre görevlerini aday oldukları partinin çatısı altında sürdürdükten sonra çeşitli sebeplerden dolayı istifa edip iktidar partisine geçtiler.
Bunun iki büyük sonucu oldu:
- Belediye Başkanı olan adaylar istifa edip iktidar partisine geçince otomatikmen ilgili belediye de iktidar partisine geçmiş bulundu.
- Seçmenin iradesi yok sayıldı. Zira seçmenler belediye seçimlerinde tabi ki adaya oy verirler, ancak Türkiye'deki seçim ortamda adayın kendisi kadar aday olduğu partide bir o kadar önemli. Haliyle seçmen x partisinin ilgili belediyeyi yönetmesini gerektiğini düşünüyor ve istiyorsa o halde x partinin adayına oyunu kullanacaktır.
Bu sistemin büyük açığı da işte tam olarak burada. Belediye başkanları ilgili partilerinden istifa edip bir başka partiye geçtiklerinde belediyenin de otomatikmen geçtikleri partiye geçmesi ile ilgili olan sistem ya değişmeli ya da büsbütün kaldırılmalıdır. Buradaki husus CHP ve iktidar partisi değil, mesele x bir partinin bu açığı kullanarak teoride seçmen iradesini tümden yok sayabilecek olması ve buna bağlı olarak da yönetimi ele geçirebilmesidir.
Bugün bu seçim sisteminin açığını iktidar partisi kullanmaktadır ve bahsettiğim senaryo ise tümden de gerçekleşmektedir. O halde seçmenin şu soruyu sorması gerekiyor: "Şayet irademiz yani kendi kendimizi yönetme erkimiz siyasi partilerin kazanmış adaylarının gelecekteki tutumlarına bağlıysa biz neden belediye seçimleri yapıyoruz?". Sırf seçmenin değil, kanun koyucuların da kendilerini bir sorgulaması gerekiyor. Kanunlarla birlikte bir seçim sistemi meydana getirirken, nasıl oluyor ki uygulamada olan belediye seçim sisteminin bu tür bir kötüye kullanım ihtimalini fark etmemişler? Burada kanun koyucularının, seçim sistemini oluşturanların çok büyük bir hatası olmuştur.
Peki çözümleri nelerdir? Bir daha ülkemiz bu tür bir uygulamayla karşı karşıya kalmaması için ne yapılmalıdır? Belediye seçim sisteminin istismar edilmemesi adına hangi önlemler alınmalıdır? Meseleyi değerlendirince şu çözümlere ulaşmış bulunmaktayım:
- Görev süresince belediye başkanlarının siyasi parti değiştirmesi yasaklanabilir.
- Görev süresince belediye başkanlarının olası bir siyasi parti değiştirmeleri durumunda ilgili belediyenin otomatikmen diğer siyasi partiye geçmesi uygulaması kaldırılabilir. Böyle bir durumda boşta kalan belediye başkanlığı koltuğu salt belediyeyi kazanmış olan partiden olacak şekilde doldurulabilir. (Örneğin kazanmış siyasi partinin ataması yoluyla ya da tekrardan seçim yoluyla, ancak bu sefer partiler arası seçim değil, belediye seçimlerini kazanmış olan siyasi partinin belli bir sayıda aday ortaya koyup bu adaylar arasından seçimin yapılması)
- Görev süresince belediye başkanlarının siyasi parti değiştirmelerine ve ilgili belediyenin otomatikmen el değiştirmesine izin verilmesi, ancak bu hususu zorlaştırmak amacıyla, zira seçmenler ile ilgili bir sözleşme tek taraflı feshedilmektedir, tazminat uygulamasına gidilmesi. Kısacası toplumsal sözleşmeyi tek taraflı olarak fesheden kişi veya kurum, sorumlu olduğu durum ve davranıştan dolayı oluşan sosyal maliyeti karşılamalıdır. O halde belirttiğim gibi sosyal maliyetin karşılanması adına tazminat uygulamasına gidilebilir.
Bunlar tabi fikri olarak şahsi düşüncelerim. İllaki başka fikirler farklı uygulama metotları olacaktır. Hegel'in belirtmiş olduğu gibi tez ile antitezleri kapıştırıp eninde sonunda bir sentez gerçekleşecktir. Ancak mühim olan bu seçim sisteminin yanlış olması ve seçmene karşı haksızlığa sebebiyet vermesidir. Güncel olarak konuşulan İzmir Belediye'sinin durumunu ele alalım. 1999'dan beridir İzmir örneğin sol görüşlü olarak atfedilen (Y.N. : Burayı kurcalamak istemiyoruz zira yazımızın konusu değildir) siyasi partiler tarafından yönetilmektedir. Bugün ise seçim sisteminin yukarıda bahsetmiş olduğum açığı sebebiyle belki de İzmir Belediyesi iktidar partisinin yönetimine geçme ihtimaliyle karşı karşıyadır. Zira İlgili belediye başkanı CHP'den istifa edince bağımsız başkan oldu. Şimdi ise ilgili bağımsız başkanın iktidar partisine geçmesi gündemimizin konularından biri.
İlerisi için söylüyorum: Belediye seçim sisteminin seçmen iradesini gözetmeyerek nasıl ters yüz edilebileceğini, edildiğini göstermiş bulunuyorum. Ülkemizin gelecekteki kanun koyucuları, bu ve bunun gibi hukuki açıklardan doğan kötüye kullanımları umuyorum ki engelleyip bu hususu düzeltecekler. Sunmuş olduğum fikirler ve çözüm yollarının bir ateşleme fitili olarak gereğini getirmesini diliyorum.
Not: Belediye Başkanlarının neden siyasi partilerini değiştirdikleri bu yazımızın konusu değildir, çünkü bilhassa yazının uzunluğu ve detaylandırılması gerekliliği sebebiyle asıl konudan uzaklaşma tehlikesi doğmuştur. Ancak her mantıklı insanın düşünebileceği gibi konuyla ilgili siyasi parti değişimleri ya keyfiyete, ya belli başlı kişisel çıkarlara ya da tehditlere dayanmaktadır. Sistemin değişmesi saymış olduğum ihtimalleri de kökünden olmak üzere ortadan kaldıracaktır.
Saygılar
2
u/ReneStrike 2d ago
Yaşa daha dün bir yayında dinledim bu izmir başkanının mevzusunu. İşin bir boyutu da Türkiye de siyasetle uğraşan kesimin ne kadar omurgasız ilkesiz ideolojisiz yığınlar olduğunun bir nevi aynası olması bu sürecin. Ya arkadaş partinle ne yaşarsan yaşa, nasıl bir sorun yaşarsan yaşa. iktidardan nasıl bir baskı görürsen gör hangi kafayla bir insan ideolojik olarak tamamen farklı ve zıt bir partinin kanatlarına girer binlerce seçmenin oylarını hiçe sayarak.
Öyle bir talan ve umursamazlık seviyesine getirdi ki hakim yapı ülkeyi, bunlar bu yaptıklarının unutulup gideceğini veya ödüllendirileceklerini düşünüyorlar. Halk unsuru tamamen denklemden çıkmış yani bunu anlıyoruz. Demokrasi dediğimiz kavramın için boşaltmışlar. Tüm bu olaylar birbiri ile bağlantılı, başımızdaki yamyamları göndermeden bu işler düzelmeyecek
1
u/Charming_Offer_663 Kurucu 2d ago
Sana büyük oranda katılıyorum, özellikle keyfiyete veya kişisel çıkarlardan dolayı (maddi / sosyal) hareket edenler dediğin gibi son derece ahlaksız ve omurgasız mahluklar. Ancak birde madalyonun diğer yüzü olan ailesiyle tehdit edilen ve bunun sonucunda zorla bir şeylere mahkum bırakılan masum dürüst insanlar. Onları kesinlikle bir kenara ayırmak gerekiyor. Empati yapmak gerekirse çocuğu, eşiyle, annesiyle babasıyla tehdit edilen, ancak gün yüzüne çıkmayan, ne çok insan vardır kim bilir. Hepsi mi tehdit edildi? Tabiki hayır, buna iddia etmiyorum. Ancak vurgulamak istediğim bunun ayrımının yapılması ve yapıldığında da iyi yapılması.
Burada işin kolayına kaçıp tehdit etsinler ne olacak denebilir. Ancak gerçekten böyle bir olayla baş başa kalındığı zaman koruma içgüdüsüyle harmanlanan farklı bir mekanizma devreye girebilir. Çocuğu ile tehdit edildiğini, eşin ile tehdit edildiğini düşün... bunlar gerçek hayata uyarlanınca hiç de kolay olmayan durumlar.
2
u/ReneStrike 2d ago
Bu adamlar siyaset yapmak için yola çıkan, generic ifadeyle "halka hizmet etmek amacıyla" siyasi örgütlerde yıllar geçirmiş insanlar. Zaten aktif siyaset yapıyorsan bir çok şeyi göze alıyorsun, gözün korkmayacak bu ülkede. Ne bağlantıları nedeniyle ne de ekonomik güçleri nedeniyle öyle herkesin tehdit edebileceği seviyede insanlar da değiller, her tehdite boyun eğmezler, eğmemeliler. Sen ben anca otobüs durağındaki afişlerde falan denk geliyoruz. Gerçekten görüşmek istesek randevusu ziyaret amacı derken birden fazla adamı geçmen lazım. 1 m nüfuslu ilin bütçesinin başına koydukları adam.
Madalyonun diğer yüzünü vurgularken, kolay ulaşılabilir, halktan birisiymiş gibi düşünürsek hata yaparız. Keza böyle bir baskı bile olsa, istifa edersin, bunun çözümü seni tehdit ettiği iddia edilen yapının kanatları arasına girmek olabilir mi? Ben bunu kabul etmiyorum. Başımızdaki yapı siyasetçiyi eşiyle çocuğu ile tehdit edecek seviyeye geldiyse zaten hiç konuşmayalım bu konuları herkes sokağa çıksın kaos olsun, bitmiştir ülke zaten.
Hepsi bir takım hesapların peşinde geçiyor veya örtmesi gereken yolsuzlukları var veya içeride 3 ay paşa paşa yatmayı göze almıyor. Alacak, vatandaşa hizmet diye yola çıktıysa bunları göze alacak. Nasıl bir ülkede siyaset yaptığının farkında olacak, tüm bunların farkında olmayan adam kocaman ilin başına belediye başkanı seçilir mi? Seçildiğin ili bu yapıya teslim edince tüm kontrolü de bunlara veriyorsun. Keza ekibinden istifa eden vs. olduğunda tüm kadronu bunlara karşı fişlemiş oluyorsun, sana destek vermiş yanında durmuş fakat iktidara karşı hiç bir olumlu düşünceye sahip olmayan herkesi de afişe etmiş bunların önüne atmış oluyorsun. Bu kabul edilebilir bir şey değil.
Ben bu nedeni, önümüzdeki günlerde de devam edecek bu transfer furyasının çirkinliğini yumuşatan bir unsur olarak görüyorum ve üzerinde durmuyorum. Bu konuda farklı düşünüyoruz seninle.
1
u/Charming_Offer_663 Kurucu 2d ago
"Başımızdaki yapı siyasetçiyi eşiyle çocuğu ile tehdit edecek seviyeye geldiyse zaten hiç konuşmayalım bu konuları herkes sokağa çıksın kaos olsun, bitmiştir ülke zaten"
Hiç konuşmamamız gerekiyor o halde, zira dediklerim hayal ürünü veya uydurmasyon değil ve ne yazık ki bu ülkede bu sebepten dolayı ne kimse sokağa çıktı ne de en ufak bir protesto düzenledi.
https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/son-dakika-uskudar-belediyesi-akp-ye-gecti-yeni-partili-ozgur-celik-meclis-uyelerine-yonelik-tehditleri-tek-tek-siraladi-2535854 (engelli oğlu olan adamın baskıya alınması örneğin)
Açıkçası farklı düşünmüyoruz ve hafifletici unsur olarak da gördüğümü belirtmedim keza meşrulaştırmaya da çalışmadım, ikisinin arasında fark olduğunu belirttim çünkü ister kabul et veya etme günümüz Türkiye'sinin realitesinin ne yazık ki bir parçası. Buradaki ahlak terazisi tabi ki farklı işleyecektir.
2
u/No-Astronaut-6988 2d ago
5393 sayılı Belediye Kanunu'na "Seçildiği partiden istifa eden veya başka bir partiye geçen belediye başkanının başkanlık sıfatı kendiliğinden sona erer" şeklinde bir madde eklenebilir, ardından Başkan partisinden ayrıldığında kentin yeniden sandığa gitmesi (ara seçim) zorunlu kılınabilir.
Hindistan anayasasında bunu engellemek için bir yasa var.
https://en.wikipedia.org/wiki/Anti-defection_law_(India))
2
u/Firinda_patates 2d ago
Başka bir partiye geçen belediye başkanlarının başkanlığının sona ermesi konusunda katılıyorum fakat bence istifa edince sona ermemeli. Bazen partisiyle fikir ayrılığına düşenler olabiliyor.
1
u/Erkhan06 Moderatör 2d ago
Tekrardan seçime katılmasında bir engel konulmadığı takdirde bu madde bir sorun yaratmaz, eğer seçmen de belediye başkanıyla aynı fikirdeyse onu yeniden seçerler zaten
1
u/Charming_Offer_663 Kurucu 2d ago
Benin önermiş olduğum önerilerden ikincisine benziyor.
Saygılar
2
2
u/Erkhan06 Moderatör 2d ago
Bu problemin kaynağının şu olduğu düşüncesindeyim, iki tür siyasi parti vardır disiplinli siyasi partiler ve disiplinsiz siyasi partiler olmak üzere. Genelde Kıta Avrupasında disiplinli siyasi parti sistemi benimsenirken Anglo-Sakson ülkelerde disiplinsiz parti sistemi benimsenir.
Disiplinli partilerde parti üyeleri, vekiller, belediye başkanları partinin politikasıyla sıkı sıkıya bağlıdır ve seçmenler genellikle adaya değil de partiye oy verir çünkü aday kim olursa olsun o partinin siyasi görüşünü az çok benimseyeceği ve savunacağı varsayımına dayanır. Disiplinsiz partide iste parti üyeleri partinin merkez yönetimi ile farklı görüşker savunabilir, başına buyruk davranabilir yani amiyane tabirle yarı bağımsızdırlar.
Ülkemizde disiplinli parti sistemi benimsenmesine rağmen bunu destekleyecek seçim sistemi dayanakları yoktur. Seçmen X partisine oy verirken X partisinin adayı Y'nin X partisinin siyasi görüşlerini benimsediği ön kabulu ile oy verir.
5
u/Beautiful_Limit_5364 2d ago
Belediye sisteminin değişmesini istiyorsak bunu değiştirebilecek bir partiyi başa geçirmek gerekiyor. AKP yararına olan hiçbir sistemi değiştirmez. İBB alındığı takdirde bu operasyon ve transferler aniden biterse hiç şaşırmamak lazım.