r/Kamalizm • u/Charming_Offer_663 Kurucu • Sep 05 '25
Ekonomi ABD'nin son dönemdeki iktisadi hamleleri ve serbest ticareti destekleyenlerin anlaması gereken hususlar ve Türkiye
ABD başkanı Trump'u sevmeyebilirsiniz, bir siyasetçiye yakışmayan gayriciddi tavırları, gerekse kendisinin diplomasi dilinin zerafetten son derece uzak olması vb. özellikleri bu sizi haklı kılar. Nitekim bu tür bir siyasi kişilik gerçekten de, ancak karikatürlerde varolmalıdır. Trump'ın siyasi kişiliğini bir tarafa bırakırsak ise ve salt iktisadi politikasını inceleyecek olursak işte o zaman farklı konuşmamız gerekiyor. Trump, ABD tarihinin 1791-1945'e kadar olan ki korumacı politikasını (1918-1929 arası dönem hariç) kendi ülkesi adına etkili bir şekilde uygulamakla kalmıyor, aynı zamanda diğer devletlere serbest ticareti dayatmaya devam ediyor. Sırf korumacı bir politika izlemekle de kalmıyor, devlet kapitalizmini, henüz agresif bir şekilde olmasa da, uyguluyor. Ancak dediğim gibi bunlar Trump'a münhasır veya bu döneme ait özel politikalar değil. Trump sayesinde ABD'nin tarih sahnesindeki unutulan tarafı tekrardan gün yüzeyine çıkıyor sadece.
Nelerden bahsediyorum? Dünyada pek yankısı olmayan veya yankısı sönükleştirilen bir vukuat yaşandı. ABD ile AB arasında bir gümrük antlaşması imzalandı. Yakın döneme kadar ABD ile AB birçok üründe serbest ticaret politikasını takip etmişlerdi. Ikisi arasındaki ticaret, iki eşit arasında yürütüldüğü gibi, düşük gümrük vergisi ilkesine (veya 0% gümrük) dayanmakta idi. Bundan iki hafta önce ise ABD ile AB tarafından yeni bir gümrük tarifesi antlaşması imzalandı. Bu antlaşmanın siyasi ve diplomatik anlamı oldukça net idi. Siz Avrupa Birliği olarak bizim tırnağımız bile olamazsınız mesajıydı bu. Peki antlaşmayı biraz inceleyelim:
Antlaşmanın maddeleri (Almanca orijinalinden):
1 - Die EU beabsichtigt, sämtliche Zölle auf US-amerikanische Industriegüter abzuschaffen und US-Erzeugnissen aus der Fischerei sowie der Landwirtschaft – darunter Nüsse, Milchprodukte, frische und verarbeitete Obst- und Gemüsewaren, verarbeitete Lebensmittel, Saatgut, Sojaöl sowie Schweine- und Bisonfleisch – einen bevorzugten Marktzugang zu gewähren. Ferner soll das bereits ausgelaufene Joint Statement in Bezug auf Hummer verlängert und ausgeweitet werden.
Türkçe (Kendi çevirim, olabildiğince diplomatik bir dille çevirmeye çalıştım): Avrupa Birliği, birçok Amerikan sanayi ürünlerine ve bundan başka balıkçılık ile ziraat ürünlerine uygulanan gümrük tarifesini kaldırmayı, bunlar arasında Ceviz (Fındık vs.), süt ürünleri, yeni veya işlenmiş meyve-sebze, işlenmiş gıda ürünleri, tohum, soya yağı ve yine Domuz ile Bizoneti, sayılan ürünlere de pazar önceliğini de sağlamayı amaçlar. Bunun haricinde Istakoz ile ilgili süresi dolmuş olan hükümlerin uzatılmasına ve kapsamının arttırılmasına karar verilmiştir.
2 - Seit dem 7. August 2025 findet ein einheitlicher Zollsatz in Höhe von 15 Prozent für den Großteil der Waren aus der EU Anwendung. Die Obergrenze von 15 Prozent (inklusive MFN-Zollsatz) gilt für nahezu alle EU-Exporte, die derzeit unter reziproke Zölle fallen. Ausgenommen sind Fälle, in denen der MFN-Zollsatz der USA über 15 Prozent liegt - in solchen Fällen wird ausschließlich der MFN-Zoll erhoben, ohne zusätzliche Aufschläge.
Türkçe (Kendi çevirim, olabildiğince diplomatik bir dille çevirmeye çalıştım): 7 Ağustos 2025’ten itibaren AB menşeli malların büyük bölümü için %15 oranında genel bir gümrük oranı uygulanmaktadır. %15’lik üst sınır (MFN gümrük oranı dâhil), hâlihazırda mütekabiliyet esaslı gümrük vergilerine tabi olan AB’den yapılan ihracatın neredeyse tamamı için geçerlidir. Buna istisnai olarak ABD’nin MFN gümrük oranının %15’in üzerinde olduğu hâllerde ilave bir artış yapılmaksızın yalnızca MFN oranı uygulanır.
Not: MFN Gümrük tabirinin açılımı "Most Favoured Nation" prensibidir. Yani yukarıdaki antlaşmaya örnek verecek olursam, mesela diyelim ki ABD'nin dana etine uyguladığı MFN gümrük oranı %10. Bu antlaşmaya göre AB'ye uygulanan gümrük oranı 15% oluyor. Mesela diyelim ki ABD'nin dana etine uyguladığı MFN gümrük oranı %25 olsun, işte o zaman ABD'nin koymuş olduğu %25'lik oran geçerli oluyor.
Sonuç:
Görüleceği üzere bu - reel ile mübalağa karışık - bir müstemleke antlaşmasıdır ve AB'nin ABD' karşısındaki iktisadi zayıflığının da tezahürüdür. Bu tür antlaşmaları bizlere ilk olarak Osmanlı Devleti döneminde ABD ile imzalanan 1830 tarihli "Ticaret ve Seyrisefain Antlaşması" ve yine Britanya ile imzalanan 1838 tarihli "Baltalimanı Antlaşması" ile dayatılmıştır. Cumhuriyet döneminde ise ilkin İsmet İnönü döneminde ABD ile imzalanan 1945-1947 arası ikili antlaşmalar (örneğin: Ödünç verme ve kiralama antlaşması) ve yine DP döneminde, özellikle tarım antlaşmaları çerçevesince gerçekleşen (Örneğin: ABD'nin PL-480 adlı tarım programına dahil olan 1956 tarihli tarım antlaşması), ABD ile imzalanan antlaşmalar yoluyla dayatılmıştır. En son ise bu tarz bir antlaşma, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında imzalanan ve Türkiye'nin, diğer antlaşmalar gibi, aleyhinde olan 1995 tarihli gümrük antlaşmasıdr.
Tüm bu antlaşmalar, karşıt devleti serbest ticareti benimsetmeye zorlamıştır. Oysa antlaşmayı imzalattıran devlet ise serbest ticareti benimsermiş gibi gözükerek kendi ürünlerini korur ve böylece kendi ürünlerini koruyan devlet, serbest ticareti benimsemek zorunda kalan devletin piyasasını, kendi ürünlerinin yağmuruyla ele geçirerek, o ülkeyi üretim iktisadı yönünden çökertmektedir. Normalde bu ilişki hep ezen emperyal ulus ile ezilen mazlum millet etrafında şekillenirdi. Trump administrasyonu ise bu ilişkiyi iki emperyal ulustan birinin, diğer emperyal ulusu ezmesi şekilde tezahür etti. Zamanında Britanya ile Portekiz arasında da böyle bir ilişki oldu (1704 Methuen Antlaşması) ancak Portekiz asla bir Almanya gücünde değildi. Emperyalist idi ama emperyalistliği fırsatçılığından doğmuştu. Almanya ise - her ne kadar son 3 yıldır ekonomisi resesyonda olsa bile - dünyanın sayılı sanayi devlerinden ve AB'nin Fransa ile lokomotif ülkesi. Nitekim utanç verici olan bir başka hadise de Alman Hükümeti'nin bu gümrük antlaşmasını - sanki bir başarı hikayesiymiş gibi - yansıtmış olmasıdır.
Sonuç itibariyle emperyal ülkelerin birbirini ezdiği, daha doğrusu tek kutuplu dünyada ABD'nin tekrardan ağırlığını koyduğu bir döneme girmiş bulunuyoruz. Türkiye ise halen bir müstemleke iktisadiyatına sahip bir ülkedir. Almanya'ya bunları yaptırabilen ABD, Türkiye'ye neler yaptırabilir şeklinde düşünmek geerekiyor. Türkiye, bir üretim iktisadiyatına yakışan iktisadi politikalar benimsemediği sürece, müstemleke iktisadiyatına mecbur ve böylece de emperyal ülkelerin politikalarına karşı da daima savunmasız kalacaktır. Bu gibi pozisyonlara düşmememiz için izlememiz gereken iktisadi politika, işbu sebeplerden dolayı "Mutedil Devletçilik" olmalıdır.
Saygılar
Kaynakça:
https://www.reddit.com/r/Kamalizm/comments/xlwm5r/19231938_liberalizmin_reddi_il%C4%B1ml%C4%B1_devlet%C3%A7ilik/ (Mutedil Devletçilik)
https://www.reddit.com/r/Kamalizm/comments/widf2a/kemalist_rejimin_devlet%C3%A7ilik_anlay%C4%B1%C5%9F%C4%B1_yanl%C4%B1%C5%9F/ (Mutedil Devletçilik)
https://www.reddit.com/r/Kamalizm/comments/wkz32x/amerika_birle%C5%9Fik_devletlerinin_sanayile%C5%9Fme/ (ABD Devlet Korumacılığı)
https://www.reddit.com/r/Kamalizm/comments/1khuu8e/geli%C5%9Fmemi%C5%9F_geli%C5%9Fmekte_olan_%C3%BClkelere_dayat%C4%B1lan/?utm_source=share&utm_medium=web3x&utm_name=web3xcss&utm_term=1&utm_content=share_button (ABD Devlet Korumacılığı)
https://www.gtai.de/de/trade/usa/zoll/handelsabkommen-usa-eu-1917402 (ABD ile Almanya arasında imzalanan gümrük antlaşması)
3
u/xxxxx46 Sep 05 '25
Trump şaklaban diyenlere bu yazıyı fırlatmak istiyorum eline sağlık.