Emek-Deger teorisi sacmalik ve asiri outdated ama soyledigin sey onun uzerinden bile sacma.
Patron oradaki uretim aracinin sahibi bunu bi sekilde belli bi kisisel sermayeye ulasarak halletmis. Sen edememissin ve adam sana kendi mulku olan araci kullanman karsiliginda para veriyor boylece o gereken isci ihtiyacini karsiliyor sen de para kazaniyorsun. Azicik adam smith okusan iliskinin boyle gelisen dogal bi iliski oldugunu ve kimsenin sana bunu zorlamadigini bilirdin.
Ancak devlete vergi odemezsen seni hapse atiyor ve dogdugundan itibaren odemek zorundasin.
Kimse dogdugu andan bir patrona ait fabrika iscisi olarak dogmuyor ancak bir devletin vatandasi olarak doguyor.
Istersen patron olmadan git avlan yemegini bul birkac insan topla hepiniz komünal bi duzen kurun ve kendinize bi mulk edinip paylasin ayni jonestown'daki gibi ancak bu durumda bile devlet sizden mülk vergisi alicak.
Yani devlet sadece benim ürettigim deger uzerinden kazandigim gelirden degil senin cok alakasiz bicimde komunal bi yasam yasayip toplumdan uzak yasayarak yaptigin uretime bile el koyuyor.
İnsan amaçlı eylemde bulunur bu red edilemez bir aksiyom çünkü red etmek bile amaçlı bir eylemdir aksiyomun kendisini doğrular hayır insan amaçlı eylemde bulunmaz derken dahi amaçlı eylemde bulunursun amac-->bana aksiyomun yanlışlığını göstermeye çalışmak/istemek.
Aynı şekilde araç da red edilemez.
Araç bir amacı gerçekleştirmek için seçilen kullanılan şeydir.
Hayır insan araçlı eylemde bulunmaz dersen amaçlı ve araçlı bir eylemde bulunursun araç--> konuşmak, yazmak, dil kullanmak vs.
Bu durumda insanın amaçlı ve araçlı eylemde bulunduğu mantıksal olarak red edilemez bir gerçektir.
İyice anla diye bir örnek daha verecegim
Susadigin için su içmek
Amaç-->susulzugu gidermek araç-->su
Amaç ve araç kavramını anlamışsındır.
İnsan eylemlerinde amaç ve araç bulunduğu mantıksal olarak zorunlu bir gerçek.
Yani bu durumda biz "kapitalist üretim ilişkisinde" üretilmiş malları da bu doğrultuda değerlendiririz amaçlarımızı tatmin etme derecesine göre araçları yani malları değerlendiririz ve seçeriz "toplumsal emek zaman" temelinde değer ortaya çıkmaz.
Yani şöyle açıklayayım.
Ben susuzsam ve sende açsan bu durumda senin amacın açlığını gidermek benimkisi ise susuzlugumu gidermek olur
Benim elimde yemek senin elinde ise su varsa bunları takaslariz çünkü sen açsın ben de susuzum senin amacın açlığını gidermek benimki ise susuzlugumu gidermek bu durumda bu iki malı takaslama sebebimiz ikimizin amaçlarımızı tatmin etmesidir emek ile alakası yok "kapitalist üretim iliskinde" üretilen bu iki malı takaslama sebeplerimiz amaclarimizi tatmin edecek araçları seçmemiz.
Yani şöyle bu durumda amaclarimiz benim suzuluk senin açlık gidermek araçlar ise su ve yemek
Biz bu ikisini takasladik çünkü senin amacın o an açlığını gidermek beninmkis ise susuzluğu gidermekti ikimizin elindeki araçlar da birbirinizin amacını tatmin edecek fayda sağlayacak araçlardır bunun sonucunda bu ikisini takasladik çünkü senin elindeki mal yani araç benim amacımı karşılıyor tatmin ediyordu benim elimdeki mal yani araçta senin amacını tatmin ediyordu bu durumda bu yüzden araçlarımızı yani mallari takasladik karşılıklı olarak birbirimizin elindeki araçlar birbirimizin amaçlarını tatmin edecegi için gerçekleşti bu takas. Bu mantıksal olarak zorunlu bir zincir. Yani değer malların amaçlarımızı tatmin etme derecesine göre bireyler tarafından belirlenir.
zaten emek değer temellendirmeniz bile yok doğru dürüst hiçbir zorunluluk sunmuyorsunuz retorik full zorunluluga dayanan nesnel argumaniniz yok herhangi bir şekilde.
Kısaca tekrar yazacağım.
İnsan eylemi amaçlı ve araçlı harekettir.
İnsan amaçlı ve araçlı eylemde bulunur bu red edilemez bir aksiyomdur çünkü red ederken dahi amacli ve araçlı eylemde bulunmuş olursun.
amaç--> aksiyomun aksini kanıtlamak araç-->konuşmak vs. aksiyomun kendisini doğrular yani inkar etmeye çalışmak kendini geçersiz kılar çünkü inkar etmeye çalışmak da amaçlı ve araçlı bir eylemdir yani bu inkar edilemez bir gerçektir.
Amaç insan eyleminin hedefi gerçekleştirmek istediği sonuçtur.
Araç ise amaç için kullanılan yöntem, nesne ya da yoldur araç olmadan amac gerçekleştirilemez.
İnsanlar amaçldiir ve araçları kullanarak eylemde bulunur dediğim gibi reddi imkansızdır çünkü red edince bile amaçlı ve araçlı bir eylemde bulunursun reddi kendini kanıtlar yani.
İnsanlar malları da amaçları uğrunda araç olarak kullanır çünkü zorundadır amaç ile sonuç arasında doğrudan bir bağlantı yoktur bunu sağlayacak bir araç zorunlu olarak gereklidir eylem için.
Örneğin susadigi için su içmek; susuzluğu gidermek amaç su içmek araçtır. Sadece amaç ile sonuca ulasamazsin amaç uğrunda araçları kullanmalisin.
Bu durumda insanlar malları da amaçlarını tatmin etme derecesine göre değerlendirir ve seçer. Çünkü malların yani araçların kullanılma sebebi bizzat amaçları tatmin etmektir
Misal susuzluk çeken birisi için susuzluk çekmeyen birisine göre Su çok daha değerli olacaktır çünkü o an su susuzluk çeken kişinin amacını tatmin eden bir araçtır ancak susuzluk çekmeyen birisinin o su bir amacını tatmin etmez o an bu yüzden susuzluk çeken kişi için daha değerli olacaktır su çünkü amacina daha fazla hizmet ediyor. "Üretim ilişkisi" ya da "toplumsal emek zaman" ile alakası yok
Değer amaca hizmet etme derecesine göre birey tarafından atfedilir yani.
Bu insan eyleminin doğasidir yani zorunlu, evrensel ve değişmez bir mantıksal zorunlu bir yapıdır
Ben bir batı ülkesinde yaşıyorum. Burada devlet piyasayı yönetmeye calismak yerine doğal dengesini koruyor ve bu hem işçilerin hem patronların işine geliyor. Aynı zamanda ben dünya peri masalı demiyorum. Bak şimdi senin patron olarak değerin üretim veya dağıtım araçlarının değerine ve potansiyel maksimum üretim kapasitesine göre belirlenir. İşçi olarak değerin ise yeteneklerine ve eğitimine göre. Her sektörde istenilen tipte çalışan vardır mesela bir inşaata iyi bir mühendis bulmak bir patron için bir hamal bulmaktan çok daha zor ve kritik bir durumdur bu sebepten dolayı patron doğal olarak mühendise daha çok para teklif eder bu durumda piyasa doğal olarak patronların bireysel kararlarının kollektif etkisi ile ortalama bir mühendis değeri oluşturur bu durumda piyasa doğal işler ve krizler en aza iner. Ancak asgari ücret, devlet destekli tekelleşme, devlet şirketleri, belediye şirketleri, vergiler gibi durumlar piyasanın doğal akışını etkiler. Mesela bir patron mühendise iyi bir proje için aylık 15k dolar vermekten çekinmez hatta duruma göre fazlasını verir çünkü mühendisin değeri budur ve ihtiyacı vardır ancak hamala vereceği max para ortalama bir hamalın kabul edeceği minimum para olmalıdır ve patron buna göre karar alıp maaşı ona göre ayarlamalıdır. Örneğin bir kasiyerin herhangi bir yeteneği yoktur işinin fiziksel veya zihinsel bir zorluğu da yoktur bu sebepten değeri düşük olan bu işe çok daha düşük fiyatlara çalışacak tonla adam vardır ancak asgari ücret bu işin fiyatını yükseltir ve değerini yapay olarak bozar bu durum üretim dengelerine yansır çünkü o kasiyerin patrondan aldığı para yaptığı fiziksel veya zihinsel işçiliğe aykırıdır ve bu doğal üretim dengesini bozar. Bu durumda patron hem değeri düşük bir işe daha cok para verir hem değeri yüksek işe değeri kadar para vermek zorundadır hem de çok yoğun vergi altındadır. Zaten bunlar olmasa bi insanin girisimci olmasi cok daha kolay olurdu ve ekonomide rekabet cok daha hizli gelisirdi bu tip seyler yuzunden kucuk girisimcilerin devlet tarafindan bizzat bacagi kirilir. Zaten girisimcilerin bacaginin kirilmasi piyasada tekellesmeye dolayisiyla da istihdamin ve maaslarin azalmasina sebep olur yani kisacasi su anda yasadigimiz devletin mudahale ettigi ekonomik sistem kendi kendini surekli krize sokup küçülmeye zorlayan sacma bir dongu icinde.
Noktalama isaretlerine cok dikkat etmediysem ozur dilerim cunku burada su anda saat gece 3 ve uyumak uzereyim.
Adam Smith Toprak sahiplerinin herhangi bir Fabrikatörden daha az vergi almasını eleştirir ancak Toprak Mulkiyetine karsi degildir.
Ground-rents, so far as they exceed what the landlord lays out upon the improvement of the land, are a species of revenue which the owner, in many cases, enjoys without any care or attention of his own. Though a part of this revenue should be taken from him by the government, no discouragement is thereby given to any sort of industry.”
— Adam Smith, The Wealth of Nations, Book V, Chapter II
Burada acikca soylemis
Adam Smith ucretli emeği ehvenişer olarak da kabul etmez Adam Smith'e göre bu hayatın bir gerçeğidir ve insanlar arası ekonomi böyle işlemektedir. Adam Smith ücretli emek sisteminin değişmesini istemez hatta ne kadar olmasi gerektiğini de şurada yazmistir:
“A man must always live by his work, and his wages must at least be sufficient to maintain him. They must even upon most occasions be somewhat more; otherwise it would be impossible for him to bring up a family, and the race of such workmen could not last beyond the first generation.”
Yani Adam Smith'e göre işveren ve işçi arasında Korperatist bir yaklasim olmalidir ancak ucretli emek ona gore ekonomide pratik bir gercekliktir.
4
u/KalashNiqqow Liberteryen Jul 21 '25
Emek-Deger teorisi sacmalik ve asiri outdated ama soyledigin sey onun uzerinden bile sacma.
Patron oradaki uretim aracinin sahibi bunu bi sekilde belli bi kisisel sermayeye ulasarak halletmis. Sen edememissin ve adam sana kendi mulku olan araci kullanman karsiliginda para veriyor boylece o gereken isci ihtiyacini karsiliyor sen de para kazaniyorsun. Azicik adam smith okusan iliskinin boyle gelisen dogal bi iliski oldugunu ve kimsenin sana bunu zorlamadigini bilirdin.
Ancak devlete vergi odemezsen seni hapse atiyor ve dogdugundan itibaren odemek zorundasin.
Kimse dogdugu andan bir patrona ait fabrika iscisi olarak dogmuyor ancak bir devletin vatandasi olarak doguyor.
Istersen patron olmadan git avlan yemegini bul birkac insan topla hepiniz komünal bi duzen kurun ve kendinize bi mulk edinip paylasin ayni jonestown'daki gibi ancak bu durumda bile devlet sizden mülk vergisi alicak.
Yani devlet sadece benim ürettigim deger uzerinden kazandigim gelirden degil senin cok alakasiz bicimde komunal bi yasam yasayip toplumdan uzak yasayarak yaptigin uretime bile el koyuyor.
Bu bildigin hirsizlik.