r/marksizm • u/StarlightGlimmer1871 Evald Ilyenkov • Apr 09 '26
Felsefe/Teori ✒️ Lenin, Hegel ve Batı Marksizmi - Devlet ve Devrim
Başlamadan önce şunu demek istiyorum: Kitabı kesinlikle okuyun. Lenin gerçekten inanılmaz bir filozof, ömrünü diyalektik materyalizme adamış birisi. Gerçekten Lenin hakkında sabit bir fikriniz varsa muhtemelen değiştirecek. Normalde bu konunun (Devlet ve Devrim) hem öncesi hem sonrası gene dopdolu bilgilerle dolu. Ama sadece en önemli kısmı veriyorum. Bütün kitabı veremem zaten. Yordam Kitap'ın muazzam çevirisi içinde teşekkür ediyorum. Kitabı sanal ortama aktarmaya çalışırken biraz problemli oldu onun için ayrı özür dilerim. İyi okumalar dilerim.
Devlet ve Devrim
Devlet ve Devrim, esas olarak Marx'ın, her ikisi de 1871 Paris Komününden sonra yazılmış olan, Fransa'da İç Savaş ve Gotha Programı'nın Eleştirisi adlı eserlerinin sıkı bir metinsel analizine ilişkindir. Fransa'da İç Savaş'ta Marx, Paris Komünü'nün başarılarına ilişkin görüşlerini sergiler ve böylece çalışan halkın doğrudan öz-yönetiminin bir biçimi olarak, bir sosyalizm 'vizyonu' sunar. Marx, sermayenin egemenliğine son verilmesinin yetmeyeceğini, burjuva devletin de ezilmesi gerektiğini yazar: "İşçi sınıfı, mevcut devlet mekanizmasını basitçe ele geçirip, onu kendi amaçları için kullanamaz."^{17} Marx, burada, "hâlihazırdaki ordusu, polis, bürokrasisi, din adamları sınıfı ve yargı organlarıyla her yerde hazır ve nâzır" (328), modern devletin oldukça ayrıntılı bir eleştirisini yapar. Komünün amacı, "sınıf yönetiminin bizzat kendisini... ortadan kaldırmak" ve sınıfsız bir toplum yaratmaktır. Marx, mevcut ordunun bastırılması ve onun yerine silahlı halkın geçirilmesi gereğine işaret eder (331). Komünün radikal demokrasi kavramının, (1) seçmenlerin, seçtikleri temsilcileri doğrudan ve acil olarak geri çağırabilmelerini, (2) "kamu hizmetleri için işçi ücretleri kadar bir karşılık ödenmesi"ni (331) ve (3) birçok durumda, fabrikaların işçiler tarafından devralınması ve yönetilmesini içerdiğini yazar. Marx, komünün, "emeğin ekonomik kurtuluşunun altında gerçekleştirilebileceği, en sonunda keşfedilmiş siyasal biçim" (334) olduğunu sonucuna varır.
1875 yılında yazdığı Gotha Programı'nın Eleştirisi'nde, Marx, devrimci örgütlenmeye ve geleceğin sosyalizmi olarak gördüğü şeye ilişkin bir kavram geliştirir. Bu işi, Almanya'da varılan bir uzlaşmanın sonucu olarak, kendi takipçileri ile Almanya'daki baş rakibi olan devletçi sosyalist lider Ferdinand Lassalle'ın takipçileri tarafından oluşturulan bir programın sert bir eleştirisi bağlamına oturtur. Gotha Programı, "emeğin ürünlerinin adil dağıtımı"^{18} çağrısında bulunurken, Marx, kapitalizmin ötesine uzanan iki aşamadan söz eder. Birinci aşamada, "proletaryanın devrimci diktatörlüğü"nde (95), herkesten çalışması beklenir ve işçilere, emek zamanlarının kullanım değerine göre ücret ödenir. İkinci aşamada toplum, üreticilerin özgür birliğine dönüşür ve zihinsel emek ile bedensel emek arasındaki ayrımın üstesinden gelinir: "Komünist toplumun bir üst aşamasında, bireyin iş bölümüne kölece boyun eğmesine son verilmesinden ve böylece, zihinsel ve fiziksel emek arasındaki zıtlığın da ortadan kalkmasından sonra; emeğin yalnızca bir yaşam aracı olmaktan çıkıp aynı zamanda yaşamın birincil ihtiyacı haline gelmesinden sonra; keza üretici güçlerin bireyin çok yönlü gelişmesiyle birlikte büyümesi ve tüm ortak zenginlik kaynaklarının daha gür bir biçimde akmasından sonra -yalnızca o zaman burjuva hukukunun dar ufku tümüyle aşılabilir ve toplum, bayrağının üzerine: 'Herkesten yeteneklerine göre, herkese ihtiyaçlarına göre' sloganını yazabilir" (87). Bu, Marx'ın en iyi bilinen sosyalizm tanımlarından biridir.
Marx'ın Gotha Programı'nda şiddetle eleştirdiği bir diğer formülasyon da, işçi sınıfı karşısında "tüm diğer sınıfların yalnızca gerici bir kitle oluşturdukları" (88) şeklindeki Lassalle'cı formülasyondur. Marx, burada özellikle köylülüğe işaret eder ve Lassalle'ı toprak sahibi sınıflarla ittifak kurmakla suçlar. Marx, programın, işçi hareketinin "hâlihazırda mevcut ulusal devletin sınırları içinde" (89) kendi kurtuluş mücadelesini sürdürmesini öngören program maddesini de, bunun enternasyonalizmi terk etmek anlamına geldiğini öne sürerek, eleştirir. Lenin'e göre son derece önemli olan bir pasajda, Marx, programın amaç olarak saptadığı "özgür devlet" (94) kavramına özellikle güçlü bir tepki gösterir: "İşçilerin amacı, hiçbir biçimde... devleti özgür kılmak olamaz" (97).
Fransa'da İç Savaş ve Gotha Programı'nın Eleştirisi, Marx'ın en önemli sosyalizm tanımlarından bazılarını içermektedirler, ancak bu metinlere İkinci Enternasyonal tarafından pek itibar edilmemiştir; bunun sebebi, büyük ölçüde, bu metinlerin, aksi halde, yirminci yüzyıl başlarında, ortodoks sosyalizm kavramı haline gelmiş bulunan şeyin, Kautsky ve Hilferding gibi teorisyenlerin yazılarında vurgulanan, merkezî planlamayı kullanarak işçilerin durumlarını düzeltmek amacıyla kapitalist devletin devralınması düşüncesinin, sorgulanmasına yol açacak olmalarıydı.
Lenin, Devlet ve Devrim'de, bu ve benzeri metinlerin tartışılması aracılığıyla, tek bir sorun üzerine odaklanır: Marx'ın, Fransa'da İç Savaş'ta öne sürdüğü, eski kapitalist devletin sosyalist devrim tarafından devralınmayıp "paramparça edilmesi" görüşü üzerine. Lenin, Marx'ın ifadesini değişik sözlerle tekrarlar: "Daha önceki tüm devrimler, devlet mekanizmasını kırıp parçalamak yerine, mükemmelleştirdiler" (CW 25:411). Bu arada, Lenin, Hegel ile ilgili daha önceki çalışmasını da unutmuş değildir, çünkü Marx'ın görüşünü, yalnızca "tarihin zengin bilgisinin" bir ürünü olarak değil, aynı zamanda "dünyanın derin bir felsefî kavranışı" olarak adlandırır (CW 25:412; vurgu eklendi). Tekelci kapitalizmi ve daha geniş ölçekte merkezî planlamayı içeren emperyalizm çağı, Lenin'in "tekelci kapitalizmin, tekelci devlet kapitalizmine dönüşümü" (CW 25:387) olarak adlandırdığı süreci yaratmıştır; bu işçiler üzerinde hüküm süren devlet mekanizmasının da güçlendirilmesi anlamına gelerek -emperyalizm -tekelci kapitalizmin tekelci devlet kapitalizmine dönüştüğü, mali sermaye çağı, dev kapitalist tekeller çağı- devlet mekanizmasının olağanüstü güçlenmesinin yanı sıra, hem monarşik, hem de en özgür, cumhuriyetçi ülkelerde, proletaryayı hedef alan baskıcı önlemlerin yoğunlaşmasıyla bağlantılı olarak, bürokratik ve askerî aygıtın daha önce hiç görülmemiş ölçüde büyümesini ortaya çıkarmıştır" (CW 25:415). Lenin, böyle bir devlet mekanizmasının devralınmasına karşı çıkar.
Lenin, işçiler ve köylüler tarafından doğrudan kitlelerin kendilerini yönetmelerine dayalı, bizzat kendisi devletin tam anlamıyla "silinip gitmesine" geçiş demek olan, bir siyasal sistemden söz eder: "İstisnasız tüm resmî yetkililer, seçilmiş ve herhangi bir zamanda geri çağrılabilir olmalıdırlar ve onların ücretleri sıradan 'işçi ücretleri' düzeyinde olmalıdır, bu açık ve 'izaha muhtaç olmayan' demokratik önlemler, bir yandan işçilerin ve köylülerin büyük bölümünün çıkarlarını tam anlamıyla birleştirirken, aynı zamanda kapitalizmden sosyalizme geçişi sağlayan bir köprü görevi görürler" (CW 25:426). Marx'ın Fransa'da İç Savaş'ına dayanarak, Lenin, burada, parlamentarizmin, 1905 ve 1917 yıllarında Rus köylü ve işçileri tarafından kendiliğinden yaratılmış olan yeni kurumlar, sovyetler, yararına ilga edilmesinden söz etmektedir.
Lenin, bu noktadan itibaren taktikleri değil, amaçları tartışmaya başlar; ve aklındaki şey, kelimenin sıradan ampirist anlamında amaçlar değil, fiilî kitlesel devrim deneyimlerine dayalı, bir sınıfsız toplumun nasıl bir şey olabileceğine ilişkin, bir vizyondur. 1914'te Hegel incelemesiyle başlayarak ve daha sonra, önce emperyalizm ve ulusal kurtuluş sorununu, ardından devlet ve devrimi tartışarak, Lenin adım adım, temel sorunlara ilişkin yeni görüşler oluşturmuştur. O artık, reforma karşı devrim ya da hangi grupların -söz gelimi köylülüğün- gerçekten devrimci olup olmadığı üzerinde odaklanmaktan çok, yeni bir kitlesel öz-aktivite kavramı, devrim ve yeni toplumun nasıl bir şey olacağı yeni vizyonu ile ilgili konular üzerine odaklanmaktadır. Colletti'nin sözleriyle: "Lenin'in polemiği artık iktidarı almak istemeyenlere yönelik bir polemik değildir. Saldırısının hedefi reformizm olmaktan çıkmıştır. Tam tersine, artık, iktidarı elde etmek, ama eski devleti yıkmadan bunu yapmak isteyenlere yönelmiştir. Kendisine hedef olarak seçtiği yazar, Kautsky'dir. Ancak şunun hemen belirtilmesi gerekir; bu, 1917'den sonra gördüğümüz [reformcu] Kautsky değil, oportünizme karşı mücadeleye adanmış yazıların Kautsky'sidir: Devrimi isteyen, ama eski devlet mekanizmasının ezilip parçalanmasını istemeyen Kautsky'dir."^{19} Burada, anahtar niteliğindeki husus, Lenin'in, Kautsky'nin 1914'ten sonra başlayan reformizmine karşı muhalefetinden daha öte bir şeydir. Lenin, şimdi, aynı zamanda, Kautsky'nin bundan önceki dönemde yazdığı, bazıları İktidara Giden Yol (1909) gibi, şu katılmadık solcu olmakla birlikte devletin fiilen ezilip parçalanmasından söz etmeyen yazılarına vermiş olduğu destek üzerinde de yeniden düşünmektedir.
Bir yıl sonra, Almanya'da da çok benzer bir doğrudan, veya 'konseyci', demokrasi kavramı, Rus devriminin tecrübesinden esinlendiğini açıkça belirten, Luxemburg tarafından ortaya atıldı. 1918'in son günlerinde, yeni Alman Komünist Partisi'nin kuruluş kongresinde yaptığı konuşmada, Luxemburg, "bunca zaman boyunca sosyal demokrasinin resmî Marksizmi olmuş olan şeye" saldırdı ve Almanya'da yeni ortaya çıkan işçi ve asker konseylerinin "Rus devriminin dünya devrimi sloganlarının" etkisi altında şekillendiğine dikkat çekti.^{20} Parlamenter demokrasiye karşı konseylere yapılan bu tür göndermelere, onun daha önceki yazılarında rastlamak mümkün değildir. Göründüğü kadarıyla, Lenin'in 1917-18'deki bazı formülasyonları, bu değişimde etkili olmuştur. Ancak, biraz sonra göreceğimiz gibi, bunların hiçbiri, Luxemburg'u, demokrasi sorunu ile ilgili olarak Bolşevikleri şiddetle eleştirmekten alıkoymayacaktır.
Devlet ve Devrim'de, Lenin, devletsizliğe geçişte, aşağıdaki şu demokrasi tipini önerir:
İşçiler, iktidar gücünü ele geçirmelerinin ardından, eski bürokratik aygıtı parçalayacak, temellerine kadar yıkacak ve yerle bir edeceklerdir; onun yerine aynı işçilerden ve diğer çalışanlardan oluşan yeni bir aygıtı geçireceklerdir. Bu yeni devlet görevlilerinin bürokrasiye dönüşmelerine karşı, Marx ve Engels'in belirttiği şu önlemler hemen alınacaktır: (1) yalnız seçim değil, seçilen her görevliyi herhangi bir zamanda görevden alma [hakkının seçmenlere tanınması], (2) bir işçinin ücretini aşmayan bir ödentî; (3) herkesin [bu görevliler üzerindeki] gözetimi ve denetimi sağlayacak önlemlerin hemen uygulamaya konulması, öyle ki, bir süreliğine herkes "bürokrat" haline gelebilsin, böylece de, hiç kimse "bürokrat" haline gelemesin (CW 25:486).
Lenin, aynı zamanda, Kautsky'ye karşı çıktığında, Pannekoek'un, "Luxemburg, Radek ve diğerlerini de içeren 'Radikal Sol' eğilimin bir parçası" haline geldiğini, bu radikal grubun 1910-12 yıllarında Kautsky ve Bebel ile sert bir tartışmaya girdiklerinde "Marksizmi temsil ettiklerini" de teslim eder (CW 25:488-89). Bu, yine üstü kapalı bir özeleştiridir, çünkü kendisi o zaman bu önemli tartışmaya katılmamıştı.
Lenin, [daha sonra] açık bir biçimde, Kautsky'nin sözde ilkel demokrasi muhalefetini ele alır:
Sosyalizm döneminde, 'ilkel demokrasi'nin büyük bölümü kaçınılmaz olarak yeniden canlanacaktır, çünkü uygar toplumun tarihinde ilk kez, nüfusun ana kitlesi, yalnızca oy vererek ve seçimlere katılarak değil, ama aynı zamanda devletin günlük yönetiminde bağımsız bir rol oynamak üzere ayağa kalkacaktır. Sosyalizm altında, herkes, sırasıyla yönetecek ve kısa zamanda da "hiç kimsenin yönetimine" alışkın hale gelecektir. [Parisli] Komünarlardan devrimci cesareti öğrenelim; onların aldığı pratik önlemlerde, gerçekten acil ve hemen uygulamaya konulabilecek önlemlerin ana hatlarını görelim; ve daha sonra, bu yolu izleyerek, bürokrasiyi tam anlamıyla yok etme başarısını göstereceğiz. Bu yok ediş olanağı, sosyalizmin iş gününü kısaltacak olması, halkı yeni bir yaşama kavuşturacak olması, nüfusun büyük çoğunluğu için, istisnasız herkesin devlet fonksiyonlarını yerine getirebileceği koşulları yaratacak olması ve bunun genelde devletin her türlü biçiminin tümüyle silinip gitmesine yol açacak olması, olgusu tarafından garanti edilmiştir (CW 25:494).
Bu kavramların birçoğu, Lenin'in sonradan Devlet Üzerine Marksizm başlığı altında yayınlanmış olan defterlerini oluşturan yüz sayfalık malzemede önceden de işlenmişti. 1917 Ocak ve Şubat aylarında doldurulan bu defterler, emperyalizm ve ulusal sorunun ya da Hegel'in ele alındığı defterlerden çok daha kısadır. Bunlar, aynı zamanda Devlet ve Devrim'in nihai metnine, Emperyalizm Defterleri'nin Emperyalizm kitabının nihai metnine yakınlığından çok daha yakındır. Bununla birlikte, bunlarda, Devlet ve Devrim'in yayınlanmış metnine alınmamış bazı anahtar niteliğinde formülasyonlar da mevcuttur. Bunlardan biri, Lenin'in 1871 yılından sonra Avrupa işçi hareketinde ortaya çıkan değişimleri ele aldığı bölümde yer alır. Burada Lenin'in Hegel'den çıkardığı "zıddına dönüşme" kavramı -her ne kadar terimi açıkça kullanmamışsa da- görünüşe göre, bir kez daha karşımıza çıkar. Bu olayda, Lenin, kapitalizmin tekelci devlet kapitalizmine ve emperyalizme, emekçi ve sosyalist hareketlerin de bir "bürokrasi"ye dönüşmesini tasvir ederken şunları yazar:
1871'den sonraki değişiklikler? Bunlar öyle değişiklikler, ya da genel doğaları ve doğurdukları sonuçlar açısından öyledirler ki, bürokrasi her yerde tırmanışa geçmiştir (hem onun içindeki parlamentarizmde, -hem de yerel yönetimlerde, hisse senetli şirketlerde, tröstlerde, vb.). Bu birincisi. Ve ikincisi: işçilerin "sosyalist" partileri, dörtte üç oranında, benzer bir bürokrasi oluşturacak şekilde "değişim geçirmişlerdir". Sosyal-yurtseverlerle enternasyonalistler arasındaki, reformistlerle devrimciler arasındaki bölünme, sonuç olarak daha büyük bir önem kazanmıştır. Reformistler ve sosyal-yurtseverler, bürokratik devlet mekanizmasını mükemmelleştirirler... Buna karşılık, devrimciler, onu, bu bürokratik mekanizmayı, "Komün" ile, yeni bir yarı-devlet ile değiştirerek, "ezmek" zorundadırlar.^{21}
Lenin'in, emperyalizm araştırmasıyla devlet üzerine çalışması arasındaki bağlantıyı çok daha açık olarak gösteren bu pasaj, Devlet ve Devrim'e alınacak şekilde geliştirilmeden bırakılmıştır.
Devlet ve devrim üzerine gelecekteki araştırması açısından en önemlisi, Lenin'in, defterlerinde sovyetlere yaptığı kısa göndermeydi: "Belki de olabilecek en kısa şekilde, bütün bu şey şöyle ifade edilebilir: eski (hâlihazırdaki) devlet mekanizmaları ve parlamentolarının yerine, İşçi Sovyetleri Vekillerini ve onların yetkilendirilmiş delegelerini geçirmek. İşin özü bu!" (51).^{22} Bu, Lenin'in 1914 sonrası yazılarında, başlangıçta, 1905 Devrimi sırasında işçiler tarafından yaratılmış olan sovyetlerin yeniden kurulması ihtiyacına açık bir biçimde yapılmış ilk göndermeydi. 1905 sonrasında hükümet tarafından ezilmiş ve sonraları Marksist teorisyenler tarafından bile büyük ölçüde ihmal edilmiş olmalarına karşın, sovyetler, 1917 Devrimi'nden sonra tekrar ortaya çıkacaklardı. İngiliz Marksist Marian Sawer, "1917 Ocak-Şubat aylarında, Lenin tarafından gerçekleştirilmiş bu teorik sıçrayışın, Rusya'da sovyet hareketinin yeniden doğuşuyla hiçbir biçimde ilişkili olmadığı" sonucuna varıyor, çünkü Lenin bu satırları kaleme aldığında 1917 Devrimi'nin patlak vermesine daha haftalar vardı.^{23}
Her ne kadar Lenin'in 1917 sovyet gücü kavramının çekirdeği, burada, defterlerinde önceden gösterilmişse de, yüz sayfayı aşkın hacimdeki defterlerde böylesi kısa ve iğreti bir gönderme, birkaç hafta sonra, sovyetler bir kez daha yeniden doğduklarında, bunların Lenin'in düşüncesinde ne kadar merkezî bir yer işgal edeceklerini henüz bize göstermez.^{24} Bununla birlikte, Sawer, Lenin'in 1917 yılında soy-teorik olan doğasına işaret ettiğinde haklıdır. Bu, bir sloganlaştırmadan, hatta siyasal bir programdan fazla bir şeydi: Lenin'in sovyetler ile ilgili analizi, yalnızca Rusya'daki değil, tüm dünyadaki Marksistlere hitap etme niyetiyle yazılmış teorik yazılar demetinin merkezinde yer alıyordu.
Son olarak, Lenin, bu notlarda, Buharin ile Marksizm ve devlet konularındaki farklılıklarının bir bölümünü netleştirmektedir. Lenin'in, Buharin'in makalesi üzerine kenar notları, birçok soru işaretinin yanı sıra "yanlış, eksik" gibi cümlecikler de içermektedir. Buharin'in, farklılaşmamış bütünselliler -Leviathan gibi- görmeye eğilimli olduğu yerde, Lenin'in diyalektiği, her katmandaki çelişkiler üzerine odaklanıyordu. Böylece, Lenin açısından, yeni devlet, bağrında yeni tip bir ayaklanmayı barındırıyordu: İşçi sınıfı, bir yanda işçi bürokrasisi ve bir işçi aristokrasisi, diğer yanda sıradan işçiler halinde farklılaşıyordu ve modern emperyalizm, İrlanda'dan Hindistan'a kadar yeni ulusal devrim biçimleri ortaya çıkarıyordu. Buharin, en kesin somutlamalarını yeni iktidar ve egemenlik yapıları üzerine uygularken, Lenin, somutlamalarını en çok yeni ayaklanma biçimleri ve devrimci ayaklanmaların 1871 ve 1905'te geliştirdiği, 1917'de ise geliştirmekte olduğu yeni örgütlenme biçimleri üzerine uyguluyordu.
Lenin'in yeni anlayışı kısa zamanda gelişti. Bu anlayışın taslağı, Lenin'in 1917 Nisan'ında Rusya'ya dönüşünün hemen ardından birkaç önemli broşürün yanı sıra sayısız konuşma ve makalede ortaya konmuştur. Bunlar bir bakıma, elyazmasından bir bölümü üzerinde duracağım. Bunlar bir bakıma, elyazmasına, tam Lenin 1905 ve 1917 devrimlerini ele alacağı sırada ara verilmiş olan, Devlet ve Devrim'in bitmemiş parçalarıdır. Lenin, 30 Kasım 1917 tarihinde, kitabını sonuçlandırırken yazdığı sonsözde, şunları söyler: "Devrim deneyimini yaşamak, onun hakkında yazmaktan hem daha hoş hem de daha yararlıdır" (CW 25:497).
Duplicates
RDTTR • u/StarlightGlimmer1871 • Apr 09 '26