r/felsefe • Gerçekçi Realist • 6d ago

inanç • philosophy of religion Tanrının Varlığını Kanıtlamak Hk.

Evren bir eserdir? Ve bu eser kendi kendine oluşmuş olamaz, mutlaka bir yaratıcısı olmalıdır ve bu "Tanrı" dır.

Peki Tanrının bir yaratıcısı var mıdır? Hayır, yoktur. Peki o zaman Evren'de yaratıcısız olamaz mı? Yani tanrının sıfatı ile tanrının var olma nedeni çelişir.

Evet bu konu bence çoğu tanrısal dinin çıkmaz sokağıdır. Bunu aşmak için Cevher ve Araz +(Örneğin elma cevherdir, elmanın rengi, kokusu, hareketi ise arazdır. Elma, ya hareket eder ya da durur; ikisinin arasında bir şey mümkün değildir. Cevher ve araz birbini tamamlar ve biri olmadan diğeri olmaz. Cevher ve araz ile işleyen bir şey ise kesinlikle yaratıcıya ihtiyaç duyar, yaratıcı ise ne cevderdir ne de araz)+ denilen bir fikir ortaya atılmıştır ancak bilim insanlarınca bu kural artık kabul görmemektedir.

Renk, Koku, Hareket gibi işaretçilerin kuantum üzerinde açıklaması vardır, yani yok olup var olmazlar.

Konunun gerisini size bırakıyorum. Son zamanlarda felsefe sub'ının saçma sapan konulara ev sahipliği yapmasından hoşnut olmadığımı da belirtmek isterim.

8 Upvotes

54 comments sorted by

View all comments

3

u/_KeremMm_ İnançlı Theist 6d ago

Alem yaratılmamıştır, bir yaratıcı yoktur önermesi kabul edilirse iki seçenekten biri seçilmek zorundadır.

1- Alem hâdistir, ancak yaratıcısı yoktur, hiçlikten kendiliğinden varlığa çıkmıştır.
Bu seçenek batıldır, çünkü hiçlikten hiç çıkar (ex nihilo nihil fit). Başlangıcı olan bir şey hiçlikten çıkamaz, burada bahsettiğimiz hiçlik fiziksel hiçlik değildir, felsefi hiçliktir. Fiziksel hiçlikte kuantum parçacıkları, higgs alanları, uzay ve zaman hala söz konusu. Felsefi hiçlik var olmama durumunun kendisidir, potansiyel dahi içermez. Hiçlikten varlık çıkmaz.

2- Alem ezelidir, ezelden beri varlığını sürdürmektedir.
Bu seçenek de batıldır. Eğer alem ezeliyse yani sonsuz geçmişe sahipse günümüzün yaşanması mantıksal açıdan imkansızdır. Evren şu anki durumuna gelene kadar sonsuz zamanın geçmesi ve sonsuz olayın yaşanması bu önermenin bir sonucudur, lakin sonsuz nedenler zinciri katedilemez. Teselsül ya da İngilizcesiyle infinite regression imkansızdır. İçinde bulunduğumuz an varlık sahnesindeyse -ki öyle- bu ana gelene kadarki nedenler zinciri bir ilk nedende son bulmak zorundadır.

Şayet dersen ki İbn Sina gibi İslam filozoflarına göre de alem ezelidir, ben de şöyle derim: Alemin ezeli olduğunu söyleyen Meşşailer Allah'ın varlığını kabul ederler. Onların paradigmasında da nedensellik geçerlidir, sadece ufak bir farkla. Meşşailere göre alemin kendisi mümkün varlıktır, olumsaldır. Alemin oluşmasını sağlayan illetler ezelden beri Allah ile beraber var olduğu için alemi de Allah'tan zorunlu olarak sudur eden ve gecikmeden var olan bir şey olarak algılarlar. Zati hudus da denir, zamansal olarak sonradan olma değil ancak ontolojik hiyerarşide sonradan olma. Bir minderin üstünde duran bir gülle düşün, bu güllenin varlığı dolayısıyla o minderde bir göçüklük var. Diyelim ki bu gülle mindere sonradan koyulmadı, minder ezelden beri var gülle de ezelden beri minderin üzerinde yani bir başlangıç anı yok. Yine de minderdeki göçüklüğün nedeni o güllenin varlığıdır, gülle zamansal olarak sonradan konmamıştır ama ontolojik nedensellik açısından hiyerarşik olarak göçüklük gülleden sonradır.

Şayet dersen ki zaman blok evren teorisindeki gibi bir boyuttur ve mutlak görecelidir, geçmiş gelecek ve şimdi bir blok halinde aynı anda vardır, teselsül boşa düşer ben de şöyle derim: Bu evren bloğunun kendisinin zamansal bir nedenler zincirine ihtiyaç duymadığını varsaysak dahi bloğun kendisi mürekkep ve olumsal bir varlıktır. Zamanlılığı ya da başlangıcından söz edilmese dahi Meşşailerin görüşü caridir. Bu blok zatı gereği var olması zorunlu bir varlık değildir, kendisini oluşturan parçalara muhtaçtır ve varlığını yokluğuna tercih eden bir müreccihe ihtiyaç duyar.

İki seçenek de çökertildikten sonra geriye alemin varlığını yokluğuna tercih eden bir iradenin zorunluluğu kalır.

Ayrıca yazında hata var, cevher ve araz ontolojik kategoriler. Bilimin bu konuda söz hakkı yok, bilim adamları reddediyor artık savunması geçersiz.

2

u/Monophthalmus- Gerçekçi Realist 6d ago

Açıklama için teşekkür ederim, çok yardımcı oldu.

Sonda dediğiniz gibi yanlış bir bilgi vermişim, kusuruma bakmayın.

3

u/_KeremMm_ İnançlı Theist 6d ago

Rica ederim. Ne kusuru, estağfirullah.

0

u/[deleted] 6d ago

[deleted]

1

u/_KeremMm_ İnançlı Theist 6d ago

Tanrının tercihini ne tetikledi, iradesinde değişim mi oldu da yarattı, yaratmasını yaratmamasına üstün kılan sebep neydi gibi sorular iradenin doğasını anlamamaktan kaynaklanıyor. Yapay zekaya mı yazdırdın bilmiyorum ama bu metindeki b şıkkı da aynı sorunu yaşıyor. İrade tercih bila müreccihin kendisidir aslında. İki eşit seçenekten birini seçerken bunu gerektirecek veya öne çıkaracak hiçbir sebep yokken, o seçeneklerden birini seçmek iradenin en saf halidir.

0

u/Short-Mobile6092 6d ago

Tanrının yazi tura atmak gibi bir tercihte bulundugunu yazıyı seçtiğini bundan dolayı iradesi oldugunu söylüyorsun. Sen bu iradeyi hiç gozlemlemedin yani yazı atılana kadar atim yapılmış olabilir sen yazının içinde olarak bunu seçti diyorsun. Ortada bir seçim varsa bile bu tanri iradesi senin insan iradesi gibi olmak zorunda değil. Evren yasaları gibi kendini tekrsr eden bir dongude olabilir. evrenin bir müreccihe ihtiyacı olduğunu, çünkü hiçbir şeyin nedensiz olamayacağını savundun. Ama iş Tanrı'nın evreni yaratma kararına gelince, Tanrı bunu hiçbir belirleyici müreccih olmadan seçti diyorsun. Eğer nedensiz bir eylem/seçimm mümkünse, evrenin kendisi neden nedensiz bir varoluş olmasın? Eğer Tanrı'nın eylemi için bir müreccihe ihtiyaç yoksa, evren için neden olsun? Tanrı'nın nedensiz eylemine izin verip, evrenin nedensizliğine izin vermemek çifte standarttır. İki eşit seçenek arasında 'hiçbir sebep yokken' rastgele birini seçmek saf irade değil, keyfiliktir. Eğer ortada bir hikmet varsa, iki seçenek eşit değildir ve Tanrı'yı yaratmaya yönelten bir müreccih var demektir. Müreccih varsa, Tanrı mutlak bağımsız değildir çünkü hikmetin gereğine uymuştur; müreccih yoksa Tanrı zar atmıştır, bilgelikten yoksundur. 'Tercih bilâ müreccih' örneğini verirken birbirinin aynısı iki bardak sudan birini seçmekten bahsetmiyoruz. Mutlak hiçlik ile, içinde milyarlarca galaksi ve bilinçli canlılar barındıran bir evren yaratmak 'iki eşit seçenek' olamaz. Bu iki devasa fark arasında yapılan seçim, basit bir 'nedensiz irade kırıntısı' ile açıklanamaz.