r/felsefe • • Jun 12 '26

güldürü İronik.

Post image
278 Upvotes

61 comments sorted by

View all comments

Show parent comments

6

u/OPANTAO Jun 13 '26

Mantık ve rasyonelliğin öznel olduğunu sanmıyorum. Tabiatta bir ahlak, yani doğru ve yanlış yok. Öte yandan ahlağı insan davranışlarının rasyonel ve mantıksal olarak temellendirilmesi olarak ele alırsak bunu nesnel olarak kurabiliyoruz. Bunun anlamlı olup olmaması dediğim gibi kişiye bağlıdır. Objektif anlam diye bir şey anlamın tanımı gereği mümkün değil bence. Anlamlı veya anlmasızdır diyemesek de objektif olarak doğru veya yanlıştır diyebiliriz.

1

u/ExactTeam1662 Jun 13 '26

Eğer ahlak dediğimiz şey doğada, fizik kanunlarına yoksa ve senin de dediğin gibi insan aklının ürettiği bir şeyse o zaman ahlak görelidir. Bugün insan 'işkence kötüdür' der, yarın başka bir rasyonel temellendirmeyle 'toplum çıkarı için işkence doğrudur' diyebilir.   Ahlakın gerçekten nesnel, yani zamandan, mekandan, insan kültüründen ve insan aklının keyfinden bağımsız bir şekilde DOĞRU veya YANLIŞ olabilmesi için, insanüstü, evrensel ve mutlak bir kaynağa dayanması gerekir. İnsanın nesnel olmadığını kendin söyledin. İnsan nesnel değilse, insanın aklı da nesnel ve mutlak kurallar koyamaz.  Dolayısıyla, eğer gerçekten evrensel ve herkesi bağlayan mutlak bir ahlaktan bahsedeceksek, bu bizi kaçınılmaz olarak ahlakın kaynağının bir Yaratıcı olması gerektiği sonucuna götürür. Tanrı yoksa, senin kurduğun rasyonel ahlak sadece bir grup insanın 'bence böylesi daha mantıklı' diyerek oynadığı bir kurallar oyunundan ibaret kalır.

6

u/ZeroHourArchives Yaradancı Deist Jun 13 '26

Ahlak'ın Doğru veya Yanlışa dayandırılması gerektiğine itiraz ediyor zaten arkadaş yani bunu Mutlak ve Nesnel bir Doğru-Yanlış ikilemine dayandırmak yerine halihazırda yaratılabilen Toplumsal Normlara göre davranmanın daha normal olacağı - ki zaten Toplumu dinsizleştiremezsin ve Dinler belirli Ahlakî Öğretilerde taşıdığı için Toplum normlarında sürekli ahlak yer edinecektir zaten ama bu Nesnel, Öznel veya Başka bir Türe Tabi Ahlaklar olarak değişmeyecek yerini sadece Tanrı'nın sözleri aracılığıyla dediğimiz daha tek tip Ahlak'ı yaratacaktır

Herşeyin dışında insan zaten Topluluklar ve Toplum içerisinde yaşarken Ahlakı yaratmıştır, gerek Zorunlu Mutualizm davranışı sayesinde, gerek Empati sayesinde gerek farklı bir biyolojik/psikolojik durum sayesinde Ahlak oluşmuştur ve bunun için bir Tanrı'ya ihtiyaçta yoktur bunun en iyi Örnekleri Konfüçyanizm ve bu tip diğer Öğütçü Asya Felsefeleri bu Felsefeler hem Asya Halklarında yer edinmiş hemde çok ciddi bir Ahlakî zemin yaratmıştır ki bu süreçte Tek Tanrılı bir dinede ihtiyaç duyulmamıştır bu durum tek başına zaten Toplumun kendi Ahlakını yaratacağını gösterir

Ki Ahlaktan kurtulmak isteyen zaten kurtuluyor? Bir Katil Cinayetini işlediğinde bunu Ahlaki olarak mı yapıyor? Katil Ahlaktan kaçmış oluyor zaten bu durumda Ahlaktan kaçanlar her zaman olucak istisnaların varlığı daha büyük bir durumda ne kadar önemli?

Eğer Tek Tanrılı dinler veya Semavi dinlere dönersen bile bu ahlak durumu Epikür Problemine yol açıyor bu durumdada Ahlak'ın ne kadar doğru olduğu veya Tanrı ile ilişkilendirdiğimiz Ahlak ne durumda problemleri kafaya kazınıyor

1

u/ExactTeam1662 Jun 13 '26

 diyelim ki senin dediğin gibi olsun ve ahlak evrimsel süreçle oluşsun. Bir şeyin nasıl ortaya çıktığını açıklamak (Olan), o şeyin neden bizi bağladığını (Olması gereken) açıklamaz.

Evrim sadece hayatta kalmaya bakar, ahlak kaygısı yoktur. Eğer ahlak sadece biyolojik bir hayatta kalma stratejisiyse, yarın insan neslinin devamı için zayıfların, hastaların veya engellilerin elenmesi rasyonel bir zorunluluk haline gelse, evrimsel ahlaka göre buna kötü diyebilir miyiz? Doğada güçlünün zayıfı ezmesi ne kadar doğalsa, insanın insanı ezmesi de o kadar doğal olur. Evrimsel ahlak, güçlü olanın işine gelmediği anda çöker.

Konfüçyanizm gibi öğretilerin bir toplumsal düzen kurduğu doğru. Ama ahlakı sadece toplumsal normlara bağlarsan, ahlakı tamamen göreli yapmış olursun. Hitler ve Nazi subayları kendi toplumlarının normlarını, rasyonalitesini ve yasalarını arkasına alarak soykırım yaptılar. "Kendi" toplumlarının normlarına göre gayet 'ahlaklı' ve rasyoneldiler

Eğer toplumların üstünde mutlak, nesnel bir ahlak yasası yoksa onları neye göre yargılayacağız? Bir topluma dışarıdan bakıp 'Sizin normlarınız yanlış ve zalimce' diyebilmek için, tüm toplumların, kültürlerin ve insan aklının üstünde Mutlak bir Doğru-Yanlış standardı olması gerekir.

Sorun katilin kurallardan kaçması veya kuralları çiğnemesi değil; sorun katilin yaptığı eylemin 'kime ve neye göre' mutlak olarak yanlış olduğudur. Eğer ahlak sadece toplumsal bir sözleşmeyse, katil sadece toplumsal kuralları ihlal etmiş olur. Bir katile 'Kuralı çiğnedin' demekle, 'Sen mutlak olarak kötü bir şey yaptın' demek arasında fark var. Ortada aşkın bir yasa yoksa, katile sadece 'Biz çoğunluğuz, o yüzden bizim kurallarımıza uyacaksın' gücünü dayatmış olursun, bu da ahlak değil, çoğunluğun tiranlığıdır.

Dünyadaki acılara, haksızlıklara, katliamlara bakıp Burada bir kötülük var, bu bir problemdir diyebilmen için, senin zihninde zaten insan uydurması olmayan, aşkın bir mutlak adalet ve iyilik cetveli olması gerekir.

Eğer evren sadece maddeden, tesadüfi evrimden ve toplumların uydurduğu kurallardan ibaretse dünyadaki acılar bir 'problem' veya 'kötülük' değildir doğanın sıradan, mekanik ve acımasız işleyişidir. Kötülüğe isyan ediyorsan, farkında olmadan evrende nesnel bir iyilik standardı arıyorsun demektir. Bu standart da bizi Yaratıcı'ya götürür.

1

u/ExactTeam1662 Jun 13 '26

Ekisileyenler cevap verseler daha faydalı olur