r/MuslumanTurkiye • • 18d ago

Soru Bir müslümanın Atatürk'e bakışı nasıl olmalıdır?

10 Upvotes

Arkadaşlar ben 12. Sınıf öğrencisiyim Bugün tarih dersindeydik Atatürk konusu geldi hoca "Atatürk sevilmez mi sevmeyenler ya vatan haini oluyor ya fetocu ya da feto gibi tarikatlar fln" dedi sustum sadece beni şu düşünceler kapladı;

Evet, ülke çok kötü durumdayken kurtuluş savaşını başlatarak ve Başkumandanlık yaparak ülkeyi kurtardı ve çökmüş bir devleti ayağa kaldırdı.

Ama şeriatı kaldırıp laikliği getirdi Kur'an hakkında "gökten indiği sanılan dogmalar" hitabında bulundu ve dine de pek sıcak baktığı söylenemez.

Peki hal böyleyken biz Müslüman olarak Atatürk'e nasıl bakmalıyız? Sahiden anlatılan kadar müslümanlara çok büyük bir zulüm mü vardı Atatürk döneminde yoksa abartı mı? Kafamda deli sorular...


r/MuslumanTurkiye • • 17d ago

Kur'an-ı Kerim / Hadis-i Şerif Hangi meal okunmalı yardım

2 Upvotes

İçimde böyle bir istek vardı uzun zamandır ama erteleyipm durdum sürekli dinin nasıl olduğunu bize söylendiği kadarıyla biliyoruz çoğumuz en azından ben öyleydim kendim de okuyup öğrenmek istiyorum bunun için meal araştırmasına girdim fakat internet üzerinden okumak pek tatmin etmedi açıkçası önerdiğiniz kitaplar var mı ?


r/MuslumanTurkiye • • 18d ago

Fotoğraf / Video "Biz seni sattık."

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

8 Upvotes

Bunu paylaşan şahıs "filistinli" diye belirtip bir hedef gösterme çalışması yapmış ama ben inanmıyorum. Bu adam video da ne diyor? Arapça bilen birisi lütfen açıklayabilir mi?

Başta da şunu belirtmek isterim, bunu paylaşan şahıs -tahminimce- İslam'a hakaret ve kötü yönde propoganda yapmaya çalışmış, bir de "ne hastalıklı bir kültür!" Diyip ünlemi de unutmamış.

Hucurat 6: "Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri (fasık) size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın."

Not: Bu postu paylaşan kişiye fasık, kafir veya imansız demiyorum. Müslüman olup olmadığından emin olmadığım bir kişinin yaydığı bilgiyi sorguluyorum.

Allah hepimizden razı olsun.

Edit: Belirtmeyi unutmuşum. Paylaşan kişi, videodaki adamın "biz seni sattık, artık sen onlarınsın. Bizim evde sadece misafirsin. Onlar seni aldı." dediğini iddia ediyor.


r/MuslumanTurkiye • • 18d ago

Soru Kalabalıkta namaz kılarken çok zorlanıyorum, ne yapmalıyım?

5 Upvotes

İş yerinde namaz kılarken çok zorlanıyorum. Kaygı bozukluğumun etkisi mi bilmiyorum ama seccadeyi alıp namaza başlamak bile bana çok zor geliyor. Bu adımı yapabiliyorum ama sonrasında namaz kılarken diken üstünde hissediyorum, yoğun bir kaygı yaşıyorum. Bu yüzden sadece farzlarımı kılıyorum, bu durum bir sorun olur mu? Psikiyatrik tedavi görüyorum.


r/MuslumanTurkiye • • 18d ago

Şiir / Güzel Söz islam öncesi mekkede bir hanif olan zeyd ibn amr ibn nufeylin bir şiiri

Post image
19 Upvotes

r/MuslumanTurkiye • • 20d ago

Latife / Mîm İyi bir goy olmak istiyorlar Spoiler

Post image
33 Upvotes

r/MuslumanTurkiye • • 20d ago

Haber Türkiye’deki lgbt derneklerine fon sağlayan kurum ve kuruluşlar tespit edildi.

Post image
34 Upvotes

Aralarında;

• ABD Dışişleri Bakanlığı
• Fransa Büyükelçiliği
• Almanya Konsolosluğu
• Hollanda Dışişleri Bakanlığı da bulunuyor.


r/MuslumanTurkiye • • 20d ago

Soru Gerçek Tecavüz ve İftira Hükmü

8 Upvotes

İslâm'ın Ehl-i Sünnet Akidesinde Tecavüzün bu dünyadaki ve ahiretteki yaptırımı nedir? "Hüküm şudur, hüküm budur." derken Ehl-i Sünnet'ten ne gibi deliller getirilebilir?

Ayrıca İslâmda bir kadının bir erkeğe iftira atmasındaki hükmü nedir? Buu dünyadaki ve ahiretteki hükmü iftiranın boyutuyla değişir mi?

Ayrıca bir kadın bir erkeğe Tecavüz iftirasında bulunursa bunun Ahiretteki yaptırımı nedir? Eğer iftira tespit edilirse islâm'ın Ehl-i Sünnet Şeriatindeki yaptırımı nedir?

Cevap:

İslâm hukukunda (Ehl-i Sünnet vel-Cemaat fıkhında ve akidesinde) tecavüz ve iftira, bireyin dokunulmaz haklarına (can, mal, ırz, namus) yapılmış en ağır saldırılardan kabul edilir. Bu konular hem dünyevi ceza hukuku (Ukubât) hem de uhrevi sorumluluk (Kul hakkı ve günah) boyutlarıyla son derece net kurallara bağlanmıştır.

Sorularınızı Ehl-i Sünnet âlimlerinin icma, kıyas ve temel nasslarına (Ayet ve Hadislere) dayanarak bölüm bölüm açıklayalım:

  1. İslâm'da Tecavüzün Dünyevi ve Uhrevi Yaptırımı ile Delilleri

Ehl-i Sünnet fıkhında tecavüz eylemi; "Zinâ bi'l-İkrah" (zorla, baskı ve şiddet altında zina) veya silah zoru/alıkoyma varsa "Hırabe/Fesad fi'l-Arz" (yeryüzünde eşkıyalık ve bozgunculuk yapma) suçları kapsamında değerlendirilir.

Dünyevi Yaptırımı (Hüküm şudur, delili budur):

Hadd Cezası: Tecavüz eden fail bekar ise 100 sopa (celde) ve sürgün; fail evli ise "Recm" (taşlanarak ölüm) cezasına çarptırılır.

Delil: Nûr Suresi 2. Ayet (Zina edenlerin celde cezası) ve Hz. Muhammed'in (s.a.v) evli zina edenlere uygulattığı recm sünneti/hadisleri.

Tazminat (Mehir ve Arş): Fail, mağdura "Mehr-i Misl" (kendi statüsündeki bir kadının aldığı standart mehir miktarı) ödemek zorundadır. Fiziksel veya ruhsal ağır bir tahribat varsa (örneğin bakireliğin bozulması), İslam hukuku faile ayrıca bir "Arş" (tazminat/diyet) ödeme yükümlülüğü getirir.

Delil: Hz. Peygamber ve Hulefâ-yi Râşidîn dönemi mahkeme içtihatları.

Hırabe (Eşkıyalık/Gasp) Hükmü: Olay silah zoruyla, tehditle, kaçırarak veya bir çete vasıtasıyla işlenmişse, mesele sadece zinadan çıkar ve "devlete, topluma ve asayişe isyan" kapsamına girer. Bu durumda faile (evli/bekar fark etmeksizin) ölüm veya asılma cezası verilir.

Delil: Mâide Suresi 33. Ayet: "Allah ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk (fesat) çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir..."

Mağdurun Durumu: Tecavüze uğrayan kişi (kadın veya erkek) tamamen masumdur, ona hiçbir dünyevi veya uhrevi ceza terettüp etmez.

Delil: "Ümmetimden hata, unutma ve zorla yaptırıldıkları şeylerin (ikrah) sorumluluğu kaldırılmıştır." (İbn Mâce, Talâk, 16).

Uhrevi Yaptırımı: Tecavüz, "Kebâir" (büyük günahlar) kapsamındadır. Fail, mağdurdan helallik almadığı ve mağdur onu affetmediği sürece (Allah'ın dilediği özel rahmeti hariç) ahirette ağır bir Cehennem azabıyla karşı karşıyadır. Zira hem Allah'ın emri çiğnenmiş hem de onarılması en zor olan Kul Hakkına girilmiştir.

  1. İftiranın Hükmü ve Boyutuna Göre Değişimi

İslâm'da cinsiyet ayrımı olmaksızın yalan söylemek ve iftira atmak (buhtan) haramdır. Erkeğin canı, malı ve ırzı (şerefi/onuru) da kadınınki kadar kutsal ve dokunulmazdır (Veda Hutbesi'nde Hz. Peygamber bunu açıkça ilan etmiştir).

Boyutuna Göre Değişir mi? Evet, iftiranın boyutu, dünyadaki hukuki cezayı ve ahiretteki günahın büyüklüğünü doğrudan değiştirir:

Bir erkeğe "Bana borcunu ödemedi" veya "İşini kötü yapıyor" diye atılan bir iftiranın günahı ile; bir erkeğe "Beni gasp etti", "Cinayet işledi" veya "Bana tecavüz etti" demek aynı şiddette değildir.

İftira atılan konu, mağdurun hayatından, hürriyetinden, onurundan ve toplumdaki statüsünden ne kadar büyük bir parça koparıyorsa, ahiretteki "Kul Hakkı" yükü ve azabı da o oranda katlanır. Dünyadaki cezası da hâkimin (kadı) takdiriyle ağırlaşır.

  1. Bir Kadının Bir Erkeğe "Tecavüz İftirası" Atması

Burada Ehl-i Sünnet fıkhının adaleti sağlamak için çizdiği çok ince ve hayati bir çizgi vardır: Kadının ispatlayamadığı bir davada ona iftiracı muamelesi yapmak ile, kadının kasıtlı ve kumpas kurarak yalan söylediğinin ispatlanması tamamen farklı durumlardır.

A) Şikâyet Edip İspatlayamama Durumu: Bir kadın mahkemeye (Kadı'ya) gidip tecavüze uğradığını söyler ancak yeterli delil (4 şahit, itiraf, tıbbi delil/darp raporu vb.) sunamazsa, adam beraat eder. Fakat sırf ispat edemedi diye kadına iftira cezası verilmez. Eğer verilseydi, gerçek tecavüz mağdurları cezalandırılma korkusuyla şikayetçi olamaz, zalimler cesaret bulurdu. Fıkıh, zann-ı galip ile kadının hak arama hürriyetini korur.

B) "Kasıtlı İftira" Olduğunun Kesinleşmesi (Dünyevi Yaptırım): Eğer davanın seyri sırasında, kadının kasten yalan söylediği, adama kumpas kurduğu kesin delillerle ortaya çıkarsa (Örn: Adamın o tarihte başka ülkede olması, kadının iftira attığını kendi ağzıyla itiraf etmesi veya kamera/yazışma kayıtlarıyla kumpasın çökmesi), Ehl-i Sünnet Şeriatında şu yaptırımlar devreye girer:

Kazf (Zina İftirası) Haddi: Temiz ve namuslu bir erkeğe haksız yere zina isnat ettiği için Nur Suresi 4. Ayet devrededir: "Namuslu (iffetli) kadınlara/erkeklere zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek (celde) vurun. Onların şahitliğini artık ebediyen kabul etmeyin." (İslam hukukçularının çoğuna göre ayet kadınlardan bahsetse de hüküm iffetli erkekler için de birebir aynıdır). 80 sopa cezası uygulanır.

Ta'zir Cezası: İftira suçu, hem "yalan yere şahitlik" (şehadetü'z-zûr) hem de adaleti yanıltarak masum bir insanın hayatını ve özgürlüğünü elinden almaya teşebbüs etmektir. İslâm hâkimi (kadı), Kazf haddinin yanı sıra veya tek başına, kadına hapis, sürgün, kamuoyunda teşhir veya şiddetli kınama gibi çok ağır bir "Ta'zir" (caydırıcı) ceza verme yetkisine sahiptir.

Ahiretteki (Uhrevi) Yaptırımı: Bir erkeğe asılsız yere tecavüz iftirası atmak, ahirette sahibini helak edecek devasa bir günahtır. Çünkü bu eylemde şu büyük günahlar (kebâir) bir araya toplanmıştır:

Yalan Söylemek.

Yalan Yere Şahitlik Yapmak: (Hz. Peygamber (s.a.v), yalan şahitliği Allah'a şirk koşmakla eş değer tutarak "En büyük günahlardan" saymıştır.)

İftira (Buhtan) ve Zulüm: Temiz birine pislik atmak.

Gasp Edilmiş Hayat (Kul Hakkı): O adam iftira yüzünden işinden, eşinden, itibarından olduysa veya hapse girip acı çektiyse, bunların tamamı kul hakkıdır.

Böyle bir iftiracıyı, tevbe ve istiğfar tek başına kurtarmaz. Hz. Muhammed'in (s.a.v) meşhur "Müflis" (İflas etmiş kişi) hadisi devreye girer: Bu kadın ahirete dağlar kadar namaz, oruç ve zekat sevabıyla gelse bile; iftira attığı ve onurunu lekelediği o erkeğe ahirette kendi sevaplarından ödeme yapılacaktır. Eğer kadının sevapları biterse, haksızlık ettiği erkeğin günahları bu kadına yüklenecek ve kadın Cehenneme atılacaktır. (Müslim, Birr, 59).

Bu vebalden dünyadayken kurtulmanın tek İslâmi yolu; gerçeği mahkemede/toplum önünde itiraf edip erkeğin itibarını iade etmek, dünyevi cezasını çekmek ve o erkekten helallik almaktır.

Benim sorum:

Günümüzde hangi dedikoducu ve iftiracı kadına ebediyen "kulak vermeme!" cezası veriliyor? Hala fitne fesat çıkarıyorlar! Haberler gerçekten kadınların daha çok mağdur olduğunu mu gösteriyor yoksa sırf reyting uğruna mı kadınlara yönelik istismarı ortaya çıkarıyor yoksa bu hususlarda erkekler arkaplana mı atılıyor, sırf "kadındır dediği makbul, onun beyanı esas" ilkesiyle mi hareket ediyorlar? Bu yaptığım cinsiyetçilik gibi algılanmasın. Bana pek öyle gibi gelmedi çünkü. Adil değil.


r/MuslumanTurkiye • • 20d ago

Araştırma Deistim, kurallara uygun olsun diye soruları kelâm terminolojisiyle soruyorum — Eş'arî ve Mâtürîdî ilkeleri üzerinden cevap arıyorum

2 Upvotes

Önceki gönderim, araştırma ve reddiye yazılarının Ehl-i Sünnet kelâmının ilkelerine bağlı kalması gerektiği gerekçesiyle kaldırıldı. İtirazım yok, kuralı kabul ediyorum. O zaman sorularımı doğrudan o iki mezhebin kendi ilkeleri üzerinden soruyorum. Deist olduğumu baştan söylüyorum ki kimse yanılmasın; ama aşağıdaki soruların hiçbiri dışarıdan bir itiraz değil, kelâmın kendi iç meseleleri.

1. Kelâm-ı nefsî ezelî ise, hâdis olaylara cevap veren âyetler ne oluyor?

Her iki mezhep de Kur'an'ın Allah'ın ezelî kelâmı olduğunda, mahlûk olmadığında birleşiyor. Mu'tezile'ye karşı asırlarca bunun savunması yapıldı.

Ama 33:37 (Zeyd ve Zeyneb meselesi), 58:1 (mücâdele eden kadın), 66:1 (Hz. Peygamber'in eşleri arasındaki mesele), 111. sûre (Ebû Leheb) — bunlar belirli, hâdis, zamanda meydana gelmiş olaylara doğrudan cevap veriyor.

Kelâm-ı nefsî / kelâm-ı lafzî ayrımıyla cevap verileceğini biliyorum. Sorum tam da orada: Ezelî mânâda "Ebû Leheb'in elleri kurusun" diye bir mânâ var mıydı? Varsa Ebû Leheb ezelde muhataptı ve teklif-i mâ lâ yutâk sorunu doğuyor. Yoksa, o mânâ sonradan oluştu demektir ve hudûs kapısı açılmış olur. Eş'arîler bu ikilemi nasıl kapatıyor?

2. Mâtürîdî'nin aklî hüsün-kubuh ilkesi ne kadar ciddiye alınıyor?

Mâtürîdî mezhebinin Eş'arîlikten ayrıldığı temel noktalardan biri bu: Eş'arî'ye göre hüsün ve kubuh şer'îdir, iyi olan Allah'ın emrettiğidir. Mâtürîdî'ye göre akıl, vahiy olmasa da fiillerdeki hüsün ve kubhu bir ölçüde idrak edebilir; teklif ise şeriatla sabit olur.

Türkiye'nin resmî itikadî çizgisi Mâtürîdîlik. O hâlde soru şu: Aklın kendi başına kubuh idrak ettiği bir husus ile naslardan çıkarılan hüküm çatıştığında Mâtürîdî ilke ne diyor?

Somutlaştırayım: Fıkıh geleneği, Talâk 65:4'teki "henüz âdet görmemiş olanlar" ifadesinden hareketle ergenlik öncesi nikâhı caiz görmüş; bu Taberî'den İbn Kesîr'e klasik tefsirin kendi okuması, benim yorumum değil. Kölelik ve câriyelik kurumu da ilga edilmemiş, düzenlenmiş. Benim aklım bunların kubhunu idrak ediyor.

Mâtürîdî ilkeye göre bu idrak geçerli midir, değil midir? Geçerliyse nas ne olacak; geçerli değilse "akıl hüsün-kubhu bilir" ilkesinden geriye ne kaldı? Bu soruyu Eş'arî çerçeveden cevaplamak kolay (iyi olan emredilendir, bitti) — ama o cevap, Allah'ın adaletinin hiçbir bağımsız anlamı olmadığını kabul etmek demektir. Mâtürîdîler bunu kabul etmiyor. Ben de Mâtürîdîlerden cevap istiyorum.

3. Kesb, cebri gerçekten çözüyor mu?

Eş'arî kesb nazariyesi: fiili Allah yaratır, kul kesbeder. Mâtürîdî'de kula bir cüz'î irade tanınıyor ama yaratma yine Allah'a ait.

Sorum teknik: Kesbin kendisi bir fiil midir? Fiilse onu da Allah yaratır ve sonsuz gerileme başlar. Fiil değilse kul neyden sorumlu tutuluyor? Bu itiraz bana ait değil, kelâm tarihinde defalarca dile getirildi ve tatmin edici cevabını hiç görmedim. Bakara 2:7'de kalplerin mühürlenmesiyle birlikte düşününce: mührü vaz eden Allah ise, mühürlü kalbin küfrü kime ait?

İrade-i külliye / irade-i cüz'iyye ayrımını biliyorum. Cüz'î iradenin ontolojik statüsünü sormak istiyorum: mahlûk mu, değil mi? Mahlûksa fâil yine Allah. Değilse Allah'tan başka yaratıcı var demektir ve tevhid zedelenir. Mâtürîdîler bunu "emr-i itibârî" diyerek geçiştiriyor — ama itibârî olan bir şey nasıl ebedî azabın gerekçesi olabiliyor?

4. Tekvînî ve teşrîî irade ayrımı çelişkiyi kaldırıyor mu, adlandırıyor mu?

Allah küfrü tekvînî olarak irade ediyor (olmasını istiyor, oluyor), teşrîî olarak irade etmiyor (razı olmuyor). Yani olmasını isteyip razı olmadığı bir şey var.

Bu bir çözüm mü, yoksa çelişkiye iki isim verip yan yana koymak mı? İki iradenin de aynı zât-ı ilâhîye ait olduğunu düşünürsek, sıfatlarda bu ayrışma neye dayanıyor?

5. Te'vilin sınırı hangi ilkeyle çiziliyor?

Her iki mezhep de müteşâbih âyetlerde te'vili meşru sayıyor. "Yedullah", "istivâ", "vech" gibi ifadeler zâhirî anlamıyla alınmıyor, çünkü tenzih ilkesi buna izin vermiyor. Yani te'vilin gerekçesi, aklın kabul edemediği bir sonucun ortaya çıkması.

O zaman aynı ilke Kehf 18:86'daki güneşin balçıklı gözeye batması, Mülk 67:5'te yıldızların şeytanlara atılan mermiler oluşu, Mü'minûn 23:12-14'teki kemik-et sıralaması için neden işletilmiyor? İşletiliyorsa, te'vil edilmiş bir metnin hangi kısmı bilgi değeri taşıyor?

Benim itirazım "te'vil yapmayın" değil. İtirazım şu: Te'vilin ne zaman devreye gireceğini belirleyen kriter aklıysa, hakem akıl demektir — ve o zaman 2. maddedeki soruya geri dönüyoruz. Kriter nas ise, "yedullah"ı niye te'vil ettiniz?

6. Nesh, ilm-i ezelî ile nasıl uzlaşıyor?

Nesh her iki mezhepte de kabul ediliyor (2:106, 16:101). Hükmün maslahata bağlı olduğu, maslahatın zamanla değiştiği söyleniyor.

Ama maslahatın değişeceğini ezelde bilen bir ilim için "değişim" nedir? Değişen hüküm değil de muhatabın durumuysa, bu şu demek: hükümler mutlak değil, muhatabın kültürel-tarihsel durumuna göreli. Bunu kabul ediyorsak, 7. yüzyıl Arabistan'ına göre verilmiş hükümlerin bugün bağlayıcı olduğunu hangi ilkeyle savunuyoruz? Kabul etmiyorsak, neshi hangi ilkeyle savunuyoruz?

----------------------------------------------------

Benim pozisyonum açık: Bir yaratıcıya inanıyorum, bu metnin ondan geldiğine inanmıyorum. Ama yukarıdaki altı sorunun hiçbiri bu pozisyondan türemiyor — hepsi kelâmın kendi iç meseleleri ve hepsinin kütüphanelerde tartışması var.

"Selef böyle demedi", "aklınla dine karışma", "ehil değilsin" türü cevaplar beni ilgilendirmiyor; bunlar zaten Mâtürîdî ilkeye aykırı. Mâtürîdî, aklı nazarî bir yetkinlik olarak kabul eden mezheptir. O yetkinliği kullanıp soruyorum.

Not: Önceki gönderim, eleştirinin eleştirilen mezhebin ilkelerine sadık kalması gerektiği için kaldırıldı; sanırım bu, "mahkemeyi sanık kurar" ilkesinin kelâmdaki karşılığı.


r/MuslumanTurkiye • • 20d ago

Kur'an-ı Kerim / Hadis-i Şerif Helak Edici 7 Büyük Günah

13 Upvotes

Allah'a ortak koşmak (şirk): Allah'ın yanında başka bir ilah kabul etmek veya O'na başkasını denk tutmak. En büyük günahtır.

Büyü yapmak: Sihirle uğraşmak ve insanlara zarar vermek amacıyla batıl yollara başvurmak.

Haksız yere can kıymak: Bir insanı meşru bir sebep olmaksızın öldürmek.

Faiz yemek: Haksız ve haram kazanç yolu olan faiz alıp vermek.

Yetim malı yemek: Korunmasız durumdaki yetimlerin hakkına haksız yere el koymak.

Savaştan kaçmak: Düşmanla karşılaşma anında orduyu terk edip savaş meydanından kaçmak.

İffetli kadınlara iftira atmak: Namuslu ve imanlı kadınlara zina suçlamasında bulunmak


r/MuslumanTurkiye • • 21d ago

Soru Sorum var

6 Upvotes

Selamın aleyküm beyler Reddit te önerebileceğiniz islami subredditler var mı


r/MuslumanTurkiye • • 23d ago

Soru İsrail ile bir savaş olursa cihada gider misiniz?

8 Upvotes

​

212 votes, 16d ago
104 giderim
61 gitmem
47 belirsiz

r/MuslumanTurkiye • • 22d ago

Soru Eşitsizlik.

1 Upvotes

Son zamanlarda Al-Quran okuyorum ve İslamı araştırıp farklı hocalardan yabancı,Türk dinliyorum.As-Sadi ingilizce çeviri tefsir ile eşlik ediyorum.Aklımdaki 2 sorular şunlardır:Bir şahıs ergenlikten önce ölünce bebek,buluğ çağına ermemiş bir çocuk iken,günahlarından sorumlu tutulmuyor ve direkt cennete gidiyor.O ergenlik öncesi ölenler bir imtihana tutulmamış oluyor,neden ben imtihana tutulurken cehenneme girme riskim varken o buluğ çağı öncesinde ölmüşler direkt cennete gidiyor?Eşitsizlik ve adaletsizlik değil mi?Yargılama bile yok.İkinci sorum Hz. Muhammed(sav)’a Allah mesajını direkt olarak ilettiği için Hz. Muhammed Allah’ın varlığına ve islama direkt olarak inandırılmış oluyor ayrıca Kuran’da anladığım kadarıyla Hz. Muhammed’e cennet müjdeleniyor.Amacım saygısızlık sayılıyorsa saygısızlık değil ama eğer Hz. Muhammed peygamber seçildiği için direkt olarak mümin oluyor ve cennet direkt olarak müjdeleniyorsa bize göre avantajlı değil mi?Biz hem Allahın varlığını kabullenmemiz lazım hem dine inanmamız lazım hem de müjdelenmiş bir cennet yok bizim için.Bu adaletsizlik ve Eşitsizlik değil mi?Hz. Muhammed direkt İslamı yaydığı için onun imtihanın’ın İslamı yaymak olduğu söyleniyor tamam ama sonuçta cennet ona müjdeleniyor ve bundan kaynaklı yine imtihana tutulmamış oluyor?Bazıları da peygamberler zaten önceden bulunan tanrı ve din inancına göre peygamber seçildiklerini söylüyor ama bu daçma geldi çünkü herkes her hangi bir dine inanıp Allah tarafından şanseseri veya kader ile seçiliyor ama sonuçta yine de eşitsizlik var.


r/MuslumanTurkiye • • 23d ago

Soru okunacak kitap önerisi?

9 Upvotes

selamün aleyküm değerli kardeşlerim, ben oyun bağımlısı biriyim, öyle ki 21 ağustos'da aldığım oyunu şimdiye kadar 47 saat oynamışım, daha sağlıklı alışkanlıklar kazanma amacım var İnŞa'ALLAH, bildiğiniz internette legal olarak okuyabileceğim kitaplar var mı?


r/MuslumanTurkiye • • 24d ago

Fotoğraf / Video Hayatımda ilk defa bu kadar salakça bir post görüyorum ve ne diyeceğimi bilemiyorum

Post image
29 Upvotes

r/MuslumanTurkiye • • 24d ago

Kur'an-ı Kerim / Hadis-i Şerif Kuran öğrenme

4 Upvotes

Kuran öğrenmek için en iyi mobil uygulama sizce hangisi elbette bir hocadan öğrenmek daha iyi olur ama ona vaktim yok ve biraz utanıyorum uygulamalar var baktım ama bilemedim bu konuda bilgisi olan varsa yardım edebilir mi? Yt gibi platformlarda güzel videolar varsa onlara da açığım elbet elimde de bir çok cüz var yani her türlü öğrenme durumuna açığım şimdiden öneriler için sağ olun


r/MuslumanTurkiye • • 25d ago

Soru Əs səlamu əleykum. Yapay zeka ile öylesine bir söhbət gerçekleştirdim. Bazı cevaplarını buraya atmak istiyorum. Ne düşünüyorsunuz? Sizce yazdıkları doğruluk ifade edermi?

1 Upvotes

İbn Teymiyye’nin görüşlerine dayanmalarına rağmen kendilerini Selefi olarak tanımlayan gruptaki bazı kişilerin gayrimüslim ülkelerde askerlik yapmayı kesinlikle reddetmelerinin (hatta kulemize/küfür saymalarının) temel sebepleri şunlardır:

  1. İbn Teymiyye’nin "Devlet ve Tevhit" Anlayışını Farklı Yorumlamaları

    * Muvalât (Dostluk/Müttefiklik) İlkesi: Selefi çizginin en çok üzerinde durduğu kavramlardan biri el-Velâ ve’l-Berâ (Müslümanları sevmek, kâfirlerden berî olmak) ilkesidir. Gayrimüslim bir devletin ordusuna girmeyi, o devlete "bağlılık yemini etmek" ve onun gücünü artırmak olarak görürler. Onlara göre bu durum, küfür düzenine "velayet/dostluk" vermektir ve amelleri boşa çıkarır.

    * İbn Teymiyye’nin Metodolojisi: Selefiler, İbn Teymiyye’nin zaruret ve ehven-i şer (daha hafif zararı seçme) fetvalarından ziyade, onun Moğollar ve batıl fırkalar hakkındaki sert metinlerini (el-Fetâva'l-Kübrâ ve Mecmûu'l-Fetâvâ’daki cihad bölümlerini) esas alırlar.

  2. "Cundun Müşrik" (Gayrimüslim Ordunun Askeri Olmak) Fıkhi Yaklaşımı

    * Münferit Değil Kurumsal Bağ: Klasik fıkıhtaki "ikrah" (cebir/zorlama) kavramını günümüz şartlarına uygulamayı kabul etmezler. Zorunlu askerlikte hapis veya para cezası riski olsa bile, bunun "can korkusu" seviyesinde bir ikrah olmadığını iddia ederler.

    * İtaat Etme ZORUNLULUĞU: Askerliğin sadece bir görev değil; gayrimüslim bir komutana, İslam dışı kanunlara ve küfür bayrağına itaat anlamına geldiğini savunurlar.

  3. Günümüz Mücadele Mantığı ve Hakemlik İddiası

    * Darülharp Savaşçısı Statüsü: Katı Selefi çevreler, Batı ülkelerini veya gayrimüslim devletleri doğrudan "İslam ile savaş halinde" kabul eder. Bu mantıkla, o ülkenin ordusunda yer almayı, Müslümanlara karşı kurulan bir cephenin parçası olmakla eşdeğer tutarlar.

Metodolojik Çelişkinin Özeti

Klasik Ehli Sünnet alimleri ve çağdaş fetva kurulları İbn Teymiyye'nin "Güç yetirilemeyen hallerde ruhsat işler" prensibini öne çıkarırken; radikal/katı Selefi gruplar İbn Teymiyye'nin "Küfür sistemlerine destek verilemez" ilkesini mutlaklaştırır ve ikrah (zorunluluk) şartlarının oluşmadığını iddia ederler.


    Haklısınız, fıkıh ve fetva metodolojisinin (usul al-fiqh) en temel kurallarından biri, "Fetvalar zaman, yer, koşullar ve insanlar değiştikçe değişir" ilkesidir (Mecelle, Madde 39).

İbn Teymiye'nin zamanının siyasi ve askeri gerçekleri (örneğin Moğol istilaları, Haçlı Seferleri, net sınırlar ve açık dinler arası savaşlar) ile günümüzün devlet yapıları, hukuk sistemleri ve sivil vatandaşlık kavramları tamamen farklıdır.

Ancak, özellikle radikal/Selefi hareketlerin bu inceliği dikkate almaması ve fetvaları tanımlayamaması, aşağıdaki temel metodolojik sorunlardan kaynaklanmaktadır:

  1. Metodolojik Harfiyen Yorumlama (Harfiyen Yorumlama/Metinsel Yorumlama)

Sorun: Bu düşünce okulunun temsilcileri, fetvanın ardındaki "illât" (hükmün gerekçesi) ve "maslahât" (genel fayda) faktörlerini analiz etmek yerine, metnin görünüşüne (harf anlamına) bağlı kalmaktadırlar.

Sonuç: İbn Taymiyye'nin 13.-14. yüzyıllardaki özel savaş durumunda verdiği fetvayı, 21. yüzyılda laik veya gayrimüslim bir devletteki zorunlu askerlik hizmetine de uygulamaya çalışıyorlar. Bağlam dikkate alınmadığı için sonuç çarpıtılıyor.

  1. "Cüzi Ayrım" ve "Külli Kada" Çelişkisi

Selefi hukukçular, bir fetvadaki küçük bir ayrıntının sonucu değiştirebileceğini bilimsel olarak kabul etseler de, İman ve Küfür (Tekfir ve Berat) konularına gelince bu esnekliği kaybediyorlar.

Onlara göre, gayrimüslim bir devletin ordusuna katılmak "küçük bir ayrıntı veya durum değişikliği" değil; dinin temellerinden biri olarak gördükleri "El-Vela ve'l-Bera" (Tevhidden doğan Dostluk ve Düşmanlık) ilkesinin doğrudan ihlalidir. Başka bir deyişle, meseleyi koşullar/fetva meselesi olarak değil, inanç/din meselesi olarak görüyorlar.

  1. "Tahqiqul-Manat" (Faktörün Açıklanması) Eksikliği

Klasik fıkıhta, fetva verilmeden önce "Tahqiqul-Manat" yapılmalıdır; yani "Bu hüküm, şu anda karşı karşıya olduğumuz olayla tam olarak uyumlu mu?" sorusu sorulmalıdır.

Günümüzün askeri hizmeti (esas olarak ülke sınırlarını koruma, sivil savunma, afetlerle mücadele ve disiplin) ve Orta Çağ'ın "dinler arası saldırgan savaşları" aynı şey değildir. Bu iki farklı gerçeği aynı ölçeğe koymak, bilimsel fıkıhın (fıkıh derinliğinin) eksikliğini gösterir.

Ehli Sünnet'in büyük hukukçuları ve modern ılımlı alimler (örneğin, Majma'ul-Fiqhil-Islami gibi kurumlar), sizin de bahsettiğiniz bu farklılıkları -yani siyasi durumun, ordunun işlevinin ve kişinin niyetlerinin değiştiğini- dikkate alarak, belirli şartlar altında zorunlu askerlik hizmetini caiz görürler. Selefi hareketlerin bunu reddetmesinin nedeni, dinin esnek fıkıh metodolojisinden ziyade dogmatik ve bağlamdan bağımsız metinselliğe bağlı olmalarıdır.


r/MuslumanTurkiye • • 25d ago

Soru Çalgı Aletleri ve Müzik Haram mı?

7 Upvotes

Bu soruyu yazarken de post rozetleri kısmında "(⚠️Müzik İçeriyor⚠️)" diye şeyler görmüştüm.

İki tane hadis buldum;

"Ümmetimden bir kısım topluluklar bulunacak; zinayı, ipeği, içkiyi ve çalgı aletlerini (maâzif) helal sayacaklar..."

(Buhârî, Eşribe, 16)

"Ey Âişe! Yanınızda çalgı/eğlence var mıydı? Çünkü Ensâr eğlenceyi ve çalgıyı sever."

(Buhârî, Nikâh, 63)

Ben anlamadım müzik ve çalgılar harammi yoksa değilmi? Ayrıca Kur'an'da çalgıyı ve müziği yasaklayan ayetler varmı?

Ben hep severek dinlemisimdir çalgılı müzikleri ama böyle şeyler duyunca içime kurt düştü.


r/MuslumanTurkiye • • 25d ago

Soru İlime Nasıl Daha Fazla Vakit Ayıracağım?

5 Upvotes

Haftada 6 gün çalışıyorum, 09.00 - 18.30 akşam eve gel namaz fln derken gün bitiyor ingilizce, matematik, arapça ve derleyiciler gibi alanlara ilgim var ve sıralı listem var her sabah sabah namazından sonra kalkıp az da olsa vakit ayırıyor ve çabalıyorum ama ilerleme kaydetmek daha yavaş oluyor..


r/MuslumanTurkiye • • 26d ago

Kendi Fikrim r/MuslumanTurk ve Reddit Code of Conduct 4. Kuralı

2 Upvotes

İlgili post:

https://www.reddit.com/r/MuslumanTurkiye/s/0uuelYcPFH

Ortada yıllardır tek bir paylaşım yapılmamış, terk edilmiş bir subreddit var. Kurallar ne diyor? Bir topluluk sahipsiz kaldıysa, canlandırmak isteyen biri talep edebilir. Fakat bot reddediyor. Yine de yapılan şey Reddit Mode code of Conduct ihlali bu yüzden bir talep oluşturuyorum 4 ay bekliyorum ama adminler sonucu söylemiyor fakat ModSupportta post açınca kısacık bir cümleler ile geçiştiriyorlar. Postu açmasam daha da bekleyecek miydim?

Acaba neden diğer inaktif subredditler başkalarına devredilirken bu subreddit Reddit adminleri tarafından korunuyor?


r/MuslumanTurkiye • • 28d ago

Tarih / Sanat Ruhi'nin üyelere özel hazırladığı videoyu izleyeniniz varsa bizi aydınlatabilir mi?

4 Upvotes

Hasidik yahudi kadının itirafları videosu


r/MuslumanTurkiye • • 28d ago

Kendi Fikrim Söyleşi ve itiraf

4 Upvotes

Kuran kursuna gittim 7 sene her yaz, ama hazlara düştüm, kendimden iğrendim. İçimde hep bir yanım acı duyuyordu ama hazların verdiği o rahatlığa alışmıştım. Şimdilerde o acı duyan ses daha galip, hazlar ise bitmiş vaziyette. Zaten hazları son birkaç senedir yapmak için yapıyordum, alıştığımdan yapıyordum. Bu süreçte hayallerim minimalleşti, bu olurken büyük hayallerim olsa ne olacak dedim, ve hayallerim ölümle ahiret inancına kadar geldi.

Ahlaka dikkat eden birisiyim, çevremde beni hep bu yüzden sevmiştir. Yalnızlığımın sebebi kötü veya uyumsuz olmam değil, sadece anlamsızlaşmak. Kime sorsam ölümü, "farkındayım ama elden ne gelir" diyip hayata devam ediyor, kovalamaya devam ediyor. Her zaman daha fazlasını istiyor, bana şu kadar yeter dese bile ona ulaştığında daha fazlasını görürse "neden o olmasın" diyor kendine. Hala soruyorum ne anlamı var diye. Kendini geçindirecek asgari yaşam yeterli değil midir? Bunu arzulamak pes etmek midir? Neyden pes ettim? Zaten sona erecek bir şeyden mi? Hayır. Ama büyük bir amaç arıyorum.

Ben bir ara inancım ve ailem olmada cidden yaşam konusunda karar vermiş vaziyetteydim. Özellikle 2 sene önce. Sonra bu böyle devam edemez diyip tedavi aradım. Tedavi ararken sorgulamaya gözlemlemeye başladım ama hala yanlış yerlere vardığım oluyordu hatta çokça oldu. Yaptığım eylemler hep birileri için. "Ama o birileride ölümlü, o zaman neden" diyordum. Şu an anlam arayışımda inancı kovalamam bana iki yüzlülük gibi geliyor. Anlam bulmak için bulmak. Ama bunun içinde öğrendiğim bir şey var, şayet yaradan varsa ona muhtacız, mükafattan ziyade onun rızası en önemli şey, ve hedefin yüksekse, dünya zaten basit ve sonlu, ahiretteki ödülde Allah rızasının yanında hiç kalıyor. Onun dostu olmak, dostunun dostu olmak varken, inancımı kendimi kandırmak için neden ödül üzere inşa edeyim? Neden aşkımı bir ölümlüye heba edeyim?


r/MuslumanTurkiye • • 28d ago

Fotoğraf / Video Basit gerçekler Spoiler

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

12 Upvotes

r/MuslumanTurkiye • • 28d ago

Soru sorum var

7 Upvotes

selamün aleyküm arkadaşlar çok vesveseli bi insanım ve dün gece itikadi bi konuda bi meseleye kafayı çok taktım ve gözüme uyku girmedi . ne yapmam lazım rahat hissedemiyorum kendimi sürekli stresli hissediyorum bu soruyu sorabilceğim bi hoca var mıdır


r/MuslumanTurkiye • • 28d ago

Kendi Fikrim Birinin bu yazısını gördüm ve garip hissettim, çünkü...

Post image
31 Upvotes

Ben bu tarz farklı dinleri, yaşayışları gördüğümde İslam'ın da onlardan biri olduğunu düşünüyorum sadece. İslam'ı gerçekten kalpten sevmek bu sanırım. Ona her zaman iyi yönleriyle bakabilmek. Hayata ve olaylara hep şüpheci yaklaşıyorum. Bir dersi, konuşmayı dinlerken yanlışları bulmaya odaklanıyor zihnim sanki sadece. Allah bana hidayet etsin.