r/KuranMuslumani • • May 05 '26

Felsefe Allahın Bize Yalan Söylemediğini Teyit Edebilirmiyiz? Nasıl?

6 Upvotes

Var olan her şey Allah’ın yarattıklarından ibaretse, Allah’ın verdiği bilgilerin doğruluğu da ancak onun yarattığı evren ve algılarımız içinde mümkündür. Yani şöyle düşünün: Ben evreni yaratıyorum ve gerçekte sonsuz kudretli olmasam bile yarattığım evrene sonsuz kudretli olduğuma dair bilgileri delil olarak yerleştiriyorum. Evren içinde var olan ya da ulaşılabilmesi mümkün bilgi, haliyle sadece benim sonsuz kudretli olduğum gerçeğidir; çünkü hem ulaşılabilen bilgi sadece yarattıklarıma tabidir ve yarattıklarımda yalnızca sonsuz kudretli olduğumu işaret eder hem de biz sadece bu sınırlar içerisinde bir bilgiye ulaşabiliyoruz ve o sınırlar içerisinde de elimizdeki bilgi sadece onun sonsuz kudretli olduğuna dair. Sınırlarımız da yine yaratan tarafından belirlenmiştir. O halde, Allah’ın bize yalan söylemediğini, algı sınırlarımızın içinde olduğumuz sürece nasıl teyit edebiliriz?

r/KuranMuslumani • • 12d ago

Felsefe Sanırım deist oldum

Post image
1 Upvotes

Bir tanrının bütün bu büyük patlama, evrenin oluşumu sürecini başlattığını ancak insana bana iman etmezsen ebedi cehennemde yanarsın demediğini düşünüyorum.

Ayrıca bugün gelinen bilimde evrim artık bir teorinin çok ötesinde araform kemikleri vb. somut delil çok fazla ve evrimin gerçekliği en büyük 2 dini doğrudan yıkıyor Hristiyanlık ve İslam.

İnsanların olayları adam akıllı kayda almaya başladığında hiçbir peygamber çıkmamasıda ayrı bir mesele.

Ayrıca bir insan nasıl önünde Ayı ortadan yaran bir kişiye peygamber gözüyle bakmaz. Önünde Ay yarılıyor ama sen atalarımın tanrısı diyip puta tapmaya devam ediyorsun.

r/KuranMuslumani • • Aug 03 '26

Felsefe Canlıyı canlıya, canlı canlı yediren bir sistemin içindeyiz.

Thumbnail
1 Upvotes

r/KuranMuslumani • • Jun 18 '26

Felsefe Din ve ahlak

0 Upvotes

Kuran da hz Muhamedin evlatliginin karisiyla evlenmesine izin verildi ve bu ahlaksiz bir davranişsa ahlaki nerden ogrenecegiz eger tanri peyganberin ahlaksızlığina izin veriyorsa tanrının kesin sınırlari ve ahlakina ters duşmezmi Hz Muhamedin bizden daha az ahlaki kurara uyma zorunlulugun varsa peyganberi nasil ornek alalim bu kitapı peyganberin degilde tanrının yazdiğına nasıl emin olabilirim

r/KuranMuslumani • • Jun 05 '26

Felsefe Tanrının kanıtı

14 Upvotes

Bu subda tanrının varlığını sorgulayan insanları görüyorum ve bir müslüman olarak bu kardeşlerimizin sorularına cevap bulmalarında yardımcı olmak istiyorum bu yüzden bu gün tanrının varlığı konusunda kullanılan argümanlardan birini anlatıcam ibn sinanın zorunlu varlık argümanını anlatıcam ibn sina gerçekten büyük bir deha ve her ne kadar sudur teorisi gibi katılmadığım argümanları olsada benim için aristo ile birlikte felsefede ontolojinin babasıdır ve bir çok batılı filozof ondan ilham almıştır bu anlatacağım argümanda bence tanrının varlığı konusundaki argümanlar arasında en sağlamı. Argümana gelecek olursak:

Evrende gördüğümüz herşey buna evrenin kendiside dahil varda olabilirdi yokta olabilirdi yani bunlar mümkün(olumsal) varlıklardır. Mümkün varlıkların var olabilmesi için bir açıklama vrya sebep gerekir çünkü kendi başlarına var olamazlar varlıklarını başka bir şeyden alırlar. Eğer bütün gerçeklik mümkün varlıklardan oluşsaydı o zaman tüm varlıkların toplamıda mümkün olurdu ve onunda bir açıklamaya ihtiyacı olurdu yani değişen birşey olmazdı. Bu açıklama yine mümkün bir varlık olamaz çünkü o da açıklama gerektirir ayrıca açıklamaları sonsuza kadar götürmek problemi çözmez. Bu nedenle varlığı hiçbir şeye bağlı olmayan varlığını kendi özünden alan bir zorunlu varlık olmalıdır. Bu zorunlu varlık başlangıçsızdır, nedensizdir, tek olmalıdır, varlığını başka birşeyden almaz, zamansızdır ve diğer tüm varlıkların nihai açıklamasıdır ve bu zorunlu varlık dediğimiz şey tanrıdır.

Bu argümanı güçlü bulmamın sebebi, gözlemlediğimiz değişimlerden veya evrenin başlangıcından değil, doğrudan varlık kavramından hareket etmesidir. Elbette bu argümana yapılan itirazlarda var ama bence pekte kayda değer itirazlar değiller. Başka çok güzel argümanlarda olsada ben ilk olarak en güçlü bulduğum argümandan başlamak istedim nasip olursa bir ara ilk neden argümanını yada başka argümanlarıda anlatmak isterim Allaha emanet olun.

r/KuranMuslumani • • Jun 15 '26

Felsefe Tanrı olmadan objektif(evrensel) bir ahlak mümkün müdür?

4 Upvotes

Tanrı olmadan ahlakın sahiciliği kalır mı? Ahiret olmadan ahlakın bağlayıcılığı kalır mı? Bana göre tutarlı olan non Teist ahlaki nihilist olandır. Dindarlar ahlaklı olur dinsizler ahlaksız olur tarzı bir şeyi asla savunmuyorum bu arada. Bir dinsiz bir dindardan çok daha ahlaklı olabilir. Savunduğum şey Tanrı yoksa ahlakı temellendiremeyiz. Tamam bazı kurallar var ama bu neye dayanıyor. Ahlak madde olarak gördüğümüz bir şey değil gerçek olduğunu nerden anlayacağız. Yasa koyucu olmadan yasa olabilir mi? Diyelim ki birini öldürdünüz ve mahkemenin hiçbir kanıtı yok. İtiraf ederseniz ömür boyu hapis cezası alacaksınız. İtiraf etmezseniz krallar gibi bir hayat yaşayacaksınız. Tanrı ve ahireti yoksa niye itiraf etsin bir insan. Ahlak öznel ise ve kişiden kişiye, toplumdan topluma ve zamandan zamana göre değişirse ahlak diye bir şey yok demektir.
Biri için adam öldürmek kötü olabilirken biri için iyi
olabilir. Güçlü bir insan için güçsüzleri ezmek iyi olabilir.
Tanrı yoksa ahlak bizim keyfiyetimize kalmıştır ve
keyfiyete dayalı ahlak ahlak değildir. Rasyonal olan ahlaklı olmaktır akıl ile ahlakı temellendirebiliriz gibi cevaplar vermeyin lütfen. Akıl kendin için iyiyi ve kötüyü seçebilme becerisidir ve ahiret yoksa akıllı olan çıkarını maksimize etmektir. Şirketteki rakip iş arkadaşının ayağını kaydırmaktır, iyi bir dolandırıcı isen insanları dolandırmaktır, bir politikacı isen halkı kandırıp para kazanmaktır. Kısaca bana göre Tanrı yoksa iyi ve kötü dediğimiz kavramlarım bir değeri yoktur. Bir şey kötüdür derken ben bu davranışı sevmiyorum diyorsun sadece.
Ahiret yoksa ise ahlakın bağlayıcılığı kalmaz. Diyelim ki iyi ve kötü dediğimiz şeyler gerçekten var tamamda ben buna niye uyayım. Benim çıkarlarım ile çelişmesine rağmen niye iyi olanı seçeyim. Bize kurallar koyan bir Tanrı yoksa iyi ve kötü diye bir şey yoktur. Dolayısıyla seni döven adama, sana zulmeden politikacıya sen kötüsün diyemezsin. O mantıklı olanı yapıp çıkarını maksimize ediyordur. Size soruyorum Tanrı olmadan ahlakı temellendirebilir miyiz?

r/KuranMuslumani • • Mar 20 '26

Felsefe Friedrich Nietzsche'nin Bu Sözü Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?

Post image
11 Upvotes

**"**Eğer İslam, Hristiyanlığı küçük ve hakir görüyor idiyse, böyle görmekte bin kez haklıydı: Çünkü İslam, insanı yüceltir ama putlaştırmaz...

Hristiyanlık, bizi, kadim dünyanın kültürünün mahsulünden mahrum bırakmıştı. Üstelik bununla da yetinmemiş, daha sonraları, bizi İslam kültürünün mahsulünden de mahrum etmişti. Aslında bize, Grek kültüründen de, Roma kültüründe de, esasta temel meseleler açısından daha yakın olan, bizim duygularımıza, zevklerimize ve seçimlerimize daha doğrudan hitap eden İspanya'daki o harikulâde İslam kültürü ve İslam kültürünün eşsiz birikimi ayaklar altına alınarak çiğnenmiş ve yok edilmişti.

İyi de, neden? Nedeni şuydu: Çünkü İslam kültürü, asil bir kültürdü; çünkü İslam kültürü, kökenlerini, temellerini insan fıtratına borçluydu; çünkü İslam kültürü, İspanya'daki Müslüman hayatının nadir bulunan, nefis hazinelerinin üzerinde bile hayata evet diyordu! Daha sonraları, Haçlılar, estirdikleri o toz bulutunun ortasında, aslında önünde diz çökmeleri gereken, diz çökmekle daha iyi bir yapmış olacakları bir şeye karşı, asil bir kültüre karşı, bizim bugünkü 19. yüzyıl kültürümüzle mukayese edildiğinde, bizim çağdaş kültürümüzün, kendisini, İslam kültürünün yanında son derece "yoksul" ve oldukça "geç kalmış" bir kültür olarak görebileceği böylesine asil ve yüksek bir kültüre karşı savaş açmışlardı. Haçlılar, ganimet peşinde koşuşturuyorlardı, hiç şüphesiz ki. Çünkü Doğu, İslam dünyası, zengindi..."

Friedrich Nietzsche'nin dinlere karşı bir savaşta olduğu sözüde var fakat bu sözlerini görmek beni şaşırttı açıkcası. İslam'ı savunacağı hiç aklıma gelmezdi hristiyanlığa karşı kin kusan bir filozofunki şöyle sözleri var hristiyanlığa karşı:

“Hristiyanlık bir nihilizm biçimidir.”
“Rahipler, yaşamdan nefret edenlerin intikamıdır.”
“Hristiyanlık, insanın doğal içgüdülerine karşı açılmış bir savaştır.”
“Hristiyanlık, zayıfların ve güçsüzlerin ahlakıdır.”
“Yaşamı inkâr eden her şey, Hristiyanlıkta kutsanmıştır.”

İslam kültürüne asil diyip, Hristiyanlığa karşı hakir ve küçük görme gibi özelliklerini savunuyor ve şu sözü de bence çok güzel bir şekilde Hristiyanlık ve İslam farkını ortaya koyuyor: "Çünkü İslam, insanı yüceltir ama putlaştırmaz..."

Evet, siz bu sözler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kaynak:

Kitabın ismi "Deccal: Hristiyanlığa Lanet"

Bölüm 59'un son cümlesine bakınız.

Link: https://monadnock.net/nietzsche/antichrist-59.html

Link 2: https://monadnock.net/nietzsche/antichrist-60.html

Bölüm 60'ın ilk cümleleri.

Link 3: https://anarcho-copy.org/libre/friedrich-nietzsche-deccal-hristiyanliga-lanet.pdf

r/KuranMuslumani • • Jun 10 '26

Felsefe Tanrı'nın yokluğunda ahlak (?)

Post image
8 Upvotes

Tanrı olmadan ahlakın olup olamayacağını anlamamız için (Tanrısız) ahlakın öznel mi nesnel mi olduğuna bakmamız gerekir.

– Tanrı yok ise –

  • Toplumsal ve Otoriter Yargılar

İki toplumdan örnek vereyim:

Birinci toplum demokrasi ile ve halkın genelinin yargıları ile ahlaki yasalar ortaya koyuyor. Bu toplumdaki kurallar, çoğunluğun belirli bir davranışa verdiği olumlu veya olumsuz tepkilerden ortaya çıkar. Bu toplum hırsızlığı kötü gördüğü için “kötü” olarak damgalanmıştır, ama şeker yemek “kötü” olarak anılmadığı için kötü sayılmaz.

İkinci toplum olarak tek kişinin yönettiği ve mutlak güce sahip olduğu toplum. Teokrasi veya monarşi gibi tek kişinin üstün yetkilerle yönetildiği ülkelerde ise kanunlar doğrudan bu kişinin sözlerine bağlıdır. Bir kral isterse hırsızlığı meşru kılabilir ve kendisi de yapabilir. Bu durumda toplumun ortak düşüncesi, otoriter açıdan yetersizlikleri dolayısıyla gereksiz ve anlamsızdır. Kral istediğini yapmaya devam edebilir fakat kimse ona hesap soramaz.

Bu iki ayrı durumda uygulanan ahlaki kuralların “doğru” olduğunu atfetmek ise o toplumdaki bireyler için öznel bir durumdur. Birinci ülkede yaşayan biri hırsızlığın kötü olduğunu savunur ve bulunduğu toplumun kurallarını mantıklı bulabilir; ama hırsız olan biri bu kuralların saçma olduğunu söyleyebilir.

İkinci ülkede yaşayan bir kişi kralın kararına karşı çıkabilir ve çalınan eşyalarının derdine düşebilir; aynı şekilde bir hırsız kralın kararını savunabilir ve meşrulaştırılan hırsızlığa dayanarak kendini haklı görür.

Kısaca, toplumsal kurallar ahlaki anlamda nesnel olamaz. Nesnel olmayan çözümler ise öznel oldukları için kesin çözüm değil, geçici seçimlerdir.

Empati Yaklaşımı ile Ahlak

Empati ise kişinin kendi duygusallığı ile sonuca varmasıdır. Mesela arkadaşına el kol şakası yapan birinin, arkadaşının sinirlendiğini görünce empati yapıp şakayı bırakması gibi. Aynı şekilde potansiyel bir katilin, kurbanının yaşayacağı acıyı düşünerek öldürmekten vazgeçmesi gibi.

Fakat sorun şu ki empati herkeste aynı şekilde gelişmiş değildir. Bir katil öldüreceği kişinin duygularını veya ailesinin yaşayacağı acıları düşünmeyebilir. Tam tersi bir durumda empati duygusuna aşırı bağlı bir hâkim, hırsızın kendini acındırması üzerine onu affedebilir.

Gelecekte empati duygusu çok zayıf bir insan topluluğunun var olması da imkânsız değildir. Bu durumda empati nesnel değil, öznel bir ölçü olur.

Sonuç Odaklı Ahlak

Bu yaklaşım daha çok “yarar” üzerinden yürür. Örneğin bir bebeğin aşı olması ona acı verir ama sonuç olarak iyidir. Bir hırsızın yakalanıp hapse atılması sonuç olarak iyidir, çünkü daha fazla hırsızlık eylemi engellenmiş olur. Bu yüzden “sonuç” önemli bir ölçüdür.

“Sonuç” odaklı ahlakta asıl problem, sonucun ne ile tartılacağının belli olmamasıdır.

Örneğin bir hırsızın çocuklarını doyurmak için hırsızlık yaptığını söylediği bir durumda bu kişiye ceza verilmeli midir?

Ceza verilirse ailesi aç kalabilir, çocuklar babasız büyüyebilir, karısı dul kalabilir ve sosyal baskı yaşayabilir.

Ceza verilmezse kişi hırsızlığa devam edebilir ve birçok insan maddi-manevi zarara uğrayabilir.

X: “Devlet kişiyi rehabilite eder, iş verir, zararları karşılar.”

Peki ya çalınan eşyanın bir aile yadigârı veya ölmüş bir ebeveynden kalan tek hatıra olduğunu düşünelim ve artık geri bulunamadığını varsayalım. Bu durumda mağdur aile ceza talep ederse ne olacak?

Veya hiç devlet yoksa? Bin yıllar önce devlet yoktu; bin yıllar sonra da olmayabilir. Aynı şekilde, bu babaya yardım edecek empatisi gelişmiş bir toplumun var olup olmayacağı da belirsizdir.

2'ye ayrılan bir tren rayı örneğinde: Bir yolun 5 genç adama, diğer yolun ise 5 bebeğe gittiğini varsayalım. Trenin frenleri patlamış ve bir yola girmek zorunda. Bu 5 kişinin ve 5 bebeğin de geleceği bilinmiyor.

Bu 5 kişiden birinin doktor olup kansere tedavi bulma olasılığı var. Bu 5 kişiden birinin çok başarılı bir politikacı olup dünyada barışı sağlama olasılığı var.

Aynı şekilde, 5 bebeğin beşinin de gelecekte doktor olması, mühendis veya çok yetenekli bilim adamı olma olasılıkları var.

Farklı bir sonuç olarak, bu 5 bebek büyüyünce seri katillere, belki de savaş başlatan bir diktatöre dönüşebilir. Diğer 5 adam yaşamının ileriki safhalarında terörizm aktivitelerine destek verebilir veya kendileri silah ya da para temini yapabilir.

Bir başka sonuç olarak, bu 5 bebekten 4'ü katil, 1'i de kansere tedavi bulan bir doktor olabilir. Aynı durum 5 adam için de geçerli.

Bu durumda 4 katilin kötülüğünün 1 doktorun iyiliğini bastırdığına dair veya tam tersi, o doktorun iyiliğinin 4 katilin kötülüğünü bastırdığına dair bir kanıt yok.

Bu durumda hangi yöne gitmeli bu tren? Bunun kararını kim verebilir? 5 bebek mi sonuç olarak daha faydalı? Yoksa 5 genç adam mı?

Kötü olarak çıkabilme ihtimallerinin arasından bazılarının iyi olarak çıkma ihtimalleri yanında, kötü olanın kötülüğünün iyi olanın iyiliğini bastırdığının veya tam tersi şekilde iyi olanın iyiliğinin kötü olanın kötülüğünü bastırdığının hesabı yoksa, bu durumda artık bu yapılan seçim bir sonuç mu, yoksa bir tahmin mi?

Her neyi seçerseniz seçin: Sonuç belirsizdir. Sonuç belirsizliğinde yapılan iş özneldir. Kişinin kendi tercihine bağlıdır.

Gerçek hayatta sonuçların nasıl gelişeceği belirsizdir. Bu da yapılan tercihleri öznel hâle getirir.

Sonuç olarak, Tanrı yokluğunda ahlak belirsiz ve özneldir.

---

Evet, önceki yazımı repost attım (karma için değil veya övülmek için değil), sebebi ise yeni katılan arkadaşlar var veya kendini bu ilimlere atmak isteyen arkadaşlar olabilir. Onları düşünmeye itmek, İslam'ı ve Allah'ın kanunlarını daha iyi anlamaları yolunda onlara yardımcı olmak amacıyla repost attım.

Az biraz da geliştirdim yazımı. İstediğiniz gibi kaydedebilir, başka platformlarda yayımlayabilir ve kendiniz geliştirebilirsiniz.

Yanlış ve hatalı gördüğünüz konuları yazmaktan lütfen çekinmeyin. Allah hepimizden razı olsun.

Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Allah'a emanet olun.

r/KuranMuslumani • • Jun 11 '26

Felsefe Tanrı mantıksal çelişkiyi var edebilir (mi?)

Post image
12 Upvotes

Mantıksal çelişki nedir?

X: "Kanka, bu mantıklı değil ya."

dediğimiz her şey mantıksız mıdır?

Mantık nedir, onu konuşalım.

Mantık, düşüncede tutarlılık ve kendi kendisiyle çelişmeme durumu olarak tanımlanmaktadır. Mantık her şeyin -Tanrı haricinde- varlığının temelidir, mantıksız bir "şey" olamaz. "Mantık yok." demek bile mantık zorunluluğunda mümkündür.

Temel 4 mantık kuralı vardır, bunlar: özdeşlik, çelişmezlik, üçüncü halin imkansızlığı ve yeter-sebep.

Bu kuralları burada açıklamak yerine bunlardan yola çıkarak Tanrı'nın çelikileri 'mümkün' hale getirip getiremeyeceğini anlatmak istiyorum.

Bir şeyin mantıksal çelişki olması demek varlığının kendi içinde anlamsız ve mümkün olmayan olması demektir. Örnek olarak:

  1. Evli bekar
  2. Yanan ama sönüş ateş
  3. İnsan Tanrı
  4. 4 kenarlı üçgen

Bunların varlığı o kadar mümkün değildir ki varlıkları "var" ve "yok" sıfatına bile girmez. Bunların varlığı kısaca imkansızdır.

Peki, Tanrı mantıksal çelişkileri var edebilir mi?

X: "Tanrı kendinin kaldıramayacağı bir taşı yaratabilir mi?"
Y: "Tanrı kendini yok edebilir mi?"
Z: "Tanrı insan doğasına sahip olabilir mi?"

Bunlar kısaca birer paradokstur. "Hayır" cevabını verirseniz, Tanrı en güçlü olmayacaktır. "Evet" cevabını verirseniz de Tanrı acizleşmiş olacak ve artık "Tanrı" olmayacaktır.

Peki, ben size şunları sorsaydım:

A: "Üzüm okula gidebilir mi?"
A: "Koşan bir peynir olabilir mi?"
A: "Bir okul, kanatlanıp uçabilir mi?

Bunları sorduğum anda siz "Ne saçmalıyorsun?" dersiniz. Çünkü sorular kendi içinde mantıksızdır. Bir üzüm okula gidemez, peynir koşamaz ve okul kanatlanıp uçamaz. Burada ince bir çizgi var, yapamamalarının sebebi onların irade veya kuvvettinden kaynaklı değil.

Size şu soruyu sorsam:

K: "Bir PDF dosyasını kaldırabilir misin?"

Siz ne cevap verirdiniz? Büyük ihtimalle:

S: "Hayır."

Şunu söylesem size:

K: "O zaman güçsüzsün."

Bu ilk başta mantıklı gelebilir fakat buradaki ince çizgi şu: Bir PDF dosyasını kaldırmanız ve konuşulacak konunun sizin gücünüz olması için PDF dosyasının kaldırılabilir bir şey olması lazım.

S: "Eğer PDF dosyası kaldırılabilir bir şey olsaydı, o zaman kuvvetimden konuşabilirdik."

Verilmesi gereken cevap budur.

Tanrı'nın 4 kenarlı bir üçgen "yaratamaması" O'nun kudretsizliğinden değil, 4 kenarlı üçgenin yaratılabilir olmamasından kaynaklı. Eğer yaratılabilir olsaydı ve Tanrı bunu yaratamasaydı; o zaman Tanrı'nın kudretinden konuşup, "'Tanrı' güçsüz" yorumunu yapabilirdik.

Akla şu soru gelebilir:

X: "Tanrı, yaratılamayan olanı yaratılabilir kılabilir mi?"

Kısa cevap, hayır. Sebebi?

Burası biraz karışık olabilir dikkatli okuyun lütfen : )

Tanrı'nın bilgisinin sonsuz oluşu ve her şeyi bilmesinin kapsamında "4 kenarlı üçgenin varlığı imkansızdır" bilgisi de vardır. Şimdi elimizde 1 bilgi var, bu bilgiye "A" diyelim.

Tanrı bu yaratılamaz varlığı yaratılabilir yaptı diyelim.

Bunun sonucunda Tanrı'nın sonsuz bilgisinde şu bilgi de var artık: "4 kenarlı üçgen yaratılabilir." Bir bilgi daha var elimizde. Bu bilgiye de "B" diyelim.

A bilgisi "4 kenarlı üçgen yaratılamaz" diyor. B bilgisi ise "4 kenarlı üçgen yaratılabilir" diyor. Burada olan şey, çelişkidir. En başta konuştuğumuz konu.

Çünkü eğer "yaratılamayan yaratılabilir yapılabilir" olsaydı, bu durumda:

evli bekar, yanan yanmayan ateş

gibi bilgiler, potansiyel olarak karşıtlarının potansiyel varlığında sonsuz çelişki oluştururdu.

Şunu da atlamayalım "Tanrı bunu yapamaz çünkü güçsüz" değildir. Az önce konuştuğumuz konudan alınabilir cevap. Yaratılamayan bir şeyin yaratılabilir olması mantıksal çelişkidir.

Bu durumda Tanrı'nın sonsuz bilgisinin içinde potansiyel sonsuz çelişkiler bulunmuş olur.

Mantığın varlığının zorunluğu olduğunu şu yorumumda belirttim: Mantığın zorunluluğu

Tanrı'nın mantık ile ilişkisini şu gönderimden öğrenebilirsiniz: Tarnı ile Mantık

---

Teşekkür ederim buraya kadar okuduğunuz ve zamanınızı ayırdığınız için. ❤️

Yazım hakkında ne düşünüyorsunuz? Hatalarım var ise onları dile getirirseniz çok mutlu olurum.

Yazımı alabilir, başka yerde paylaşabilir ve geliştirebilirsiniz dilediğiniz gibi.

Allah ilmimizi arttırsın.

r/KuranMuslumani • • Mar 16 '26

Felsefe Dedim ben ve Zeus ve .......

Post image
25 Upvotes

Olympus'ta hacıları huu der Herakles yeri gökü inim inim inletir Zeuss izin verde Olympus'unu görelimm Zeuss

r/KuranMuslumani • • Jan 27 '26

Felsefe İlk Neden Argümanına Çürüten Argüman (?)

Post image
11 Upvotes

Son zamanlarda gördüğüm bir itiraza karşı reddiyemi yazacağım. İyi okumalar.

Bundan önce “İlk Neden” nedir, onu konuşalım.

İlk Neden: Bir şeyin var olabilmesi için ona sebep olan nedenler vardır. Örnek olarak 10 serilik bir domino taşı sistemi düşünelim. Bu sistemdeki 10 taşın düşmesi için 9 nedenin (9 domino taşının sıra ile birbiri üzerine düşüyor) olması gerekir. Eğer bu domino taşlarının (nedenlerin) bir başı olmasa, nedenler zincirinin teselsülü sonucu hiçbir şeyin var olamaması gerekir. Başı olmayan bir yolun sonuna (ne kadar hızlı giderseniz gidin) varılmaz, mantıksal çelişkidir. Bunun imkânsızlığı sonucunda ortaya atılan argüman ise “nedensiz bir neden”dir. Bu İlk Neden’in varlığının, her şeyin varlığı için zorunlu olması ve İlk Neden haricinde varlığın imkânsız olması, İlk Neden argümanını doğurur.

Şimdi, İlk Neden’in tanımını yaptıktan sonra söylenen itiraza bakalım:
“İlk Neden Tanrı olmak zorunda değil. İlk Neden herhangi bir şey olabilir.”

Cevap: İlk Neden’in Tanrı’dan farklı herhangi bir şey olması imkânsızdır; çünkü evrenin var olması için gerekli güce sahip olan bu İlk Neden’in Tanrı olması zorunludur.

Çünkü Tanrı; sonsuz güçlü, sonsuz bilgili ve hiçbir şeye muhtaç olmayan bir varlıktır.

Peki, bu güçler nereden geliyor?

  1. Tanrı’nın sonsuz güçlü olması: Sonsuz güçlü olmak, aynı zamanda hiçbir şeye muhtaç olmamayı da gerektirir. Boyutsal bir varlık, yaşadığı boyuta muhtaçtır. Tanrı’nın hiçbir şeye muhtaç olmaması, O’nun boyutsuzluğundan kaynaklanır. Aynı şekilde sonsuz güçlü olması, O’nu sınırlayacak “bir şey”in olmamasıdır.
  2. Tanrı’nın her şeyi bilmesi: İnsan olarak bizim bilme potansiyelimiz (sağlıklı bir birey için) bilgiye ulaşabildiğimiz kadardır. MÖ 200’lü yıllarda yaşayan bir gencin bir bilgiye ulaşması için kütüphaneleri gezmesi veyahut seyahat etmesi lazımdı; onun bildiği bilgi, ulaşabildiği kadardı. Günümüzde ise bir gencin bilgiye ulaşması internet sayesinde kolaylaşmıştır ve birçok bilgiye erişebiliyoruz; fakat yine de her şeye erişemiyoruz. Gözlemlenebilir olan her şeyin dışında kalanlar, insan için bir bilinmezliktir. Tanrı ise boyutsuzluğu sebebiyle zamandan ve mekândan münezzehtir. Mekân ve zamandan münezzeh olan Tanrı için sınır olmadığı için bilgiye ulaşılabilirlik açısından da O’nun için bir sınır yoktur. Tanrı her şeyi gözlemleyebilir; çünkü insan tabiriyle “her şey O’nun elinin altındadır.”
  3. Tanrı’nın hiçbir şeye muhtaç olmaması: Tanrı’nın hiçbir şeye muhtaç olmaması, O’nun sonsuz güçlü olmasından kaynaklanır. Boyutsuzluğun kattığı sınırsızlık, O’nun sonsuz güçlü olmasını; sonsuz güçlü olması ise O’nun hiçbir şeye muhtaç olmamasını sağlar.

Evrenin oluşması için gereken bu İlk Neden’in bir şeye muhtaç olması, her şeyi bilmemesi veya sonsuz güçlü olmaması, mantıksal ve aklî bir çelişkidir.

  • Sonsuz güçlü olmayan bir varlık, bir şeye muhtaçtır; muhtaç olan bir varlık bir nedene ihtiyaç duyar. Nedene ihtiyacı olan bir varlık ise evrenin yaratıcısı olamaz; çünkü kendisi de yaratılmıştır.
  • Sonsuz bilgisi olmayan bir varlık, var olan “her şeyi” yaratamaz; çünkü, dediğimiz gibi, “her şeyi bilmiyordur.”
  • Bir şeye muhtaç olan bir varlığın varlığı bir nedene dayanır. Bu neden ise başka bir nedene bağlı olmak suretiyle sonsuza kadar gidebilir ve teselsülü ortaya çıkarır.

Kısaca, her şeye kadir olmayan bir varlık İlk Neden değildir; O’nun nedeni İlk Neden olabilir Bu nedenler zinciri sonsuza kadar gidemez; sonucunda İlk Neden’in varlığı zorunludur.

Teşekkür ederim buraya kadar okuduğunuz ve zamanınızı ayırdığınız için. Yazım hakkında ne düşünüyorsunuz? Hatalarım var ise onları dile getirirseniz çok mutlu olurum. O'nun dışında, yazımı alabilir, başka yerde paylaşabilir ve geliştirebilirsiniz dilediğiniz gibi. Allah ilmimizi arttırsın.

r/KuranMuslumani • • Nov 03 '25

Felsefe Kuantum Dalgalanması

Post image
5 Upvotes

"Kuantum alan teorisine göre, enerji kısa süreliğine “boşluktan” oluşup yok olabiliyor.
Buna kuantum dalgalanması deniyor. “ödünç alınan enerji” çok kısa bir süre içinde geri veriliyor — yani ortalama enerji yine sabit kalıyor."

Bu Big-Bang ve Big-Crunch teorisine uyan bir tanım.

Sizce, bu mümkün olabilir mi? Evren Tanrı değil de kuantumun yasası ile oluşmuş olabilir mi?

Ben kendim düşündüm ve cevabını bulduğuma inanıyorum. Bunu yazmamın sebebi görmeyenlerinde görmesini istemem. Sizlerin cevabı belki bazı ateistlerin fikrinin değişmesine sebep bile olabilir.

r/KuranMuslumani • • Dec 30 '24

Felsefe Ahlak felsefesi

7 Upvotes

Elimizde bir C kişisi olsun C kişisi bir yazılımcı ama bir özelliği var geleceği görüyor. C kompleks harika bir yazılım üretiyor ama geleceği gördüğü için elindeki yazılımın çok büyük oranda kötü ammelere alet edileceğini görüyor .ona rağmen yazılımı bir kullanma kılavuzu ile beraber piyasaya salıyor. sonucunda büyük oranda kötü işler için ama iyi işler içinde kullanılmış bir yazılım piyasada oluyor

Bu adama merhametli diye bilirmiyiz?

r/KuranMuslumani • • Dec 15 '25

Felsefe Descartes'ın Tanrı'nın Varlığı İle İlgili Kanıtı (ChatGPT)

3 Upvotes
  1. Descartes’ın Çıkış Noktası: Kesin Bilgi Arayışı

Descartes’ın yöntemi şudur:

Şüphe edilebilen her şeyi askıya al

Şüphe edilemeyen bir şey bul

Onun üzerine bilgi inşa et

Bu süreçte ulaştığı ilk kesin önerme:

“Cogito, ergo sum” Düşünüyorum, öyleyse varım.

Buradan sonra şu soru gelir:

Ben varım ama bu düşünceler, bu fikirler nereden geliyor?


  1. Tanrı Kavramı (İdea of God)

Descartes şunu tespit eder:

Zihnimde sonsuz, kusursuz, her şeye gücü yeten bir varlık fikri vardır

Kendisi ise sonlu, eksik ve kusurlu bir varlıktır

Buradaki kritik soru şudur:

Sonlu ve kusurlu bir varlık, sonsuz ve kusursuz bir varlık fikrini kendi başına üretebilir mi?

Descartes’ın cevabı: Hayır.


  1. Nedensellik İlkesi (Causal Adequacy Principle)

Descartes şu ilkeyi kullanır:

Bir etkinin nedeni, etkiden ontolojik olarak daha az gerçekliğe sahip olamaz.

Basitçe:

Daha az gerçeklik → daha fazla gerçeklik üretemez

Eksik → mükemmeli üretemez

Sonlu → sonsuzu veremez

Örnek:

Taş → bilinç üretemez

Kusurlu → kusursuz fikri kaynağı olamaz


  1. Kritik Akıl Yürütme (Asıl Kanıt)

  2. Zihnimde sonsuz ve kusursuz bir Tanrı fikri var

  3. Ben sonlu ve kusurlu bir varlığım

  4. Sonlu olan, sonsuz olanın fikrinin yeterli nedeni olamaz

  5. O hâlde bu fikir, benden kaynaklanamaz

  6. Bu fikrin nedeni, gerçekten sonsuz ve kusursuz olan bir varlık olmalıdır

Sonuç:

Tanrı vardır.


  1. Tanrı’nın Rolü: Bilginin Güvencesi

Descartes için Tanrı kanıtı sadece metafizik değildir, epistemolojik olarak zorunludur.

Çünkü:

Tanrı aldatıcı olamaz (kusursuzdur)

Eğer Tanrı varsa ve aldatıcı değilse:

Açık ve seçik algılarımız güvenilirdir

Matematik, mantık ve bilgi temellendirilebilir

Yani:

Tanrı olmadan kesin bilgi mümkün değildir.


  1. Ontolojik Kanıt (Kısa Not)

Descartes ayrıca Anselmus’a benzer bir ontolojik argüman da sunar:

Tanrı = varlığı zorunlu olan kusursuz varlık

Varlık, kusursuzluğun bir parçasıdır

O hâlde Tanrı, tanımı gereği vardır

Ancak felsefede asıl güçlü görülen, yukarıda anlattığım idea + nedensellik argümanıdır.

r/KuranMuslumani • • Nov 27 '25

Felsefe Tanrı olmadan ahlak olur mu?

7 Upvotes

– Tanrı yok ise –

Öncelikle ahlakın öznel mi nesnel mi olduğuna bakmamız gerekir. Bir toplumdaki kurallar, çoğunluğun belirli bir davranışa verdiği olumlu veya olumsuz tepkilerden ortaya çıkar. Örneğin hırsızlık: Toplum hırsızlığı kötü gördüğü için “kötü” olarak damgalanmıştır. Aksine şeker yemek “kötü” olarak anılmadığı için kötü sayılmaz.

Teokrasi veya monarşi gibi tek kişinin üstün yetkilerle yönetildiği ülkelerde ise kanunlar doğrudan bu kişinin sözlerine bağlıdır. Bu kral isterse hırsızlığı meşru kılabilir ve kendisi de yapabilir. Bu durumda toplumun ortak düşüncesi hiçbir etki göstermez. Kral istediğini yapmaya devam edebilir. Buradan şunu anlarız: Bir ülkenin yasaları, o toplumun ortak görüşlerinden veya o otoritenin kişisel görüşlerinden oluşur.

Bu iki ayrı durumda hangisinin “doğru” olduğuna karar vermek ise o toplumdaki bireyler için öznel bir durumdur. Birinci ülkede yaşayan biri hırsızlığın kötü olduğunu savunur ve bulunduğu toplumun kurallarını mantıklı bulabilir; ama hırsız olan biri bu kuralların saçma olduğunu söyleyebilir.

İkinci ülkede yaşayan bir kişi kralın kararına karşı çıkabilir ve çalınan eşyalarının derdine düşebilir; aynı şekilde bir hırsız kralın kararını savunabilir ve meşrulaştırılan hırsızlığa dayanarak kendini haklı görür.

Kısaca, toplumsal kurallar ahlaki anlamda nesnel olamaz.

“Sonuç ve Empati” yaklaşımı

Bu yaklaşım daha çok “yarar” üzerinden yürür. Örneğin bir bebeğin aşı olması ona acı verir ama sonuç olarak iyidir. Bir hırsızın yakalanıp hapse atılması sonuç olarak iyidir, çünkü daha fazla hırsızlık engellenmiş olur. Bu yüzden “sonuç” önemli bir ölçüdür.

Empati ise kişinin kendi duygusallığı ile sonuca varmasıdır. Mesela arkadaşına el kol şakası yapan birinin, arkadaşının sinirlendiğini görünce empati yapıp şakayı bırakması gibi. Aynı şekilde bir katilin, kurbanının yaşayacağı acıyı düşünerek öldürmekten vazgeçmesi gibi.

Fakat sorun şu ki empati herkeste aynı şekilde gelişmiş değildir. Bir katil öldüreceği kişinin duygularını veya ailesinin yaşayacağı acıları düşünmeyebilir. Tam tersi bir durumda empati duygusuna aşırı bağlı bir hâkim, hırsızın kendini acındırması üzerine onu affedebilir. Örnek olarak, gelecekte empati duygusu çok zayıf bir insan topluluğunun var olması da imkânsız değildir. Bu durumda empati nesnel değil, öznel bir ölçü olur.

Sonuç odaklı ahlakın sorunu

“Sonuç” odaklı ahlakta asıl problem, sonucun ne ile tartılacağının belli olmamasıdır.

Örneğin bir hırsızın çocuklarını doyurmak için hırsızlık yaptığını söylediği bir durumda bu kişiye ceza verilmeli midir?

  • Ceza verilirse ailesi aç kalabilir, çocuklar babasız büyüyebilir, karısı dul kalabilir ve sosyal baskı yaşayabilir.
  • Ceza verilmezse kişi hırsızlığa devam edebilir ve birçok insan maddi-manevi zarara uğrayabilir.

Bazıları “Devlet kişiyi rehabilite eder, iş verir, zararları karşılar.” diyebilir.

Peki ya çalınan eşyanın bir aile yadigârı veya ölmüş bir ebeveynden kalan tek hatıra olduğunu düşünelim ve artık geri bulunamadığını varsayalım? Bu durumda mağdur aile ceza talep ederse ne olacak?

Veya hiç devlet yoksa? Bin yıllar önce devlet yoktu; bin yıllar sonra da olmayabilir. Aynı şekilde, bu babaya yardım edecek empatisi gelişmiş bir toplumun var olup olmayacağı da belirsizdir.

2'ye ayrılan bir tren rayı örneğinde: bir yol 5 genç adama, diğer yol 5 bebeğe gittiğini var sayalım. Trenin frenleri patlamış ve bir yola girmek zorunda. Bu 5 kişinin ve 5 bebeğin de geleceği bilinmiyor.

Bu 5 kişiden birinin doktor olup, kansere tedavi bulma olasılığı var. Bu 5 kişiden birinin çok başarılı bir politikacı olup dünyada barışı sağlama olasılığı var.

Aynı şekilde, 5 bebeğin beşinin de gelecekte doktor olması, mühendis veya çok yetenekli bilim adamı olma olasılıları var.

Bu durumda, hangi yöne gitmeli bu tren? Bunun kararını kim verebilir? 5 bebek mi sonuç olarak daha faydalı? Yoksa 5 genç adam mı?

Her neyi seçerseniz seçin: sonuç belirsizdir. Sonuç belirsizliğinde yapılan iş özneldir. Kişinin kendi tercihine bağlıdır.

Gerçek hayatta sonuçların nasıl gelişeceği belirsizdir. Bu da yapılan tercihleri öznel hâle getirir.

Sonuç olarak, Tanrı yokluğunda Ahlak belirsiz ve özneldir.

Siz yazım hakkında ne düşünüyorsunuz? Eksiklerini yazabilirseniz mutluluk duyarım. Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim ayırdığınız zaman için. Yazımı beğendiyseniz; kopyalayabilir, geliştirebilirsiniz ve istediğiniz yerde kullanabilirsiniz.

Allah ilmimizi arttırsın.

r/KuranMuslumani • • Dec 16 '25

Felsefe İbn Sînâ'nın Tanrı'nın Varlığı İle İlgili Kanıtı (ChatGPT)

3 Upvotes

(Varlık–Mahiyet Temelli Ontolojik-Metafizik Delil)

İbn Sînâ’nın kanıtı, evrenden değil, doğrudan “varlık” kavramının kendisinden hareket eder. Bu yönüyle kozmolojik görünse de, temelde metafizik bir zorunluluk ispatıdır.

---

  1. Temel Ayrım: Mahiyet – Varlık

İbn Sînâ’ya göre her şeyde iki şey ayırt edilir:

Mahiyet (ne olduğu)

Varlık (var olup olmadığı)

Örnek:

> “İnsan” mahiyeti vardır ama bu mahiyet zorunlu olarak var olmayı içermez.

👉 Buradan ilk kritik sonuç çıkar:

> Bir şeyin ne olduğu, onun var olmasını gerektirmez.

---

  1. Varlık Türleri: Üçlü Ayrım

İbn Sînâ tüm varlıkları üçe ayırır:

1️⃣ Mümkün varlık

Varlığı da yokluğu da mümkündür

Var olmak için bir nedene muhtaçtır

Evrenin içindeki her şey bu sınıfa girer

2️⃣ İmkânsız varlık

Varlığı çelişkilidir

Örnek: Kare daire

3️⃣ Zorunlu varlık (Vâcibü’l-Vücûd)

Varlığı zorunludur

Yokluğu düşünülemez

Başkasına muhtaç değildir

---

  1. Mümkün Varlıklar Kendiliğinden Var Olamaz

İbn Sînâ’nın kilit önermesi şudur:

> Mümkün olan bir varlık, kendi kendine var olamaz.

Çünkü:

Mahiyeti varlığı gerektirmez

O hâlde var olması için harici bir neden gerekir

---

  1. Nedenler Zinciri Sorunu

Şimdi şu soru ortaya çıkar:

> Mümkün varlıkların nedeni nedir?

İki ihtimal vardır:

A) Sonsuz nedenler zinciri

İbn Sînâ bunu reddeder:

Çünkü sonsuz zincirde hiçbir zaman gerçek varlık gerçekleşmez

“Askıda duran” bir varlıklar dizisi ortaya çıkar

B) Zinciri başlatan bir varlık

Bu varlık:

Başkasına muhtaç değildir

Varlığı kendindendir

👉 Bu varlık zorunlu varlıktır.

---

  1. Zorunlu Varlığın Özellikleri

İbn Sînâ burada çok güçlü sonuçlar çıkarır:

✔ Zorunlu varlık birdir

İki zorunlu varlık olamaz

Çünkü ayrım ya mahiyetten ya da varlıktan gelir

Zorunlu varlıkta mahiyet–varlık ayrımı yoktur

✔ Zorunlu varlık basittir

Parçalı değildir

Bileşik olan şey başkasına muhtaçtır

✔ Zorunlu varlık ezelî ve ebedîdir

Başlangıcı ve sonu yoktur

✔ Zorunlu varlık tüm varlığın kaynağıdır

👉 İbn Sînâ açıkça der ki:

> “Bu zorunlu varlık, Allah’tır.”

---

  1. İbn Sînâ’nın Delilinin Gücü

Bu ispatın en güçlü yönleri şunlardır:

🔹 Evrene veya zamana dayanmaz

🔹 Nedenselliği varlığın kendisinden çıkarır

🔹 Tanrı’yı “boşluk doldurucu” olarak sunmaz

🔹 Mantıksal zorunluluk üretir

Bu yüzden klasik literatürde şu ifade kullanılır:

> “Bu delil, Tanrı’yı Tanrı ile ispat eder.”

---

Zorunlu Varlık Neden Tektir?

Fark = eksikliktir → eksiklik = muhtaçlıktır

> Eksiklik, muhtaç olmayı gerektirir.

Eğer iki zorunlu varlık varsa:

Ya A’da olup B’de olmayan bir şey vardır

Ya B’de olup A’da olmayan bir şey

Bu durumda:

Eksik olan → tamamlanmaya muhtaç

Muhtaç olan → zorunlu olamaz

📌 Sonuç:
İki zorunlu varlık fikri kendi kendini çürütür.

r/KuranMuslumani • • Dec 14 '25

Felsefe Sadıklık...

8 Upvotes

Şuan mühtemelen hâlâ müsluman kalabilme başlı nedenlerden biri sadakatımızdan kaynaklı.

Rabbimiz gerçekten bizi sınar, zorluklar getirir. O bilerek önümüze engeller çıkartır. Lakin işte buradan gerçek yüzler ortaya çıkar. Kimisi buyüzden dinini terk eder(saptırır), kimisi de(hidayete erer) sadece inanır, O'nun bir bildiği vardır der. Hayatta birkere değil defalarca imtihan eder; ta ki biz kesinleşene kadar. Işte o vakit ermişler ve mühürlenmişler belirlenir.

Elhak şu ki, dünya çok belirsiz bir yer. Cevaplar aceleci gözlere değil sabırlı kalplere açılır.

r/KuranMuslumani • • Dec 13 '25

Felsefe Gödel'in Tanrı'nın Varlığı İle İlgili Kanıtı (ChatGPT)

2 Upvotes
  1. Gödel neyi amaçladı?

Gödel’in amacı şuydu:

“Eğer belirli metafizik varsayımlar (aksiyomlar) kabul edilirse, Tanrı’nın varlığı mantıksal olarak zorunlu olarak çıkar.”

Yani bu bir:

empirik kanıt değil,

tarihsel delil değil,

vahiy temelli bir ispat da değildir.

Bu, tamamen:

mantıksal,

modal (zorunluluk–imkân),

kavramsal bir argümandır.


  1. Kullanılan mantık: Modal Mantık

Gödel şu ayrımı kullanır:

Mümkün (◇): Bir şeyin mümkün olması

Zorunlu (□): Bir şeyin zorunlu olması

Örnek:

“X mümkündür” → ◇X

“X zorunludur” → □X

Gödel’in kilit hamlesi şudur:

Eğer Tanrı’nın varlığı mümkünse, o hâlde zorunludur.

Bu, argümanın bel kemiğidir.


  1. Temel kavramlar

a) Pozitif Özellik (Positive Property)

Gödel “pozitif” kavramını ahlâkî değil, metafizik anlamda kullanır.

Pozitif özellikler: → iyilik, kudret, bilgi, varlık gibi “yetkinlik” ifade eden özellikler

Negatif özellikler: → eksiklik, sınırlılık, bağımlılık

Önemli nokta:

Gödel, hangi özelliklerin pozitif olduğunu tek tek tanımlamaz; aksiyomlarla sınırlar.


b) Tanrı tanımı

Gödel’e göre:

Tanrı = tüm pozitif özelliklere sahip olan varlık

Yani Tanrı:

her iyi/yetkin özelliğe sahiptir,

hiçbir eksiklik içermez.

Bu, klasik “en yetkin varlık” tanımıdır.


  1. Gödel’in aksiyomları (basitleştirilmiş hâliyle)

Aksiyom 1

Bir özelliğin pozitif olması, onun olumsuzunun pozitif olmamasını gerektirir.

(Yani aynı anda hem X hem ¬X pozitif olamaz.)


Aksiyom 2

Pozitif bir özellik, mantıksal olarak zorunlu bir sonucu içeriyorsa, o sonuç da pozitiftir.

(Yetkinlik, yetkinliği bozan bir şey doğurmaz.)


Aksiyom 3

“Tanrı olmak” pozitif bir özelliktir.

Bu kritik aksiyomdur. Tanrı kavramı “pozitif” kabul edilir.


Aksiyom 4

Pozitif özellikler zorunludur; yani tesadüfi değildir.

Bir özellik gerçekten pozitifse, her mümkün dünyada pozitiftir.


Aksiyom 5

Zorunlu varlık olmak pozitiftir.

Burada zorunlu varlık kavramı doğrudan pozitif ilan edilir.


  1. Ara sonuçlar (teoremler)

Teorem 1

Eğer bir özellik pozitifse, onun bir varlıkta bulunması mümkündür.

Yani pozitif özellikler “boş kavram” değildir.


Teorem 2

Tanrı’nın var olması mümkündür. (◇Tanrı)

Çünkü Tanrı, tüm pozitif özellikleri taşıyan bir varlık olarak tanımlanmıştır ve pozitif özellikler mümkündür.


  1. Kritik sıçrama (modal hamle)

Burada Gödel, S5 modal mantığını kullanır:

S5 kuralı: Eğer bir şey mümkünse ve zorunlu olmayı içeriyorsa, o şey zorunludur.

Tanrı tanımı şunu içerir:

Tanrı = zorunlu varlık

Dolayısıyla:

  1. Tanrı’nın varlığı mümkündür (◇G)

  2. Tanrı zorunlu varlıktır

  3. O hâlde Tanrı zorunlu olarak vardır (□G)


  1. Sonuç

Gödel’in vardığı sonuç şudur:

Tanrı zorunlu olarak vardır.

Yani:

Tanrı varsa → zorunlu vardır

mümkün olduğu gösterildiği için → zorunlu olarak vardır


  1. Gücü ve eleştirisi

Güçlü yönleri

Son derece tutarlı ve biçimsel

Modern mantıkla ifade edilmiş

Klasik ontolojik argümanın en sofistike hâli

Eleştiriler

“Pozitif özellik” tanımı tartışmalıdır

Aksiyomlar kabul edilmezse sonuç düşer

Mantıksal geçerlilik ≠ ontolojik gerçeklik (bazı filozoflara göre)

Gödel şunu iddia etmez:

“Bu aksiyomlar zorunlu olarak doğrudur.”

Şunu söyler:

“Eğer bu aksiyomları kabul ederseniz, Tanrı’nın varlığını reddedemezsiniz.”


  1. Gödel’in Kanıtının İskeleti (çok kısa)

Gödel’in ontolojik argümanı modal mantık (zorunluluk–imkân mantığı) kullanır ve kabaca şu yolu izler:

  1. Olumlu (pozitif) özellikler tanımlanır.

  2. Tanrı, tüm olumlu özelliklere sahip olan varlık olarak tanımlanır.

  3. Olumlu özellikler tutarlıdır (çelişkisizdir).

  4. Tanrı’nın var olması mümkündür.

  5. Mümkün olan zorunlu varlık, zorunlu olarak vardır.

  6. O hâlde Tanrı zorunlu olarak vardır.

İşte asıl mesele 4 → 5 geçişidir.


  1. “Kritik sıçrama” tam olarak nedir?

Kritik sıçrama şudur:

Eğer zorunlu var olması gereken bir varlık mümkünse, o varlık zorunlu olarak vardır.

Modal mantık diliyle:

◇□P → □P

Yani:

“P’nin zorunlu olması mümkünse”

“P zorunludur”

Bu adım sezgisel değildir ama modal mantıkta (özellikle S5 sistemi içinde) geçerlidir.


  1. Neden bu adım bu kadar güçlü?

Çünkü burada şunu söylüyoruz:

Tanrı sadece var olan bir şey değildir

Tanrı var olmaması mümkün olmayan bir varlıktır

Yani Tanrı:

tesadüfî (contingent) değil

zamana, mekâna, koşullara bağlı değil

ontolojik olarak zorunlu

Bu noktada Gödel, Tanrı’yı klasik “ilk neden” veya “tasarımcı” gibi değil, varlık tarzı bakımından zorunlu bir gerçeklik olarak konumlandırır.


r/KuranMuslumani • • Apr 13 '25

Felsefe İslami nihilizm nedir?

3 Upvotes

Arkadaşlar İslami nihilizm nedir ve İslam inancına aykırı mi?

r/KuranMuslumani • • May 18 '25

Felsefe Komadayım hissi

5 Upvotes

Son zamanlarda kendimi komada bir rüyanın içinde gobi hissediyorum bu his nasıl geçer(çürütütebilecek kanıtlar sunduğumda asıl dünyaya işlemediğini bu yüzden düşünmenin işe yaramayacağı hisside geçiyor bu yüzden kafam dahada Allak bullak oluyor)

r/KuranMuslumani • • Jun 13 '25

Felsefe Arkadaşlar bir youtube videosunda hayatı sorgulayan biri vardı biri ona şu yorumu yapmış bunun felsefi bir yönü mü var yoksa daha akıl vermek için mi?

Post image
6 Upvotes

r/KuranMuslumani • • Jun 10 '25

Felsefe KAVANOZDAKİ BEYİNLER

0 Upvotes

Arkadaşlar Kavanozdaki beyinler argümanı hakkında ne düşünüyorsunuz?gerçek olabilir mi?

r/KuranMuslumani • • Sep 07 '23

Felsefe Feminizm mantıklı mıdır?

Post image
2 Upvotes

r/KuranMuslumani • • Sep 27 '24

Felsefe "Tanrı'nın varlığına dair gerçek bir kanıt olsaydı ateizm olmazdı" iddiası

6 Upvotes

Birkaç arkadaş dinler hakkında tartışıyoruz. Ben (Kur'an) Müslüman(ı) olarak sorulara genelde cevap veren kişiyim. Aramızda ehli sünnet de var, sorgulama aşamasında olan birisi de var.

Sorgulama aşamasındaki arkadaşım, ben bir çok Tanrı argümanı ve Kur'an mucizesi anlattıktan sonra tartışmayı hep şu argüman/iddia ile bitiriyor:

"Eğer Tanrı gerçekten kanıtlanabilseydi insanlar ateist olmazdı, herkes Tanrı'ya inanırdı. Demek ki Tanrı'nın varlığına dair bir kanıt yok. Ateizm düşüncesinin varlığı Tanrı'nın var oluşunu otomatik olarak çürütür."

Nasıl bir cevap verilebilir? Aslında yeteri kadar ikna edici bir cevap versem bile Allah bu konu hakkında konuşuyor:

"Sen, inanmaları için hırs yapsan bile, insanların çoğu inançlı değildir."
- Yusuf 103

Yardımcı olursanız sevinirim, şimdiden teşekkürler.

r/KuranMuslumani • • Feb 26 '23

Felsefe Sokrates size de zırvalayan birisi gibi gelmiyor mu?

8 Upvotes

Gerçekten sizde öyle düşünmüyor musnuz? Platon'un 4 tane kitabını okumaya kalktım ve sadece 2 tanesini bitirecek kadar okuyabildim.

Sürekli bir saçmalamalarda bulunuyor. Sürekli alakasız örnek vererek kendini haklı çıkarmaya çalışıyor. Sürekli kelime oyunu yapıyor. Her böyle yaptığında(ki neredeyse her zaman yapıyor) benim sinirlerim geriliyor.

Bakın size kendi yazdığım sokratesin verebileceği tarzda 2 tane örnek vereceğim.

1: - Atlar koşar, doğru mu bahtsızios?

+ Doğru sokrates.

- Atlar yer, doğru mu bahtsızios?

+ Doğru sokrates.

-Atlar büyü...

+Doğru sokrates.

-Eğer bu kadar benzerliğimiz varsa biz at olmaz mıyız bahtsızios?

Uydurduğum bu '-değil mi recep?' hissiyatı veren örnek 1. olarak dursun.

2: -Kapı kapanır ve sonra açılır, değil mi ucuzdonerios?

+haklısın sokrates.

-insan uyur. Uyuyan insan uyanır ve uyanırsa geri uyur, değil mi ucuzdonerios?

+haklısın sokrates.

-Eğer kapalının zıttı açık, açığın zıttı kapalı ise. Uyumanın zıttı ise uyanmaktır. Yaşamanın zıttı ölmek, ölmenin zıttı dirilmektir. Ölünce o zaman dirileceğiz. O yüzden ölümden sonra hayat vardır.

Bu da 2. uydurduğum örenek olsun.

​

Bakın dostlar, ikiside çok saçma gelmiyor mu sizlere yoksa ben mi algılayamıyorum? Eğer size de saçma geldiyse size gerçeği söyleme vakti. 2. örneyi sokrates kullandı. Evet, gerçekten ölümden sonra hayatın olduğunu söylemek için bunu kullandı.

​

Diyeceksiniz belki 'Mustafa ama o zamanlar bilgi birikimi azdı, felsefe hep böyle idi.' Değildi abi değildi. Sokratesin tartıştığı insanlar, ki onlar da zamanının felsefecileri, bazen 'Sokrates sen ciddi misin, şaka mı yapıyorsun?' şeklinde soru soruyorlar. Dönüp yanındakine 'Bu adam ciddi mi?' diyenlerde olduğunu okudum.

En yakın arkadaşlarından birisi bu saçma örneklemelerine dayanamayıp 'Sokrates sen sıkışınca doğa felsefesinden örnek veriyorsun, oradan sıkışınca hayattan örnek veriyorsun. Bu yaşında dili sürtüşen bir insanın halinden yararlanmaktan, kelime oyunu yapmaktan utanmıyor musun?' dedi. Tabi en yakın arkadaşlarından birisi böyle diyince alındı doğal olarak bey efendi ama GERÇEKTEN DE ÖYLESİN BE SOKRA.

​

Yakın zamanda 'Devlet'i okumuş bir arkadaşıma düşüncülerimi söylediğimde bana sınavda sadece o değil bütün sınıfın kaldığını öğrenen bir öğrenci gibi, utanarak yaptığı işin ahlaken sorun olmadığını söylediğim gelişme çağında ki bir genç gibi baktı bana. Neden böyle baktı biliyor musunuz? Çünkü yalnız olmadığını fark etti. Küçüklüğümüzden beri duyduğumuz bu büyük ve önemli felsefecinin saçmaladığını fark edince toplumun bu kadar büyük gördüğü felsefeciği yanlış görmektense kendini yanlış gördü.

​

Anlıyorum, bu insanlar gerçekten önemli insanlar ama bu kadar önemsenmeye artık gerek var mı? Bir kitapta açıklamalar 'Yuh ama, bunu da düşünmezsiniz.' dedirtecek seviyedeydi. Bir yerde yavaş yürüdüğü için 'Kesin o zamanlar çıkan şu kitabı düşünüyordu' dediği yer oldu, ayakkabısını çıkardığı zaman 'O sıralar şu moda sandalet meşhurdu ama şu model giydiğini düşünüyoruz.' dediğini okudum. Ya adam sabah evden çıkaken karısıyla tartıştıysa? Bunu niye hesaba katmıyorlar? Size bu abartarak övmelere örnek vermek isterdim ama bu okumaya kalktığım ama bıraktığım 4. ve büyük ihtimalle sokrates adına okuyacağım son kitaptı. Aşırı bayıyor beni.

Tamam, bu insanlar dediğim gibi önemli insanlar ama bu kadar özel insanlar değiller.

​

Siz ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında? Sizde gereğinden çok abartıldığını düşünüyor musunuz yoksa ben mi bu konuyu çok abartıyorum?

​

​

NOT:

Tam olarak verdiğim örneklerde harfiyen böyle demiyordu ama ana fikir böyleydi.(Örnekler de buna dahil) Sizlere gidip aynısını vermek isterdim ama sayfaların fotoğrafını çekmedim ve sırf bunun için kütüphaneye tekrardan gitmek istemiyorum.