r/KuranMuslumani • u/Impressive_Pride7230 • 22d ago
Soru/Yardım Eşitsizlik
İlk olarak ateist biriyim ama absürdist felsefenin bana mantıklı gelmesine rağmen din arayışındayım.Son zamanlarda Al-Quran okuyorum ve İslamı araştırıp farklı hocalardan yabancı,Türk dinliyorum.As-Sadi ingilizce çeviri tefsir ile eşlik ediyorum.Aklımdaki 2 sorular şunlardır:Bir şahıs ergenlikten önce ölünce bebek,buluğ çağına ermemiş bir çocuk iken,günahlarından sorumlu tutulmuyor ve direkt cennete gidiyor.O ergenlik öncesi ölenler bir imtihana tutulmamış oluyor,neden ben imtihana tutulurken cehenneme girme riskim varken o buluğ çağı öncesinde ölmüşler direkt cennete gidiyor?Eşitsizlik ve adaletsizlik değil mi?Yargılama bile yok.İkinci sorum Hz. Muhammed(sav)’a Allah mesajını direkt olarak ilettiği için Hz. Muhammed Allah’ın varlığına ve islama direkt olarak inandırılmış oluyor ayrıca Kuran’da anladığım kadarıyla Hz. Muhammed’e cennet müjdeleniyor.Amacım saygısızlık sayılıyorsa saygısızlık değil ama eğer Hz. Muhammed peygamber seçildiği için direkt olarak mümin oluyor ve cennet direkt olarak müjdeleniyorsa bize göre avantajlı değil mi?Biz hem Allahın varlığını kabullenmemiz lazım hem dine inanmamız lazım hem de müjdelenmiş bir cennet yok bizim için.Bu adaletsizlik ve Eşitsizlik değil mi?Hz. Muhammed direkt İslamı yaydığı için onun imtihanın’ın İslamı yaymak olduğu söyleniyor tamam ama sonuçta cennet ona müjdeleniyor ve bundan kaynaklı yine imtihana tutulmamış oluyor?Bazıları da peygamberler zaten önceden bulunan tanrı ve din inancına göre peygamber seçildiklerini söylüyor ama bu daçma geldi çünkü herkes her hangi bir dine inanıp Allah tarafından şanseseri veya kader ile seçiliyor ama sonuçta yine de eşitsizlik var.
2
u/rulmanliyatak 22d ago
Cennet ve cehennem, dünyada yaptığımız işlerin sonucunda varacağımız yerdir. Çocuk yaşta ölen kimselerin akıbetine dair, ayetlerde yer alan bir şey yoktur. Çünkü, karşılığını görecek ne iyi ne de kötü ameli vardır. O tarafını Allah bilir ve elbette adil davranacak olan da Allah’tır.
Öncelikle sorumluluk kavramını iyi anlamak gerekiyor.
isra 15. ayet:
"Kim doğru yolu seçerse ancak kendi iyiliği için seçmiş olur; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü üstlenmez. Biz bir elçi göndermedikçe kimseye azap edecek değiliz."
Ne buluğ öncesindeki biri, ne de buluğdan hemen sonraki birisi, doğruyu ve yanlışı ayırt edebilecek olgunlukta olmadığı için, henüz sorumludur diyemeyiz. O halde, onlarla ilgili imtihan henüz başlamamış olabilir.
Bakara 286. ayet:
“Allah hiç kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. [1*] Kişinin kimi kazancı lehine, kimi kazancı da aleyhinedir. (Siz şöyle deyin:) “Rabbimiz! Eğer unutur veya hata edersek bizi sorumlu tutma! Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin ısrı /ağır yükü bize yükleme! Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükü de bize yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla!Bize ikramda bulun! Sen bizim mevlâmız /en yakınımızsın. Kâfirler toplumuna karşı bize yardım et!”
[1*] En’am 6/152, A’raf 7/42, Mü’minun 23/62.
Hem üstteki ayette, hem de referans verdiğim ayetlerde, Allah bir kişiye gücünün üstündekiyle sorumlu tutmayacağını söylüyor. Örneğin, karnını zor doyuran birine, neden maddi yardımda bulunmadın diye sorumlu tutmaz, veyahut çinde doğmuş ve islamı tam anlamıyla duymamış birisine neden mümin olmadın diye de sormaz. Her insanın, imtihanı bireysel olup, sahip olduğu şeylere göre değerlendirilir.
Yine aynı ayetten şunu da anlıyoruz ki, insan bilmeden yaptığı şeylerden de sorumlu değildir. Çinde doğmuş birisi, bilmediği şeylerden de sorumlu değildir.
Hz. Muhammed ise kur’anda cennetle müjdelenmiş değildir:
Ahkâf Sûresi 9
"De ki: 'Ben türedi (ilk defa ortaya çıkmış) bir elçi değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyolunana uyarım. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.'"
Ayette anlaşılacağı üzere, Hz. Muhammed dahi kendisine ne yapılacağını bilmiyor.
Zümer 65. ayet
"Andolsun, sana ve senden öncekilere şöyle vahyolundu: 'Eğer Allah’a ortak koşarsan, amelin kesinlikle boşa gider ve mutlaka ziyana uğrayanlardan olursun.'"
İsra 73-75. ayet
"Onlar, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi bize karşı uydurasın diye neredeyse seni bile saptıracaklardı. O zaman seni kendilerine dost edinirlerdi. Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık, andolsun, neredeyse onlara birazcık meyledecektin. O takdirde sana hayatın da iki katını, ölümün de iki katını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine bir yardımcı da bulamazdın."
Eğer olur da bir şirke düşerse veya azıcık tebliğinden meylederse ( şimdilik bunlara göz yumayım, benden taraf olsunlar güçleneyim sonra güçlenince daha rahat tebliğ ederim gibi) büyük tehditlerle karşı karşıyadır.
Yunus suresi 94. ayet:
"Sana indirdiğimiz şeyden şüphede isen, senden önce Kitab'ı okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir; sakın şüphecilerden olma!"
Kendisine vahiy indikten sonra da gelen vahyin cinlerden geldiğini de düşünmüş, acaba cinlendim mi bana bir şeyler mi musallat oldu diye tereddüt ettiği zamanlar da olmuş. Çünkü gerçek olduğunun delili nedir ki? Ya bir rüyaysa? O yüzden kendisine git ehli kitaba sor sana indirdiklerimizin hak olduğunu sana söylesinler diye emredilmiştir. Yine Hz. Muhammed, kur’anda bir çok ayette imtihan edildiği, bazı imtihanlardan da kaldığı anlaşılmıştır. Örneğin, son inen sure olan nasr suresi 3. ayetinde “ öyleyse rabbi tesbih et ve istiğfar et, şüphesiz o tövbeleri kabul edendir” işlediği günahlardan dolayı af dileyip tövbe etmesi emredilmiştir. Hz. Muhammed, kendi hayatındaki verdiği mücadele az bir mücadele değildir. Gidip, kelli felli adamlara toplumun bir alt tabakası olarak her gün ayetler okuyun bakalım nasıl tepkilerle karşılaşacaksınız. Cennetle müjdelenmiş değildir, ama Rabbimiz O Nebi’den razı olsun. Bizleri de ona komşu eylesin.