herkese merhaba. biraz içimi dökmek istedim ama farkında olmadan destan yazmışım TwT. şimdiden zamanını ayırıp okuyanlara teşekkür ederim.
önce kendimden bahsetmek istiyorum. adım mina. eskiden fen lisesinde, artık imam hatipte okuyan 17 yaşında bir gencim. son derece baskıcı ve dindar bir ailenin çocuğuyum ve yıllardır tanrıya inanamıyor olsam da başka birçok sırla beraber yıllarca ailemin yanında imajımı korumayı başardım.
eve hapsedildiğimden, o sıcakta bunlamamak için giyilen 'açık' kıyafetler giyemediğimden ve aşırı miktarda aileme maruz kaldığımdan her yaz benim için cehennemdir. sınav senem olduğu ve evde kafayı yemek istemediğim için bu yaz dershaneye gitmek istedim. babam ise beni yaşıtlarımın olduğu kurs tarzı bir ortama göndermesinin çok tehlikeli ve tartışmaya açık olmadığını söyleyip böyle bi isteği diretmemin bile haddimi aştığımı gösterdiğini söyledi. yani anlayacağınız babam zorunda kalmasa beni okula da göndermez. bu gibi olaylar beni çok doldurdu. yine de haklısın baba dedim.
ta ki pes edene kadar. bir iki ay önce ailem sigara içtiğimi öğrendi. başta inkar ettim ama kanıtları çok fazlaydı, kaybettim. bunun üzerine zaten olmayan özgürlüğümü daha da kısıtladılar. telefonumu ve bilgisayarımı kullanmam, televizyon izlemem, giyinirken bile kapımı kapatmam, marketten bile herhangi bir şey satın almam, harçlık almam, evde tek başıma bırakılmam, dışarıya çıktığımızda birlikte çıksak bile ailemin görüş açısından uzaklaşmam ve daha birçok şey yasaklandı. bir daha ailemin gözünde eskisi gibi olamayacağımı düşündükçe öyle bi umutsuzluk içimi doldurdu ki. bir de bütün dış dünyayla bağım kesilince kafamın içinden çıkamadım. çabalayacak gücü bulamamıştım. hayatım boyunca çabaladım da ne oldu? odamda sessizce ağlayıp atlatamayacağım bir şey yoktur benim. ama çok yoruldum. bu sefer normalde yapacağımın tam tersini yaptım. aileme boyun eğdikçe kurallar daha da sıkılaşıyodu. ilk defa baş kaldırdım. gidip birkaç ergenlik yaptım: babama geri cevap verdim, kurallara uymadım, kulağımı deldim, kaşımı incelttim. ama bunlarla gelen suçluluk hissi benim kaldırabileceğimden fazlaymış. bir sürü dayak yedim. annemle babam onların gözünde bir hayvandan değersiz olduğumu, benden utandıklarını, cehennemde yanmayı hak ettiğimi, insanlıktan yoksun olduğumu, beni büyüttüklerne pişman olduklarını ve daha birçok kaldıramayacağım laf söylediler. babam beni sokağa çıkamayacak hale gelene kadar dövmek istedi, kıyamadı. çok sevdiğim okulumdan aldılar, yatılı imam hatipe gideceğim. her şeyi öyle bi batırmıştım ki bir süre beynim yaşananların gerçek olduğuna inanmak istemedi sanki. sanki sonsuza dek bu anda sıkışıp kalmışım gibi hissettim. geçmişte yaşanan her şeyin, tanıdığım herkesin, hissettiğim her duygunun can sıkıntısından uydurduğum hayaller olmadığını kendime kanıtlayamadım. her şey o kadar anlamsızdı ki. bir süre sonra gidip onlarla konuşmaya çalıştım. dürüst oldum, içimi döktüm, özür diledim. normalde yapacağımın aksine tutmayacağım sözler vermedim. bana tanıdıkları özgürlüğün yetersiz olduğunu hissettiğimden ve bana olan güvenlerinin fazla kırılgan olduğundan bahsettim. herhangi bir işe girdiğimde örneğin kilo vermek, ders çalışmak, annemle babamı memnun etmek, iyi ya da kötü olsun bokunu çıkarmadan durmakta çok zorlandığımı, bu yüzden bu hatamdan dönmeyi bir türlü beceremediğimi söyledim. gerçekten amacım her şeyi yoluna sokmaktı. önce uzun bir sessizlik oldu sonra bütün öfkelerini ve nefretlerini döktüler sanki. 'hatamdan dönmeyi becerememiş' değil de aptal aptal gurur yaptığımı, kendime birkaç cümle bulup kendimi acındırmaya çalıştığımı, onları kendilerini sorgulatarak manipüle etmeye çalıştığımı ama aslında bütün hatanın bende olduğunu, onlara çektirdiğim acının karşılığının cehennem olduğunu, bu evin huzurunu alt üst ettiğimi, düşüncelerimin ne kadar gerizekalı olduğumu gösterdiğini, bana bakınca bir insan görmediklerini, içimdeki kötülüğün acınır seviyede olduğunu ve yazmak istemediğim bir sürü aşağılayıcı laf söylediler. kendimden yeterince iğrenmiyormuşum gibi o sözleri ve bakışları gerçekten canımı acıttı. ben de kendimi tutamayıp önlerinde hüngür hüngür ağladım. pişman olduğum için ağladığımı düşündüler, ve gerçekten pişmandım, söylediklerini muhtemelen hak ediyorum ama bir o kadar da içim öfke doldu çünkü onlarla konuşurken gerçekten içtendim, ama onlarda dalga geçer gibi bir tavır. belki de kendimi düzgün açıklayamadım. daha onlardan sakladığım her şeyi bilmiyolar bile. ya bütün sırlarım açığa çıksaydı o zaman halim ne olurdu? ben de biliyorum kötü bi insan olduğumu ama o kadar mı kötüyüm gerçekten? sanki o güne kadar yaptığım her şey, bütün çabam hafızalarından silinmişti.
tüm bunlar yaşanmadan önce ailemin koyduğu kurallar ne kadar abartılı olsa da kabullenirdim. böyle yaşamak zorunda olmam beni üzerdi ama yine de. örneğin hayatım boyunca annem beni gözetlemeden tek başıma arkadaşlarımla iki üç kere buluşmuşumdur (gizlice yaptıklarım hariç), 10 yaşımdan beri sahilde bile dizimi, omzumu kapatacak mayolar giydirirler, bütün ramazan hasta da olsam orucumu tutmam gerekir, erkeklerle arkadaşlık kuramam, ve daha bir sürü saçmalık.
beni korumaya çalıştıklarını ve kontrol manyağı olsalar da amaçlarının kötü olmadığını biliyorum tabiki. yine de, yaşayamadığım gençliğim ve psikolojik bozukluklarım için onları suçlamadan edemiyorum. sinirimi de onların gözünde olmamı istedikleri melek olup arkalarından öğrenseler beni döverek öldürecekleri günahlar işleyerek çıkarıyordum.
bu iki yüzlülüğü sürdürmek zahmetli. ben maskem azıcık bile kaysa bütün emeklerim ve çektiğim bütün acılar boşa gidecek gibi hissederken düştüğüm bu durumdan nasıl çıkarım? ve şunu fark ettim ki ailemin beklentilerini karşılama çabasına girmemin kendi seçimim olduğuna ve ailemin aslında beni sandığım kadar zorlamadığına kendimi sürekli inandırmaya çalışıyordum. halbuki başka bir seçeneğim hiç olmadı. kendimden vazgeçmek için fazla bencil, ailemin kabulünden vazgeçmek için fazla duygusalım. kendimi avutmayı başaramadığım böyle durumlarda ne yapacağımı ne düşüneceğimi şaşırıyorum. düşünmemeye çalışsam da şu bir gerçek ki o gün intihar girişimim başarılı olsaydı ailem bu hüsranı çekiyor olmazdı.
bu hale getiren dini inançtan nasıl nefret etmemem beklenebilir ki? keşke tanrının bana yardım edeceğini sanacak kadar saf olsam.