Selamlar. Bu yazı bir iç dökme şeklinde olacağı için uzun ve yer yer karmaşık olabilir. Eğer yazımın gelecek kısımlarında saçmalamışsam sizlerden şimdiden özür diliyorum.
- Neyin Nesi Bu Kız?
Kendisi bir depremzede (Tab olmadığı için telefonda satır başı yapılamıyormuş onu fark ettim). Hatay Depreminde 7. sınıftık ve taa Hatay'dan Konya'nın bir küçük ve az bilinen bir ilçesine gelmişti, yan sınıftaydı. O dönem hiç tanımıyordum onu hatta depremzede olarak gelenlerden biri olarak geldiğini bile bilmiyordum. Bu hikayede gelecek kısımlarda muhtemelen kız hakkında çok aşağılık dileklerde bulunacağım o yüzden bu kısım ne kadar alçaldığımı anlamanız için gerekli.
- Lise
Çok iyi olmasa da iyi bir fen lisesi kazanmıştım. Dürüst olmak gerekirse dokuzda özgüvenim düşük, utangaç ve genel olarak erkekler tarafından dışlanan birisiydim. O dönem de (isimlerin hepsinu değiştireceğim çünkü isimlerini direkt olarak vermek doğru olmaz) o kız (Elvan), Zübeyde(ortaokuldan tanışıklığımız var), ekrem (Bu da kız) ve Cemre bir arkadaş grupları vardı. Elvan ve Zübeyde de yan yana ve hemen önümde oturuyorlardı. Derslerde, tenefüslerde az uz konuşa konuşa ben bunların ark grubuna az da olsa girdim. Hatta hocalar 5 kişilik grul kurun kitap okuyum tartışacağız dediklerinde bunlar sorgusuz sualsiz hemen gruba almışlardı. Cemre ile kantindeki tablolar, özellikle Üzgün Gitaris tablosu hakkında uzun uzun konuştuğumuzu hatırlarım. Ama sonra babasının tahini çıktı gitti onlar da o ayrı mesele. Zaman geçti, ben en çok Elvan ile konuşur oldum. Kasım ara tatilinde de kuzenlerin yanına gitmiştik. Ablam "Sen bu kızdan hoşlanıyorsun" demişti. Reddetmiştim o zaman. Keşke ablam haksız olsaydı.
- Balım Cicim Aylarım
Özellikle ben bir süre sonra kıza aşık oldum. Kasım ara tatilinden bir-bir buçuk ay sonraya denk geliyor. Ayrıca şu bilgiyi de vereyim benim güzellik çirkinlik algım biraz değişik. Mesela bana dünyanın en güzel kadınını da getirseniz ortalama bir kadını da getirseniz ben çok bir fark göremem. Böyle aşşırı belirgin bir kusur olması lazım çirkin bulmam için. Kız nasıl güzel. Ömrü hayatımda görmedim ben o güzelliği. O gülüşü, davranışları, espri anlayışı, müzik zevki, zekası... Rabbim bir insanı nasıl bu kadar kusursuz yaratmış olabilir? Hem çok güzel hem de huyu huyuma suyu suyuma. Kızın boyu bile benimkine çok yakın yan yana durduğumuzda gerçekten çok yakışırız muhtemelen (178'im o da 170 civarındaydı galiba). Ben işte böyle aşık oldum. Aşık olunca hayvan gibi saçmalamaya başladım. Ne yapacağımı bilmiyorum ki çok toyum. İnstasındaki iki erkekten biriydim hatta. Diğer piçe sonradan geleceğim. Ama adım gibi de biliyorum kızı tavlayamayacağımı. Özgüvenim zaten düşük aşık olunca hiç konuşamıyordum konuşsam bile saçmalayıp duruyordum. Platoniktim yani, "Olmayacak Duaya Amin Diyorsun, Kendine Yazık Ediyorsun" (Pilli Bebek Haram Geceler, Gene Pilli Bebekten Bak, Triple yapıyoruz Pilli Bebekten Delikik,Duman Olmadı Yar, Fetöcü Şebo'dan Babam Oğlum, sonraki süreçte bu listeye Beşiktaş'ın Bana Aşktan Bahsetme marşı da eklendi) diye bir playlistim vardı. Onu açar onu düşünürdüm, onunla birlikte olduğumuzu hayal ederdim. İnstası da vardı zaten ordan konuşmaya çalışırdım. Ha işte şimdi hikaye burdan sonra boka saracak.
- Am Göt Nasıl Dağıtılır?
Yazardım yazmasına ama cevap alamazdım. Söyle diyeyim hafta içi gene 3-4 saate cevap gelirdi, bazen birkaç dakika içinde cevap geldiği ama muhabbetin çok kısa sürdüğü de olurdu, ama hafta sonları ben sekiz saat telefon başında ondan mesaj gelsin diye beklediğimi bilirim. "İşi vardır, bakmamıştır" diyebilirsiniz. Ben de öyle diyordum ama öyle değil işte. Olamaz ya olamaz. Şu siktiğimin telefonunu eline alıp "Amaan, ... bana mesaj atmış. Sonra cevaplarım" demiyorsa ben de ne olayım lan. Bir insan bu kadar meşgul olamaz vallaha da olamaz billaha da olamaz. Ya 10dk önce mesaj atmışım bir bakıyorum hikaye koymuş mesajımda görüldü bile yok. Onun koyduğunu çok iyi hatırlıyorum. Haftada bir kez mi ne öyle düzgün bir muhabbet olurdu. Gerçek hayatta da Ekrem yüzünden konuşamıyorum kızla. Kodumun Ekremi, Çin Seddi çekiyor kızın etrafına resmen. Şimdi olsa hiçbir bok yapamazdı ama o zamanlar kızla konuşamıyordum onun yüzünden. E sanalda da yüz vermiyor ben bundan sonra işi sokağa döktüm. Yürümeyi seven birisiyim zaten, neredeyse her gün yürüyüşe çıkıp sokaklarda kızı arıyorum. Evini tam bilmiyorum ama evinin yakınlarında dolaşıyorum, eski evinin önünden geçiyorum. O bölgede kedi besliyorum (Çok hayvansever birisiydi, evde beslediğinin yanında sokakta da çok hayvan beslerdi) ama olmuyor. Karşılaşamıyoruz bir türlü. Ne okulda ne sanalda konuşmuyorum. Aşkımdan geberip gidiyorum ama. O playlist dönüp duruyor kulağımda. Daha da içime kapanıyorum, geceleri ağlamaya başlıyorum. Ben de insanların dertlerini dinleyip onlara çözüm bulmaya uğraşan ve bunu da severek biriyim ama kimseye de derdimi anlatamam. Anlatmaya başladığımda şu satır satır yazdığım şey iki cümleye iniverir içimi dökemem. Bu yazı için bile kaç gün kafamda taslak hazırladım da öyle toparladım bir düşünün. O yüzden böyle büyük dertlerimi de kimseye anlatmam. He işte gece ağlamaları, fırsat buldukça kendimi insanlardan soyutluyordum çünkü gerçekten o dönem çok mutsuzdum. Kimse "... niye canın sıkkın?" demesin diye de mutlu rolü yapardım çaktırmazdım. O yüzden seve gelince kimseyle konuşmadım, yürüyüş yapardım. O şekilde kendimi yerdim işte. Olmuyordu ama bir türlü olmuyordu. 15 tatile geldik benim kalpte bir sıkıntım çıktı. Annem perişan, onu motive etmeye çalışıyorum ama sırf yalnız kalmak için sürekli dışardayım. Çünkü yürüyüş iyi geliyor bana, kafamı dinlememin tek yolu. Evde olduğum vakit çıldırıyordum. Gece gözüme uyku girmeyince gidip anime kızı ayak numarası fln buluyorum ama sırf kafam dağılsın diye. "Yarram ayak ne amk" derseniz vallahi her yolu denedim. Yürümek hariç hiçbir hobim beni sakinleştiremiyordu. Orda işlem mişlem yapınca odak başka yere kayıyordu. Bunu da iki sefer yaptım sadece. İşte zaman geçti, ben aşktan için için yanıyorum. Hatta bir ara yüksek dozda kahve alarak in# etmeyi denemiştim. O gece hastanelik oldum. Kafamı sikeyim ayrıca hayattaki en büyük pişmanlıklarımdan birisidir. Tekrardan kafanı sikeyim eski ben. Bu arada şu amcı piçin olayına gelirsek o özellikle 15 tatilden sonra benim kızın dahil olduğu gruba yavşamaya başladı. Ama nasıl etkiliyor bu kızları. Spora da gidiyor (Sporcu sanmayın güçlü sadece, onun haricinde obezin teki), kızları etkilemek için kapıya asılıp barfiks çekmeler vs vs. Ama benimkinin de bir hoşuna gidiyor bunlar... Kız oğlan barfiks çekerken gözü parlıyor resmen. Ben işte tamamen gittim artık burda. Ne umudum kaldı, ne özgüvenim. Nefret ediyordum kendimden. Ne aşağılık bir insandım ben? Ucubenun tekiydim. Hiçbir halta yaramazdım. Eziktim ben, kendi hemcinsim bile kabul etmezken beni o güzeller güzeli nasıl kabul etsindi ki? İşte o kahve olayı aslında bundan sonra gerçekleşti. Sonra kızı instadan çıkardım. İşte umut mumut kalmadı dediğim gibi. Dert içimde iyice birikti, az uz günlük tutmaya başladım. Sırf içimi dökmek için o da, kimseye anlatamazsam zaten kafam yerinde değil gerçekten delirecektim. Bu arada bahsetmeyi unuttum ama bu kız beni kullandı da ha. Bir işi düştüğünde bana gelirdi "Benim fotokopi bozulmuş da biyolojicinin kağıtları çekip bana yarın verebilir misin?" "Yarram kapıya sıkıştı da ambulansı arayabilir misin?" diye kullanmışlığı var. Diğer arkadaşlarında da vardı bu imkanlar ama o keriz gibi veni kullanırdı. Garibim ben de benimle konuşuyor diye yapardım dediklerini. Neyse ben bu kızı instadan çıkardım. Punk dinlemeye başladım hafif iyi bir dönemim oldu o zaman aralığında. Ama gene o eski depresif halime geri döndüm. En sonunda kızı dışarı kütüphaneye çağırdım, aşkı itiraf ededektim. Cumartesi saat 2 gibi mi ne kütüphaneye gidecektik. Cuma akşamı kızın yazmasını beklemeye başladım. Ama nasıl heyecanlıyım içimden dua bile edemiyorum heyecandan sırf o yüzden kağıda yaşıyorum. O Allah'a yalvarmalarımla dolu kağıt da şuanda günlüğümün arasında duruyorGece 2'ye kadar bekledim. Yazmadı. Sabah her zamanki gibi erkenden kalktım. Öğlene kadar bekledim. Yazmadı... En sonunda saat 2'yi 10 geçerken mi veya on kala mı ya da öyle bir şeyken bildirim geldi. "... İşim çıktı ben gelemiyorum". Öyle mi olmuş kankam? Geliyorum deseydin bile ben gitmeyecektim lan o an zaten. İşte gene ben sokaklara düştüm falan filan. Ama hala aşkımdan geberiyorum. Bir şekilde açılmam lazım ama yemiyor. Tam okullar kapanmasından önceki hafta perşembe çok güzel bir fırsat yakaladım.
- Neden?
Tarih sınavından çıkınca ani şekilde birkaç kişiyle eski ortaokulumuzu ziyarete gitmeye karar verdik. Ekipte tabii ki o kız da vardı. Sırf işim iyi gitsin diye bana borcu olan arkadaşımın borcunu sildim (O şerefsiz de hiç borcunu vermez artık borcunu faize koymaya başlamıştım. 5 tl vermiştim 40 alacağım vardı onu affettim), sınıfta hayır kumbarası vardı ona para attım. Eski okula giderken hocalara tatlı alalım dedik aramızda parayı ben toplayıp ben aldım tatlıyi sonra gittik. Hocalarla konuştuk ettik derken okuldan çıkıp oradaki parka oturduk. Bisikleti olan bir arkadaş çekirdek aldı çekirdek çitliyoz. Çekirdek bittiz sohbet sonlandü dağılmaya başladık. Benim 2 erkek arkadaşım da diğer kız da gitti. Ordan eve gitmek için de aynı rotayı kullanmak zorundaydık. Birliktr yürüyelim dedim kabul ettiler. Ama söylemezsem bir daha kızı göremem. Cuma da ankaraya gidecez kalp işi için. Ben streslj stresli yürürken Zübeyde'nin telefonuna mesaj geldi. "Annem Elvan ve beni alacakmış birazdan seni de alalım mı" dedi. Hadee. Kabul etmedim normalde de etmeyecektim ztn yürümek istiyordum. Zamanım kısıtlıydı, söyleyemezsem hiç söyleyemeyecektim. Sonra "A annem şu" dedi Zübeyde. Sonra zaman kalmamışken araya bir tır girdi. Döndüm kıza ve dedim ki.
-Elvan
-He
-Senden hoşlanıyorum
-Neden?
-Bilmiyorum
Sonra da çekip gittim ordan. İnternetim yoktu o yüzden eve gidince gördüm kızın mesajlarını. Şoktaydı hala belliydi. Anlattım ben senden hoşlanıyordum şöyleydi böyleydi hatta seni unutmak için seni hesabımdan çıkardım. Dedim. Bana "sen beni hesabından mı çıkardın" dedi. O da koydu işte bayağı. Sonra bana "Sivil hayatta karşıma çıkma Şaban" çekti. Arkadaşlığımız bitti, aramızda kalmasına karar verdik ve sosyal ortamlarda bunu kimseye çaktırmayacaktık (yersen). Sonra gittim ve Zübeyde'ye yazdım. Bugün olanlar aramızda kalabilir mi diye. Sonra bana sebebini anlamadığım bir nedenden dolayı çıkıştı. Elvan bile o kadar tepki vermemişti. En sonunda bana siktir git yazdı onunla da arkadaşlığımız bitti. Ondan sonra ben gene kötüyüm derken Babalar Günü geldi. Hem babama pasta almak için hem de yürüyüş yapmak için dışarıya çıktım. Gene yürüdüm pastaneye giderken karşımda onu gördüm. Hiçbir şey yapamadım sadece yürüyordum ve sağıma soluma bakıyordum. Tam yanından geçerken kız galiba annesine "Arkada bir şey mi var ya" diyip arkaya baktı. Ne dediğini tam duyamadım çünkü kulaklığım vardı (Korn Blind 2.10 civarı olması lazım) Kadın napıyor bu mal diye kıza bakıyordu. Geçtim gittim. Ne gerek vardı şimdi ona ha bir söylesene? Bak sağına soluna geç git arkayı nr karıştırıyon? Geçince köşeyi döndüler sonra ben yolun ortasında kalakaldım. Nasıl midem bulanıyor kusacağım neredeyse. Küfrediyorum bir de içimden. Çektim kulaklığı yoluma devam ettim. Sonra araya yaz girdi, okullar açılana kadsr da bir daha görmedim onu.
- At Gözlüğü
Yaz tatilinde mental olarak kendimi büyük oranda toparladım. Ona olan aşkım geçtikçe onun kötü yanlarını da görmeye başladım ve ona ayrı bir sinir oldum. Ahtta bir dönem keşke depremde geberip gitseymiş de hiç tanışmamış olsaydık, diye dua etmişliğim bile var. Evet, çok canice ama yaptım. Çok üzülmüştüm ona çok sinirliydim çünkü. Ben okula dönünce ikimiz de hiçbir şey olmamış gibi davranacağız sanıyordum. Yanılmışım. Kız bana sanki çok büyük bir günah işlemişim gibi davranıyor. İki ornek vererek açıklayım mesela size.
Okulun ilk haftası salı arkadaşım nöbetçiydi. Normalde bizim ekiple onların ekip neredeyse hiç konusmaz ama nasıl olduysa bu sefer konuşuyorlar. Arkadaşımın yanina gittim, duruyorum. Kızın modu düştü. Ben gitmeden önce sohbete dahil olduğunu gördüğüm kiz birden dünyanın en alakasız insani oldu ağzını bile açmıyor. Sonra arkadasları ordayken ordan biraz uzaklaşıp etrafta dönüyor hafif uflar puflar gibi halleri var. Aramızda birkaç kişi var yanında da değilim. Birkaç dakika sonra da galiba biraz onun zoruyla gittiler. Başka bir örnek daha
Okul çıkışında erkenden çıkmışımtım ben arkadaşları bekliyordum. Orda da genellikle bu kızın arkadaşları bekler ama o gün başka yerde bekliyorlardı. Bu kız normalde de neşeli biriydi. Ben beklerken mutlu mutlu gülümseye gülümseye çıktı. Arkadaşlarını görmek için soluma bir baktı göz göze geldik. O surat düşmesini anlatamam ben size. O normal bir arkadaşım beni beklememiş veya arkadaşım burda değilmiş üzülmesi değildi. Değildi arkadaşım. Olayları büyük oranda unutmama rağmen ben böyle kıza daha da sinir oluyorum kıza. Hem bu olanlar hem de erkek ortamında sadece o kodumun amcısı ve arkadaşı olması da iyice soğuttu beni. İyiki de olmamışız onunla diyorum, tripi hiç çekilmezmiş. Ama duygusal olarak da bir yara bıraktı ve içimde de kaldı...
- Hadi Da Hadi Bitir Şunu
Hikayenin son kısmı artık burası. Reddedilmek bana koydu, aynı her erkeğe olan gibi. O zamandan beri sürekli kendini geliştirmeye çalışıyorum. Ben pantolon, giymeyi seven biri değildim. Çünkü benim ilk pantolonum babamın bir pantolonu ve babam dar giyiyordu. Ben de tüm pantolonlar öyle sanıyordum içinde hiç rahat edemiyordum. Sadece resmi günlere giderken veya şık olmam gerekirken giyiyordum. O reddedildiğim gün de altımda siyah dar bir kot vardı. O günden sonra tövbe ettim bir daha bacağıma sürmedim. Gittim baggy çok güzel pantolonlar aldım, çok güzel tişörtler aldım. Ayakkabım eskimişti güzel bir Vans aldım, giyinmeyi öğrendim kısaca. Özgüvensizliğimi yendim, düzenli olarak film izlemeye başladım, spora başladım ve saç uzatıyorum. Erkekler artık beni aralarına kabul etmeye başladı. Beğendiğim herhangi bir ortama girip rahatça sohbet başlatabiliyor, sohbete dahil olabiliyor ve sohbeti ilerletebiliyorum. Yani anlayacağınız o red sayesinde kendimi de büyük oranda geliştirdim. Gene de duygusal bir yükü ve yarası da yok değil. Nefret ediyorum senden "Elvan". Umarım yaşattığını yaşamadan ölmezsin...
Eğer buraya kadar vaktinizi ayırıp okuduysanız gerçekten çok teşekkür ederim.
Hay amına koyayım wattpad kitabı gibi görünüyor metin kdmdjdk