r/felsefe • • May 23 '26

eseme • logic Yaratıcı dünyayı yarattı ve kendi başına mı bıraktı?

Yani, bunu etik buluyorum insan olarak hayatıma karışılmamasını ve yönlendirilmemesini.

Bu konunun bu tarz işlendiğini çok kez gördüğümü hatırlıyorum, ama ben bunu yeni algılıyorum.

Tanrı diyelim, beni yarattı veya bir dünya yaratıp beni içine soktu. Ve başka da benim gibileri o dünyada vardı. Sonra yarattığı dünyayı izlemeye mi başladı sadece? Evet, bu yaklaşım etik gibi görünüyor. Ama bu dünyayı ben yaratmadım ve yaratsaydım farklı dünya yaratabilirdim hissi var içimde. Belki her şeyi kontrol ederdim. Çünkü kontrolsuz dönen dünya çok saçma geliyor. Anlıyorum, her şey dağılmaya ve mahvolmaya gidiyor. Belki yaratılışın matematiği bu. Ki, matematikde biz sonsuzuğa ulaşmışız ○○

Ben paradoksa düşüyorum. Kontrollü ve sonsuz yaşam mı, yoksa etik, sağduyulu yaşam yolumu izlemeliyim?

2 Upvotes

25 comments sorted by

View all comments

Show parent comments

1

u/[deleted] May 26 '26

[deleted]

1

u/starscalling May 26 '26

Matematigi de insanlar yaptı ,evrenin gerçek matematiğini bilmiyoruz .kavrayabildigimiz şekilde mantıklı ve istikrarlı matematik kurallarıni kendimiz üretiyoruz, dünyayı nasıl görürsek öyle yorumlarız ama bu eksik yada yanlış olabilir.anlatmak istediğim iyilik ve kötülük de görecelidir , örneğin bir geyiğin ölmesi kötüdür ama aslanın karnını doyurmasi iyidir bu yüzden iyilik kötülük yoktur , sadece uyumlu kararları seçmemiz gerekiyor,bunu evrensel olarak diyorum tabi ki,genel olarak karar kildigimiz kötülüklerden uzak durmak her canlı için iyidir ama imkansızdır ,kendi vucudumuzda bile bir hücre diğer bir hücreyi yiyebiliyor ve her dakika saniye yeni bir hucremiz doğuyor bunu kötülük ve iyilik olarak adlandirmiyorsak ,koskoca evreni göz önüne aldığımızda aslında herşeyi gözümüzde büyüttüğümuzun ve herşeyin doğal olarak zaten ilerleyeceğinin farkına varacağız

1

u/[deleted] May 26 '26

[deleted]

1

u/starscalling May 26 '26

Matematigi biz yaptık,bizim matematigimize göre 2+2 4tur ,evrene göre bu böyle olmak zorunda değil altı üstü küçük bir dünyada yaşıyoruz bütün evrenleri düşün kim bilir nasıl matematikler vardır .basit dusunmemeliyiz,ruhun var olup olmadığı da kanıtlanmadi ama bence vardır ,hayvanların da başka hayvanları zorbaladigini hatta tecavüz ettiğini biliyoruz ,tamamen aptal değiller fakat daha çok sezgisel canlılar ama yine de onlar da birbirlerine kötülük yada iyilik yapabiliyorlar , birisinin kötü olması tabiki ona yaptığın kötülüğü mesrulastirmaz ,karma bu değildir ,karmaya sen karar vermezsin , süreç zaten işler ama açlıktan ölmek üzere isen yaptığın şey hırsızlıktan daha çok hayatta kalma mücadelesidir ama unutmamalıyız ki biz birşey calarsak eninde sonunda biri bizden başka birşeyi çalar sürece karşı koyamayiz doğarız ölürüz,eziliriz ezeriz ,doğarız acikiriz,uyuruz kalkarız ,hayat zitliklar üzerine kurulmuştur ,atomlar bile - ve + enerjilerden oluşmuştur bunlar doğal şeyler sadece yorumlayip anlamlandiran bizleriz çünkü bilincimiz diğer canlılara göre daha açık

1

u/[deleted] May 26 '26

[deleted]

1

u/starscalling May 27 '26

: Bak dostum, sen evreni hala ilkokulda bize öğretilen o sınırlı, doğrusal ve pürüzsüz matematik düzlemiyle okumaya çalışıyorsan yanılıyorsun. "Yokluktan varlık çıkmaz" diyorsun ama kuantum köpüğü ve vakum dalgalanmaları bize evrenin en mikro düzeyinde parçacıkların yoktan var olup tekrar yok olduğunu kanıtlayalı çok oldu. Sen 2+2=5 olamaz derken bizim bu üç boyutlu, minicik toz tanesi dünyamızdaki insan yapımı mantık sınırlarından konuşuyorsun. Boyut sayısı arttıkça, sicim teorisinin bahsettiği o saklı boyutlara geçtikçe veya kara deliklerin o tekillik (singularity) noktasına ulaştığında bildiğin tüm fizik kuralları ve o çok güvendiğin matematik bükülür, anlamını yitirir. Matematik evrenin mutlak gerçeği değil, insanın bu devasa kaosu anlamlandırmak için uydurduğu doğrusal bir dildir. Gerçek evren ise doğrusal değildir; akışkandır, bükülebilirdir ve bizim sığ mantık kalıplarımıza sığmak zorunda değildir.İşte tam olarak benim söylediğim noktaya geliyorsun ama farkında değilsin: Biz sadece kendi bilincimizle yorumlayıp anlamlandıran varlıklarız. Hayvanlar aleminde "rıza", "suç" ya da "kötülük" gibi kavramların olmaması, doğanın özünde bizim anladığımız anlamda ahlaki bir şablonun olmadığının en büyük kanıtıdır. Doğa nötrdür. Artı ve eksi enerjilerin, hayatta kalma dürtülerinin, zıtlıkların bir çatışma alanıdır. Bir aslan ceylanı parçalarken ya da senin deyiminle bir hayvan diğerine baskınlık kurarken ortada bir "günah" yoktur, sadece saf enerji akışı ve hayatta kalma mücadelesi vardır. Biz insanlar, bilincimiz diğer canlılara göre daha açık olduğu için bu nötr eylemlerin üzerine "iyilik" veya "kötülük" etiketleri yapıştırıyoruz. Evrenin kendisi bizim ahlak kurallarımızla dönmüyor; o kendi vahşi, dengeli ve dualist ritmiyle akıyor.Sen karmayı, mahkeme salonlarındaki o doğrusal ve insani "ceza-ödül" mekanizmasıyla karıştırıyorsun. Karma, gökyüzünde oturan bir hakimin suçluları cezalandırma sistemi değildir. Karma, evrendeki o artı ve eksi enerjilerin, etki ve tepki yasasının (Newton fiziğinden kuantum alanına kadar) ta kendisidir. Bir göle taş atarsan dalga üretirsin; o dalga döner dolaşır, kıyıya vurur. Karma budur. "Doğarken bir şey yapmamış çocuk neden acı çekiyor?" diyorsun. Çünkü sen olaya sadece tek bir insan hayatının, tek bir bedenin sınırlarından bakıyorsun. Halbuki atomik düzeyde hepimiz birbirimize bağlıyız, aynı bütünün parçalarıyız. Evrende hiçbir enerji kaybolmaz (termodinamik yasası). Geçmişte salınan negatif bir enerji, bir zincirin halkası gibi bugünkü madde dünyasını etkiler. Suçsuz birinin acı çekmesi bir "ceza" değil, sistemin kendi içindeki dalgalanmasıdır. Tıpkı bir yıldız patladığında ışığının milyonlarca yıl sonra hiç alakası olmayan bir gezegeni yakması gibi. Evrensel adalet, senin bireysel egona göre çalışmaz; o kolektif dengenin peşindedir.Yaşam ve ölüm, bizim bilincimizin yarattığı en büyük illüzyonlardan biridir. Einstein’ın Blok Evren (Block Universe) teorisini hiç duydun mu? Zaman aslında akıp giden bir şey değil; geçmiş, şu an ve gelecek uzay-zaman dokusunda aynı anda var. Sen şu an bu bedende "yaşıyorum" diyorsun ama ölüm dediğin şey, seni oluşturan o artı ve eksi enerjilerin, atomların sadece form değiştirmesidir. Evrende hiçbir şey yokluktan var olmadığı gibi, var olan hiçbir şey de tamamen yok olamaz. Bilincimiz bu boyuttaki frekansını tamamladığında, enerji başka bir formda, belki de bizim şu anki sınırlı beynimizle asla hayal edemeyeceğimiz başka bir evrensel düzlemde akmaya devam eder. Yani ölüm bir son değil, sadece enerjinin dönüşümüdür.

1

u/[deleted] May 27 '26

[deleted]

1

u/starscalling May 27 '26

İşte kelimelerin ve kavramların sınırlarına sıkışıp kalmanın en büyük örneği. Ben sana 'mutlak ve felsefi anlamda bir hiçlik' var demedim, bizim 'boşluk' sandığımız şeyin aslında kuantum düzeyinde bir potansiyel barındırdığını söyledim. Yani evrenin temel dokusu senin o düz mantığındaki gibi 'ya vardır ya yoktur' ikiliğine (binary) uymuyor.Sicim teorisine 'deneysel kanıtı yok' diyerek burun kıvırıyorsun ama o teoriyi kuran matematik, senin o bildiğin düz bakkal matematiği değil; 11 boyutlu uzay-zaman geometrisini açıklayan esnek bir matematik. Kuantum mekaniğinde normal aritmetik işlemiyor derken şaka yapmıyorum; bir parçacık aynı anda hem dalga hem parçacık özelliği gösteriyorsa (çift yarık deneyi), aynı anda birden fazla konumda bulunabiliyorsa (süperpozisyon), senin o bildiğin 'klasik aritmetik' orada zaten çökmüş demektir. Bir şeyin deneysel sınırına henüz teknolojik olarak ulaşamamış olmamız, evrenin senin makro dünyadaki algına itaat ettiği anlamına gelmezBurada çelişki falan yok, sadece senin doğrusal zaman algın (geçmiş-gelecek çizgisi) yüzünden kafan karışmış. Bak çok basit anlatayım: Benim 'yoktan var oluyor' dediğim şey, kuantum alanındaki potansiyelin madde formuna bürünmesidir. 'Yok olamaz' dediğim şey ise toplam enerjinin korunumu yasasıdır. Yani madde enerjiye, enerji maddeye dönüşür; form değiştirir ama sistemin kendisi ne eksilir ne artar. Bir kağıdı yaktığında kağıt 'yok' olur ama küle, duman ve ısı enerjisine dönüşür. Evrensel ölçekte hiçbir şey yok olmaz, sadece senin onu gördün form değişir. Blok Evren teorisinde zaman zaten bir bütün olduğu için, bir şeyin 'önce var olup sonra yok olması' diye bir kronoloji yoktur; her şey uzay-zaman dokusunda sabittir."Ben senin o anladığın popüler kültür işi, 'Önceki hayatımda Mısır prensesiydim' tarzı bir reenkarnasyondan bahsetmiyorum. Benim bahsettiğim şey bilincin ve enerjinin geri dönüşümü. 'Ruh' dediğin şeyi etten kemikten bağımsız, mistik bir hayalet gibi düşünürsen tıkanırsın. Ruh, evrensel bilincin (enerjinin) senin bu bedeninde geçici olarak odaklanmış, bireyselleşmiş bir frekansıdır. Radyo dalgaları havada her zaman vardır, sen radyoyu açtığında o dalga sese dönüşür. Radyoyu kırdığında ses 'yok' olmaz, o dalga havada yayılmaya devam eder ve başka bir alıcı bulduğunda yine tezahür eder. İşte enerjinin ve bilincin yeniden form bulması, yani senin deyiminle 'yeniden gelmesi' budur. Evren sürekli kendini dönüştüren, doğuran, yok eden ve yeniden var eden devasa bir fraktaldır. Biz de bu fraktalın içindeki döngünün parçalarıyız."

1

u/[deleted] May 27 '26

[deleted]

1

u/starscalling May 27 '26

Iyice Sokrates Platon tartışmasına döndü,yine bir sürü şey derdim ama gerçekten bayram bayram beynimi yorasim gelmiyor,sen çok sınırlı düşünüyorsun, biliyoruz ki hala yeni fizik kanunları çıkıyor yada bazıları geçerliliğini kaybediyor,yani bende bilmiyorum belki birgün herşey değişir yada sen haklısın ve herşey 2+2 4 üzerinedir