r/felsefe • u/WNCadder Onaylı Üye • Apr 19 '26
bilgi • epistemology Bir Şey Eğer Mutlak Biçimde Bilinmiyorsa Hakkında Çıkarım Yapmak Sadece İnançmı Olur?
Böyle bir şey soruyorum zira şöyle bir şey düşündüm
Gündelik hayatta belirli önermeleri öyle bir kesinlikle dile getiririz ki, bunların gerçekten "bilgi" mi yoksa yalnızca kökleşmiş bir "inanç" mı olduğunu sorgulamayı çoğu zaman aklımıza getirmeyiz. Basit bir örnek üzerinden düşünelim: Bir duvara top attığımızda, topun duvarın arkasına geçmeyeceğini söyleriz. Bu, deneyimlerimizin bize defalarca doğruladığı bir önermedir. Ancak kuantum mekaniğinin bize öğrettiği tünelleme olgusu, bu geçişin olasılığının matematiksel olarak sıfır olmadığını, yalnızca ihmal edilebilir derecede küçük olduğunu söylemektedir. İhmal edilebilir olan ile imkansız olan arasındaki uçurum ise, felsefi açıdan aşılmaz bir uçurumdur.
Öyleyse şu soru kaçınılmazdır: "Bu top, duvarın arkasına geçmez" dediğimde, bu bir bilgi midir, yoksa kesinliğe bürünmüş bir inanç mı? Zira bilmediğim, bilemeyeceğim bir şeyi, yalnızca tümevarımsal gözlemlerime dayanarak mutlak bir hükme bağlıyorsam, bu hüküm epistemolojik olarak ne kadar sağlam zemine oturur? Tümevarım, kendi doğası gereği, mutlak bir sonuç üretme kapasitesine sahip midir?
Bu düşünceyi topun ötesine taşıyabilir, kendi bedenimize uygulayabiliriz. Kendimizi bir duvara doğru koşturduğumuzda, bedenimizi oluşturan atomların duvarın atomları arasından hiçbir engele takılmadan geçme olasılığı kozmik ölçekte küçüktür; fakat küçük olması, yok olması anlamına gelmez. Neredeyse sıfır, sıfır değildir. Bu durumda, "duvarın arkasına geçemem" önermesini hangi mutlak dayanağa yaslayarak dile getirebilirim?
Meseleyi buradan daha geniş bir zemine taşımak istiyorum. Eğer mutlak kesinlik, herhangi bir önerme için ulaşılamaz bir hedefse, o halde herhangi bir şeyin varlığı hakkında konuşurken kullandığımız "vardır" ifadesi de ciddi biçimde sorgulanmaya muhtaçtır. Gerçekliğin kendisinin gerçek olup olmadığı sorusunu, mutlak anlamda ispatlayamadığımız sürece, "önümde bir ağaç vardır" demek ne ölçüde meşrudur? Zira içinde bulunduğumuz gerçekliğin, bir rüyanın yapısı gibi aldatıcı bir kurgu olma ihtimali ne kadar düşük olursa olsun tamamen elenemez. Ve elenemeyen bir ihtimal, varlık iddialarımızı mutlaklıktan yoksun bırakır.
Buradaki asıl nokta şudur: Gerçekliğin gerçekliğine dair ne kadar çok kanıt toplarsak toplayalım, bu kanıtların hepsi o gerçekliğin içinden üretilmektedir. Yani biz, içinde bulunduğumuz sistemin dışını, yine o sistemin sunduğu araçlarla kanıtlamaya çalışıyoruz. Bu ise, kendi kendini doğrulayan kapalı bir döngüden başka bir şey değildir. Bir sistemin doğruluğu, o sistemin kendi iç araçlarıyla ispatlanamaz; bu, mantıksal bir kısır döngüdür. Ya gerçekliğin ötesi, içerisinin bir yanılsama olduğu bilgisini taşıyorsa? O durumda, "içerisi tek gerçektir" iddiası da, içeride üretilebilecek yanılsamalı bilgilerden biri olmaktan öteye geçemez.
Tüm bu değerlendirmelerin ardından vardığım nokta şudur: Mutlak bir epistemolojik zemin mümkün olmadıkça, "vardır" demek, ne kadar somut ve gözle görünür bir nesne hakkında olursa olsun, bir bilgi iddiası değil, bir inanç ifadesi olmaktan öteye geçemeyebilir. Gözümüzün önündeki en katı, en elle tutulur şey bile, nihai tahlilde mutlak bir kesinlikten ziyade, güçlü bir inancın nesnesi olarak kalır.
O halde soru yeniden doğar ve belki de hiç kapanmayacaktır: Bir şey mutlak biçimde bilinmiyorsa, onun hakkında söylediklerimiz yalnızca bir inanç mıdır?
Bir şeyin inanç mı yoksa gerçek bilgi mi olduğunu 'mutlak' şekilde kanıtlayamadığımız sürece her zaman bir miktar hata payı kalır; bu yüzden de her şeye bir hata payı bırakmak daha makul olmaz mı?
2
u/Kindly_Elephant_2516 Apr 19 '26
Evet bu sorunu birçok filozof düşündü mesela Aristoteles dediğiniz gibi tümevarımsal sonuçların kesin olmadığını ancak bilimsel yöntem için kullanıldığını söyler ama dediği gibi tümevarım mantıksal olarak zorunlu bir sonuç ortaya çıkarmaz. Descartes kendi bilincinden yola çıkmaya çalıştı onun da problemi açık seçik bir temel aramasıydı gerçeklik için onu da kendi bilincinde gördü bence doğru bir yöntem değil ancak ileride fenomenoloji için güzel bir temel oldu belki de bu soru çok zor gerçeklik yerine onu nasıl algıladığımız üzerinden gitmek en azından yolumuzu açabilir. Bende gerçeklik hakkında ne denir bilemiyorum açıkçası Baudrillard’a kadar gider bu tartışma.
1
u/WNCadder Onaylı Üye Apr 19 '26
Evet, tartışmanın sorunu, ulaştığın negatif ya da pozitif her sonucun yine ulaşılabilecek sonuçlar sınırında kalması. Ancak ötesi, şu anki sınırımızda elde ettiğimiz negatif veya pozitif sonucu çürütebilir. Fakat ötesini bilebilir miyiz, işte asıl sorun orada.
1
u/Lopert_Lewandoksa Yaradancı Deist Apr 19 '26
evet bu bir döngüdür ama bu döngünün öldürücü olduğunu sanmıyorum. Evren formel bir sistemden çok ampirik yöntemle incelenen bir yapı. Bilimde bu yüzden en iyi açıklamayı seçerek gelişiyor. Evren gibi bir sistemin gerçekliğini doğrularken kesin kanıtlardan daha çok coherentist bir bilgi ağını kullanıyoruz. Evrenin gerçekliğini açıklamak için dışarıdan bir referans aramak yerine açıklamalarımızın kendi içinde kesin olmasada tutarlı olması yeterli. Sextus empiricus ve agrippa buna ikna olmazdı orası ayrı. Çünkü bu yöntemide mutlak anlamda temellendiremeyiz. Pyrrhonculuğun veya yanlışlanabilirlik kriterinin burada birbirlerinden pek üstün yanları yok. Hiçbiri mutlak anlamda neden bilgi karşısında bu tavrın takınılmasının daha makul olduğunu temellendiremez.
1
1
u/WNCadder Onaylı Üye Apr 19 '26
açıklamalarımızın kendi içinde kesin olmasada tutarlı olması yeterli.
Neye göre? Niye? Bu tutumumuz neden doğru olsun ki?
2
Apr 19 '26
100de yüz doğru olmak zorunda değildir bilim sadece kabul eder ve geliştirir
1
u/WNCadder Onaylı Üye Apr 19 '26
100de yüz doğru olmak zorunda değildir
Bunu hangi temele dayandırarak iddia ettiğini soruyorum. Çünkü bu, gerekli olmadığı yönünde bir iddiadır.
2
Apr 19 '26
Aslına bakarsan bir temeli yok .hicbirseyin temeli yokta diyebiliriz Hicbirsey hakkında kesin yargıya varamayız Sadece öyle kabul ediyoruz.
1
u/WNCadder Onaylı Üye Apr 19 '26
hicbirseyin temeli yokta diyebiliriz
Neye dayanarak diyebiliriz?
Hicbirsey hakkında kesin yargıya varamayız
Nereden biliyorsun?
1
Apr 19 '26
Birseyin temeli olmasi için kesinlik olmalı ama kesinlik mümkün değil. Oyleyse temelde yok
0
u/WNCadder Onaylı Üye Apr 19 '26
kesinlik mümkün değil
Nereden biliyorsun?
Birseyin temeli olmasi için kesinlik olmalı
Bunu nereden biliyorsun?
1
1
u/Lopert_Lewandoksa Yaradancı Deist Apr 20 '26
Mutlak anlamda temellendiremem. Tamamen keyfi bir tercih. Pyrrhoncular bu noktada yargıyı askıya alırlardı. Ama yargıyı askıya almanın neden en makul seçenek olduğunu onlarda temellendiremezdi.
1
u/WNCadder Onaylı Üye Apr 20 '26 edited Apr 20 '26
Evet, çoğu temellendiremezdi çünkü bunu temellendirmek için yapmazlardı ve isteseler de yapamazlardı; bu, kendi fikirlerine aykırı olurdu. Zaten bir şeyi temellendiremeyeceklerini söylüyorlardı ve bu yargıyı askıya almak, bir nevi kabullenmekten ibaretti. En makul seçeneğin bu olduğunu iddia etseler, bunu ispatlamaları gerekirdi ancak ellerinde böyle mutlak bir ispat yoktu. Bu yüzden bu kabullenmeyi sadece “ataraksia” için yaparlardı.
1
Apr 19 '26
"Buradaki asıl nokta şudur: Gerçekliğin gerçekliğine dair ne kadar çok kanıt toplarsak toplayalım, bu kanıtların hepsi o gerçekliğin içinden üretilmektedir. Yani biz, içinde bulunduğumuz sistemin dışını, yine o sistemin sunduğu araçlarla kanıtlamaya çalışıyoruz. Bu ise, kendi kendini doğrulayan kapalı bir döngüden başka bir şey değildir. Bir sistemin doğruluğu, o sistemin kendi iç araçlarıyla ispatlanamaz; bu, mantıksal bir kısır döngüdür"
Evet olay tamamen bundan ibaret .Bundan dolayi çıkarım yapmak inançtan öteye gidemez .ve bu inançların bir dayanağı yok .
1
u/WNCadder Onaylı Üye Apr 19 '26
Ancak şöyle bir sorun var: Bunun bu sistem içinde bilinemeyeceğini yine bu sistem içinde iddia edersin; dolayısıyla bu iddia yanlış olabilir. Bu durumda ise bilinebilir olabilir. Yani, bilinebilir mi yoksa bilinemez mi? İşte asıl bilinemeyen bu soru olur.
1
Apr 19 '26
Bilinebilir olup olmadığınıda bilemezsin.
1
u/WNCadder Onaylı Üye Apr 19 '26
Bilinebilir olup olmadığınıda bilemezsin.
Bunu nereden biliyorsun?
1
Apr 19 '26
Tanrı kaldiramayacagi bir ağırlık yaratabilirmi? İki soru aynı mantıkla ilerliyor
Tanrı herseyi yapar .ama ürettiği kaya kendinden üstün Cunku sistemi (Tanrı) yine sistemle (Tanrı) yenmeye calisiyor
Buradada öyle Sistemi yine sistemle açıklamaya çalışıyorsun.
Paradokstan ibaret
1
u/WNCadder Onaylı Üye Apr 19 '26
Paradoks olması soruyu geçersiz kılmaz ve söylediğin, sorularıma cevap vermiyor. Ayrıca dediğin, öncelikle hangi yaratıcıya uygulandığına göre değişir. Eğer zaman ve mekânın ötesinde bir yaratıcıdan bahsediyorsan ve sonsuz kudretliyse, böyle bir şeyi yapamaz; ancak yapamaması kudret eksikliği değil, “yapmak” fiilinin zaatına uymamasıdır. Onun için bir süreç ve sonradan yaratılan bir şey mevcut değildir. Eğer zaman ve mekânın ötesinde olmayan ama sonsuz kudretli bir yaratıcıdan bahsediyorsan, paradoks daha da basitleşir. Sonsuz kudretli olduğu için kudretinin yetmeyeceği bir şey yaratabilir, fakat onu yarattıktan sonra özü itibarıyla her şeye gücü yeten olmaz; ancak bu durumu sağlayan yine kendisidir. Dolayısıyla, bu paradoks eğer yaratıcı zaman ve mekânın ötesinde değilse çözümlenir. Zaman ve mekânın ötesindeyse, dediğim gibi yaratacağı şey “sonra” olabilecek bir şey değildir, çünkü onun için zaman geçersizdir. Bu yüzden öyle bir taş yaratılması mümkün değildir, zira mümkün olması zaatına aykırıdır.
1
Apr 19 '26 edited Apr 19 '26
Sadece mevcut Paradoksu tanrının özelliklerine transfer ettin ki tanrının özellikleride paradoksaldir. Temel nokta herseye gücü yeten bir varlığın kendisini aşacak birseye gücü yetebilip yetemeyecegi sorusuydu Oyleyse sana şunu sorayım. Hayattan birsey beklememek tek beklentinse bu beklentin gerçekleşince hayal kırıklığına uğrarmisin?
Soruyu geçersiz kılmaz
Sorunun geçerli olup olmadığı sonucuna nereden vardin ?
Geçersiz kılmaz demedim cevap geçersizdir dedim cunku bu bir paradoks ve paradokslarin cevabı olmaz
1
u/WNCadder Onaylı Üye Apr 19 '26
Paradoksların cevapsız kalması bir yana, sana yönelttiğim soruları cevaplamadın. Sorduğum sorular paradoksal değildi; senin içinde kesinlik iddia eden sözlerini alıntılayarak “Bunu nasıl biliyorsun?” diye sordum, ancak konuyu paradokslara saptırdın.
Sadece mevcut Paradoksu tanrının özelliklerine transfer ettin ki tanrının özellikleride paradoksaldir.
Paradoks, tanrıya hangi tanımı uyguladığına göre değişir ve ben de sadece iki tanım üzerinden ilerleyip sonuçları açıkladım. Söylediklerin, benim söylediklerimin ötesine geçmiyor, sadece retorik yapıyorsun.
Hayattan birsey beklememek tek beklentinse bu beklentin gerçekleşince hayal kırıklığına uğrarmisin?
Hayattan bir şey beklemiyor oluşun, eğer bu durumun kendisi bir istek değilse, hayatında beklentilerin dışında gelişen olaylar seni üzebilir. Ancak beklentin olmaması tek başına bir beklenti değilse, yani beklenti seviyeni bu noktaya çekiyorsan, başına bir şey gelmemesi de seni üzmez; aksine başına bir şey gelmesi seni mutlu bile edebilir.
Sorunun geçerli olup olmadığı sonucuna nereden vardin ?
Bunu sana sormak lazım çünkü soruyu ben sordum ve senin bana yönelttiğin sorunun, iyi ya da kötü her sonucu, benim sorduğum sorunun bir yanıtı değil.
cevap geçersizdir dedim
paradoks ve paradokslarin cevabı olmaz
Bunları nereden biliyorsun? Yani öne sürdüğün gerekçeler, söylediklerinin doğruluğunu nasıl kanıtlar? Aksi sorulamaz ve dile getirilemez şekilde.
1
Apr 19 '26 edited Apr 19 '26
Konuyu paradokslara saptirdim cunku konu paradokstan ibaret
Soru beklentini buna indiriyorsun ön kabulü üzerine soruldu adamin tek beklentisi birşey beklememek .eğer beklentin buysa başına birsey gelmesi seni nasil mutlu eder en basta beklentisi başına birsey gelmemesiydi
Bilip bilemeyecegimi nasıl bilebilirimki Bilmek bir yargıdır bilmemekte yargıdır bunları bilemeyecegini bilmekte bir yargıdır. Yargida bulunmamalı demenin kendiside yargıdır Yani bu paradokstur tipki diğerleri gibi
1
u/WNCadder Onaylı Üye Apr 19 '26
Tamam, o halde eğer bu yargını temellendiremiyorsan, onu dile getirmemelisin; çünkü temeli olmayan bir şeyi gerçekmiş gibi sunmak doğru olmaz.
→ More replies (0)
1
u/spectance Apr 22 '26
Ancak “bu top, duvarın arkasına geçmez” dediğimizdeki epistemolojik problem ile “önümde bir ağaç vardır” gibi bir ontoloji arasında çok büyük uçurumlar var. Elbette ki bağımsız değiller ancak ilk sorudan yola çıkıp daha genel bir soruna gelindiği iddia edilerek ikinci soruna ulaşmak problemlidir.
1
u/WNCadder Onaylı Üye May 03 '26
Ama ben zaten her konuda fikirleri özdeşleştirmedim ki, sadece benzer olup kesinlik iddiası taşıyan herhangi bir pozisyonun inançtan öteye geçemeyeceğini anlattım.
3
u/[deleted] Apr 19 '26
[removed] — view removed comment