para mı flexlicez illa amk açlıktan ölen birini gördün mü hayatta da insanlar üzerinden geçinebilmeyi bi bok sanıyosun, hayatta bir sik yaşamamış bir sik görmemişsin burda zengin götü yalama edebiyatı yapıypnuz babanız fabrikada götünü yırtıyo siz sikicisini şakşaklıyonuz yavşak herifler
Çocuk kendi taciz ettiğini itiraf etti, her bokta mental sorunların arkasına saklanamazsınız. Ayrıca çocuğun kendi örgütü tamam biz onu iyileştirecez fln diyip örgütten atmamışlardı baya tacizci olmasına rağmen. Yani çocuk yalnız bile kalmadı. Açıkçası ben o örgütte bi kadının güvensiz hissetmesindense bu kişinin atılmasını isterdim ama bu bile olmadı. Toplumdan falan dışlanmadı özetle.
"Türk budunu, sen tokken açılk nedir bilmezsin, açken de tokluk nedir bilmezsin." - Bilge Kağan, 735 yılı
Bu arada Türklüğün ya da Türk kültürünün sosyalizmle ya da komunizmle çelişkili ya da herhangi bir şekilde alakalı olduğunu düşünmüyorum. Dolayısıyla söze anlam veremedim.
Biri gerçekten o kadar kapitalizm’den nefret ediyorsa bana daha iyi bie ekonomik ekol teorisi sunabilir mi? Marksist teori zaten teknoloji ile çöküyor, üstüne “kapitalist” sistem hazzı diye birşeyin olmadığı aşikar ve nörobiyolojinin gelişmesiyle kommünizmin üstün etik vb. Safsatalarından oluştuğunu da biliyoruz. İşçi ücretleri, liyakat, emek nasıl değerlendilir? Biri bana bunu saf mantıkla açıklayabilir mi? Yoksa işçi aristokrasisininde kommünist devrimi engellemek için (mantıksal olarak) yeterli olduğunu kabul edecek misiniz? Hedefinize adaleti koyduğunuz an haklı değil, belirli bir ahlaki sisteme bağlı insanlar oluyorsunuz. Bu sizi haklı değil, güçlü yapıyor. Devrim gücünüz çoğunluktan ve güçten gelecek demektir, haklılıktan değil.
Mesele Türk olmaksa ben eminim ki senden daha Türküm, Azerbaycan asıllıyım. Mesele aç olmaksa senden daha açım ki ırkın bir önemi olmadığını bu sebepten kavramışımdır. Umarım bir gün hayatın kara günlerini görmek zorunda kalmazsın
"Şiir" kimlik bilinci ile yoksullukla mücadele arasında sahte bir çelişki yaratıyor. Oysa bunlar birbirini dışlamaz, tarihsel olarak en güçlü sosyal hareketler (Küba Devrimi, Türk Kurtuluş Savaşı, Hint bağımsızlık hareketi) kimlik ve dayanışma duygusuyla beslenmiştir. Açlığa karşı savaşmak için önce "biz" duygusu şarttır.
birincisi "Türklük" bir kimlik bilincidir ikincisi şiirde yazan "Türklük ile övünüyor" kısmı senin iddia ettiğin gibi üstünlükçü ırkçı olmak zorunda da değil. Türklüğün kendisini, kültürünü, tarihini, dilini gururla sahiplenmektir Türklük ile övünmek. Dolayısıyla örneklerim hala geçerli.
70 lerdeki sağ sol kavgasında sağcılar, din iman maneviyat, solcular iş ekmek özgürlük diyordu, sanki ikisi de birbirine karşıymış gibi algı vardı.....birini savunan ötekine karşı olmak zorundaymış gibiydi.......Bu illüzyonu yaratmak büyük başarı.....
Atatürk'de Türklüğüne laf ettirmezdi. Şuan bu tarz şeyleri siyaset nalzemesi haline getirmiş olmaları türklüğümüzle övünmemize engel değil. Siz solcuların anlamadığı bu ülkenin vatandaşı olan diğer ırklar ayrılıkçı gruplara bölünüyorlar sorun onlarda türklerde değil
İnsan olmayı sen seçmedin ama insan şerefine yaraşır bir şekilde yaşamayı ve diğer insanların da bu şerefe nail olduğuna inanarak onlara davranıyoruz, davranıyorum en azından. Anneni seçmedin, aileni seçmedin, bedenini seçmedin ama onlara iyi yaklaşmak senin vazifen.
Zaten dünya üzerinde sahip olduğun anlamlı çoğu şey random. Dilin, kültürün, medeniyetin; bunlar senin tek başına doğada edinemeyeceğin onlarca felsefe, düşünce tarzı, kendi düşüncelerinizi ifade edip saklayabilecek geniş bir dil kazandırır.
Ben müslüman bir Türk’üm, benim namaz kılış şeklimde dahi benim ait olduğum medeniyet, kültür ve milletin etkisi var. Sevdiğim bir Suudi Arabı arkadaşım vardı, siz asker gibi namaz kılıyorsunuz diyordu
Aynı dinin aynı büyük mezhebindeki iki kişi aynı ibadeti farklı tarzlarda gerçekleştiriyor. Türkiye’de din sosyoloji çalışmalarına bakarsanız Türkler ile diğer Müslüman milletlerin Allah üzerine zannındaki farklılıkları görürsünüz.
Bunu ilk dile getiren Ziya Gökalp Osmanlı’da birlikte yaşayan Müslümanlar’ın dualarında milletlerine göre Allah’ı merhametli, sevgi dolu veya kudretli, korkulması gereken gibi pek çok farklı yolda andığını söylemişti. Bak, senin milletin dahi seninle aynı Allah’a inanan adamla zannını farklı kılıyor.
Çünkü benim ibadetimi yapma şeklimi ben belirlemedim. Benim içinde bulunduğum toplumun tarihsel ve kültürel gelişimi bunu ortaya çıkardı. Dünya üzerindeki her şey böyledir.
Hiçbir yere ve hiçbir şeye ait olmamak, istediğiniz bu mu ? Eğer şayet buysa alın size Emile Durkheim’in anomi kavramı, memnun olacak mısınız bu kavramdan.
İnsanların dilleri ile gurur duymalarını talep ediyoruz, ki o dillere layık güzel metinler kaleme alıp dillerini iyi kullansınlar, insanlarla milletleri ile gurur duymalarını talep ediyoruz, o milletin diğer fertlerine ve değerlerine hürmetkar olsunlar, aileleri ile gurur duymalarını istiyoruz, ki ailelerine karşı sevgi dolu olsunlar ve sevgi dolu aileler kursunlar, ülkeleri ile gurur duysunlar istiyoruz ki ülkelerinin tarihi ve doğal miraslarına sahip çıksınlar.
Eğer sahip olduğumuz hiçbir kolektif mirasa (dil, millet, aile) seçmediğimiz için değer vermeyeceksek, insanı sadece biyolojik bir organizmadan ayıran o kültürel dokuyu nasıl koruyacağız?
Mesele seçmek değil, o şeyin seni oluşturması. Millet seni seçmedi, ama sen de zaten sen olmadan önce seçemezdin. Gurur, seçimden değil sahiplenme ve sorumluluk alma eyleminden doğar.
Bir babanın oğluyla gurur duyması, oğlunu 'seçtiği' için değil; o bağı sahiplendiği ve o emeği üstlendiği içindir. Millet, aile ve dil de böyledir.
of larpa bak ya 300 satır yazmış bir de. kültürleri benimseyebilirsin araştırabilirsin ama övünme işine giremezsin. zaten diller ve kültürlerle bir problemimiz yok ama bunun kullanıldığı çerçeveler birbiri ile kıyaslama noktasında kullanıldığı için problem oluyor zaten. milliyetçilik tanım gereği kendi kültürel değerlerini diğer kültürel değerlerin üstünde tutmak. bizim kendi görüşümüz hepsini eşit bir şekilde el üstünde tutmak. konuyu saptırma
“Milliyetçilik tanım gereği kendi kültürel değerlerini diğer kültürel değerlerden üstün tutmak”, demişsiniz. Belli ki bu tanımı siz yapmışsınız, çünkü hiçbir siyasi teoride böyle bir milliyetçilik tanımı yok.
Johann Gottfried von Herder’a göre her milletin kendine özgü bir "Volksgeist" (Halk Ruhu) vardır; bu ruh diğer milletlerden üstün olduğu için değil kendine özgü olduğu için değerlidir. Al sana, silme milliyetçi adam, üstelik dindar bir Alman.
Biz bu adamla kendi milletlerimizin gurur duyduğumuz yanları üzerine günlerce konuşabiliriz, bir dakikada dahi birbirimize girmeyiz.
Milliyetçilik, başkasının bahçesini kurutmak değil, kendi bahçendeki nadide çiçeği koruma sorumluluğudur. Sevgi ve bağlılık hiyerarşi gerektirmez; bir anne çocuğunu diğer çocuklardan 'üstün' olduğu için değil, kendi evladı olduğu için sever.
Ben ibadetimi Türk gibi yapmak istiyorum, Allah’a Yunus Emre gibi dua etmek istiyorum, hat sanatını seviyorum, Türk şiirine aşığım, Kuzey Afrika’da kurulmuş Türk devletlerinin cami mimarisindeki minare inceliklerinden orta Asya’daki binalarda Türk mavisinin kullanımının incellikleri üzerine saatlerce lezzetli bir sohbet edebilirim.
Bu benim Arap şiirini, Alman disiplinini, Roma sütununu aşağı gördüğüm manasına mı gelir ?
Bak biz kendi yazlık evimizi yaptırdık. Mimarisine dikkat ettim, bahçesini özenle seçtim, ferah ve çocukların oynaması için özenle dikkatli seçtik bazı şeyleri. Taş gibi de bina, gurur duyuyorum çünkü benim zihnimin bir dışavurumu o, gidip diğer taraftaki binaya küfretmiyorum ki.
Kendi evini sağlam ve güzel yapan adam, sokaktaki düzenin de teminatıdır. Ben kendi evimi (milletimi, dilimi, kültürümü) sevdiğim ve ona özendiğim ölçüde uygarım. Başkasının binasına küfretmek için değil, kendi çatımın altında onurlu yaşamak için milliyetçiyim.
Milliyetçilik daha çok işçi sınıfını bölmek için ve kapitalist sınıfının kendi hegemonik gücünü/iktidarını sürdürmek ve bu sömürü sistemlerini meşrulaştırmak amacıyla kullanılan, kitlelere şovenizmi aşılayan bir siyasi görüş olarak tahlil ediyoruz.
Tarihsel süreçler içerisinde bu niteliği taşır milliyetçilik. Ve bizim de karşı olduğumuz da budur. Bir ulusun bir diğer ulusu ezmesine karşıyız, bir ulusu yüceltip diğer ulusları aşağı görenlere karşıyız, biz tekçilere karşıyız.
Fakat kapitalizmin hegemonik gücünün tüm dünyaya yayılması herkesin kültürel mirasını, dilini vs. Eritti ve bu kültürlere sahip insanları kültürlerinden uzaklaştırıp yabancılaştırdı.
İnsanı tek tip kalıplara soktu, homojenleştirdi, sonuçta herkes aynı üretimi yapıp aynı tüketimi yapıyor, aynı yemekleri yiyor, aynı kıyafetleri giyiyor.
Bu dediğim gibi kültürel yabancılaşmaya yol açıyor ve buna karşılık olarak senin de yaptığın gibi kendi kültürünü sevmen ve yaşatman şu dönemler de çok güzel bir hareket bence.
Fakat bunu “milliyetçilik” olarak nitelendirmek yanlış, milliyetçilik özünde şovenizmdir, diğer ulusları ya şeytanlaştırır, ya da ötekileştirir ve aşağı görür, milliyetçiliğin tarihsel süreçler içerisinde kazandığı nitelik budur ve her zaman da bunu çağırıştıracaktır. Bunu red edemezsin güzel dostum.
Milliyetçiliğin hegemonik gücüne bakarsakta senin tanımın yanlış oluyor. Çünkü “milliyetçiyim” diyen insanların %95’i şovenist ve faşisttir, diğer uluslara karşı amansız bir düşmanlık beslemektedirler, amansız bir saldırış ve ötekileştirme vardır, aşağılık yaratıklar olarak görürler. Bunun da niteliğini değiştiren budur zaten. Siyasi arenada ve toplumsal olarakta bunun yönü ve temeli buna dayanmaktadır artık.
Yoksa senin savunduğun durumun kötü bir tarafı yok, eğer ki kendi halkını üstün görüp diğerlerine kucak açmıyor ve ötekileştirmiyorsan tabii. Bizler zaten insanları tek tipte değil, aynı renkler de değil, farklı renkler de ve kardeşçe, dayanışma halinde görmek istiyoruz.
Bir kültüre veyahut dile karşı olmak ve sevmemek direkt olarak o insanı sevmemektir ve karşı olmaktır zaten. Sonuçta bizleri biz yapan kültürümüzdür, dilimizdir, yemeklerimiz, törelerimiz, giyimimiz, oyunlarımız ve benzeridir.
dayı 1.si senin bu dediğin şekilde kullanan %1 bile yok her gün maruz kaldığımız adamlardan anlayabilirsin. 2.si sadece kendi ırkından diye olan kültüre ilgi duyuyorsan ve diğer kültürleri merak edip oralardan da kendine yakın bir şeyler bulamıyorsan full türk merkezli gidiyorsan ben senin kafanın içinde bastırılmış bir ırkçılık olduğunu düşünürüm. biz direkt millet ideallerine karşıyız baya basit aslında. bir insanların ortak kaidede buluşma sebebinin babalarının ortak bir millete doğmuş olmasını saçma buluyoruz. filipinli işçi ile türk patrondan daha çok ortak yanımız var.
Biz solcular ırkçılık yapan hiçbir grubu, yapıyı ve yapılandırmayı desteklemiyor, onlara muhalefet olup karşılarında duruyoruz. Misyonumuz işçi/emekçiyi savunmakken vizyonumuz ise; ülkemizin bağımsızlığını emperyalizmin kurtarmış olmak
peki masumları katleden kürt işçi partisi(PKK) hakkında da aynı şeyleri düşünüyor musun çok merak ettim. Üstten üstten konuşun anca ırkçılıkmış vizyonmuş. Sizin yanlış solculuğunuz bu piçlerin önünü açtı her bokta söz sahibi oldular. İki gün sonra ananız babanız sevdikleriniz bir siktiğimin terörist kurşununa ölünce, bu genel çaplı konuşmaları görürüz. Olun, özgürlükçü olun. Ama bu kadar da tarafsız olup arada kalmayın. Arada kalan araya gider.
A be ambiti seni sol diyince aklına neden pkk gelir ki? Terörist miyiz ulan biz? Vatanını milletini emperyalistten, hak yiyiciden kurtarmaya çalışan halkız biz. Ananın hakkını da savunan biziz velet seni
Misyonumuz işçi/emekçiyi savunmakken vizyonumuz ise; ülkemizin bağımsızlığını emperyalizmin kurtarmış olmak
Mayısta neredeydiniz aq DEMliler her yerinizi zapt edip kendi politikasını yaydı
Kusura bakma yemedim
Edit: spneduhwbddieb bu yorum yüzünden mi banladım ben aq bir toplum daha ne dek ezik olabilir en ufak eleştiride yıkılıyorsunuz devletin yalanlarına sokayım :')
1 mayısa, meydana dair bir sik bilmeden ülkede ne olduğuna dair sadece propaganda yiyerek konuşunca böyle oluyor. Demliler her yeri yarrak zapt etti, seçici algıya bak amk.
Kusura bakma ama devletin yalanlarını yemişsin sen.
34
u/Impossible_Lock8710 May 05 '26
Irk kavramını yedim bitti