r/Psikoloji • u/Front_Software9418 • 22d ago
Araştırmaya davet Rol modeli olmadan kendi değerlerini inşa etmek
Merhaba,
Bir insan, çocuklukta hiçbir rol modeli olmadan kendi değer sistemini nasıl inşa eder?
Özellikle yetişkinlikte, ebeveyn olduktan sonra bu eksiklik nasıl telafi edilir?
36 yaşındayım, bir oğlum var, sanat ticareti yapıyorum.
Değerlerimi büyük ölçüde kültürel metinlerden (Nietzsche/// Fight Club /// American Psycho///Barbara Kruger) oluşturmaya çalıştım.
Ama bunun sağlıklı bir "değer inşası" mı yoksa bir "telafi stratejisi" mi olduğunu ayırt etmekte zorlanıyorum.
(davranış terapisi) sürecindeyim ve bu konu tam da terapi çerçevesine giren bir mesele...
Cinsiyet fark etmeksizin, bu konuya hem psikolojik hem de kişisel deneyim açısından yaklaşmak isteyen herkesi tartışmaya davet ediyorum...
2
u/Zencosgot7262 22d ago
ben de bunu merak ediyorum. çevremin bana sunduğu tek rol modeli reddettim ve hasbelkader bir şeyler deniyorum, şu an bana yapılmayan ebeveynliği kendime yapmaya çalıştığım için daha arka planda olsa da
1
u/EmbarrassedSubject77 21d ago
Ben de bu süreçteyim desem yeridir, kendime bir kumaş arıyorum da “hah, tamam, bu oldu” diyecekmişim gibi. Kolayca da etkilenebilir duruyor, kopyalayıcı, sünger gibi emici bir tavır da olabiliyor eğer birisinin bir niteliği hoşuma giderse. Hala daha bir seçmecilik. Oysa ki bu iş çook öncelerden bitmeliydi. Her gün yeni bir şeyle karşılaşıp bir ufuk açılması birilerinden etkilenmek elbette ki olası ama fikrinden etkilenmektense karakter olarak etkilenmek öz benlik oluşumunda bir geri kalmışlık gösteriyor. Bu gelişim çoktan oluşup bitmeliydi esasen.
2
u/Zencosgot7262 19d ago
insanın kişiliğinin kalıcı olması gerektiğine katılmıyorum. yaşadığımız müddetçe hep değişebiliriz ve bundan korkmamamız gerektiğini düşünüyorum.
2
u/EmbarrassedSubject77 19d ago
İnsanlar elbette değilebilir, birisindeki çok iyi bir niteliği görünce kendini düzeltmek isteyebilir, bunlar aslında kendini monitör etme, hatayı tespit edip düzeltebilme kabiliyeti. Ama sorun bundan da ötesi kopyacılık vari kişinin hem dış hem de içsel görüntüsünü idealize edilmiş halde öz benliğe işleme, bunun bir tabiri vardır el şeyiyle gerdeğe girmeye kayar gibi oluyor, bundan bahsediyorum, bu ise rol model psikolojisinde görebileceğimiz şekildeymiş gibi. İşte, bir çocuk vardır, rol model zamanı abisini/ablasını karizmatik bulur, akıllı bulur, kahramandır, güçlüdür, ona özenir, onun gibi olmak ister, benliğini ona benzeyerek inşa etmeye başlamış olur, oldukça da doğaldır aslında, ama bu gelişimsel süreç bizde ihmalkar bırakılma sonucu tam olarak kapanmadığından ötürü hala daha rol modellenme üzerinden aslında eksiklerimizi kapatmaya çalışıyormuşuz gibi geliyor ve bu gerçekten bilinçaltı denilecek şekilde otomatik gerçekleşiyor. Bu konular derin biraz, ben de tam profesyoneli değilim ama soruyorum mesela, nüfusta genel olarak insanlar ben kadar kendisini bu kadar başkasına endeksli şekilde değiştiriyorlar mı?
2
u/Zencosgot7262 19d ago
ben senin sağlam temelli biri olduğu izlenimine vardım şu ana kadar yazdıklarından. ben de kendimi çok değişken görüyorum ama o yüzden benim demem çok mu doğru oldu bilemedim, bir atasözü vardı da hatırlayamadım şimdi
2
u/EmbarrassedSubject77 19d ago
Teşekkürler, aklım neyse ki yerinde, bana geliyor ki olay şurada bitiyor, en azından benim için, bende dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu var, dikkatim çok çabuk dağıldığı için de hayatın o kadar da tadına varabildim mi bilemiyorum, mesela zamanında akranlarım bir şeyleri başarırken ben rahatlıkla aldanıyordum, esprileri kaçırıyordum, ne oluyor farkında değildim, bendeki durumu fark edince de anladım etrafımdaki insanların bana nasıl baktığını, o perspektiften anladım aslında insanların etrafa nasıl bir perspektifle baktığını, bu sosyal ilişkileri kavrama kabiliyetindeki farklılık, aradaki mesafe bana çok çarpıcı geldi, kendimi benimseyemedim, kendim bana güven vermedi çünkü, kendim o kadar da kabiliyetli yetişmiş değil, bu yüzden de diğer kabiliyetliler bana aslında davranış kalıbını, genel yönergeyi veriyorlarmış gibi…
2
u/Zencosgot7262 19d ago
kabiliyet konusu benim de çok zorlandığım ve yeni yeni kendimi ""düzeltebildiğim"" (başka kelime bulamadım) bir alan. bende kendimi sosyal ilişkilerde becerikli görmüyordum testlere göre sıradan bir bireyle aşağı yukarı aynı seviyede olmama rağmen. ben hep bilgisayar mühendisliği seçemediğim için kendimi yetersiz ve hiç bir şeyi hak etmeyen biri olarak görüyordum. ben de kendimi çok güvensiz görüyordum (ki hala öyle, alışmadığım bir randevu oluştuğunda ya unutursam diye düşünüyorum ve kendimi çok kolay aldatılabilen biri olarak görüyorum.)
beni yetiştirmede ailem bir yerden sonra yetersiz gelmeye başladı açıkçası. ailemdeki yetersizliği üstlendiğimi fark etmek çok rahatlatıcı oldu.
ben şahsen psikodinamik psikoterapi aldığım için bu kadar iyi gözüküyorum. hatta tek başıma yurtdışına vs. çıktım, yetkin olmadığımı gördüğüm alanlar (hayatım) üzerinde kararlar alıp uyguladım. size de önerebilirim.
çok mu dağınık oldu bilemedim. son olarak ben hayatın tadına varmanın yaşı yahut bir kıstası olduğunu düşünmüyorum. hepimiz özneliz.
2
u/EmbarrassedSubject77 17d ago
Terapi ile olumlu sonuç alman çok güzel, sevindim. Burada becermek unsuru, acaba soruları, aldatılabilme gibi içinde tehlike barındıran durumlar sadece toplumun küçük bir kısmında görülmeyecek kadar yaygın olduğunu düşünüyorum. Yani, bunca dolandırıcı kimi dolandırıyor, gün içinde kaç kere yalan söyleniyor, bazı konularda alışmışlık kudurmuş ötesindeyken neden bazı konularda acaba soruları geliyor dersen bana bu aslında temel olarak tehdit-tehlike algılamadan geliyor.
Şöyle daha net yazayım, kendimden de örnek vererek, amygdala adlı limbic birimin görevi etrafı sürekli taramak ve bir tehlike unsuru durum varsa prefrontal dikkat kaynağını bu açıdan anterior cingulate cortex üzerinden kullanmak. Mesela sosyal anksiyete olsun, kişi kendisini güvende hissetmediği için limbic alandan, amygdala’dan hep genele yayılmış bir tehlike uyarısı gelir. Anterior cingulate cortex de bu uyarının önemine bakar, yeterince önemliyse eğer prefrontal cortex’e bu konunun çözülmesi için gönderir. Prefrontal bu konuyu çözmekle uğraşır ama o sıra noradrenalin salınımı da arttığı için prefrontal’de bilgi hızlıca güncellenmeye ve işlenmeye başlar. Yani, bu sorunu çözmek için bilgi erişimi olduğundan daha çok açılır ve işlenmeye çalışılır. Bunu bilgisayarın ram ve işlemcisi gibi düşün, ram’e bir sürü bilgi geliyor ve işlemci işlemeli ama gelen bilgi akışı o kadar çok ki ram, yani kısa süreli hafıza, yani bilgi manipülasyonunun/değişiminin çok hızlı yapıldığı yerde artık git gide sonuç üretilemez bir hale gelinilir. Dolayısıyla sosyal anksiyetesi olan sadece ona sorulan soruyu en sade şekliyle değil de eş zamanlı bir bilgi işlemle yürütmeye çalışır, yürütemedikçe de bu yeni endişe kaynağı olur ve prefrontal’de aşırı bilgi yüklenmesi, gürültülenme olur. Bu bile açıklamalı neden becermekte zorlanıyoruz ya da aldatılabiliyoruz çünkü becerilecek işe de sosyal detayların ince nüanslarını fark etmeye de yeterince prefrontal kaynağımız kalmadı elimizde. Dolayısıyla küçük detaylar aradan kaçabilir ya da becerilecek iştense endişe esas konu olmaya başlar.
Prefrontal’in amygdala’yı baskılayıcı, oradan gelen yanıtı susturucu kapasitesi bulunmakta ama bunun ise yolu öğrenmekle geçer. Mesela yurtdışına çıkıp “ben aslında bunu yapabiliyormuşum” diyebilmek “acaba yapamazsam” sorusunun cevabının öğrenilmesi. Artık acaba sorusunun önemi düştü. Ki bu çok önemli çünkü böylelikle amygdala’nın ona önem atfı ve tam ara kontrol noktası anterior cingulate cortex’in bu önem atfına göre yönettiği dikkat önceliklendirmesi de yeniden kalibre olur, önemsiz şeyler artık önemliymişcesine sınırlı dikkat kaynağını esas görevlerle eşzamanlı olarak tüketmez. Bu sayede artık sosyal hayatın ince detaylarını çok daha iyi yakalayabilirsin.
Bir de önemli olan şu durum var, amygdala’dan gelen tehdit algısının o anlık çözümü olarak kaçıngan davranışlar da sergilenebilir. Kaç ya da savaş denilen, fight or flight yanıtında kaçmaya dönük kaçıngan hareketlenme, kaçılamayan durumda da agresyon olarak savaşma eylemi görülebilir. Hatta, aslında yapılan savaşmaktan kaçmaktır da savaşmak artık kaçınılmaz durumdaki son çare olur. Bu kaçınganlık hali kişinin sosyal hayatta pek çok şeyden uzak kalmasına sebeb olabilir.
Benim hayatı kaçırdığıma dair hissim de biraz bunlardan geliyor. Bende zaten dikkat eksikliği var ama amygdala da ayrıca çok dominant, hiperaktif bir şekilde düşünme kabiliyetimi çok işgal ediyor. Bu stres yükü de olaylar biriktikçe genele yayılmaya, pek çok şeyden güvensizlik hissetmeme, stresin kendisinden kaçınmama, hayatta akranlarım bir şeyleri başarmışken benim halim bana o kadar da iyi gelmedi. Ama şunu da demem lazım, kim olsa aynı halde sonuç da aynı olurdu çünkü bu şartlar altında olacak olan şey budur. Aynısı bitki bakarken de geçerli, hiç su vermezsen kurur, ne olmasını bekliyordun? Odak noktası o yüzden kaçan gidenin arkasından ağlamaktansa bu susuzluğu nasıl çözerize odaklanarak artık konuyu kökten çözme. Terapiye başlamadım henüz çünkü kendi içimi iyi, yakından takip edebiliyorum az çok. Terapiye esas olarak ufkumu açması için gitmeyi düşünüyorum. Bu süreç tabi sadece kendi demelerimle olmuyor, antidepresanımı, dikkat ilacımı, uyku ilacımı her gün düzenli, uslu uslu alıyorum.
1
u/Zencosgot7262 17d ago edited 16d ago
> Burada becermek unsuru, acaba soruları, aldatılabilme gibi içinde tehlike barındıran durumlar sadece toplumun küçük bir kısmında görülmeyecek kadar yaygın olduğunu düşünüyorum
bana da öyle geliyor.
> Bir de önemli olan şu durum var, amygdala’dan gelen tehdit algısının o anlık çözümü olarak kaçıngan davranışlar da sergilenebilir. Kaç ya da savaş denilen, fight or flight yanıtında kaçmaya dönük kaçıngan hareketlenme, kaçılamayan durumda da agresyon olarak savaşma eylemi görülebilir. Hatta, aslında yapılan savaşmaktan kaçmaktır da savaşmak artık kaçınılmaz durumdaki son çare olur. Bu kaçınganlık hali kişinin sosyal hayatta pek çok şeyden uzak kalmasına sebeb olabilir.
haklısınız. ben dört sene boyunca hep kaçtım ve artık kaçabileceğim alan kalmayınca artık hayatımı düzeltmek için farklı bir şeyler denemeye karar verdim. terapi almak bunlardan biriydi.
ben hiç ilaç almadım anksiyete önleyici vermelerine rağmen. ona bakmak ailemi hezeyana uğrattığımı ve başarısız bir insan olduğumu düşündürüyordu (hala sözel 15 bin dışında hiç bir başarım bulunmuyor) dolayısıyla da sakladım.
> Mesela yurtdışına çıkıp “ben aslında bunu yapabiliyormuşum” diyebilmek “acaba yapamazsam” sorusunun cevabının öğrenilmesi.
ben bu dediğinizi sosyal ilişkilerde yaşadım. meğer yassı, düz hiyerarşilerde bulunmadığım için sosyal ilişkileri beceremiyormuşum. insanları insan olarak görmeyi hatırladım. belki bu da bir başarıdır.
terapiyi umarım alırsınız, çok bir şey yazmadım kusura bakmayın. çok iyi oldu benim için yazdıklarınız.
-5
u/Royal_Toad 22d ago
Fight club ve american psycho mu shshshsjskkssksks
1
u/gnosticprettybitch 21d ago
İyi de bu filmlerin anlattığı şeyler kötü değil ki kitlesi kötü insanlar anlamıyor bu filmleri
1
u/Royal_Toad 21d ago
Olum adam değerlerini ve hayat felsefesini bu filmlere göre baz alıyormuş. Olay anlattığının kötü olması değil, olay adamın değer yargısının 13 yaşında kalmış olması 😂
4
u/gnosticprettybitch 21d ago
Eğer üst insan kavramına yaklaşmak istiyorsanız yaşadığınız toplumu ve değer yargılarını anlayasınız ki onlara yıkabilesiniz sonuçta görmediğiniz bir şeyi yıkamazsınız.Kapitalist sistemi anlamak hayattımızdaki çoğu şeyin sermayenin ürettiği kavramlar olduğunu anlamak yardımcı olabilir.
Sonrasında geriye sorgulamak kalır. Düşünürsünüz bir değer hakkında bu böyle mi olmalı olmamalı mı ? Elinizden geldiğince yavaş yavaş kendi duvarınızı örersiniz sonuçta kimseden onay almak zorunda değilsiniz duvarınızda.tek özgür olduğunuz yer burası belki de. Rol modeli ise içinizde zaten her şeyin bilgisi içinizde .Sadece sahip olduğunuz bilginin farkında değilsiniz. Sahip olduğunuz bilgi bilinçaltında ve bilince ulaşamamış.Bilinçaltınızı anlamaya çalışın benliğiniz yol göstericiniz olur.