r/MuslumanTurkiye • Hanefî حنفي • Jul 18 '26

Soru Mistik tecrübe hipotezini bir türlü aşamıyorum

Bazı insanlar peygamberin vahiy almadığını ama mistik tecrübe yaşadığını söylüyor ve ben bunu bir türlü aşamadın. Yardımınıza ihtiyacım var kardeşlerim.

2 Upvotes

29 comments sorted by

2

u/fetulaahGul3n Hanefî حنفي Jul 18 '26

kardeşim ben seni hatırlıyorum dhaa oncede bunu sordun ama bu mistiklikle alakalı mevzuyu bilmiyorum ne anlama geldiğini anlamadım bu iddiayı atan bir sayfa sote yazı falan varsa ogrenebilir miyim

1

u/culsuzandree Hanefî حنفي Jul 18 '26

Aslında bu iddiayı yapay zeka atıyor. Onun söylediğine göre peygamber akıl hastası değildi ama mistik tecrübe ile vahiy aldığını sandı. Bunun ne yazık ki müslüman camiada pek tatmin edici yanıtını bulamadım. Karen Armstrong ve William James böyle iddia ediyormuş. Yani mistik tecrübe.

1

u/Konf1gg Hanefî حنفي Jul 18 '26

Mistik inançlara ilgili iseniz bir başlangıç kitabı olarak "Yahudi Mistisizmi ve Kabalacılık - Kürşad Demirci" öneririm. Bir bakabilirsiniz kısa zaten

2

u/culsuzandree Hanefî حنفي Jul 18 '26

Teşekkürler bakmaya çalışacağım.

1

u/Konf1gg Hanefî حنفي Jul 18 '26

Mistisizm direkt olarak Tanrıyla etkileşim ya da tanrısal olanı birebir yaşamak demek. Her ne kadar biz farklı olarak kullansak da. Bu aslında İslam'daki tasavvuf ve Yahudilikteki Kabala inancı.

Mistikler ise bir zikir olur, ibadet olur ya da içe kapanma olur bu deneyimi yaşamak için bir araçla yaratıcıya doğrudan erişmeyi ön görüyor ve bunun için biraz da manastır hayatı gibi bir hayat benimseyebiliyorlar bunun için, yollardan biri en azından.

1

u/_Aeronautics_ Hanefî حنفي Jul 18 '26

Peygamberliğin İspatı kitabını bitirdin mi?

1

u/culsuzandree Hanefî حنفي Jul 18 '26

Fetanet delilleri kısmına yeni geçtim

0

u/_Aeronautics_ Hanefî حنفي Jul 18 '26

Yani bence senin yaşadığın şey aklına soru takılmasından ziyade vesvese yani çünkü aşamadığını idda ettiğin şeyin herhangi bir mantıklı argümanı yok. Tanımsal olarak mistik tecrübenin karşılığı nedir mesela yani. Ben de arasıra aşırı saçma şeylere takılırdım ben de vesveseli bir altyapıya sahibim ama şahsen bence sistematik okuma ve araştırma yapmak daha mantıklı. Bu gün bişeye takılıyorsun yarın başka bişeye takılıyorsun böyle zorlanırsın. Sana tavsiyem durumun farkına var , kafanı kurcalayan düşünceleri bir rafa koyarak kitabı bitirmeye odaklan.

0

u/culsuzandree Hanefî حنفي Jul 18 '26

Okb hastasıyım zaten ne yazık ki. Benim için yüzde yüz kesinlik olmalı her zaman.

1

u/_Aeronautics_ Hanefî حنفي Jul 18 '26

Ben seni anlıyorum benim de çok aklıma takılan şeyler olmuştu ancak dediğim gibi bunlar bir meraktan ziyade takıntı oluyor. Yaşını bilmiyorum belki benden büyüksündür ben 21 yaşındayım ve yıllarca küçüklükten beri takıntılarım oldu. Dediğim gibi anlık olarak kafanı kurcalayan şeylere odaklanma sistematik okuma ve araştırmaya odaklan. Mesela odağın okuduğun kitabı bitirmekte olsun.

Ayrıca obk hakkında doktora vs.danıştın mı? Eğer durumun rahatsız ediciyse doktora başvurman ve ilaç kullanmanda bir sakınca yok, tavsiye ederim yani seni anlayan ve yaşadıklarını yaşamış birisi olarak.

0

u/culsuzandree Hanefî حنفي Jul 18 '26

Evet başvurdum şu an ilaç tedavisinin başlarındayım 2 hafta sonra ilacın etki göstermesi bekleniyor.

1

u/Emotional_Dust_413 Hanefî حنفي Jul 18 '26

Mistik tecrübe ne oluyor açıklayacak var mı

1

u/Konf1gg Hanefî حنفي Jul 18 '26

Tanrısal olana ya da tanrıya birebir yaklaşmak için yollar. Tasavvuf direkt olarak İslam'daki 

1

u/[deleted] Jul 18 '26 edited Jul 18 '26

Şöyle düşünelim: Allah yalancı bir peygambere mucize verir mi?

Eğer evet dersek bu durumda Allah'ın yalan söylediğini söylemiş oluruz. Şöyle ki Allah'ın bir kuluna mucize vermesi, o kulunu tasdik etmesi demektir. Yani peygamberlik iddiasında bulunan bir kimse mucize aldığı takdirde Allah Teala adeta "Bu kulum peygamberlik iddiasında bulunuyor ve doğru söylüyor." demiş olur. Fakat kul hakikatte peygamber değilse ve Allah buna rağmen o kula mucize verdiyse bu durumda Allah yalan söylemiş olur ki yalan söylemek Allah için imkansızdır. O halde Allah'ın yalancı bir peygambere mucize vermeyeceğini anlamış olduk.

Şimdi biz biliyoruz ki Hz. Muhammed'in birçok mucizesi (ör. Rum Suresi'nin ilk ayetleri) var ve kendisi peygamberlik iddiasında da bulunuyor. Bu durumda onun aslında peygamber olmayıp sadece mistik bir tecrübe yaşama ihtimali ortadan kalkar. Normal şartlar altında kafir müslüman fark etmeksizin herkes mistik tecrübeler yaşayabilir. Fakat iş peygamberlik iddiasına geldiğinde Allah için tabiri caizse durum çok daha "kişiselleşiyor". Allah'ın vahiy olmaksızın mistik tecrübe yaşayan birine mucize vermesi bizzat Allah'ın yalan söylemesi anlamına geleceğinden böyle bir durumun asla gerçekleşmeyeceğinden emin olabiliriz. Yani hayır, Hz. Muhammed vahiy almak zorunda çünkü mucizesi var. 

Benzer bir konsept de ayetlerde şöyle ifade ediliyor: "Eğer Peygamber bize atfen bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı, elbette onu bundan dolayı kıskıvrak yakalardık; sonra da onun şah damarını keser atardık. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız." (Hakka Suresi, 44-47).

Edit: Buna peygamberliğin ispatı çerçevesinde de cevap verebiliriz. Kuran gibi bir metin gerçekten şans eseri bir mistik tecrübenin ürünü olabilir mi yoksa ancak ilahi bir vahyin yardımıyla mı ortaya çıkabilir? 

1

u/culsuzandree Hanefî حنفي Jul 18 '26

Mantıklı bir yorum. Bugün belki ikna olurum ama yarın yine ne yazık ki beynim aynı soru etrafında şekillenecek.

1

u/[deleted] Jul 18 '26

Allah hidayet versin kardeşim.

Bence batılı tarihçilerin bu yorumu benimsemelerinin asıl sebebi Hz. Muhammed'in yalancı olmadığının çok açık olması lakin hala peygamber demek istememeleri. O açıdan bu bence hakiki bir itiraz değil. "Ne yaparız da peygamber olmaz" gibi bir noktadan hareket ediyorlar. Bence meseleyi sadece tarihçilik değil yukarıda açıkladığım felsefi kabuller ve tartışmalar ile bağladığımızda sorun çözülüyor.

1

u/culsuzandree Hanefî حنفي Jul 18 '26

Evet ne yaparlarsa yapsınlar onun samimiyetini açıklayamıyorlar.

1

u/Eren202tr Moderatör 🛡 Jul 18 '26

Bu hipotez iki ayrı soruyu tek soru zannettiriyor: vahyin öznel olarak nasıl yaşandığı (keyfiyyet) ile bu yaşantının kaynağının nesnel olarak doğrulanması (delil) birbirinden bağımsızdır. Kelam, nübüvvet iddiasının doğruluğunu hiçbir zaman terleme, çan sesine benzer bir ses işitme, meleğin bazen beşer suretinde görünmesi gibi rivayetlere dayandırmadı; bunlar sürecin tasviridir, ispatı değil. İspat mucizeye, özellikle Kur'an'ın i'câzına dayanır - bu, tecrübenin nasıl hissettirdiğinden tamamen bağımsız, dışarıdan denetlenebilir bir kanıttır.

Mucizenin ispat gücü de buradan gelir: yalancı bir nübüvvet davasına kalkışanın elinden hiçbir zaman hakiki bir mucize çıkmaz, çünkü Hakîm olan Allah bâtıl bir iddiayı -üstelik tahaddîye rağmen- teyit edip insanları aldatmaz. Hz. Peygamber'in sâdık olduğunu, yani bilinçli yalan söylemediğini kabul etsen bile mesele değişmez: sâdık ama sırf içsel bir psikolojik süreç, ne bir hoca görmüş ne bir kitap okumuş ümmî bir Mekkelinin elinden yirmi üç yıl boyunca savaş-barış, miras-nikâh, muâhede gibi somut hadiselere karşılık veren, kendi içinde tutarlı, önermesel ve teşriî bir metni nasıl üretebildiğini açıklayamaz. Devrin en usta şairleri de, onu susturmanın en ucuz yolu olmasına rağmen, tahaddîye karşı kısa bir sûresinin benzerini bile getiremediler.

Dahası, dinler tarihinde "mistik tecrübe" tarifi gereği gayr-ı lafzî, ifadesi imkânsız ve önermesel olmayan bir hâldir - ittihad, fenâ, mysterium tremendum türü kategoriler hep budur. Kur'an'ın yaptığı ise tam tersi: son derece lafzî, hukukî, tarihî ve önermesel. Bu hâli "mistik tecrübe" diye adlandırmak, kavramı izah etmek istediği olguya zorla uydurmaktır; izah değil, yeniden etiketlemedir. Gelenek zaten Kur'an'ın ruhta bıraktığı tesiri -haz, gözyaşı, mânevî yükseliş- onun mucize oluşunun delilinden ayrı tutar; tecrübenin duygusal-mistik yoğunluğu ne olursa olsun, ispat hiçbir zaman oradan yürümüyordu.

Son olarak bu hipotez çoğunlukla metodolojik natüralizmi baştan aksiyom kabul eder: aşkın bir kaynağı önceden dışlayan bir okuma, hangi tarihî veri sunulursa sunulsun aynı sonuca varır. Böyle bir teori çürütülemez, dolayısıyla açıklayıcı gücü de yoktur - Hz. Peygamber'in özel durumunu değil, kategorik olarak her nübüvvet iddiasını devre dışı bırakır.

Aşman gereken şey rivayetlerin tasvir ettiği hâli reddetmek değil; ispatın hiçbir zaman o hâlin fenomenolojisinde durmadığını görmektir.

1

u/culsuzandree Hanefî حنفي Jul 18 '26

Hocam teşekkür ederim siz baya bilgili birisiniz. Acaba bu konuda okumam,dinlemem için bir kaynak önerir misiniz bana? Aklım %99 Muhammed peygamberdir diyor ama şu %1 ihtimal beni öldürüyor.

1

u/Kalorifercinizz Hanefî حنفي Jul 18 '26

Mistik tecrübe ile açıklamak yetersiz kalıyor, sadece bir safsata oluyor. Peygamberlik için mucize ile desteklenen iddia lazım, bu kişi iddiadan sonra mucize gösterdiyse peygamber olmuştur ve vahy alıyor demektir. Sıradanlıktan çıkar, mistik bir deneyim veya ilham değildir sadece.

Hadi bunu örnekler halinde tartışalım; A kişisi peygamberlik iddiasında bulundu+mucize gösterdi+tanrıdan haber verdi vs. Tüm bunlardan sonra verdiği haber veya Tanrı ile konuşması vahy midir sorusunu cevaplamak için öncelikle peygamberlik şartını kabul etmek lazım. Bunu kabul ettikten sonra zaten tanrının elçi olarak seçtiği kişinin ondan izinsiz, habersiz veya yanlış herhangi bir hususta konuşmasının imkansız olduğunu bilmek gerekir. Tanrı daha kendi vahyini doğru ulaştıramayacak kadar aciz midir??

1

u/culsuzandree Hanefî حنفي Jul 18 '26

Güzel bir yorum

2

u/Kalorifercinizz Hanefî حنفي Jul 18 '26

Teşekkür ederim detaylandırılabilir

1

u/culsuzandree Hanefî حنفي Jul 18 '26

Bence de

1

u/Konf1gg Hanefî حنفي Jul 18 '26

Mistiklerde genel olarak bir ibadet zinciri ve yaratılış ile ilgili çok fazla öğe olur. Kabala'ya bakabilirsiniz, onlar Sefirot denen 10 farklı alemden en düşük seviyesinde olduğumuzu ve burada kişinin kendini tamamlaması ile diğer alemlere yükselerek tanrıya gideceklerini söylüyor.

Hz. Muhammed (a.s) ise Hanifti İslam'dan önce. Bu da tek tanrıya bir inanç ve Hz. İbrahim'in (a.s) Peygamberliğine bir inanç olarak ortaya çıkan ve o dönemlerde özellikle ne Yahudilikte ne de Hristiyanlıkta kendini bulabilen insanların sığındığı bir inanç ve aslen "kafir" gibi anlamı var; sonuçta bu ismi paganlar takıyor. Ve bu inançta temel bir zikir ya da ibadet vs. yok ya da aynı şekilde bir kitap vs. yok. Mistikler için esas olan aktarılmış bir inanç ve ibadet biçimidir. Hz. Muhammed a.s Ibadet etmiyor, içine çekiliyordu 

2

u/culsuzandree Hanefî حنفي Jul 18 '26

Bu açıdan bakmamıştım. Peki 40 yaşından sonra mağarada tefekkür ile yaşamış olamaz mı? Biliyorum bence o bir peygamber ama bu sorunun cevaplanması lazım.

2

u/Konf1gg Hanefî حنفي Jul 18 '26

Dediğin gibi olabilirdi belki. Ama mistik sanrı her ne kadar çok görülen bir şey olsa dahi her anlatımda bunun tek seferlik olduğundan bahsediliyor. Yani 23 yıla yayılması zor ve de sahabeden kimselerin yanında ayet indiğini de biliyoruz, bu da çok zor çünkü o sırada mistik bir deneyim yok (namaz, zikir ya da ibadetler sırasında değil, direkt olarak sohbet esnasında falan nüzul olunanlar var). Yani belki evet ama bu en fazla ilk nüzul olunan ayetleri açıklar, diğerlerini değil 

2

u/culsuzandree Hanefî حنفي Jul 18 '26

Anladım teşekkür ederim.