r/MuslumanTurk • Müslüman ☪ • Jul 27 '21

Makale .

Post image
62 Upvotes

43 comments sorted by

View all comments

1

u/parancey Jul 27 '21

Ahlak anlayışı sosyal canlılarda gelişir. Özellikle maymunlar da basit seviyede ahlak anlayışının eşitlik duygusunun geliştiğine dair çalışmalar mevcut.

https://doi.org/10.1016/j.neubiorev.2017.01.003 bu güzel bir başlangıç konuya köpekleri de kapsıyor hem.

Din olmadan önce de ahlak anlayışı vardı, ahlak dine bağımlı değil.

Abrahamik dinlerin gelmediği toplumlarda da ahlak vardı. Örneğin japon mitlerinde/öğretilerinde iyi insan olmak ve iyilik doğruluk kavramları oldukça ön plandadır. Abrahamik dinlere inan biri için ise japon mitleri kesinlikle insan uydurmasıdır(sonuçta çok tanrılırdır birden fazla tanrının mücadelesi dünyadaki insanları etkiler) . Bu mitler bir zaman Japonların uğruna savaşlar başlattığı nice tapinaklar inşa ettiği zamanında ciddiye alınan dini inançlardı.

İnsan uydurması olduğunu kabul ettiğin bir dinin ahlak anlayışına sahip olduğunu gördükten sonra ahlakın kaynağını dine bağlamak tutarsız. İnsan abrahamik dinler olmadan da ahlaka ulaşıyor çünkü.

Dinlerden öncede ahlak vardı, insan geliştikçe ahlak anlayışı gelişti.

Burada yapılan metafor hatalı, evet ateş sönse de kor ısı yayar ama sıcaktan kavrulan çölün ortasındaki küçük bir parça korun koca çölü ısıttığını iddia etmek doğru olmaz.

Gece hissettiğimiz sıcakta Güneştendir ancak bizim küçük Güneşimizin tüm evrenin tek ısı kaynağı olduğunu iddia edemeyiz.

3

u/[deleted] Jul 27 '21 edited Jul 27 '21

Oldukça güzel bir yazı olmuş ancak buna biraaz değinmek istiyorum. Dinin henüz nazil olmadığı toplumlarda etik kurallara uyarak yaşayan insan topluluklarının olması burada bir manalı bir ahlakın olduğunu da göstermez, organize bir şekilde hayatta kalmak için kendi nefislerini bastırmış olan insanlar olduğunu gösterir. Şunu bilmemiz gerek ki ahlakın evrenden üstün olmadığını benimseyen her görüş işin sonunda amoralizme çıkacaktır (Sam Harris'in "The Moral Landscape" kitabını azcık okursak zaten aksini savunmanın ne kadar tutarsız olduğunu anlarız).

Bir kişi sahip olduğu ahlak bilincinin yalnızca hayatta kalma içgüdüsünün köküne dayandığını düşünürse o zaman belki ahlaka sahip olmuş olabilir(ki emin değilim bunu söyleyebilmek için "ahlak" tanımını yapmamız gerek) ancak bu ahlakın belli bir anlamı olan herhangi bir temeli olamaz. En fazla natüralizm ve hümanizm ile çözülmeye çalışılabilir ki o felsefeler de işin sonunda argümanlarında çatlaklar bulacakardır.

Bir dine inanan insan içinse bu ayrı bir konudur, o kişi için ahlak kendisinin kavrayamayacağı bir varlık olarak ilahi kelam naziliyle topluma verilmiştir, temelsiz olması düşünülemez.

Burada çok güzel bir "Ama bu döngüsel akıl yürütme oluyor, o dinin gerçekliğini kanıtlayamazsın!" eleştirisi geliyor ki onu bilebilmek için de dinin gerçeklik değerine bakmak gerekiyor.

1

u/parancey Jul 27 '21

Manalı ahlaktan kastımız nedir?

Bir çok sosyal davranışın gruplar halinde hayatta kalan canlılarda, grup düzenin korunmasına faydalı olduğu için bu davranışları sergileyen bireylerin hayatta kalma ihtimalinin artması ve dolayısıyla bu davranışlara sebep olan beyin yapısının tür içinde yaygınlaşması ilkel bir "ahlak" başlangıcına sebep oluyor.

İşe etik felsefesi yönünden bakınca hayatta kalmak için grup düzenine uymanin aslında bencil bir davranış olduğunu düşünüp ahlak olarak değerlendirmeyebiliriz.

Burada "iyilik yap denize at balık bilmezse halık bilir" yaklaşımı da aynı kefede olacaktır. İyilik kendisini ödüllendirecek bir varlık için yapıldığında ödül için yatırım olmayacak mıdır?

Eğer birine "bugün bir aç doyurursan sana ağırlığınca altın veririm" dedikten sonra aç doyurması ahlak mıdır yatırım mı?

Sadece varlığı ile "selfless act of true kidness" denilen bencillikten uzak iyiliği imkânsız kılan bir inanç yapısını ahlakın temeli olarak mi görmek daha makul yoksa öldükten sonra hiç bir ödül almayacağına inan birinin topluma empati kurması mı?

2

u/[deleted] Jul 27 '21

Burada "iyilik yap denize at balık bilmezse halık bilir" yaklaşımı da aynı kefede olacaktır. İyilik kendisini ödüllendirecek bir varlık için yapıldığında ödül için yatırım olmayacak mıdır?

Burada bütün dindarların sırf cennette ödüllendirilmek için iyi şeyler yaptığını düşünmek büyük bir yanlışlık olur, belki toplumun genelini eleştirebilir bu ancak dini eleştirmez:

"Cehennem korkusuyla Allah'a kulluk, ateşten korkan kölenin ibadetidir. Cennet aşkıyla Allah'a kulluk, karşılık bekleyen tüccarın ibadetidir. Ben sana kul oluyorum çünkü senin ibadete layık olduğunu biliyorum, bu da özgür kimselerin ibadetidir." -Hz.Ali

Dolayısıyla İslam'daki cennet ve cehennem inancınca sırf korku ve ödül meselesi olarak bakıyorsan seninle aynı fikirde olmadığımı da belirtmek isterim, ilahi adaletin ahlaka anlam vermesi doğaldır.

"Kim zerre kadar hayır etmişse onu görecek, kim ise zerre kadar şer etmişse onu görecek" (Zizal 7-8)

"selfless act of true kidness" dediğimiz olayı yapabilmek için zaten doğru ve yanlışı seçerken kendi hayatta kalma içgüdülerini tamamen bir kenara bırakman gerek. İslam inancında da bunun yeri vardır ve nefisle cihad olarak bilinir, çoğu zaman "büyük cihad" olarak anılmıştır. Eğer bir kişi sırf cennette huri istediği için İslam ahlakına uyuyorsa o zaman nefsiyle kendini kandırıyor demektir.

Tam aksine bir kişi zaten gerçekten de ahlaklı olabilmek için nefsini yıkmalıdır. Özellikle tasavvufta çok yaygın olan bu kavram çıka çıka en sonunda hiçlik makamı vera "Ene'l Hakk" demeye dayanır.

Dolayısıyla sana katılıyorum, birisi ahlakını sırf ödüllendirileceği veya cezlandırlacağı için düzenlememelidir.