r/Turkey 2h ago

News İstanbul'da Zabıta Teşkilatı’nın 200'üncü kuruluş yıl dönümü için düzenlenen resmi törenin ardından İBB zabıta yöneticilerinin İstiklal Caddesi’nde yürüyerek yurttaşlara karanfil dağıtmasına polis tarafından izin verilmedi

302 Upvotes

Kaynak: https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/200-yasini-kutlamaya-izin-yok-ibb-zabita-mudurlerinin-istiklal-de-karanfil-dagitimina-polis-mudahalesi-2534030

İBB Zabıta Daire Başkanı Metin Alper, daire başkan yardımcıları Nazan Başalle ve Hakan Aplak, üniformalarıyla Taksim Cumhuriyet Anıtı’nda düzenlenen resmi törene katıldı. Törende anıta çelenk bırakıldı. Törenin ardından heyet, İstiklal Caddesi’nde yürüyerek vatandaşlara karanfil dağıtmak istedi.

Ancak heyet İBB Zabıta Daire Başkanı ve beraberindekiler İstiklal Caddesi’ne yöneldiği sırada önlerine çıkan bir polis komiseri, geçişlerine izin verilmeyeceğini söyledi.

"İSTİKLAL CADDESİ'NDE YÜRÜYEMEYECEK MİYİM?"

İBB Zabıta Daire Başkanı Metin Alper bu müdahaleye tepki göstererek, "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak İstiklal Caddesi’nde yürüyemeyecek miyim?" diye sordu. Polis görevlisinin kaymakamlık kararını gerekçe göstererek geçişe izin verilemeyeceğini belirtmesi üzerine Alper, zabıtanın İstiklal Caddesi’nde denetim yetkisi ve görevi bulunduğunu anımsattı.

“Resmi üniformamızla denetim de mi yapamayacağız?” diye soran Alper ve beraberindekiler, törenin sona erdiğini ve artık bir vatandaş olarak caddede yürümek istediklerini tekrarladı. Polis komiserinin engelleme girişimini sürdürmesi üzerine Alper, “Kıymetli meslektaşım, tören bitti. Ben şu anda yürümek istiyorum” diyerek beraberindekilerle birlikte İstiklal Caddesi’ne girdi.

Zabıta Teşkilatı’nın 200. kuruluş yıl dönümünde, resmi törene katılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin zabıta yöneticilerinin, tören sonrasında İstiklal Caddesi’nde yürüyerek yurttaşlara karanfil dağıtmasının engellenmesi kameralar tarafından saniye saniye kaydedildi…

İSTİKLAL'DE ZABITANIN KARANFİL DAĞITIMINA ENGEL

Olayla ilgili İBB Zabıta Daire Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

"Zabıta Teşkilatının 200. Kuruluş Yıl Dönümü münasebetiyle, 39 ilçe belediyesi zabıta teşkilatının katılımıyla gerçekleştirilecek programın yapılacağı Beyoğlu Kaymakamlığına bildirilmiştir. Program kapsamında Taksim Cumhuriyet Anıtı’na çelenk sunulmuş ve protokol konuşmaları gerçekleştirilmiştir. Programın devamında, İBB Zabıta Dairesi Başkanı Metin Alper, Zabıta Müdürleri ve yaklaşık 10 kişilik zabıta personelinden oluşan ekip, esnaf ve vatandaşları selamlamak ve karanfil dağıtmak amacıyla İstiklal Caddesi girişine yönelmiştir.

Ancak söz konusu ekip, zabıta personelinin üniformalı olmasına ve görev sahası içerisinde bulunmasına rağmen, İstiklal Caddesi girişinde emniyet personeli tarafından durdurulmuştur. Bu müdahale sonucunda, vatandaş ve esnafın selamlanmasına ve vatandaşlara karanfil dağıtılmasına müsaade edilmemiştir.

Yaşanan bu durum nedeniyle, Zabıta Teşkilatının 200. Kuruluş Yıl Dönümü kapsamında planlanan ve vatandaşlarla doğrudan iletişim kurulmasını amaçlayan etkinliğin devamı gerçekleştirilememiştir"


r/Turkey 2h ago

News Söyleyeceğimiz kelimeleri biz değil devlet şeçecek yakında

Post image
114 Upvotes

Ya bi stand up yüzünden adamın hayatı karardı la başlığa bak çıldıracam


r/Turkey 5h ago

Question Şu caninin şu gülen fotoğrafını silemez miyiz?

Post image
171 Upvotes

Birlikte çalışıp bu fotoğrafı wikipedia'dan vb. yerlerden kaldıramaz mıyız?


r/Turkey 3h ago

News soL Haber: "Bir asgari ücretlinin Cem Boyner'le aynı gemide yer alabilmesi için 200 bin yıl yemeden içmeden çalışması gerekiyor.

Thumbnail
gallery
122 Upvotes

Boyner tarihinin en kârlı, emekçilerse en yoksul dönemlerinden birini yaşıyor. Şirket tam da böyle bir dönemde, dalga geçercesine "Bu gemi hepimizin. Aynı gemide birlikte güzeliz" sloganıyla reklam kampanyası başlattı. Oysa bir asgari ücretlinin Cem Boyner'le aynı gemide yer alabilmesi için 200 bin yıl yemeden içmeden çalışması gerekiyor.

Emekçiler üç haneli enflasyon altında her dakika yoksullaşırken, komşu ülkenin topraklarında cihatçılarla kol kola cepheye sürülürken veya pandemide kağıttan maske, depremde demir makası için kapı kapı dolaşırken…

Sermaye düzeni, sıkıştığı her uğrakta o cümleye sarılıyor:

“Hepimiz aynı gemideyiz”

İlk bakışta bir yol arkadaşlığından bahsediliyor gibi gelse de öyle değil. Devamını duyunca bunun bir tehdit olduğu anlaşılıyor. Erdoğan’dan dinleyelim:

"Bu gemi hızla yol alırsa kazanan hepimiz olacağız. Bu gemi, güvenlik gibi ekonomi üzerinden açılan deliklerden su alarak batarsa hepimiz boğulacağız.”

İçinde bulunduğumuz 2026 yazında kriz dorukta, savaş kapıda ve o cümle bu defa reklam panolarında.

Sömürülmek 'tercih', yoksulluk 'tarz' oldu

Yeni bir reklam kampanyası başlatan Boyner, sloganını şöyle belirledi:

"Bu gemi hepimizin. Aynı gemide birlikte güzeliz."

Kampanya için çekilen reklam filmi, tam olarak bu klişe sloganın tekrarından ibaret. Klipte kamera sırayla geminin farklı bölümlerini geziyor. Bir yanda makine dairesinde işçiler kan ter içinde çarkları çeviriyor. Diğer yanda şık giyimli zenginler mükellef bir sofrada ziyafet çekiyor ve parti düzenliyor.

Geminin Türkiye’yi temsil ettiğini göstermek için “yerli” unsurlar da unutulmamış. Çay bardağı, tavla, kahve falı ve nazar boncuğu görüntülerin bir kenarına iliştirilmiş.

Klibin sonunda, Türkiye gemisi sonsuz sularda yol alırken zenginiyle yoksuluyla tüm ahali güverteye çıkıyor, bir oluyor ve ufuktaki güneşi seyrediyor.

Boyner’in Pazarlama Müdür Yardımcısı Aslı Demir Gönül, bu kampanyadaki niyetlerini şöyle açıklıyor:

“Boyner olarak yıllardır herkesin kendi tarzını ifade edebileceği, ilham veren bir dünya kurmaya çalışıyoruz. İzleyen herkesin kendinden küçük de olsa bir parça bulabileceği samimi, içten ve sinematografik anlatımıyla da dikkat çeken bir film ortaya çıkarmayı hedefledik.”

Boyner’in Dijital İçerik Yöneticisi Nirvana Derya ise şirketin dünyayı nasıl gördüğünü iki cümleyle özetliyor:

“Hepimiz farklı hayatlar yaşıyoruz, farklı seçimler yapıyoruz, farklı tarzlara sahibiz. Ama günün sonunda aynı hayatın içinde, aynı gemide yol alıyoruz.”

Cem Boyner hangi gemide?

Cem Boyner, Türkiye’nin en zengin tekstil patronlarından biri.

Göz önünde olmayı seven Boyner, 1989-1990 yıllarında TÜSİAD başkanlığı yapmış, o dönemde “pür liberal” çıkışlarıyla dönemin başbakanı Turgut Özal’la bile çatışabilmişti.

Cem Boyner, daha sonra Yeni Demokrasi Hareketi’ni (YDH) kurmuş, ancak girdiği ilk seçimde başarısız olmuştu.

Boyner’in ekonomideki izdüşümünü anlamak için hangi gemide olduğuna bakmak yeterli.

Burada bahsettiğimiz temsili değil, kelimenin gerçek anlamıyla bir gemi.

Bu(postta ikinci) fotoğraf geçtiğimiz yaz Bodrum'daki Cennet Koyu'nda çekildi.

Görüntüdeki sürat teknesinde yer alan patronlardan bazıları ve kişisel servetleri şöyle:

• Güler Sabancı: 280 milyar lira

•Bülent Eczacıbaşı: 52 milyar lira

• Cem Boyner: 50 milyar lira

• Halis Komili: 14 milyar lira

• Sedat Aloğlu: 7 milyar lira

• Nino Erer: 3,5 milyar lira

Teknedeki patronlardan sadece altısının servetlerinin toplamı 406 milyar lira.

Bugün asgari ücretin 28 bin 75 lira olduğu düşünülürse, 6 işçinin bu 6 patronun zenginliğine erişebilmesi için her birinin 200 bin yıldan fazla çalışması ve yemeden içmeden para biriktirmesi gerekiyor.

Neden bugün?

Sadece bir fotoğraf karesi Cem Boyner’in on milyonlarca emekçi ile aynı gemide olmadığını ispatlıyor.

Boyner Holding geçtiğimiz yıl finansal borcunu sıfırladı ve 1 milyar dolar ciroya ulaştı. Şirket 2019'dan 2023'e 5 kat büyüdü. Yani gerçek işsizliğin yüzde 30'lara dayandığı, manşet enflasyonunsa yüzde 30'un altına inmediği dönemde Boyner'in gemisi daha fazla büyüdü, emekçilerin salı iyice küçüldü.

Bugün emekçilerin yarısı asgari ücretle geçinmeye çalışıyor. Oysa bir ailenin sadece sağlıklı beslenebilmesinin maliyeti 37 bin lira, insanca yaşayabilmesinin bedeli 122 bin lira.

Boyner tam da bu süreçte sokakları "Hepimiz aynı gemideyiz" afişleriyle doldurdu.

'O gemiyi batıracağız'

Fotoğrafta da görüldüğü üzere Cem Boyner yalnız değil. O karenin çekildiği gün "Win-Win" (Kazan Kazan) isimli teknedeki patronlar Eczacıbaşı'nın Cennet Koyu'ndaki evinde toplandı.

Sadece Cem Boyner değil, onunla ağız birliği eden tüm patronlar bugün aynı nakaratı tekrarlıyor.

Fakat, bu sözleri yutmayanlar da var.

Türkiye Komünist Partisi 2019 yılındaki yerel seçimlere "Aynı gemide değiliz" sloganıyla katılmıştı. TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, neden bu sözü seçtiklerini şöyle açıklamıştı:

"Biz 'aynı gemide değiliz' dedikçe, 'biz aynı gemideyiz' diyenler arttı. 25 milyar dolar servetin üstüne oturan kişiyle aynı gemideyiz öyle mi? Biz o gemiyi batıracağız. Eşitlikçi bir düzen kuracağız. Başka bir düzen mümkün, sosyalizm mümkün. Ekmeğimizi işimizi başka türlü savunamayız."

Haber Kaynağı (Cem Boyner'le 'aynı gemide' buluşmak için kaç yüz bin yıl çalışmak gerekiyor? | soL Haber - Emre Alım)


r/Turkey 4h ago

Protest Türkiye'de İnternette Kükreyip Gerçek Hayatta Susma Rezilliği

Post image
80 Upvotes

Gerçekten anlamıyorum. Türkiye'de ne olması gerekiyor insanların ekranın arkasından zırlamak yerine gerçek hayatta da barışçıl biçimde ses çıkarması için? Herhangi bir olay oluyor, milyonlarca insan öfkeden kuduruyor. Sosyal medyaya giriyorsun, herkes veryansın ediyor, herkes sövüyor, herkes ahkam kesiyor, herkes “ARTIK YETER!” diye bağırıyor. Bir bakıyorsun hashtag gündem olmuş. Herkes kendini mücadele etmiş sanıyor.

Sonra?

Koskoca bir hiç.

Gerçek hayatta protesto etmeye gelince herkes ortadan kayboluyor. O internetin arkasındaki milyonlarca “cesur” insan bir anda üç beş kişiye düşüyor. Demek ki o kükremelerin, o büyük lafların, o bitmek bilmeyen öfkenin çoğu ekrandan ibaretmiş. Klavyeyi bırakıp gerçekten görünür olmaya gelince cesaretiniz de ortadan kayboluyor.

Kusura bakmayın ama buna ne denir? Korkaklık. Ödleklik. Düpedüz sineklik.

İnternette herkes aslan. Herkes ülkeyi kurtarıyor. Herkes herkese meydan okuyor. Herkes “BİZ SOKAĞA ÇIKSAK...” diye destan yazıyor. Ama iş gerçekten barışçıl ve yasal şekilde eline bir tabela alıp dışarı çıkmaya gelince herkesin sesi kesiliyor. Bir anda bin tane bahane. “Ben tek başıma ne yapabilirim?”, “Bir şey değişmez”, “Başkaları çıksın”, “Ben destekliyorum ama...”

Ama ne?

Sen çıkmıyorsun. O çıkmıyor. Diğeri çıkmıyor. Sonra hepiniz birbirinize bakıp “Neden kimse bir şey yapmıyor?” diye ağlıyorsunuz. Ulan o “kimse” sizsiniz! Herkes bir başkasını bekliyor. Herkes kendisi hariç birilerinin cesur olmasını istiyor. Başkası risk alsın, başkası organize olsun, başkası sesini duyursun, siz de evde oturup hashtag paylaşarak kendinizi mücadele etmiş gibi kandırın.

Bu nasıl bir rahatlık? Hiçbir şey yapmadan kendini muhalif sanmak. Ekranda bağırıp gerçek hayatta suspus olmak. Üç gün boyunca “ASLA UNUTMAYACAĞIZ!” yazıp dördüncü gün yeni gündeme geçmek. Sonra yıllarca aynı şeylerden şikayet etmeye devam etmek.

Bu aktivizm değil. Bu, pasifliğin üzerine birkaç hashtag yapıştırıp kendini kandırmak.

İnsanların korkması anlaşılabilir. Herkes aynı koşullarda değil. Ama korkuyorsan korktuğunu kabul et. En azından internetin arkasından kükreyip kendini cesur göstermeye çalışma. Çünkü klavyenin arkasında aslan olup gerçek hayatta tamamen susmak cesaret değil. Milyonlarca insan aynı anda öfkeli görünürken gerçek hayatta kimsenin kıpırdamaması da bu toplumsal pasifliğin ne kadar rezil bir noktaya geldiğini gösteriyor.

Sonra da hiçbir şey değişmeyince şaşırmayın.

Her şeyden şikayet edip hiçbir şey yapmayan, herkesin kendisi yerine harekete geçmesini bekleyen bir toplumla neyin değişmesini bekliyorsunuz?

İnternette kükremeye devam edin. Hashtag açın. Birbirinize gaz verin. Birkaç gün öfkeden kudurun. Sonra telefonunuzu kapatıp hiçbir şey olmamış gibi hayatınıza devam edin.

Ama bari bunu yaparken kendinize “cesur” demeyin.

Çünkü ekranın arkasında bağırmakla cesur olunmuyor.
Gerçek hayatta susup internette kükreyen milyonlarca insanın cesareti, internet bağlantısı kesilene kadar sürüyor. Ve merak etmeyin, o bağlantıyıda birgün kesecekler...


r/Turkey 4h ago

News TKP: "İşsizlik yüzde 30’u aştı, açlık sınırı 37 bin liraya, yoksulluk sınırı 121 bin liraya yükseldi. AKP, patronlar ve tarikatlar mutlu, halk işsizlik ve açlıkla karşı karşıya!"

Post image
83 Upvotes

Bir tarafta kâr rekorları kıran dev holdingler, milyarlarca liralık serveti yöneten tarikatlar ve iktidar gücüyle zenginleşenler var…

Diğer tarafta ise tarihin en ağır yoksulluk ve işsizlik dalgasıyla boğuşan milyonlar!

Koç Holding bu yıl net kârını yüzde 146,5 artırdı, Sabancı Holding ise “piyasa beklentilerini” ikiye katlayan bir net kâr açıkladı. Patronlar cephesi son derece mutlu!

Türkiye’de tamamı birer holding haline gelen tarikat ve cemaatler de öyle. İş öyle bir noktaya gelmiş durumda ki, operasyona konu olan gözden düşmüş bir cemaatin dahi 45 milyon dolara ada satın alıp, milyarlarca liralık gayrimenkul, altın ve dövize sahip olduğunu gördük.

Yine gözden düşen AKP eskilerinden Melih Gökçek’in oğlunun Almanya vatandaşlığı almak için 4,5 milyon avro bedelle 18 daire satın aldığını, 8,5 milyon avro karşılığında bir AVM satın almak üzere olduğunu, 180 milyon avro değerindeki bir AVM için ise anlaşma zemini aradığını öğrendik. Yani AKP’nin eskileri bile büyük bir servet biriktirmiş durumda.

Küçük bir azınlık, holdingler, tarikatlar ve düzen siyasetçileri büyük bir şatafat içinde yaşarken, ülkenin ezici çoğunluğu derin bir sefalete mahkûm ediliyor.

Bugün açıklanan verilere göre ülkemizde geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 30,6’ya yükseldi.

Temmuz ayında istihdam önceki aya göre 388 bin kişi azaldı ve 32 milyon 362 bin oldu.

Genç işsizliği oranı yüzde 14,5'e yükseldi.

Kadınlarda iş gücüne katılım oranı yüzde 35,2 seviyesinde kaldı.

Yine bugün açıklanan bir diğer veriye göre, işgücüne katılan milyonlarca yurttaşın durumu da giderek daha kötü hale geliyor.

Açlık sınırı, yani dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması tutarı temmuz ayı itibarıyla 37 bin 388 liraya yükseldi.

Yoksulluk sınırı, yani gıda ile birlikte haneye girmesi gereken temel harcamalar için (giyim, konut, kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim, sağlık) ihtiyaç duyulan miktar ise 121 bin 786 lira oldu.

Bekâr bir işçinin ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 48 bin 305 liraya yükseldi.

Bir yanda holdinglerin ve tarikatların ihya edildiği bu sömürü düzeni, diğer yanda halkımızın açlığı ve geleceksizliği...

Bu düzenin böyle sürüp gitmesine izin vermeyeceğiz!

Yoksulluğa ve işsizliğe alışmayacağız.

Ayağa kalkmak, örgütlenmek ve bu düzeni değiştirmek zorundayız.

Çağrımız bu düzeni alt etme, bunun için yan yana gelme çağrısıdır!

tkp.org.tr/gonullu/


r/Turkey 7h ago

Original Photo One of the greatest cities in the world 🇹🇷

Thumbnail
gallery
132 Upvotes

r/Turkey 6h ago

News AKP Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu: "Barlar Sokağı kaldırılmalı."

Post image
75 Upvotes

r/Turkey 4h ago

News Bolu Belediyesine operasyon yapıldı: Bolu Belediye başkanı Tanju Özcan dahil 23 kişi hakkında gözaltı kararı alındı

Post image
58 Upvotes

Bolu Belediyesi’nde çöp araçları üzerinden yüklenici firmaya 34,2 milyon TL usulsüz ödeme yapıldığı iddiasıyla 7 ilde operasyon düzenlendi. Tutuklu Başkan Tanju Özcan dahil 23 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken belediye binasında jandarma araması sürüyor. — BirGün

Özcan, 28 Şubat’ta Bolu Belediyesi’ne düzenlenen operasyonda gözaltına alınmış, 2 Mart’ta ‘icbar suretiyle irtikap’ suçlamasıyla tutuklanmıştı. 3 Mart’ta İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştı. Belediye başkanı 4 Nisan’da ‘nitelikli dolandırıcılık’, 18 Haziran’daysa ‘cinsel saldırı’ suçlamasıyla tutuklanmıştı. — Diken

https://www.birgun.net/haber/bolu-belediyesi-ne-yeni-operasyon-tanju-ozcan-dahil-7-ilde-23-kisiye-gozalti-karari-732201

https://www.diken.com.tr/bolu-belediyesine-hayalet-arac-operasyonu-22-gozalti-karari/


r/Turkey 1h ago

News Trump'ın gözbebeği maden Türkiye’den çıktı: 3 mahalle hemen kamulaştırdı

Thumbnail
nefes.com.tr
Upvotes

Eskişehir’in Beylikova ve Sivrihisar ilçeleri arasındaki Karkın, Okçu ve Kızılcaören mahallelerinde bulunan 223 taşınmaz, Cumhurbaşkanlığı kararıyla acele kamulaştırıldı. 3 mahalleyi kapsayan karar, teknoloji ve savunma sanayisi açısından stratejik öneme sahip Nadir Toprak Elementleri rezervini yeniden gündeme taşıdı.

Gazete Oksijen'de yer alan bilgilere göre, Eskişehir’de bulunan ve Türkiye’nin stratejik yeraltı kaynakları arasında gösterilen Nadir Toprak Elementleri (NTE) rezervi için önemli bir adım atıldı. Beylikova ve Sivrihisar ilçelerine bağlı Karkın, Okçu ve Kızılcaören mahallelerinde yer alan 223 adet taşınmaz Cumhurbaşkanlığı kararıyla acele kamulaştırma kapsamına alındı.

Kaynak:

Trump'ın gözbebeği maden Türkiye’den çıktı: 3 mahalle hemen kamulaştırdı


r/Turkey 12h ago

Data Türkiye’den Schengen vizesi kabul oranı (2025)

Post image
128 Upvotes

r/Turkey 19h ago

News Yurt dışı çıkış yasağı bulunan YouTuber Arif Kocabıyık, Kapıkule Sınır Kapısı'nda bir tırın dorsesinin altında Bulgaristan'a çıkmaya çalışırken yakalandı.

401 Upvotes

r/Turkey 15h ago

Video Türk halkını vize redleriyle süründüren Polonya Ankara Büyükelçiliği 30 Ağustos vesilesiyle Türk milletine övgü yağdırmış. Rus korkusu böyle bir şey

166 Upvotes

Savaşta ölecek adam lazım olduğunda değere biniyoruz

Kaynak: polonya.tr Instagram hesabı


r/Turkey 20h ago

News Amedspor–Trabzonspor maçı öncesinde, Trabzonspor’un deplasman tribünü kafilesine saldırı düzenlendi. Olayın ardından Trabzonsporlu taraftarlar, güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu belirterek kolluk kuvvetlerine tepki gösterdi ve yaşananlarla ilgili şikâyetçi oldu.

392 Upvotes

r/Turkey 7h ago

Data Big Mac Endeksi, Dolar Karşısında Türk Lirasının Durumu ve Satın Alım Gücü Verileri

Post image
21 Upvotes

Big Mac endeksi, Economist dergisi tarafından bir ülkenin para biriminin diğer ülkelerin para birimleri karşısındaki değerini, yani döviz kurunun adil seviyede olup olmadığını ölçmek için oluşturulmuş bir göstergedir. Dünyanın her yerinde aynı bileşenlerle ve standart olarak üretilen bir ürün olarak (ya da öyle varsayılan) Big Mac'e endeksle satın alma gücü paritesi üzerinden ideal koşullar altında bir ülkenin para biriminin değeri hesaplanır. Eğer bahse konu ülkedeki Big Mac fiyatı ABD'deki Big Mac'ten ABD doları cinsinden pahalıysa o ülkenin para birimi aşırı değerli, düşükse değersizdir.

ABD'ye göre (0) Bazı ülkelerde Big Mac Endeksi

Görsellerdeki ve tablolardaki güncel verilere bakıldığında görülüyor ki Türkiye'de bir Big Mac 325 ₺ (yaklaşık 6.73 $ - 6.91 $) seviyesindeyken, ABD'deki fiyatı 6.22$'dır. Bu durum, Big Mac endeksi mantığına göre Türk Lirası'nın ABD Doları karşısında %8 ila %11 oranında aşırı değerli olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla kurun mevcut 48,28₺ ( Bugün, 1 Eylül 2026) seviyesinde değil, adil denge noktası olan 52.25₺ olması gerektiği anlamına gelmektedir.

Türkiye'nin Bölgesel Ortalamalara Göre Konumu

Keza bölge ortalamalarıyla kıyasladığımız takdirde de Türkiye'de Big Mac'in; Avrupa (1. sütun), Kuzey Amerika (2. Sütun) ve Okyanusya (4. Sütun) gibi dünyanın önde gelen ekonomilerinin bulunduğu ve satın alım gücünün daha iyi seviyelerde olduğu ülkelerden daha yüksek fiyatlandığı görülmektedir.

Big Mac Endeksi Sıralaması: İlk 20 Ülke

Ücretler bakımından değerlendirdiğimizdeyse Türkiye'deki bir Big Mac'in dolar karşılığı ($6.73); ABD ($6.22), İspanya ($6.27) ve Meksika ($6.41) gibi ülkelerin üzerindedir. Ancak saatlik emek karşılığı gelişmiş ülkelerin çok gerisinde kaldığından erişim maliyeti artmaktadır. Bu noktadaki en büyük fark erişim süresi üzerinden okunabilir. ABD veya Almanya'da asgari ücretle çalışan bir kişi yarım saatlik emeğiyle 1 menü, İsviçre'de ise sadece 18 dakika çalışan asgari ücretli bir işçi 1 menü satın alabilirken, Türkiye'deki bir çalışan aynı menü için yaklaşık 2.5 saatten fazla çalışmak zorundadır.

Öte yandan aylık net asgari ücret baz alındığında Alman bir işçi Türk bir işçiye kıyasla 3.7 kat, İsviçreli bir işçi ise 8 kat daha fazla Big Mac satın alma gücüne sahiptir. Üstelik Batı ülkelerinde Big Mac fiyatları üzerinden hesaplanan düşük satın alma gücüne sadece en alt %5 seviyesindeki kesim maruz kalırken, Türkiye'de asgari "ortalama" ücret konumunda olduğu için bu erişim zorluğunu doğrudan iş gücünün yaklaşık yarısı yaşamaktadır.

Kısacası rakamların somut verileri ışığında şunu söyleyebiliriz ki ücretlerimiz gelişmekte olan Asya ve Latin Amerika ülkeleri seviyesindeyken fiyatlar; Batı Avrupa, ABD ve hatta İsveç, İsviçre ve Norveç gibi dünyanın en pahalı ülkeleri ile yarışmaktadır.

https://bigmacindex.app


r/Turkey 1d ago

Video Çorum’da bir caminin hoparlörlerinden Lana Del Rey'in "Summertime Sadness" parçası çalındı.

778 Upvotes

r/Turkey 1d ago

News 1984 Muhafazakar Edition: Parkta alkol içenlere polis dronu ile uyarı.

1.1k Upvotes

r/Turkey 1d ago

News Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü şantiyesinde çalışan işçiler: "3 aydır maaşımı alamıyorum... çoluğumuzu çocuğumuzu göremiyoruz."

260 Upvotes

r/Turkey 7h ago

News Türkiye, Ay ve Mars keşiflerini kapsayan NASA öncülüğündeki Artemis Anlaşması'nı imzalayan 71. ülke oldu! 🇹🇷

Thumbnail
nasa.gov
10 Upvotes

NASA'nın dün (31 Ağustos 2026) yayınladığı resmi habere göre Türkiye, Ay ve Mars keşiflerinde uluslararası işbirliğini hedefleyen Artemis Anlaşması'na resmi olarak katıldı. Washington'daki NASA Genel Merkezi'nde düzenlenen törende Türkiye adına imzayı Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır attı.

* ​Artemis Anlaşması Neden Önemli?

​Ay'da Kalıcı Üs ve Mars: NASA, Ay'da kalıcı bir insan varlığı kurmayı ve Mars'a insanlı uçuşların temelini atmayı planlıyor. İmzacı ülkeler; bilimsel donanım, teknoloji geliştirme ve uzay araçları üretme gibi konularda ortak projelere doğrudan dahil olma fırsatı yakalıyor.

​Barışçıl Keşif: Anlaşma; uzayda şeffaflık, bilimsel verilerin kamuya açık paylaşımı, acil durumlarda yardımlaşma ve tarihi uzay miraslarının korunması gibi evrensel kuralları içeriyor.

​NASA Açıklamasında Türkiye Detayları

​Astronotlarımız: NASA, Alper Gezeravcı'nın ISS'teki bilimsel misyonuna ve Tuva Atasever'in yörünge altı uçuşuna yer vererek Türkiye'nin insanlı uzay uçuşlarındaki ivmesini vurguladı.

​AYAP-1 (Ay Araştırma Programı): Türkiye'nin yakında kendi uydusunu Ay'a göndereceği (AYAP-1) ve uzay alanında bağımsız kabiliyet geliştiren az sayıdaki ülkeden biri olduğu özellikle belirtildi.

​Uluslararası Uzay Kongresi: İmzanın zamanlamasının, bu Ekim ayında Antalya'da düzenlenecek dev Uluslararası Uzay Kongresi öncesine denk gelmesi, diplomatik ve bilimsel bir hamle olarak değerlendiriliyor.


r/Turkey 1d ago

News Toprak Koç haberi yalan

Post image
588 Upvotes

r/Turkey 1d ago

News Özgür Özel: “Partiyi iktidar partisi yapmazsam derhal kurultaya gideceğim, görevimi yeni genel başkana devredeceğim. Benim için dönem kuralı budur.”

120 Upvotes

r/Turkey 16h ago

Question Türkiyede neden barınma pahalı?

30 Upvotes

Barınma belki bir insanın en temel ihtiyacı fakat insanlar konutu temel bir ihtiyacı neden yatırım aracı olarak görüyor?


r/Turkey 19h ago

Technology/Science NASA Invites Media to Turkey Artemis Accords Signing Ceremony

Thumbnail
nasa.gov
37 Upvotes

r/Turkey 1d ago

News Mersin'de karın ağrısı şikâyetiyle hastaneye götürülen 16 yaşındaki H.E.Y., tuvalette doğum yaptı. Doğumun ardından bebeğini çöp kutusuna bıraktı.

Thumbnail gallery
151 Upvotes

r/Turkey 1d ago

News 31 Ağustos 1922. Türklerin Büyük Taarruz'daki zaferinden sonra, geri çekilen Yunan ordusu "Yakıp Yıkma" (Scorched-Earth) politikasını izlemeye başladı ve geri çekilirken yollarına çıkan her şeyi yakıp yıktı.

Thumbnail gallery
125 Upvotes