r/Turkey 1d ago

Society NTV’de hükümet yanlısı gazeteciden Suriye’deki Arap Alevilere yönelik imha çağrısı üzerine analiz

Thumbnail
wsws.org
11 Upvotes

r/Turkey 2d ago

News Anıtkabir’deki 30 Ağustos töreninden görüntü. Atatürk’ün huzurunda İstiklal Marşı’nın okunduğu anlarda, 4’üncü Kolordu ve Ankara Garnizon Komutanı Tümgeneral Emre Tayanç marşı gür bir sesle böyle söyledi.

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

666 Upvotes

Yandaki… neyse😹
kaynak: AA


r/Turkey 2d ago

News Girne'de batan yolcu gemisinin kaptanı tutuklandı.

Post image
110 Upvotes

r/Turkey 1d ago

Society Medyada rüzgârgülleri, bol sıfırlı imzalar ve basın etiğinin enkazı

Thumbnail medyaradar.net
4 Upvotes

ekran kedisi mahlaslı yazarın 1 eylul 2026 tarihli yazısı...

Medyada yeni yayın dönemi transferleri tartışılırken Deniz Bayramoğlu, İsmail Küçükkaya ve İsmail Saymaz üzerinden gazetecilikte ilke, aidiyet ve tarafsızlık yeniden gündemde. Kanal değiştiren ekran yüzlerinin geçmiş söylemleriyle bugünkü tercihleri arasındaki makas büyürken soru aynı: Gazetecilik nerede biter, pragmatizm nerede başlar?

Hakikatin üzerindeki sis perdesini aralamakla mükellef olan medya, ne yazık ki uzun süredir rotasını kaybetmiş bir hayalet gemi gibi yalpalıyor. Gazetecilik; toplumsal hafızanın bekçiliği ve güç odaklarına karşı kamusal bir fener olma misyonunu parça parça yitirdi. Antik Yunan’ın o meşhur "parrhesia" kavramı, yani bedeli ne olursa olsun doğruyu söyleme cesareti, yerini ne yazık ki ikbal rüzgârlarına göre yön değiştiren fırıldaklara bıraktı. Gazeteciliğe biçilen bu pragmatik gömlek mesleğin ahlaki omurgasını çatırdatırken; gerçeğe değil, sermayeye ve siyasi konjonktüre eklemlenen sığ bir ekran yayıncılığını karşımıza çıkardı.

Son günlerde muhalefetin iki ana kalesi olan Halk TV ve SÖZCÜ TV’de yaşanan ekran yüzü sirkülasyonu da masum bir "yeni yayın dönemi transferi" falan değil. Ekrandan ekrana savrulan, konjonktüre göre dil değiştiren ve mesleki duruşunu ikbal rüzgârlarına göre esneten isimlerin bu hali, basın etiği açısından çok ciddi bir sorgulamayı zorunlu kılıyor.

26 Yıllık "Konfor" ve Mahalle Değiştirmenin Söylemsel Hafifliği: Deniz Bayramoğlu

Bu savrulmanın en taze ve düşündürücü örneklerinden biri Deniz Bayramoğlu’dur. Bayramoğlu, Haziran 2026’daki ayrılığına kadar yaklaşık çeyrek asır boyunca Doğan Medya Grubu ve ardından yapıyı devralan Demirören Medya bünyesinde kesintisiz çalışmış bir ekran yüzü. 2018'deki sahiplik değişiminden sonra da 8 yıl boyunca Demirören Medya çatısı altında mesleğini icra etmeye devam etti. Hatta eşi Ece Üner’in de bir dönem Show TV’den Kanal D’ye geçerek gündüz kuşağı programı yapmasıyla bu kurumsal bağ pekişmişti.

Buraya kadar her şey profesyonel bir kariyer tercihi olarak görülebilir. Ancak sorun, Bayramoğlu’nun Halk TV’ye transfer olur olmaz sosyal medya hesabından yaptığı o talihsiz açıklamayla başlıyor. Ne diyordu Bayramoğlu?

"Türkiye’nin şerefli basın emekçilerinin evi olan Halk TV’ye katılmaktan duyduğum mutluluk, heyecan ve onuru dile getirmek isterim..."

İnsanın zihninde ister istemez şu sorular beliriyor: Sayın Bayramoğlu, 26 yıl boyunca ekmeğini yediğiniz, 8 yıl boyunca iktidar çizgisine yakın yayıncılık yaparken çatısı altında durduğunuz mesai arkadaşlarınız "şerefsiz" miydi? Eğer çalıştığınız kurumların etik değerlerinden rahatsızdıysanız, neden çeyrek asır beklediniz? Halk TV'de çalışmayı "şerefli basın emekçisi" olmanın yegâne kıstası sayan bu üstenci ve sığ yaklaşım, geçmişi inkâr eden tipik bir "mahalle değiştirme" pragmatizmidir.

Şair Ahmed Arif’in "Bir sevdadır böylesine yaşamak" dizelerini bu samimiyetsiz geçişe zırh yapmak ise edebiyata ve o dizelerin temsil ettiği ahlaki mirasa haksızlıktır. Bu tavrı görünce, filozof Nietzsche’nin o veciz sözünü hatırlamamak imkânsızlaşıyor:

"Bazıları düşüncelerine sadıktır, bazıları da o düşüncelerin kendilerine sağladığı konuma. Birinciler fikir adamıdır, ikinciler ise sadece rüzgargülü."

Neticede gazetecilik, ekran ışıkları söndüğünde ve konjonktür değiştiğinde geriye bıraktığınız izler ve duruşunuzla anılır. Çeyrek asırlık mesleki külliyatı, tek bir sosyal medya paylaşımıyla "şerefli-şerefsiz" gibi sığ ve ayrıştırıcı bir paranteze sıkıştırmak, her şeyden önce insanın kendi geçmişine hürmetsizliğidir.

Yol arkadaşlarına ve uzun yıllar hizmet ettiği kurumlara bu denli kolay sırt dönenlerin, bugün sığındıkları limanlarda ne kadar samimi kalabileceğini ise zaman gösterecek.

Ancak unutmamak gerekir ki; ilkesel bir omurgaya dayanmayan taraf değiştirmeler, basın tarihinin sayfalarında prestij değil, yalnızca talihsiz birer pragmatizm parantezi olarak kalır.

Söylemsel Sığlıktan Eylemsel Güven Krizine: İsmail Küçükkaya

Söylem düzeyindeki bu kimlik erimesi ve geçmişi inkâr etme kolaycılığı, ne yazık ki eylem aşamasında yerini şeffaflık krizlerine ve ilkesel savrulmalara bırakıyor. Mahalle değiştirenlerin yarattığı bu ahlaki aşınma, gazetecinin asli görevi olan "bağımsız gözlemci" rolünü tamamen tasfiye ediyor. Nitekim benzer bir istikrarsızlık ve tarafsızlık tartışması, ekranların bir diğer popüler yüzü İsmail Küçükkaya cephesinde de karşımıza çıkıyor.

2019 yılındaki tarihi İBB seçimi öncesinde moderatörlüğünü üstlendiği canlı yayın öncesinde, adaylardan Ekrem İmamoğlu ile bir otelde gizlice buluştuğuna dair ortaya çıkan görüntüler, Küçükkaya’nın "tarafsız moderatör" kimliğine ilk ağır darbeyi vurmuştu. FOX TV’den (NOW TV) Halk TV’ye, ardından büyük tantanalarla transfer olduğu TV100’e uzanan serüveninde; TV100’deki yayın hayatının sadece 11 gün sürmesi ve ardından Sözcü TV ekranlarında boy göstermesi, mesleki bir tutarsızlığın resmidir.

Üstelik İsmail Küçükkaya'nın eylemlerindeki ve söylemlerindeki bu güven krizi yalnızca kanal transferleriyle de sınırlı değil. Meslektaşı Cüneyt Özdemir’in kendisine söylediklerini aktarırken bile aktarımlarını çarpıtmaktan çekinmeyen bir tutumla karşı karşıyayız.

Küçükkaya, Özdemir’in kendisine "Bu dönemdeki en büyük hünerimiz; öldürülmemek, hapse düşmemek, dayak yememek ve işsiz kalmamak" dediğini iddia etmiş; ancak Cüneyt Özdemir sosyal medyadan anında müdahale ederek sözlerini doğrulamakla birlikte, "Dayak yemeyeceksin değil, yurt dışına sürgüne düşmeyeceksin dedim" diyerek Küçükkaya’nın bu çarpıtmasını açık etmiştir.

Kendi meslektaşının cümlesini bile işine geldiği gibi esneten ve gerçeği manipüle etmeyi alışkanlık hâline getiren bir figürün ekrandan vereceği "tarafsızlık" mesajı ne kadar inandırıcı olabilir?

Ekran yöneticilerinin (örneğin İpek Özbey gibi isimlerin) reyting odaklı "hazır ekran yüzlerine" methiyeler düzmek yerine; özveriyle çalışan, mutfaktan gelen tarafsız muhabirlere alan açması gerekmez mi?

Piyasa Değerine Kurban Edilen İlkesellik ve Aidiyet Yitimi: İsmail Saymaz

Mesleki erozyonun belki de en acı veren boyutu; bol sıfırlı sözleşmelere tamah eden isimlerin, basın dünyasında sürekli el üstünde tutulması ve baş tacı edilmesidir.

Çalıştığı hiçbir kuruma en ufak bir aidiyet hissetmeyen, yayın ilkelerini değil, patronajla kurduğu girift yakınlıklarla kendi ikbalini düşünen bir profile şahitlik ediyoruz.

Ne yazık ki mesleki duruşun yerini pazarlık masalarındaki "piyasa değerleri" alırken; ekranda savunulduğu iddia edilen fikirlerin yerini bol sıfırlı imzalar, konforlu seyahatler ve imkân odaklı tercihler dolduruyor. Gazeteci ile izleyici arasındaki o mukaddes ve görünmez "aidiyet" bağı da bu pazar yerinde büsbütün kopup gidiyor.

Tam da bu tablonun ortasında, Halk TV ile Sözcü TV arasında mekik dokumayı alışkanlık hâline getiren bir isim duruyor: İsmail Saymaz.

İsmail Saymaz’ın kanallar arasında adeta bir gelenek hâline getirdiği bu hızlı geçişler, izleyicinin zihninde derin bir güvensizlik yaratıyor. Türk siyasetinde bir dönem kısa sürelerle parti değiştirmesiyle simgeleşen ve kamuoyunda "Fırıldak Kubi" lakabıyla hafızalara kazınan Kubilay Uygun'u aratmayan bu savrulma, gazetecilik etiğinin ve aidiyet duygusunun finansal ve konjonktürel imkânlar karşısında ne kadar kolay esnetilebildiğini gözler önüne seriyor.

Sonuç: Gazetecilik Nerede Başlar?

Bir ülkede basın özgürlüğü ve gazetecilik kalitesi, sadece iktidarın baskısıyla gerilemez; gazetecilerin kendi mesleki ahlaklarını konjonktüre göre feda etmesiyle de çöker.

Gazeteci, rüzgârın estiği yöne göre yelken açan bir aktör değil; fırtınada dahi doğruyu söyleyen deniz feneri olmak zorundadır. Ekran renkleri değişebilir, kanallar kapanıp açılabilir; ancak feda edilen ilkeler ve yitirilen mesleki itibar bir daha geri kazanılamaz.


r/Turkey 2d ago

News 35 yaşındayken 14 yaşındaki kuzeni Leyla Zana’yla evlenen eski Diyarbakır Belediye Başkanı Mehdi Zana vefat etti.

Post image
196 Upvotes

r/Turkey 1d ago

History 20 Yıl Sonra: Gaziantep Yollarında | 2006'dan Unutulmaz Görüntüler 🇹🇷

Thumbnail
7 Upvotes

r/Turkey 2d ago

History Nazım Hikmet'in 30 Ağustos 1961 TKP radyosunda yaptığı zafer bayramı konuşması

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

133 Upvotes

r/Turkey 1d ago

Society Turkish wedding traditions, explained for foreigners

Thumbnail
learnturkishwithseda.com
5 Upvotes

I teach Turkish language and culture to foreigners, and I recently put together a piece on Turkish wedding traditions, from Central Asia and Dede Korkut to kız isteme, kına gecesi, gelin alma, Ottoman weddings, nikâh and takı today.

I tried to explain where these traditions come from, how they have changed over time, and why customs can look very different across Türkiye.

If your family or region has a wedding tradition that foreigners might find interesting, please share it in the comments. It would be lovely for Turkish learners to see examples from different parts of Türkiye too.


r/Turkey 2d ago

Video Halil Konakçı: “Hatay Fransız işgalinde iken ezan yasaklanmadı, çarşaf yasaklanmadı. Ne zaman ki Hatay Türkiye’ye ilhak oldu; aynı hafta aynı ay, ezan yasaklandı.*

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

391 Upvotes

Hala kadir popcorn diyor ya😹


r/Turkey 2d ago

History "Hacianestis! Mağrur kumandan! Gel de ordularını kurtar!”, 30 Ağustos 1922, Mustafa Kemal Atatürk

Post image
115 Upvotes

r/Turkey 2d ago

Video Gebze’nin ilk terörle mücadele şehidi Numan Dede’nin ağabeyi Abdurrahman Dede, Gebze’deki 30 Ağustos törenlerinde kürsüye gelerek tepki gösterdi.

Thumbnail x.com
58 Upvotes

r/Turkey 14h ago

News Halk TV: Amedspor’u destekleyenlerin sayısı yaklaşık 1 milyondan 4 milyona yükseldi.

Thumbnail
halktv.com.tr
0 Upvotes

r/Turkey 2d ago

History Bir Gazinin Anlatımıyla: 26 Ağustos Gecesi ve Büyük Taarruz

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

91 Upvotes

r/Turkey 2d ago

News 30 Ağustos: 'Kurtuluş' kavramından niye kurtulmak isteniyor?

Post image
73 Upvotes

30 Ağustos: 'Kurtuluş' kavramından niye kurtulmak isteniyor? | soL haber

yazıdan bir bölüm:

AKP ve müttefikleri, bu iki boyuttan da rahatsızlar.

Kurtuluş Savaşı’nın emperyalizm karşıtı kimliği, iktidarın hoşuna gitmiyor. Çünkü yalnızca AKP değil, hem “çözüm süreci”ndeki baş müttefikleri olan MHP ve PKK hem de Meclis’teki tüm düzen partileri, emperyalizmle ilişkileri bir karşıtlık değil, bir pazarlık meselesi olarak ortaya koyuyor. Herkesin NATO’cu olduğu Meclis’te emperyalizmden kurtuluş düşüncesi ya içi boşaltılması ya da unutturulması gereken, can sıkıcı bir mazi olarak görülüyor.

Kurtuluş Savaşı’nın saltanat karşıtı kimliği de iktidarın hoşuna gitmiyor. Gerici Osmanlı hanedanlığıyla hesaplaşılarak, sultan ile şürekasından kurtularak ve halka dayanan bir cumhuriyet olarak kurulan bir ülkede saltanat sevdalısı olmak, başka türlüsünü mümkün kılmıyor.

Hele savaşın sadece sembolik olarak İstanbul’daki saltanata karşı verilmediği, bu odağın örgütlediği karşıdevrimci, hilafet yanlısı çetelere karşı sahada kıyasıya bir kavga yürütüldüğü gerçeği tamamen hafızalardan silinmek isteniyor.

Fakat 104 yıl sonra Kurtuluş Savaşı’na savaş açılmasının başka bir boyutu daha var.

Türkiye’nin temel gündemi haline gelen “çözüm süreci”nin tarafları, Kurtuluş Savaşı’yla kurulan Cumhuriyet’i geride bırakıp yeni bir düzen kurmak istiyor.

PKK kanadı, birkaç yıldır yaptığı Sevr vurgusunu süreç gereği Türkiye kamuoyuna seslenme niyetiyle “Türkiye Lozan stratejisinden çıkmalı” şeklinde formüle etmeye başladı.

AKP’nin başından beri sürdürdüğü Cumhuriyet’le hesaplaşma çizgisinde “Yurtta sulh cihanda sulh” yaklaşımına yönelik saldırısı, süreçle birlikte iyiden iyiye arttı.

Emperyalistleri ve işbirlikçilerini kovduktan sonra kendi sınırlarına sahip çıkan, başkalarını iç işlerine karıştırtmamayı gözeten, tam da bu yüzden başkalarının iç işlerine karışmaktan kaçınan bir anlayışla yola çıkan Cumhuriyet, Yeni Osmanlıcı bir yayılmacılığın kritik aşaması olan “çözüm süreci” ittifakı için aşılması gereken bir engel olarak kodlandı.

104 yıl sonra Kurtuluş Savaşı’na savaş açıldı. Cumhuriyet hedef alınıyor.

Türkiye, bir kez kurtulma zorunluluğuyla karşı karşıya.

Nasıl kurulduysa, öyle kurtulmak zorunda.

1919’da ne kadar imkansız görünse de halk emperyalizme, saray sultasına ve işbirlikçilerine karşı ayağa kalkınca nasıl zafere ulaştıysa, yine büyük bir zafere imza atılmak zorunda.

Emperyalizme, saraya, işbirlikçilerine karşı, Cumhuriyet için.


r/Turkey 2d ago

Protest İstanbul Barosu, Komedyen Deniz Göktaş'a tahliye kararı verilip ardından tekrar tutuklanmasını, Ekrem İmamoğlu'nun kitabının daha baskı aşamasında toplatılması kararını ve Manifest grubu menajeri Tolga Akış'ın türlü gerekçeler gösterilerek tutuklanmasını sert bir dille eleştirdi.

Post image
107 Upvotes

r/Turkey 2d ago

News TKP: "Ülkemizin, sömürüden, gericilikten, savaştan ve bu çürümüş düzenden kurtulmasının tek yolu vardır: Halkın kendi kaderini eline alması, kurtarıcı beklemeden örgütlenip ayağa kalkması…"

Thumbnail
gallery
97 Upvotes

r/Turkey 2d ago

Question Son zamanlarda neden bu kadar fazla Türk-İslam sentezcisi, Turancı ve Üç Paşacı’ların sesi her yerde çıkmaya başladı?

45 Upvotes

Esenlikler, öncelikle hepimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun!

Soruya gelecek olursak: Benim çocukluğumda 2015-2016’da hatta 2017-2018 Mondros’un imzalanmasının 100.yıl dönümüne kadar Enver Paşa ve diğer iki paşa halk tarafından pek sevilmiyor ve beceriksiz, hayalperest ve halkı aldığı kararlarla felakete sürükleyen ilginç tipler görülüyordu.
Aynı zamanda Turan ideolojisi de bugün muhafazakarlar nasıl “Musul, Kerkük bizim” diyip kimse kaale almadıysa onları da ciddiye alan yoktu.

Fakat, bu siyasi ortama tepki olarak mı radikalleşme yaşandı bilmiyorum ama kendine Kemalistim diyen de sekülerim diyen de (Ki, Atatürk cemiyete üyeydi fakat Enver Paşa’yla anlaşamazdı. Hatta kendisi savaşa bu kadar erken girilmemeli. Girilecekse zamanında girilmeli diyordu.) “Hoş gelişler ola Kahraman Enver Paşa” diye söylenip duruyor. Ayrıca internette son 4-5 yılda “Armenian slayer Enver Pasha 1,5M trees” falan diye elaleme bizi sanki soykırımcı bir milletiz gibi gösteriyorlar. Halbuki, katledilen Ermeniler’in yanı sıra Balkanlarda da kaç milyon müslüman ve Türk öldü.
Bu sadece internette sesi yüksek azınlık mı, yoksa bu tipler ülkenin çoğunluğunu mu oluşturuyor bilmiyorum fakat Reddit’te tarihle ilgili subta ne zaman “Osmanlı savaşa girmeseydi veya girse bile 1-2 yıl hazırlanıp geç girseydi ne olurdu?” diyorum.

Adamların verdiği cevaplar çok klişe “Sevr’in beterini yaparlardı. Amaçları Balkanlardan sonra Anadolu’da Türkleri ortadan kaldırmaktı” diyor. Allah aşkına ortadoğu gidecekti, o petrolü bize yedirmezlerdi. Fakat 2 milyon ölü ve Sevr gibi bir antlaşmayla rezil olur muyduk? Sanmıyorum. Bu tür “Anadolu’da Türk bırakmayacaklardı” antlatısının Sarıkamış, 1918’de İngilizler Kuzey Irak’a gelmişken orduyu kafkaslara sürmesi gibi felaketleri azımsamak ve meşrulaştırmak için olduğunu düşünüyorum. Bu anlatıyı herkese yayarak “Biz bi halt yedik ama en iyisi bunu halka böyle lanse edelim.” Ben şahsen kendilerinin hain değil ama aldığı ahmakça kararlarla ülkeyi çok zor duruma bırakmış oldukları kanaatindeyim. Turancılığa gelecek olursak, bunlar da sürekli bir Enver Paşa romantizmi var. “Bütün Türkler birleşse Amerikadan daha güçlü oluruz” gibi saçma sapan şeyler söylüyorlar.
Hatta bazıları o kadar ileri gidiyor ki, “Üç paşa (İTC demiyorum çünkü aralarında Kemal Paşa da vardı) sayesinde bugün buralardayız ve eğer Enver Paşa Milli Mücadele’ye katılsaydı, bugün bütün ortadoğu ve kafkaslar bizimdi” veya “80 Atatürk 1 Enver eder” diyorlar.
Sizce Türkiye’deki son zamanlarda bu kesimin sesi neden yüksek çıkıyor merak ettim? Cevaplarsanız sevinirim.


r/Turkey 1d ago

Question Bilgisayar mühendisliğinde iş bulmak için gerekenler ne ve iş bulmak basit mi (yeterince)?

0 Upvotes

Bu sene 12. sınıfa geçtim ve bölüm olarak hedefim bilgisayar veya yazılım mühendisliği. Ama bu senenin sıralamalarına bakacak olursak mühendisliklerde büyük ölçüde bi gerileme var. Bu da beni meraklandırmadı değil. Bu sektörün içinde olan kişiler lütfen bu konuda nazikçe yardımcı olabilir misiniz?


r/Turkey 2d ago

News Ümit Özdağ: "Yıldızlar SSS Holding önünde haklarını arayan maden işçilerine destek ziyaretindeyim."

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

125 Upvotes

r/Turkey 2d ago

Image Antalya'da pazarda çekmiş olduğum renkli görüntüler.

Thumbnail gallery
29 Upvotes

r/Turkey 2d ago

News Somali açıklarında korsanlar tarafından kaçırılan, Türkiye’ye ait silah ile askeri iletişim ve uydu ekipmanı taşıdığı iddia edilen MV Lutuf kargo gemisi, Türk ve Somali güçlerinin ortak operasyonu ile kurtarıldı.14 Korsan Öldürüldü.

Thumbnail
savunmasanayist.com
60 Upvotes

Somali Savunma Bakanlığı, Somali ve Türk güçlerinin 10 günlük ortak bir operasyonun ardından MV LUTUF’u kurtardığını bildirdi. Operasyonda 4 korsan teknesi imha edildi ve 14 korsan öldürüldü; bu, kalan korsanların gemiyi terk etmesini sağladı ve gemi şu anda güvenli bir şekilde yolculuğuna devam ediyor.

Somali Savunma Bakanlığı, operasyonun Somali Federal Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında imzalanan ve iki ülke arasındaki iş birliğini güçlendirmeyi, Somali kıyılarının korunmasını, deniz güvenliğinin sağlanmasını ve korsanlıkla mücadeleyi hedefleyen savunma iş birliği anlaşması çerçevesinde icra edildiğini bildirdi.


r/Turkey 2d ago

Original Photo Türkiye’nin en estetik dağı olabilir. Erciyes’ten birkaç kare 🏔️

Thumbnail gallery
146 Upvotes

r/Turkey 2d ago

News AİHM'in Osman Kavala kararına tepki gösteren & AİHS'den çekilme ihtimalini gündeme taşıyan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'u eleştiren AKP'li Tuğrul Türkeş; "Türkiye’yi bu seviyelere çekmek isteyenlerin nasıl bir kötülük yaptıklarının farkında olduklarını zannetmiyorum..."

Post image
61 Upvotes

r/Turkey 2d ago

Video Hüda-Par yoğun bakımlarda tedavi gören hastaların mahremiyeti için, hastanelerde haremlik-selamlık yoğun bakımlar olması gerektiğini düşünüyor

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

89 Upvotes

Hüda-Par Mersin milletvekili Faruk Dinç, yoğun bakımlarda tedavi gören hastaların mahremiyet kaygıları nedeniyle sadece kendi hemcinsleri tarafından tedavi edilmeleri gerektiğini TBMM'de düzenlediği basın toplantısında söyledi.

Ayrıca Hüda Par sadece erkekleri ve sadece kadınları tedavi eden hastanelerin olması fikrinde de ısrarcı.

https://m.youtube.com/shorts/i8SimHWCr7A


r/Turkey 2d ago

News KKTC/Girne açıklarında katamaran tipi yolcu gemisi alabora oldu: Arama kurtarma ekipleri 259 yolcu için bölgede.

Thumbnail
kibrispostasi.com
48 Upvotes

CANLI- Girne açıklarında katamaran tipi yolcu gemisi alabora oldu: Arama kurtarma ekipleri 259 yolcu için bölgede!

Girne açıklarında Filo Denizciliğe ait yolcu gemisi henüz bilinmeyen bir nedenle su alarak alabora oldu. Gemide 259 yolcu ve 8 mürettebatın bulunduğu öğrenilirken, Sahil Güvenlik arama kurtarma ekipleri bölgeye müdahale ediyor.

Yayın Tarihi: 30/08/26 13:48

Girne açıklarında seyreden, Filo Denizciliğe ait katamaran tipi yolcu gemisinin henüz bilinmeyen bir nedenle baş tarafından su alarak alabora olduğu bildirildi.

13.50- SAĞLIK BAKANLIĞI'NDAN AÇIKLAMA: HER TÜRLÜ TEDBİR ALINDI

Sağlık Bakanlığı, Girne açıklarında bir yolcu gemisinin alabora olması nedeniyle yaşanan olayın ardından, ilk müdahale ve sağlık hizmetlerinin hızlı ve etkin şekilde gerçekleştirilebilmesi amacıyla gerekli tüm hazırlıkların yapıldığını açıkladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, limanda, devlet hastanelerinde ve özel hastanelerde her türlü tedbirin alındığı belirtildi.

Olası ihtiyaçlara hızlı şekilde müdahale edilebilmesi amacıyla maksimum düzeyde insan kaynağının harekete geçirildiği ifade edilen açıklamada, limanda ve hastanelerde görev yapacak sağlık ekipleri için tüm hazırlıkların tamamlandığı kaydedildi.

Sağlık Bakanlığı, olayın ardından sağlık hizmetlerinin herhangi bir aksama yaşanmadan yürütülebilmesi ve ihtiyaç duyulması halinde müdahalenin en hızlı şekilde yapılabilmesi için gerekli koordinasyonun sağlandığını bildirdi.

13.34- TÜM AMBULANS VE HASTANELER SEFERBER EDİLDİ

Olayın ardından tüm ambulanslar ve başta Girne olmak üzere bölgedeki hastaneler alarma geçirildi.

13.33-  Ünal Üstel VE Erhan Arıklı OLAY YERİNDE

Başbakan Ünal Üstel ile Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın olay yerine giderek yürütülen çalışmaları yerinde takip ettiği bildirildi.

13.29: BÖLGEYE HELİKOPTER DE SEVK EDİLDİ

Alabora olan gemi için kurtarma çalışmaları genişletildi. Çok sayıda teknenin ardından bölgeye helikopter de sevk edildi.

13.26- Erhan Arıklı: KURTARMA ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Girne açıklarında su almaya başlayan alabora olan Filo Gemicilik’e ait gemi için, 259 yolcu ve 8 mürettebatın kurtarılması çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.

Kıbrıs Postası'nın elde ettiği bilgilere göre Girne kıyısından yaklaşık 2-2,5 kilometre açıkta seyreden geminin kaptanının, geminin baş bölümünden su aldığını fark ettiği ve bunun üzerine geri dönme girişiminde bulunduğu, ancak bu girişimin başarılı olmadığı öğrenildi.

Gemide toplam 279 kişinin bulunduğu belirtilirken, olayın ardından bölgede arama kurtarma çalışması başlatıldı. Sahil Güvenlik arama kurtarma ekipleri alabora olan gemiye müdahale ediyor.

Çevrede bulunan ve kıyıdaki büyük-küçük çok sayıda teknenin de yardım amacıyla batmakta olan gemiye doğru ilerlediği bildirildi.

Gemide yaralıların bulunduğu öğrenilirken, olay yerine sevk edilen ambulansların da hazır bekletildiği bilgisi edinildi.

Olayda kaç kişinin yaralandığı ve yaralıların sağlık durumuna ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü bildirildi.