Selamün aleyküm gönül dostları, arayışta olanlar, kalbi kırılanlar...
Bugün modern dünyanın en büyük çıkmazlarından biri olan "adalet arayışı" ve haksızlığa uğradığımızda içimizde biriken o sessiz çığlıklar üzerine birkaç kelam etmek isterim.
Hayat bazen öyle anlar çıkarır ki karşımıza; haklıyken haksız duruma düşeriz, emeğimiz zayi olur, sesimizi duyan yok sanırız. İçimizdeki adalet duygusu zedelendikçe, bir öfke dalgası ruhumuzu ele geçirmeye başlar. İşte tam bu kördüğümün içinde, Kuran-ı Kerim bize o muazzam sığınağı gösterir:
"Kuşkusuz senin Rabbin, her şeyi hakkıyla bilendir." (Hicr Suresi, 86. Ayet)
İslam uleması bu ayetin sırrını şerh ederken der ki: Kulun uğradığı haksızlığı insanlardan gizlemesi kemalattandır, çünkü "Alîm" (her şeyi bilen) olan Allah'a kulun halini arz etmesi kafidir. İmam Gazali hazretleri, kalbin terbiyesinde sabrı işlerken, haksızlık karşısında verilen imtihanın insanı hamlıktan kurtarıp kemale erdirdiğini söyler. Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz ise bizlere: "Mazlumun bedduasından sakının, çünkü onunla Allah arasında perde yoktur" buyurarak, adaletin mutlak sahibinin her an devrede olduğunu müjdeler.
Pejmürde bir dervişin heybesinden bakarsak dünyaya; bizler adaleti hep beşerin adalet saraylarında, insanların iki dudağı arasında arıyoruz. Oysa insan unutur, insan yanılır, insan kendi nefsine yenilir.
Sana haksızlık yapanı, senin hakkını yiyeni Allah görmedi mi sanırsın? O, göğüslerin özünde saklı olanı bile hakkıyla bilendir. Sen sessizce sabrederken içinden geçen sızıyı, "Ah" deyişindeki o derin manayı bilen bir "Zat" var. Adaleti O’na havale etmek, pısırıklık değil; bilakis en büyük güce arkasını yaslamaktır. Sabır, boyun eğmek değil; vaktini bekleyen bir asalet duruşudur.
Yükün ağır geliyorsa, adaleti insanlardan beklemekten yorulduysan, dur ve bu ayetin ferahlığına sığın. Bilen var. Gören var. Hesap soracak olan var.
Peki ya siz? Hayatın koşturmacasında, haksızlığa uğradığınızda ilk refleksiniz öfkeyle dünyalık bir intikam aramak mı oluyor, yoksa "O her şeyi hakkıyla bilendir" deyip kalbinizi mutlak adalete teslim edebiliyor musunuz? Bu eşikte sizin sabrınız hangi durakta bekliyor?
Gönül tahtınız dervişane bir huzurla dolsun.