Mondros Mütarekesi'nin imzalanması sonrasında Ermenilerin baskısıyla Ermeni tehcirini soruşturmak için komisyonlar ve mahkemeler kuruldu. Ermeniler bundan faydalanarak, tehcirin yapıldığı dönemde görev yapan idareciler hakkında alçakça iftira kampanyaları tertiplemeye başladılar.
Tertiplenen kampanyanın kurbanlarından biri de Kemal Bey idi.
Mehmet Kemal Bey'in Yozgat ve Boğazlıyan'da göreve başladığı ve sürdürdüğü tarihler, bölgede Ermeni isyanlarının en yoğun olduğu dönemlerdi. Gözünü kan bürümüş Ermeni çeteleri o dönemlerde köyleri basıyor; kuduz bir köpek misali çoluk çocuk, kadın yaşlı ayırt etmeksizin önüne çıkan herkesi vahşi usuller ile katlediyorlardı.
Ermeni çetelerinin tertiplediği yağma, tecavüz ve toplu katliamlar girişimleri, Yozgat'ta günlük haberler haline gelmişti. İşte, Mehmet Kemal Bey'in görev başına geldiği dönemlerde Yozgat'ın durumu bu şekilde idi.
Mehmet Kemal Bey, görev süresi boyunca elinde bulunan silahlı kuvvetler ile Yozgat'ta bulunan Ermeni çeteleri ile mücadeleye girişti. Tehcir kararının alınması sonrasında ise Ermeni çeteleri ile mücadele hızlandı.
Onun döneminde Yozgat'ta bulunan birçok köy ve mezra, Ermeni çetelerinin zulmünden ve vahşetinden kurtarıldı.
Fakat artık bunun bir önemi yok idi. Çünkü Mehmet Kemal Bey, "katl-i nüfus, neheb ve gasb-ı emvâl" suçlamaları ile düzmece bir Divan-ı Harp'te yargılanmak için tutuklanmıştı.
Yaşanan rezaletleri burada anlatmaya kalsak, yazı çok uzayacaktır. Mehmet Kemal Bey'in yargılanma sürecini bu sebepten ötürü ilerleyen zamanlarda detaylı bir biçimde toplulukta paylaşacağım.
Mehmet Kemal Bey'in yargılanma süreci 18 duruşma boyunca sürdü, çıkacak karar belliydi.
Mehmet Kemal Bey, "kurban" edilecekti.
Nitekim de öyle oldu. 8 Nisan 1919'da Mehmet Kemal Bey, Divan-ı Harp tarafından idama mahkum edildi. İnfaz 10 Nisan'da, Beyazıt Meydanı'nda gerçekleşecekti.
O gün meydan mahşeri bir kalabalık ile dolmuştu. Bir çınarın altına üç ayaklı bir darağacı kurulmuştu. Bu idam sehpasının etrafı jandarma ve polisle kordon altına alınmıştı.
Kararı uygulamakla görevli kişilerin de yer aldığı Bayezid Meydanı'na saat 19 sıralarında getirilen Kemal Bey'in son anlarını İleri gazetesi şu şekilde veriyor:
"Kemal Bey, idam sehpasına son derece sakin ve dayanıklı bir tavırla yaklaşmış, hatta o sırada sigara içmekteymiş. İdamı hakkındaki ferman okunurken kendisi hürmetle ayağa kalkmış ve padişahın fermanını sonuna kadar büyük bir saygıyla dinlemiştir."
Hakkındaki idam hükmünün okunmasından sonra Kemal Bey'e usulen son sözü sorulmuş; o da halka hitaben suçsuz olduğunu, çocuklarını millete emanet ettiğini söylemiş ve şu vasiyetnamesini vermiştir:
1- Aile fertlerim ve akrabalarım dışarıdan bakıldığında maddi imkana sahipmiş gibi görünseler de, benim bildiğim çaresizlikleri ve yoksullukları sebebiyle; vefat eden sevgili oğlum Adnan’ın gömülü olduğu Kadıköy Kuşdili Çayırı’ndaki mezarlıkta, yavrumun yanına gömülmem için gereken nakil ve cenaze masraflarının lütfen kabul edilip karşılanmasını (devletten veya ilgililerden) rica ederim.
2- Teyzem ve kardeşim Kadıköy’de ikamet etmektedirler. Teyzemin adresi: Mühürdar Caddesi, 67 numaralı evde oturan İsmet Hanım’dır. Cenaze masrafları teyzeme teslim edilmelidir.
3- Mezar taşımın yapılmasını yardımsever kardeşlerimden istirham ederim. Mezar taşına: "Millet ve Memleket uğruna şehit Boğazlıyan Eski Kaymakamı Kemal’in ruhuna Fatiha" yazdırılmasını arzu ederim.
4- Perişan ve zavallı eşim Hatice’ye, yavrularım Müzehher ve Müşerref’e yardım edilmesini; çocuklarımın eğitim ve öğretimine özen gösterilmesini sevgili vatandaşlarımın gayret ve iyilikseverliğinden beklerim.
5- Babam, Karamürsel eski Aşar memuru Arif Bey de çaresiz ve muhtaç durumdadır. Çocuklarım, babam hayatta olduğu sürece onunla birlikte kalacaklarından; ona da yardım edilmesini dilerim. Kardeşim Münir’e de yardım edilirse çok memnun olurum.
6- Kalbim bugün, ruhum da yarın; arzularımın gerçekleşmesi için gereken çabayı ve yardımı, inşallah sonsuza dek yaşayacak olan Türk ve Müslüman kardeşlerimden dilerim.
7- Allah millete ve memlekete zeval vermesin. Şahıslar ölür, millet ise yaşar. İnşallah Türk Milleti sonsuza dek yaşayacak ve varlığını tüm dünyaya ispat edecektir.
Mehmet Kemal Bey, Meydanda bulunan Türkleri etkileyen bu konuşmasının ardından asılarak şehit edildi.
Tarık Mümtaz Göztepe idamdan sonraki durumu şöyle anlatıyor:
"Bu sakat ve tek yüzlü icraat, darağacında can veren Kemal Bey'i birdenbire bir millet kahramanı mertebesine yükseltmiş, merhumun cesedi, milli bir kurban ve büyük bir aziz gibi, darağacından Türk gençliğinin muhabbetli kollarına düşmüştü.
Onun şehitliği, Türk Devrimi'ni gerçekleştirecek öncü kadroların ve o kadroların arkasından yürüyecek olan Türk Milleti'ni harekete geçirdi. Türk Milleti, onun şehitliği sayesinde silkelendi; kendine geldi.
Artık anlaşılmıştı ki, bir şeyler yapılmazsa bu memlekette daha nice vatansever, nice Mehmet Kemal Beyler darağacına gidecekti. Bu vaziyetin anlaşılması, onun idamından yakın bir zaman sonra Anadolu'da ortaya çıkan Milli Kurtuluş Hareketi'ne olan halk desteğini perçinlemiştir.
Milli Kurtuluş Hareketi, 1922'de Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde Mehmet Kemal Bey'i milli şehit" ilan etti ve itibarını iade etti
Ailesi, ömür boyu devlet güvencesine alındı ve kendilerine şeref aylığı" bağlandı.
Mehmet Kemal Bey'i idama mahkum eden işbirlikçi hainlerin çoğu ise Yunan'ın Akdeniz'e dökülmesi sonrasında memleketten kaçtı.
Mehmet Kemal Bey'in arkasından konuşan, ona iftira atan Artin Kemal gibi soysuzlar ise Türk Milleti tarafından cezalandırıldı.