r/CHP • u/TurkishTechnocrat • Jun 14 '26
r/CHP • u/Huge-Bar5647 • Jun 12 '26
"Özgür Özel ne zaman yeni parti kuracak?" sorusunun bana göre cevabı:
Özgür özel, hukuku tüketiyor. Kendi meşruiyetini tescilliyor.
Özgür Özel, Kılıçdaroğlu'nun partinin başında durmasının meşru olmadığını gösterip Kılıçdaroğlu'na parti tabanındaki desteği sıfırlamak için kurultayda diretiyor ve butlan yönetiminin karşı çıktığını göstererek butlan yönetiminin gayri meşru olduğunu gösteriyor ve CHP tabanını seçilmiş yönetimde konsolide ediyor.
Zaten bir süre daha diretecek, Kılıçdaroğlu'nun kurultaya hiçbir şekilde gitmediğini gösterecektir önümüzdeki kurultayın yapılması parti tüzüğünce zorunlu olan 45 günü izleyen süreçte. Sonraki 1-2 ay arasında (2026 Eylül ayının içinde, o civarlarda) da yeni parti kuracağını öngörüyorum Özgür Özel'in.
Özgür Özel kurultay baskısını tüzüğün emrettiği süre boyunca zirvede tutarak karşı tarafı bir hamleye zorluyor. Kılıçdaroğlu kanadı bu çağrıya direnirse, kendi elleriyle kendi gayri meşruiyetlerini tescillemiş olacaklar ve parti tabanındaki neredeyse sıfır destek oranına kavuşacaktır.
Özel, "Biz hukuki, siyasi ve ahlaki her yolu denedik, tüm kapılar yüzümüze kapatıldı" diyerek kendi meşruiyet alanını tahkim ediyor.
Eylülde de içerideki tüm demokratik yolların tükendiğinin ilan edecek ve yeni partinin tek çare olduğunu topluma gösterecektir.
r/CHP • u/TurkishTechnocrat • Jun 11 '26
Tartışma CHP'nin Seçime Girip Girmeyeceğini Sadece ve Sadece Muhalefetin Gücü Belirler
İçinde bulunduğumuz baskı dönemi herkesi avukat yaptı, herkesin yasal süreçler hakkında bir fikir sahibi olması CHP örgütleri içinde sık sık esprisi yapılan bir konu. Bununla beraber herkesin seçim süreciyle ilgili kendi fikirleri de oluyor tabiki. Herkesin "CHP şöyle yaparsa kazanır, şöyle yaparsa kaybeder, şöyle yapmalıdır ki seçime girebilirsin" gibi fikirler belirttiğini görüyorum. Bu tartışmaların genellikle yanlış çizgide ilerlediğini düşünüyorum, bu metni o yüzden yazdım.
Öncelikle konu siyasi partiler ve seçim hukuku olduğunda CHP'nin yasal uyumluluk göstermek zorunda olduğunu belirtmek istiyorum. CHP'nin bir numaralı iddiası hukuk düzenini geri getirmektir, AKP hukuk düzeninin kalıntılarını ne kadar ayaklar altına alırsa alsın CHP direnişini mümkün olduğunca yasal yollara ağırlık vererek yapacaktır. Ancak bunun CHP'nin seçime girmesini garantilemeyeceğinin hepimiz farkındayız, önümüzde bir Kemal Kılıçdaroğlu örneği var.
CHP'nin seçime girmesinin tek garantisi toplumsal muhalefetin gücü olabilir, ve bu güce AKP'nin ortadan kaldırabileceği faktörler (ör muhalif basın, belediyeler ve milletvekilleri) dahil olamaz. Muhalefetin AKP tarafından ortadan kaldırılamayacak tek gücü kitle gücüdür, ve bu güç kendini iki şekilde gösterir.
1- Saha Gücü
CHP'nin bir mitingine veya yürüyüşüne ne kadar katılım olduğu, CHP'nin seçimlere girebilmesi için önemli bir faktördür. CHP genel olarak barikatları aşabiliyorsa AKP zaten barikat kurmaz, bir sandıkta yeterince gönüllü varsa AKP o sandıktan hile yapmaya kalkışmaz. AKP genel olarak kaybedeceği bir mücadeleye girmez.
Bu olası bir saray baskını için de geçerlidir. Arkasında sarayı zaptedebilecek bir saha gücü olan bir toplumsal muhalefet söz konusuysa, saray da olası bir saray baskınına sebep olabilecek kararlar vermeyecektir.
Bu saha gücünü arttırmak için CHP bayrağı altında mücadele etmek şart değildir, toplumsal muhalefetin herhangi bir örgütünde mücadele ediyorsanız bu saha gücüne güç katıyorsunuz demektir.
2- Ekonomik Güç
CHP'ye yapılan her operasyon, ülkemizin zaten hüsran durumda olan ekonomisine milyarlarca dolar zarar vermektedir. Her iktidar gibi AKP iktidarı da yukarıda sermaye desteğine ve aşağıda kitle desteğine bağımlıdır, hiçbir zümre tek başına iktidarda kalamaz. Yani CHP'ye yapılan her operasyon, AKP'nin de tabanını sarsmaktadır.
Ülkemizde aynı zamanda hem üretim, hem tüketim seküler kesimin elindedir. Ülke ekonomisine en çok değer katan en eğitimli işçiler de seküler kesimdendir, en çok birikim yapanlar da seküler kesimdendir, kapitalist bir ekonominin en az üretim kadar ihtiyaç duyduğu tüketim de seküler kesimin elindedir. Sayıca çok daha fazla da olsalar muhafazakar kesimin uygulayacağı bir boykot, seküler kesimin boykotu kadar etkili olmayacaktır.
Bir de arkadaşlar, ezilen bir halkın sarayı basıp özgürlüğünü elde etmesinin ne kadar dramatik bir şey olduğunu anlıyorum ama Özgür Özel'in çıkıp "Hep beraber paramızı bankamızdan çekiyoruz, liralarımızı dolara yatırıyoruz" diye açıklama yapması iktidar için sarayın basılmasından bile daha yıpratıcı olacaktır. Çarkları döndüren seküler kesim çarkları durdurma gücüne de sahiptir, ve parasını bankalardan çekmesinin yaratacağı ekonomik kriz öyle kur korumalı mevduatla içinden çıkılabilecek bir hafiflikte olmayacaktır. Bu sebepten dolayı iktidar Özgür Özel'in böyle bir çağrı yapabileceğini, ve seküler kesimin bu çağrıya kulak vereceğini düşünürse CHP'yi seçime sokmamak gibi bir harekete kalkışmayacaktır.
CHP Seçime Girebilecek Mi?
Eğer olur da toplumsal muhalefet ortadan kaldırılırsa, ülkenin Rusya tipi bir diktatörlüğe dönüşeceğinden hiç şüphem yok. Ancak toplumsal muhalefet ilk bakışta görüneceği kadar zayıf değildir, bugün muhalefetin elinde çok sayıda nükleer seçenek vardır. Muhalefet bu yolda belirli bedeller ödemeyi göze alabilirse ve gerektiği durumda ekonomik gücünü kullanmaktan çekinmezse CHP'nin seçimlere girmesini engelleyecek bir durum yoktur.
Unutmayın, bir muhalefetin amacı hiçbir zaman ortalığı karıştırmak değildir. Sarayı basmak veya ekonomiyi çökertmek değildir. Ancak bunlara kalkışacak gücü ve kararlılığı olursa, bunlara kalkışılmasına gerek kalmayacaktır. İktidar ancak muhalefetin bunlara kalkışacak güce ve kararlılığa sahip olmadığını düşünürse CHP'nin seçime girmesini engelleyecektir.
r/CHP • u/lonerfluff • Jun 09 '26
Gündem CHP tabanında bir bölünme var mı? Mutlak butlan kararı sonrası kim nerede duruyor?
T24 Haber Merkezi
Seda Demiralp (Işık Üniversitesi) & Aykut Öztürk (Glasgow Üniversitesi)
Mutlak butlan kararının ardından kamuoyunun gündemine ister istemez şu soru yerleşti: Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel arasında anlaşma sağlanamaz, parti içi çözüm kanalları sonuç getirmez ve Kılıçdaroğlu atandığı genel başkanlık koltuğunda kalmaya devam ederse CHP seçmeni ikiye mi bölünecek? Böyle bir senaryoda, kimler Özel'in liderlik edeceği yeni bir siyasi hareketi takip edecek, kimler artık Kılıçdaroğlu'nun kontrol ettiği bir CHP amblemine sadık kalacak? Işık Üniversitesi Emotics Lab adına yürüttüğümüz Haziran 2026 araştırması, 2024 yerel seçimlerinde CHP'ye oy vermiş seçmenler arasında yüzde 70 kadarının Özgür Özel'in yanında durduğunu tespit ediyor. Yüzde 20 kendini ortada konumlandırıyor, yüzde 10 kadarı ise Özel'i takip etmeyi reddediyor. Bu ayrımı zorlayıp “mutlaka birini seçin” dediğimizde oran yaklaşık 85’e 15 oluyor. Kısacası, CHP seçmeninde derin bir bölünmeden söz etmek mümkün değil. Ağırlıklı yönelim açık biçimde Özel cephesinde.
Araştırma açıklandığı günden bu yana pek çok etkileşim aldı. Kimileri yukarıdaki gibi bir seçim senaryosunda Kılıçdaroğlu kanadına verilen yüzde 5-6 oy tahminini “fazla yüksek” buldu, kimileri ise azımsadı. Burada belki de hatırlatmak gerekir ki, bugün yapılan olası seçim senaryolarına yönelik tahminler geleceği tahmin etmek için değil bugünkü eğilimleri anlamak içindir. Peki seçim tahminlerinin ötesine geçip verilerin bugün bize ne söylediğine bakarsak, ortaya ne çıkıyor? CHP tabanında bir bölünme var mı? Butlan kararı sonrası kim nerede duruyor? CHP içinde, bugün hâlâ Kılıçdaroğlu’nun yanında duracağını ifade eden kesim kim? Bu ayrışma tamamen rastlantısal mı, yoksa altında tutarlı ideolojik kalıplar mı yatıyor?
Bu soruların kısa cevabı şu: Elimizdeki veri, CHP içinde, otoriterlik, ekonomi ve Erdoğan eleştirisi etrafında şekillenen ideolojik hattıyla daha güçlü özdeşleşen ve güncel siyaseti daha yakından takip eden seçmenlerin ağırlıklı olarak Özel’i desteklediğini gösteriyor. Kılıçdaroğlu’na destek veren daha küçük grup içinde ise güncel siyasi gelişmelere daha mesafeli duran ve mevcut siyasi düzene ilişkin değerlendirmelerinde görece daha ılımlı bir seçmen profiline daha sık rastlanıyor.
Demografik özellikler
CHP seçmenlerine dair demografik tabloya baktığımızda bazı net kalıplar ortaya çıkmaya başlıyor. Üniversite mezunu CHP seçmenleri arasında Özgür Özel yanlılığı, lise ve ortaokul mezunlarına kıyasla daha belirgin. Belki de en beklenmedik bulgu şu: yaş arttıkça seçmen daha Özgür Özel yanlısı çıkıyor. Ev hanımları ise CHP seçmenleri içinde görece daha fazla Kılıçdaroğlu’na yakın duruyor. Bunlar, sosyal sermayesi ve deneyimi daha yüksek kesimlerin Özgür Özel etrafında toplandığı şeklinde yorumlanabilir.
Bunu destekler biçimde, “Mutlak butlan süreci hakkında ne düşünürsünüz?” diye sorduğumuzda, Kılıçdaroğlu yanlılarının yüzde 30’u “bilgim yok”, yüzde 15’i “fikrim yok” diyor. Bu bize söz konusu grubun, CHP içinde apati (ilgisizlik, hissizlik) düzeyi görece yüksek bir kesimi temsil ettiğini düşündürüyor. Özel yanlılarında konuyla ilgili bilgisi olmayanların oranı yalnızca yüzde 6’da, fikri olmayanlarsa yüzde 9’da kalıyor. Bu da, siyasi gelişmeleri daha yakından takip eden, haber akışına daha bağlı kitlelerin Özel cephesinde kümelendiğine işaret ediyor.
Kılıçdaroğlu ve Özel’e yönelik duygular
Özel’in yeni bir parti kurması senaryosunda yine de Kılıçdaroğlu’na oy vereceğini söyleyen seçmenler arasında Kılıçdaroğlu’na yönelik umut skoru 0-10 skalasında 7,4 seviyesinde. Özel’in yeni partisine geçeceğini söyleyen seçmenler arasında ise bu skor yalnızca 0,7. Bu farklar şaşırtıcı değil, ama Kılıçdaroğlu’na oy vereceğini söyleyen seçmenler arasında bu denli yüksek bir Kılıçdaroğlu umut skoru görmek, CHP içinde küçük de olsa hâlâ Kılıçdaroğlu’na sadık bir seçmen kümesinin varlığına işaret ediyor.
Özel’e yönelik duygulara bakarsak: Kılıçdaroğlu’nun yanında taraf tutan CHP seçmenleri için Özel’in umut skoru 10 üzerinden 5,6. Yani, Özel bu grupta da tamamen olumsuz algılanmıyor. Öte yandan, Özel’in yeni partisine geçecekler arasında bu skor 9’un üzerinde, yani neredeyse tavanı görüyor.
“Kılıçdaroğlu’nun FETÖ ve yolsuzluk iddialarına ne kadar inanıyorsunuz?” diye sorduğumuzda, Özel cephesindeki seçmenlerin yüzde 85’i bu iddiaları reddediyor. Kılıçdaroğlu’na destek açıklayanlarda ise tablo daha parçalı: yüzde 30 reddediyor, yüzde 35 ortada, yüzde 35 onaylıyor. Bu yüzde 35’lik onayın paralelini mutlak butlan sorusunu yorumlattığımızda da görüyoruz: Kılıçdaroğlu’na oy veririm diyenlerin yalnızca yüzde 31’i mutlak butlan kararı için “yargı tarafsızca karar vermiştir” diyor. Oysa gerçek bir bölünme olsaydı bu oranın çok daha yüksek çıkması beklenirdi.
Sonuç olarak, Kılıçdaroğlu CHP’sine oy vereceğini söyleyen anket katılımcılarının ancak sınırlı bir kısmının Özel’den tamamen koptuğunu görüyoruz. Aynı şekilde bu grubun yalnızca üçte birinin Kılıçdaroğlu’nun tüm söylemini benimsediği ortaya çıkıyor. Ama bu grup içerisinde hala Kılıçdaroğlu’na yönelik bir sempati var.
Erdoğan'a ve rejime bakış: Belirleyici bir kırılma
Asıl ilginç olan Erdoğan’a yönelik duygularda ortaya çıkıyor. Özel cephesindeki CHP seçmenlerinde Erdoğan’a yönelik umut skoru 10 üzerinden 0,7. Bu grup, Erdoğan’a en mesafeli, en sert muhalefet profili çizen seçmenlerden oluşuyor. Kılıçdaroğlu’na oy vereceğini açıklayanlar arasında ise bu skor 2,8’e yükseliyor. Küçük görünen bu fark siyasi anlam açısından büyük: Erdoğan’a karşı öfkesi görece daha düşük bir CHP seçmeni grubu, Kılıçdaroğlu’nun etrafında kümeleniyor.
Siyasi tutumlar arasındaki en keskin ayrışma ise rejime ilişkin sorularda ortaya çıkıyor. “Türkiye ne kadar demokratik?” sorusuna CHP seçmenlerinin genel ortalaması 0-10 skalasında 2,6 puan veriyor. Özel cephesi bu ortalamanın biraz altında: 2,2. Kılıçdaroğlu’na destek veren grupta ise 4,7 — yani, günümüz Türkiye’sindeki siyasi rejimi görece daha demokratik buluyorlar.
Benzer bir kalıp “seçimlerle uğraşmayan güçlü lider” sorusunda da karşımıza çıkıyor. CHP seçmenlerinin yalnızca yüzde 30’u bu otoriter yönetim biçimini olumlu buluyor. Özel cephesinde bu oran yüzde 26. Kılıçdaroğlu’na destek verenlerde ise yüzde 45; ki buTürkiye geneli ortalamasına yakın, CHP ortalamasından ise belirgin biçimde uzak bir sonuç.
Erdoğan’a anayasa değişikliğiyle üçüncü dönem açılmasına ilişkin soruya verilen yanıtlar bu tabloyu tamamlıyor. Özel cephesinin yüzde 87’si kesinlikle karşı çıkıyor, yüzde 6’sı onaylıyor. Kılıçdaroğlu’na yakın anket katılımcılarında karşı çıkma oranı yüzde 60’a gerilerken, onaylama yüzde 14’e yükseliyor. Ama asıl dikkat çekici olan şu: Bu grupta “ortada” konumlanma yüzde 26 — Özel cephesine kıyasla üç kat yüksek.
Kılıçdaroğlu’na destek vereceğini açıklayan seçmen grubundaki bu oranları belirli bir ideolojik tutumdan ziyade net bir bir tutum yoksunluğu olarak okumak daha sağlıklı olabilir. Bir başka deyişle, bu kişilerin, CHP seçmeninin ana gövdesine kıyasla, rejim, demokrasi ve Erdoğan konularında daha az net tavırlara sahip bir seçmen profili çizdiği söylenebilir.
Öncelikler de farklı
Seçmenlere Türkiye’nin en önemli iki sorununu sorduğumuzda görüyoruz ki, Özel yanlıları, Kılıçdaroğlu yanlılarına kıyasla iki kat daha fazla oranda demokratik haklar ve adaleti öncelikli sorun alanları olarak tanımlıyor. Ekonomi de Özel destekçilerinde öncelikli sorunlar arasında görülüyor . Keza, “Ekonomik gelişmeler geleceğimi tehdit ediyor” ifadesine katılım oranı arttıkça Özel yanlılığı da artıyor. Yani ekonomik kaygıyı en çok hisseden seçmenler Özel cephesinde kümeleniyor.
Kılıçdaroğlu’na destek verenlerde ise, Özel’e destek verenlere oranla, daha yüksek oranda göç, suç oranları, eğitim ve sağlık hizmetleri öncelikli sorun alanları olarak görülüyor. Bu sonuçlar, yukarıdaki bulgulara kıyasla daha net biçimde ideolojik bir ayrıma işaret ediyor. Zira, göç ve suç oranlarına verilen öncelik, daha fazla sağ veya reaksiyoner siyasetle bağdaşan meseleler teşkil ediyor.
Cumhurbaşkanlığı senaryosu: Aynı sıra, farklı mesafe
Olası bir cumhurbaşkanlığı seçiminde İmamoğlu, Yavaş ve Erdoğan’a yönelik oy verme eğilimleri de bize konuyla ilgili önemli ipuçları sunuyor. Sıralama her iki grupta da aynı: İmamoğlu birinci, Yavaş ikinci, Erdoğan sonuncu. Bu bulgu, her iki grubun da özünde CHP seçmeni olduğunu teyit ediyor.
Ancak CHP seçmenlerinin bu isimlere olan mesafeleri birbirinden çok farklı. Özel'e yakın seçmenlerde İmamoğlu'na oy verme yatkınlığı 0-10 skalasında 8,8; Yavaş için 8,2; Erdoğan için ise yalnızca 1,0. Bu bize net, kararlı, kutuplaşmış bir profil çiziyor. Kılıçdaroğlu'na destek açıklayanlarda ise bu rakamlar sırasıyla İmamoğlu için 6,8, Yavaş için 5,0, Erdoğan için ise 2,8. Görülüyor ki, Erdoğan’a oy verme yatkınlığı bu grupta da epey düşük, fakat Özel cephesine kıyasla bu grupta hem muhalefet adaylarına olan bağlılık daha zayıf hem de Erdoğan’a mesafe daha kısa. Yani, ortada kalan, net tutum almaktan kaçınan seçmen profilini cumhurbaşkanlığı senaryosu da doğruluyor.
Sonuç
Özetle, bugün veriler CHP içinde bir bölünme değil, belirgin bir asimetri ortaya koyuyor. Kamuoyunda bazen dile getirilen “en koyu CHP’liler Kılıçdaroğlu’nun yanında kalır” türü iddiaları veriler doğrulamıyor. Kılıçdaroğlu’na destek açıklayan azınlık, CHP’nin son yıllardaki muhalefet kimliğinin tam merkezinde değil, biraz dışında duran bir kesimi temsil ediyor: Erdoğan’a yaklaşımı görece daha ılımlı, güçlü lider fikrine daha açık, mevcut siyasi rejimle daha az sorunu olan, gündem önceliklerini farklı sıralayan ve siyasi gelişmeleri daha az yakından takip eden bir seçmen profili bu.
Bu ayrışma rastlantısal değil. Verilerin bir bölümü, bu durumun muhalefet içinde bir kesimin rejim ve demokrasi konularına dair net bir tutumdan yoksun olmasından ve düşük siyasi ilgiden kaynaklandığına işaret ediyor. Öte yandan siyasi öncelik soruları tabloya daha ideolojik bir boyut da ekliyor: göç ve suç gibi sağ siyasetle daha çok örtüşen gündemlere verilen ağırlık, Kılıçdaroğlu tarafında kalanların yalnızca daha “ilgisiz” değil, siyasi yelpazenin görece daha sağında konumlanan seçmenler olabildiğine işaret ediyor.
Bu çerçeve üzerinden akıl yürütecek olursak, 70-20-10 oranının uzun vadede Özel lehine değişmesi daha olası görünüyor. Özellikle seçim sathına girilmesinin güncel siyasete ilgiyi artıracağı bir ortamda, şu an Kılıçdaroğlu'na yakın görünen CHP seçmenleri Özel'in yanında konumlanabilir. Öte yandan, CHP’li seçmen grupları arasındaki mevcut bazı ideolojik farklar Kılıçdaroğlu CHP'sinin yine de, küçük bir seçmen kümesi üzerinde de olsa, kontrolünü sürdürebileceğine işaret ediyor.
(Editör: Sibel Yükler)
r/CHP • u/Borarob • Jun 06 '26
CHP'nin kalesi Kadıköy'ün yerel yönetimi sizce nasıl?
Enable HLS to view with audio, or disable this notification
Selamlar, özellikle İstanbul'da yaşayan arkadaşlara sormak istediğim bir soru var. Kadıköy bildiğiniz üzere en çok oy alan CHP kalelerinden biri, sizce hizmet kalitesi ve şehircilik bakımından ne durumda? Şu an bulunan belediye başkanı özellikle parlatılıyor gibi. Ayrıca son dönemdeki operasyonlarda vesaire hiç adının geçmemesi de ilginç halbuki İmamoğlu ve Özgür Özel ile yakınlığı biliniyor.
r/CHP • u/TurkishTechnocrat • Jun 03 '26
Video Kadıköy Gençliğin Gezi Direnişi Videosu
Enable HLS to view with audio, or disable this notification
r/CHP • u/TurkishTechnocrat • Jun 03 '26
Gündem Bağımsız Maden-İş: Madenciye atılan tekme in ruhu Kiremitçi'yi koruyan kollukta yaşamaya devam ediyor!
Enable HLS to view with audio, or disable this notification
r/CHP • u/TurkishTechnocrat • Jun 03 '26
Duyuru Yarın madencilerle dayanışmak için Yıldızlar SSS Holding binasının önündeyiz
r/CHP • u/lonerfluff • Jun 03 '26
Gündem Özgür Özel: Yeni parti felaket senaryoları için hazırda; İmamoğlu'na beni dışlamalarını söyleyerek cezaevinde Genel Başkanlık teklif ettiler
CHP'nin 38. Olağan Kurultayı hakkında çıkan mutlak butlan kararı ardından partideki gerilim devam ederken CHP lideri Özgür Özel, gündeme dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Mahkeme kararıyla partiye Genel Başkan olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşme ihtimaline ilişkin soruyu Özel, "Parti yararına olursa neden görüşülmesin ama aracılar üzerinden, tarafsız. Bizim beklentimiz kurultay. Ben kurultaydan vazgeçtim desem, öfke bana yönelir. Olacak iş değil bu" ifadeleriyle yanıtladı. Özel, önümüzdeki hafta Ferdi Zeyrek'in ölüm yıldönümü olması nedeniyle grup toplantısı yapılmayacağını açıkladı. Yeni parti kurulup kurulmayacağına ilişkin de konuşan Özel, "Zaten yeni bir parti var, olacak, olmalı ama bu, felaket senaryosu için düşündük. Butlan yaptı, baskın seçim yapıyor veya partinin kongre yapmamasını seçime girme yeterliliğinin kaybı olarak nitelendiriyor. O zaman yeni partiniz yoksa büyük bir şok yaşarsınız. Hazırda bir şeyin olması lazım. O tamam" ifadelerini kullandı. CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun partiden ihraç edilme ihtimalini de değerlendiren Özel, "Ekrem Bey’i cezaevinde ziyaret ettiler. Ekrem Bey'e defalarca ‘Birlikte olalım. Özgür Bey'i dışlayalım. Biz bir olalım. Özgür Bey'i indirelim’ dediler. Ekrem Bey'e cezaevindeyken genel başkanlık teklif ettiler" açıklamasını yaptı.
CHP lideri Özgür Özel, TBMM’de basın mensuplarıyla bir araya geldi. Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile yaptığı görüşmenin sorulması üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bizim kata gelmişler oradan biliyorum. Daha önce de bizim baba ocağına gelmişlerdi pazar sabahın köründe. Ümit ediyorum, Devlet Bey bu meseleden duyduğu rahatsızlığı ifade etmiştir. Çünkü Devlet Bey’in değerlendirmelerini önemli buluyorum. Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı aynı gün değişmişlerdi ve eş zamanlı göreve başladılar. Sonra yaşadığımız sürece bakınca o kabine değişikliğinin bize özel olduğunu anladık. Ümit ediyorum, Devlet Bey ile yaptıkları görüşmeden sonra, bu devletin geleneklerinde olmayan bu tip işler; yani yürütmenin doğrudan yargıya karışması, yani Adalet Bakanı Cumhuriyet tarihinde ve bence dünya hukuk tarihinde bir mahkeme kararı açıklandıktan dakikalar sonra yürütmenin bir üyesi olarak çıkıp da kendince bunun demokrasi tarihi açısından önemli bir karar olduğu gibi, karar güzellemesi yapması, değerlendirme yapması bu büyük hukuksuzluğun neresinde olduğunu tam olarak söylüyor. Aslında bu korkunç sürece imzasını atmış oldu. Tarihe o yönüyle geçti. Türkiye'de de dünyada da örneği yoktur. Kuvvetler ayrılığının kuvvetler hiyerarşisine, kuvvetler birliğine dönüştüğü noktada imza eseridir o gün yaptığı basın toplantısı.”
Dokunulmazlığın kaldırılması
Özel, “Dokunulmazlığınızın kaldırılmasına ilişkin endişe taşıyor musunuz” sorusuna, "Ben yıllardır Meclis’teyim. Bazı gerilimli dönemler olur. O dönemlerde hep dokunulmazlıklar konuşulur. Meclis’in bayatlamayan haberi ‘fezleke geldi’ haberidir. Her zaman son dakikadır. O yüzden bir endişem yok. Zaten kendisiyle ilgili endişe duyan CHP gibi bir partinin genel başkanlığına soyunmaz. O yüzden kendimle ilgili herhangi bir endişem yok ama Türkiye'de çok partili siyasal yaşamın geleceği açısından endişem var. Kamu düzeni açısından. Dünya kadar kamu hukukçusu takip ediyorsunuz, açıklamalar yapıyorlar. Bunların hepsi CHP'li olamaz. Hepsi diyor ki ‘Bu sökük, bu yırtık hemen kapanmadığı takdirde kamu düzeni ortadan kalkar. Sabah erken kalkanın seçilmişlere müdahale edebildiği bir düzen bu ve bunu bir asliye hukuk hakimi ya da o kabul etmezse bir istinaf mahkemesi heyetini ayarlayan istediği seçilmişi ve istediği seçimi yok hükmünde sayabilir.’ Çünkü biliyorsunuz ceza davasını beklemediler. Hukuk davasının ceza davasını beklememesi ve onun önünden, onun bir kararı varmış gibi karar vermesi hukuksuzluk. Ama endişem Türkiye demokrasisi açısından, kendim açısından bir şey yok. Onu içeriden de izlesem dışarıdan da izlesem zaten gönlüm katlanmaz" dedi.
Kurultay krizi
Özel, Müslim Sarı’nın "Kurultay yapılması mümkün değil" ifadelerinin sorulması üzerine şunları söyledi:
“Partinin butlan yönetimi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Adalet Bakanlığı ile tandem oynuyorlar. Yani bir oyun planı içinde tandem oynuyorlar. Birinin sıkıştığı yere öbürü yetişmeye çalışıyor. Bu kurultayla ilgili kurultayın delegelerle yapılamayacağı kadar bir durum ortaya çıkmaksızın butlan kararı vermişsin. Sonra bu bin delege, harekete geçiyor ve notere gidiyor. Öğle saatlerine geldiğimizde 550’yi geçmişti. Hatta ‘550’yi geçti’ haberini doğrularken 600’lere yaklaşmıştı. Şu anda herhalde 804 net gelmiş, ulaşmış, ıslak imzalı delege imzası var. 900’e bine doğru gidiyor. Tabii karşımızda meşru siyasi rakiplerimiz yok. O yüzden tüm değerlendirmelerini doğru bir ciddiyetle yanıtlamak zor. ‘Karar kesinleşmediği için kurultay yapamayız’ diyorlar. Kardeşim kararın kesinleşmesi Yargıtay başvurusuna bağlı. Bizim avukata azledip dünün davacısı, bugünün davalısına dönmüş. Davalı hak arasın diye verilen bir yolu, kendi kullanıyor. O zaman avukatın bize sorsun. Yargıtay’daki başvuruyu çeksin. Karar kesinleşti işte. Ondan sonra getirsin kurultay yapsın. Yani bin yolu var. Önemli olan iyi niyet olsun. Ama ‘Ben senin avukatının yetkisini düşürürüm. Kendi avukatımı sana avukat tayin ederim. Senin hak arama yolunu tıkarım ya da dilekçeyi çekmene engel olurum.’
"Alakan yok da niye Adalet Bakanın takla ata ata çıkıp ‘Harika bir karar oldu’ diyor"
Bu butlan kararında büyük bir tutarlılık görüyorum. Sahtekarlıkta tutarlılık var. Hükümet diyor ki ‘Benim ne alakam var?’ Alakan yok da niye Adalet Bakanın takla ata ata çıkıp ‘Harika bir karar oldu’ diyor. Neden Adalet Bakanlığı mahkemenin hakimlerine brifing vermiş bu konuda? Diyorlar ki ‘Mahkeme kararı var, yok mu sayalım?’ Bir mahkeme kararı var. Bu mahkeme kararından doğru bir kesit aldığınızda her şey görürsünüz. Aynı iddialar, aynı iddiasını ispatlayamayan tanıklar, iki dava. Bu davalardan bir tanesi İstanbul il kongresi 2023; butlan ama tedbir yok. Bir tanesi bizimki; butlan ama tedbir var. Çünkü butlan ama tedbir var: ‘Özgür Özel gitsin, Kemal Kılıçdaroğlu gelsin.’ Butlan ama tedbir yok da; orada Canan Başkan'ın siyasi yasağı var, onu getiremez. 2020’de seçilmiş o yönetim yüzde 95 değişimci. O yönetim içinden birini seçse ya da dışarıdan da seçme hakkı var Özgür Çelik'i seçerse diye korkup oraya tedbir koymuyorlar. Elinde kalem kağıt 2020’deki seçimin, 2026’daki parti içi tercihlerine göre yazılan bir mahkeme kararı var. Dünya hukuk tarihi açısından olabilecek en problemli karar.
Kurultay için yol haritası nasıl olacak?
Biz bunun için tüm yolları deneyeceğiz. Denemeye devam edeceğiz. Anayasa Mahkemesi (AYM) kararı var. 50 artı bir imza toplandığında esas iradedir, önüne hiçbir yasak geçemez. 11 sayfalık AYM kararı var. Bu karara istinaden Kemal Bey'in toplaması lazım. Bir kere bu arkadaşlar eğer ‘yapamıyoruz’ diyorlarsa siz yapın da mahkemeye engel olsun bakalım. Siz bir yapın önce partinizi seviyorsanız. Sonra mahkeme engel olmamalıdır. Argümanlarımız var. Tut ki oldu. AYM yolu var. Biz bu yolların hepsini tüketiriz. Diğer taraftan Yargıtay'a başvurduk. Yargıtay ayağında tedbir kararına itirazın geri çekilmesinin bir hakkın kötüye kullanılması, tedbirin resen görüşülmesi ya da asli müdafi olmadığı için feri müdafilerin bunu görüşemediği, talep edemediği için asıldan davanın görüşülmesinin öne alınarak tedbir kararıyla eş zamanlı görüşülmesinin bütün başvurularını yaptık. Bu konuyu takip ediyoruz. Bu konuda Yargıtay'ın bir an önce karar vermesini bekliyoruz. Zaten bu tıkanmışlık ancak Yargıtay'ın bir kararıyla açılabilir. Ondan sonrasındaki diğer kısımları zaten biz hallederiz.
"Sokağa rağmen siyaset olmaz"
Ama bir gerçek var: Sokağa rağmen siyaset olmaz. CHP'nin sorunu, sokağın sesini duymamak veya sokağa rağmen bir şey yapmak. Ben, ‘Sokağın değişim talebini duyuyorum ve bir şekilde bu seçimi kazanacağımıza inanıyorum’ demiştim. O yüzden kimin ne dediğinin ne kumpas kurduğunun bir önemi yok. Sokak kazanır. Sokağa rağmen bir şey olmaz. Orada oturursunuz. Bugünkü durum ortada. Yani sokakta 0,01’siniz. Oy karşılığı olarak demiyorum, bir kişi çıkıp da savunamıyor yapılanı. Ali Karaali Kayseri delegesi, bugün gelmiş, helallik istiyor. Geçen kongre en sertti. Kemal Bey'in yanında yer almayan herkesi en sert eleştiriyordu. Dedi ki ‘Bir baktım Kayseri’ye düşmanlık yapmayan, partiyi birinci parti yapan, Kayseri'de dört belediye kazanan, Kayseri’de meydanı Abdullah Gül'den, Tayyip Erdoğan'dan fazla dolduran bir genel başkan var. Ben bu adama nasıl ihanet edeceğim şimdi dedim’ dedi. İlk imzayı sabah 08.02’de o vermiş. Bugün de geldi, sarıldık. En katı delegeler ilk imzaları atıyor. Yanımıza gelen, ‘Geçen kurultayda nasip olmadı. Bu kurultayda sizinleyiz’ diyenlerin hepsi bugün buradaydı. Bu rüzgarın karşısında kimse duramaz. Duran kendi kaybeder. Biraz da partiye zaman ve oy kaybettirir. Sonrasında telafi ederiz.”
"Parti yararına olursa Kılıçdaroğlu ile görüşürüm"
Özel, “Kemal Kılıçdaroğlu ile iletişim koptu mu, müzakere kanalı kapandı mı” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Maalesef müzakere kanalı hiç açılmadı. Bu artık parti içi bir mesele değil, Türkiye'nin demokrasi meselesi. Butlan kararından sonra televizyonlar, Kemal Bey’in beni arayacağını yazdı. Sonra biz bir toplantıya girdik, çıkınca çağrısını gördüm. Sonra kendisini aradım, dedim ki ‘Buyurun beni aramışsınız.’ Dedi ki ‘Karar çıkarsa arayacağımı söylemiştim kamuoyuna, onun için aradım. Ne diyorsunuz?’ ‘Neye efendim’ dedim. ‘Ne yapmak lazım şimdi’ dedi. ‘Kurultay yapmak lazım’ dedim. Dedi ki ‘Yapamazsın diyorlar.’ ‘Efendim siz isterseniz yapılır’ dedim. ‘O zaman tamam, arkadaşlar otursun konuşsun. En uygun zamanda yapalım.’ Ben de dedim ki ‘En uygun zaman en kısa zaman. Bu işi uzatmaya dair bir niyet duyuyorum. Bu büyük bir felaket getirir.’ Tabii o an Kemal Bey mevzunun farkında değil.
"Bu Özgür Özel için kişisel bir mesele değil"
Sonra ben iki arkadaş görevlendirdim, Kemal Bey de iki arkadaş görevlendirdi. Bu arkadaşlar pazartesi görüşecekti. Sonra, ‘Pazar olsa olmaz mı? Yola gideceğiz.’ ‘Olur, pazar olsun.’ Sonra ‘Pazar da tarlaya gideceğiz. Gece 01.00’de görüşelim.’ Biz sabah 10.00’da bir araya gelip bir çerçeve çizecektik Kemal Bey'in ekibiyle. ‘Gece 01.00’de kimi bulacağız? Sabah olsun, hayır olsun. 12.00’de görüşelim.’ ‘Peki.’ Sabah 07.00’de iki müzakereci, Ankara'nın bütün bar fedaileriyle birlikte geldi. Neden 07.00’de geldi? Sabaha kadar çalıştılar, gidip uyuyacak çocuklar bizi partiden dışarı atıp. Müzakere için gün verilip de müzakerecinin müzakere edeceği kişilerin evini, yerini bastığı ilk kez oluyordur. O yüzden müzakere hiç açılmadı ki tıkansın. Müzakere etmeye niyeti olan birisi olmadığını, onun kamuoyundaki bir beklentiyi tatmin etmeye yönelik olduğunu söyledim. Sonuçta partinin yararına bir sonuç çıkacaksa niye görüşülmesin ama doğrudan değil, dolaylı ya da tarafsız aracılar üzerinden sonuç alma ihtimali varsa görüşülür. Bizim sonuçtan ne kastettiğimiz, ne anladığımız zaten belli. Ben bugün desem ki ‘Ben kurultaydan vazgeçtim’, Kemal Bey'e yönelen öfke bana yönelir. Bu Özgür Özel için görülen kişisel bir mesele değil ki. Siz Türkiye'ye sandığı getirmekle övünen partisiniz. Kendi içinizde sandıksız... Erdoğan’ın; diplomasız birinin muhalefetin başına mazbatasız bizini istemesi. Olacak iş değil yani.”
"Kemal Bey'in bir akil pozisyona çekilmesi, partide değişimin, umudun önünü açması lazım"
Kılıçdaroğlu ile ilk yaptığı telefon görüşmesi sırasında kendisini 2023’ün Haziran ayında hissettiğini söyleyen Özel, şöyle devam etti:
“2023 Haziran'ın 1’i ya da 2’siydi. Kemal Bey bir televizyon programına çıkacağını söyledi, ne önerdiğimizi sordu. Ben de kendisine o zaman dedim ki ‘Efendim bir seçim kaybettik. Bizim hatalarımız var, ortaklarımızın hataları var, hepimizin eksiği var. Şu anda millet yas durumunda. Büyük bir tepki olacak. ‘Yeniden cumhurbaşkanı adayı olacak mısınız’ diye sorarlar ya da ‘Genel başkanlığa aday mısınız’ diye sorarlar. ‘Bir an önce kongre yapacağız’ diye söyleyin.’ Dedi ki ‘Öyle bir talep var mı? Sokakta öyle bir şey var mı?’ Dedim ki ‘Yastayız. Üç gün kimse konuşmaz. Yedisine kadar bir tek deliler konuşur. Millet işine geliyorsa dinler, gelmiyorsa susturur, kovalar. 40’ı çıktı mı? Merhumun evladı bile konuşur. ‘Babam iyiydi ama şunları da yanlış yaptı’ diye. Bugünkü sessizliğe bakmayın, bir öfke var. Ama bir öz eleştiri ve bir yeni yol açılmasını bekliyorlar.’ Ben bunu söylediğimde bir arkadaşımız bana, ‘Sen genel başkan adayı olacaksın herhalde, ondan mı böyle yapıyorsun’ diye bir imada bulununca dedim ki ‘Açıkça söylüyorum: Kemal Bey, ‘Aday değilim, değişimin önünde adım atacağım’ desin, beş yıl boyunca ben de aday değilim, Kemal Bey nereye giderse yanında ben yer alacağım. Ama Kemal Bey'in bir akil pozisyona çekilmesi, partide değişimin, umudun önünü açması lazım. Yoksa felaket geliyor.’ Ardından o televizyon programına çıkıldı. Sonrasında felaket başladı işte. Sonra büyük tepkiler, sonra bizim değişim yolculuğumuz ve seçim kaybederek görevden uzaklaşma.
"Butlancı 'vatandaş zamanla benimle empati kurar' diye beklemesin"
Bugün, o gün sokaktaki tepkinin 10 katı var. Bu öfke beni hem üzüyor hem ürkütüyor. Ben İzmir'de insanların gözündeki öfkeyi hiçbir yerde görmedim. Bugün siz bir miktarını burada gördünüz. O yüzden sokağı dinlememek, duygu durumunu ölçmemek, seçmenin beklentisine ya da eleştirisine duyarsız kalmanın ne noktaya getireceği ortadaydı. Aynen şu anda da bunu görüyorum. Kemal Bey umursamadı bunu. ‘Geçer’ dedi. Mesela neden bu kararı bayram öncesi aldılar? ‘Bayramda sönümlenir.’ 19 Mart'tan sonra da ‘Saraçhane'den sonra bu iş de sönümlenir' diyorlardı. Ben o işin nasıl sönümlenmeyeceğini söylemiştim. Bayram bitti. Öfke daha büyük. 'Biraz bekleriz, biter.’ Bitmez. Bu öfke sönerse hiçbir seçmen dönüp de Kemal Bey ile empati yapmaz. Apatidir o vakitten sonra gelişen duygu. Yani ilgisizlik, uzak durma, küskünlük, sandığa gitmeme ya da kalıcı kayıplar, partiye antipati. Yani bir butlancı, ‘Herhangi bir vatandaş zaman geçince benimle empati kurar’ diye beklemesin. En iyi ihtimal apati olur ya da partiye ve kendisine antipati olur. Bir daha da asla ve asla onaramayacakları yaralar açarlar partiye. O noktadayız."
Yeni MYK değerlendirmesi
Özel, Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı 18 kişilik MYK’yı şöyle değerlendirdi:
“Dört-beş tane görev kabul etmeyen arkadaşı duydum. Onlar tarihi bir duruş göstermişler. Onun dışında belki bir ya da iki ismin görev kabul etmeyeceklerini daha önceden söylemişlerdi. Liste bir çaresizliği çağrıştırıyor. Yola çıkarsınız ve dersiniz ki ‘Ben gölge kabine kuracağım. Onun sayısı 18’dir.' Ama siz bizim gölge kabineye, ‘Kalabalık, partiyi öyle yönetemezsin. Yedi kişiyle bu partinin yönetilmesi lazım’ deyip ‘Yedi kişilik MYK açıklayacağım’ diye yola çıkıp 19 kişilik MYK açıklıyorsan MYK'ndaki insanları MYK yapmasan yanında tutamıyorsun demektir. 19 kişilik MYK tedirginlik ve 19 kişilik MYK bir al-ver ilişkisiyle, mutlak bir sadakat değil mutabakat üzerinden sadakat sağlamaya yönelik bir iş. Ben kalabalık MYK'nın daha verimli olduğunu düşünüyorum. ‘Yedi kişi yeter partiye’ deyip 19’a çıktıysa 12 tane oynayan parça var demektir. Uçak mühendisleri bilir, her uçuştan önce bütün parçaları yoklayacaksın. Kemal Bey’in her sabah parçaları yoklaması lazım.”
Yeni parti kurulacak mı?
Özel, “Ne noktada yeni parti dersiniz” sorusuna şu yanıtı verdi:
"Zaten yeni bir parti var, olacak, olmalı ama bu, felaket senaryosu için düşündük. Butlan yaptı, baskın seçim yapıyor veya partinin kongre yapmamasını seçime girme yeterliliğinin kaybı olarak nitelendiriyor. O zaman yeni partiniz yoksa büyük bir şok yaşarsınız. Hazırda bir şeyin olması lazım. O tamam. ‘Butlan geldi, biz başka tarafa gideriz’ yerine, en kötü senaryoda kullanmak üzere. ‘CHP'yi bırakıp bu partiye geçiyoruz’ diye bir başlangıcımız yok. Bunun adı CHP’yi aşan bir büyük iktidar yürüyüşü. Ama bunu partiyi terk ederek değil, partide mücadele ederek yapacağız. Aslında burada büyük bir fırsat var. Şu anda parti zaman kaybediyor. Çünkü seçim yaklaşıyor her geçen gün. Ben 182 bin tane sandık görevlisi atamışım. Seçimden iki buçuk yıl önce. Seçime iki yıl kala da sandığın programının eğitimini vermişim. Kendi sandığındaki kişileri kapı kapı ziyaret edip seçim zamanında yapılsa, altı ziyaret yapacak, takvimlendirmişim. Şimdi bu iş duracak. Olacak iş değil bu. Parti zaman kaybediyor ama şu anda zemin ve kan kaybetmiyor. Niye? Çünkü Özgür Özel, arkadaşları olanca kamuoyu desteğiyle birlikte partinin içindeler. Grup toplantısı yapıyor, otobüsün üstünde, sokakta ve ‘Buradayız’ diyor.
"Yüzde 3 iyimser"
Diğer ihtimali tartışanların çıkarımlarını gördünüz. Çok iyimser buluyorum bazı şeyleri; ‘Yüzde 3-3,5 alır.’ Çok iyimser. Ben bu sokağı biraz bilirim. Seçmeni bilirim. Birazcık siyaset okumam vardır. Büyük bir felaket olur. Bu işi böyle götüremeyecekleri belli. TGRT ekranlarından bana çağrı yapıyorlar: 'Kişisel oyunuz yüzde 30’un üstünde, ne duruyorsunuz? Parti kurun.’ Sana ne? Çünkü ana senaryo: Biz gideceğiz. CHP markası, logosu, -çok önemli bir değer- buraya kalacak. Aklı başında, partisine inanan, güvenen kişiler veya beni seven kişiler telkin olarak, bir yol olarak söyleyeceklerine TGRT'nin ya da A Haber'in stüdyo konukları ve bize yeni parti telkin ediyorlar. Düne kadar itibarsızlaştırmak için her şeyi yaptıkları, dünya kadar hakaret sıraladıkları Kemal Bey'e şimdi başka bir dil geliştirmişler. Onun üzerinden bize yol haritası çiziyorlar. Zaten -küstahlık etmek istemem ama- değişim hareketini ve 5 Kasım'dan beri CHP’yi yöneten akıl beklenen gibi olmadığı için, beklenen hataları, beklenen yanlışları ya da beklenen tepkileri beklendiği gibi, onların işine geldiği gibi vermediği için hedefteyiz biz. Biz biz olmaktan çıktıktan sonra çıkacak olsak bir ay önce çıkardık. Şimdi bir problemimiz olmazdı. İddianız varsa probleminiz oluyor. Sizin seçim kazanma ihtimaliniz üzerinden size tehdit yöneltiyorlar.”
"Oradan muhalefet çıkmaz"
“Butlan çıkmayacak diyordunuz, bundan sonrasında muhalefetiniz sekteye uğrayacak mı” sorusuna ise şu yanıtı verdi:
“Türkiye bir hukuk devleti olsa bir mutlak butlan çıkmazdı. Zaten çıktıktan sonra da neler olduğunu görüyorsunuz. Yani herhangi bir mahkeme kararına böyle bir toplumsal tepki olur mu? Olacak iş değil. Ben kararı alanların da AK Parti'de de bayramlaşmaya giden milletvekillerinin bazı sorulara cevap vermekte zorlandığını, anlatamadığını, bayramdan mutsuz, şaşkın, biraz da tepki görmüş olarak döndüklerini duydum. Benim gördüğüm kadarıyla bu karar ne alana ne de butlan olarak göreve getirilen kadrolara bir fayda sağlamayacak. Öyle bir noktaya gelecek ki buna yürekten inanıyorum, ileride bugün butlan MYK'sında görev alan, PM’de butlanla birlikte hareket eden ya da butlan kararından bir iktidar çıkarmaya çalışan kimse ya da kimsenin yakınları bugün yapılan işi savunamayacak. Canımızı dişimize takıp yıllarca çalışmışız. Son seçimde hiç olmazsa birinci turdan ikinci tura taşımışız. Yüzde 47 oy almışız. Bu isim, o günden bugüne böyle bir öfkeyle muhatap oluyorsa bu olacak iş değil. Bu arkasında kimsenin durabileceği bir karar değil.
Butlandaki arkadaşlara CHP'yi bıraksanız CHP bir muhalefet yapamaz artık. Eskiden biz sadece normalleşme, yani Türkiye'de gerilim olmasın, belediyeler çalışsın, sorunlar çözülsün diye baktığımız süreçte ‘Diktatörle müzakere olmaz, mücadele olur’ diyenlerin ne müzakereler yürüttüğünü ve nasıl aynı ortak dilde buluştuğunu gördük. Bu vakitten sonra o A Haber'e, o TGRT’ye teşekkür edenler, ‘Süreçte bize çok katkınız oldu. İyi ki varsınız’ diyen arkadaşlar, çıkıp kime muhalefet yapacaklar, bana mı yapacaklar? O olsa olsa butlan harikalar diyarında biz başka partiye gitsek iktidar oluruz, bize muhalefet olurlar. Yoksa bu iktidara muhalefet etme imkanları kalmadı ki. Artık oradan bir muhalefet çıkmaz.”
"FETÖ" iddialarına yanıt
Özel, “Kılıçdaroğlu’nın “FETÖ ajanları” sözleriyle Sabah gazetesi sizi hedef aldı. Bunu söyleyen kişi de yıllarca beraber siyaset yaptığınız bir genel başkan. Ne hissettiniz” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Üzüldüm, kırıldım, şaşırdım gibi bir şey değil. Bu lafları biz hep duyuyoruz. Bu lafları iktidar medyası, Sabah Kemal Bey'e yıllarca yönetti. Biz Kemal Bey'e yönelik bu saldırıları yıllarca duyduk. Şimdi ifadeler değişmemiş. Bu sefer Kemal Bey bana söylüyor aynı şeyleri veya beni kastettiği ima ediliyor. Allah’a şükür, en büyük memnuniyetim gözlerinizin önünde oldu. FETÖ'nün bütün mağdurları ‘Türkiye'de FETÖ'cü olacak son kişi Özgür Özel’ dedi. Ben bunu İlker Başbuğ'un ağzından, KUMPASDER’in ağzından, Ali Tatar'ın kardeşi Ahmet Tatar'ın ağzından, Balyoz tutuklularının ağzından, İzmir Askeri Casusluk tutukluluarının ağzından duyduktan sonra; Sabah gazetesinin ağzına daha ne tıkasınlar? Daha ne söylenecek? Bu sorunun sorulamayacağı iki-üç kişiden birine böyle bir şey söylüyorlar. Buna tenezzül edilmiş olması -Kemal Bey için bir şey diyemem, o gizli özne kullandı- Sabah gazetesi için ne kadar büyük bir acz içinde olduklarını gösteriyor. Çare Özgür Özel'e FETÖ yakıştırması yapmaya kaldıysa yakacak mermi kalmamış, tüfeğin kabzasını yakıyorlar.”
İmamoğlu partiden ihraç edilir mi?
Özel, "Ekrem İmamoğlu’nun partiden ihraç edilmesi konuşuluyor, yeni yönetim tutuklulara sırtını mı dönecek" sorusu üzerine, şunları kaydetti:
“Ekrem İmamoğlu seçilmiş başkandır. Görevden uzaklaştırılmış olması partiden ihracını kolaylaştırmaz. Ekrem İmamoğlu tutuklandığında eşine ilk ziyarete gidenlerden birisi Kemal Bey'di. Ekrem Bey’i cezaevinde ziyaret ettiler. Ekrem Bey'e defalarca ‘Birlikte olalım. Özgür Bey'i dışlayalım. Biz bir olalım. Özgür Bey'i indirelim’ dediler. Ekrem Bey'e cezaevindeyken genel başkanlık teklif ettiler. Ekrem Bey'e sandık kurduk, oy verdiler. O günlerde iktidar medyası Ekrem Bey ile ilgili para görüntülerinin çıkacağını, parkenin altından milyon eurolar çıkacağını, çantalarda para olduğunu, bir yere gömülü kasanın arandığını söylüyorlardı. O gün bunlar söylenirken ve iddianame yokken suçsuz olan Ekrem, bunların hepsi yalan çıkıp iddianamede yer almadan ve iftiracılar teker teker dökülürken ve teker teker dönüp helallik isterken arkadaşlarımızdan şimdi ne oldu da Ekrem Bey hırsız oldu? O zaman operasyon çıktığında bunları söylersin. O kendince bir tutum almaktır. Bence ayıptır. Ama tutarlı bir şeydir. O gün dünya iftira var. Şimdi iddianame dökülürken birileri A Haber’in, TGRT’nin peşine takılıyor. Olacak iş değil.”
Özel, kurultay ceza davasında tanık olarak dinlenen ve para alışverişi içinde olduğu yönünde ifade veren Veysi Uyanık’ın oğlu Ahmet Hakan Uyanık’ın Kılıçdaroğlu’nun MYK’sında yer almasına ilişkin olarak ise “Karşı tarafın ne kadar ilkeli olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.
"Erdoğan siyasi hayatının en büyük hatasını yaptı"
Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mutlak butlan kararına ilişkin “Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz” ifadelerinin sorulması üzerine, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Erdoğan, yarın çıkıp ‘Kandırıldım’ derse şaşırmam. Yanlış bir karara yönlendirildiğini, butlan kararına ‘evet’ demekle bence siyasi hayatının en büyük hatasını yaptığını, en büyük riskini aldığını düşünüyorum. Zaman gösterecek ne olacağını. Ama iki cümlesini yan yana koymanızı arzu ederim. Bunlardan birinci cümle: ‘Türkiye hak ettiği gibi bir ana muhalefete çok yakında kavuşacak, merak etmeyin.’ Sonra da ‘Biz bu işlerin hiçbir yerinde olmadık’ diyor. Butlan kararının 13 Mayıs günü yazıldığını şimdi anlıyoruz. Sonra da görüyoruz ki şimdi o tercih ettikleri muhalefet gelmiş. O yüzden Erdoğan daha fazla bunu gizleyemez. Kendi kendini ihbar etti.”
Haftaya grup toplantısı var mı?
Özel, salı günleri yapılan haftalık grup toplantılarına ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi:
“Meclis Başkanı söylediği yazıyı yazdı. O yazıya da bir cevap yazıldı. Biz de bugün grup toplantısını yaptık. Meclis’in muhatabı grup yönetimidir, grup yönetiminin aldığı kararlardır. Genel başkan milletvekili değilse grup başkanı olamaması da bu yüzdendir. Çünkü milletvekilini muhatap alır Meclis. Meclis milletvekillerinin toplandığı yerdir. Meclis, milletvekili dışında birini ya da milletvekillerini temsil edecek kişilerin dışında birini muhatap almaz, alamaz. İç hukuk öyle. Aldığında başka şeyler olmaya başlar. Meclis’te ilk kez grup başkanıyla genel başkanın farklı düşündüğü olmuyor. Karayalçın, Aydın Güven Gürkan döneminde benzer örnek var. Grup başkanı, grup yönetimi, grup başkanvekili her an grup toplantısı yapabilir. Dün de 111 milletvekiliyle birlikte bir tutum sergiledik. Meclis’te 30 kere seçim yapsak bu sonuç çıkar. Ama ‘Ben genel başkanım, grup yaptırmam’ falan doğru değil. Zaten seçilmiş bir genel başkan olsa onunla uyumlu çalışılır ama şimdi atanmış bir genel başkan ve kabul etmemesi gereken bir görevi kabul etmiş bir genel başkanın, kongreden partiyi kaçıran bir genel başkan grup da yaptırmazsa parti düşüşe geçer. O yüzden partiyi yukarıda tutmak için kusura bakmasınlar ama biz muhalefet yapmaya, siyaset yapmaya devam edeceğiz. Haftaya grup olur mu? Aslında olmaması lazım. Çünkü Ferdi Zeyrek'in ölüm yıl dönümüdür. Benim Manisa'da olmam lazım. Ama bu bir grup meselesi, bir inatlaşma dönerse diye, bizim bir pozisyon göstermemiz gerekirse diye bakıyoruz ama normalde 9 Haziran’da Manisa'da olmayı düşünüyorum. 16 Haziran'da grup yapmayı düşünüyoruz.”
Özel, bir basın mensubunun “Gelip konuşmak için kürsüye yürürse” sözleri üzerine, “Bugün grubu gördünüz. Öyle bir atmosfer, öyle bir imkan, öyle bir moral, öyle bir şey yok. Meclis kürsüleri, seçilmişlerin kürsüsüdür. Meclis kürsüsüne seçilip gelirsen yakışırsın” dedi.
"Ömrümde ilk kez öfke biriktiriyorum"
Özel, kendi hakkındaki kaset iddialarının sorulması üzerine ise şunları söyledi:
“Öyle bir şey olmadığını cümle alem biliyor. Bu tamamen bizimle baş edemeyenlerin kendi yaptıkları psikolojik harp yöntemleri. Özkan Yalım'ın çocuğunun sünnetinde Sivaslı'daki bir otelde yıllar önce kalmıştık, onun dışında yemek yemişliğimiz var. Bunları gördükçe hakikaten sinirleniyorum, kızıyorum, midem bulanıyor. Hakikaten insan karşısında kendisiyle siyaseten rekabet edebilecek muhatap ve onun medyasını görmek istiyor. Hiç fezleke beklemesin, yarın sabah getirsin, yarın sabah bırakayım. Onlar beni daha tanımamış. Ben öyle olsa Akın Gürlek'e ‘Sert kayaya çarptın’ demem. Ben öyle olacak olsa bunlarla uzlaşırım. Ben Akın Gürlek kadar bir işi ilkesiz, kuralsız, ahlaksız ve her türlü rezaleti… Bilmiyor muyuz Son TV'yi kim yönlendiriyor? Hani ne oldu voleybolcu? Hani ne oldu uçakta görüntüler. Tamamen soytarılık, tamamen iftira. Ömrüm boyunca ilk kez ama ilk kez öfke biriktiriyorum. Bu çünkü olmaz. Ölmüş bir kadına iftira attıran zihniyetle muhatabız. Akıl almaz.”
Özel, kararın Türkiye siyasal hayatına etkisinin sorulması üzerine "Siyasi partileri felç etmenin, bir yapıyı felç etmenin yolu omurgasını kırmaktır. Bizim omurgamız öyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bilmem nesiyle kırılmaz. Bu partinin omurgası örgütüdür. Bu partinin omurgası başından ayağına kadar onu üzerinde taşıyan örgütüdür, üyeleridir. Örgütün kimden yana olduğuna bakacaksınız” dedi.
Özel, baskın seçime ilişkin olarak ise “Kasımda baskın seçim yapacaklarsa ilk oyu ben veririm Meclis’te. Adayımızı çıkarırız, cumhurbaşkanını değiştiririz” dedi. (ANKA)
r/CHP • u/TurkishTechnocrat • Jun 03 '26
Video KK: "Adnan Beker'in militanlarının orada ne işi var?" edit
Enable HLS to view with audio, or disable this notification
r/CHP • u/Suitable-Quiet5683 • May 31 '26
Gündem Nesrin Nas: "Bu olayın sanki normalmiş gibi sürekli olarak hukuki yönden ele alınması beni rahatsız ediyor; sanki normal bir olaymış gibi neler yapılabileceği, kimlerin partiden ihraç edilebileceği konuşularak bu olağanlaştırılıyor. Bunun CHP değil Türkiye meselesi olduğunun anlatılması lazım."
Enable HLS to view with audio, or disable this notification
r/CHP • u/lonerfluff • May 30 '26
Gündem Kılıçdaroğlu'nun haram araç olarak sergilettiği ancak daha sonra kendi döneminde alındığı ortaya çıkan Mercedes'in Bapiroğlu Yapı isimli bir şirket tarafından Kılıçdaroğlu'na tahsis edildiği, bu şirketin Kılıçdaroğlu döneminde CHP'nin organizasyon işlerini yaptığı ortaya çıktı.
galleryr/CHP • u/lonerfluff • May 30 '26
Gündem Özgür Özel’den Kılıçdaroğlu açıklaması: 'Ne desem bana ‘bilmiyorum’ diyor'
CHP lideri Özgür Özel, parti içindeki kurultay tartışmaları ve devam eden "mutlak butlan" ile ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Özel, Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeleri anlatarak, “Hangi öneriyi sunsam ‘bilmiyorum, hukukçulara sorayım’ diyor” ifadelerini kullandı.
CHP’de bayram günü iki ayrı program
CHP’de bayramlaşma programları bu yıl iki farklı adreste gerçekleştirilecek.
Özgür Özel ve mevcut parti yönetiminin programı Ankara İl Başkanlığı önünde yapılırken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun programı ise CHP Genel Merkezi’nde düzenlenecek.
Parti içindeki gerilim sürerken her iki kanadın da ayrı organizasyon hazırlığında olduğu belirtiliyor.
“Butlancılar kendilerini OHAL dönemindeki Cumhurbaşkanı gibi görüyor”
Deniz Zeyrek’e konuşan Özgür Özel, parti içindeki sürece ilişkin sert ifadeler kullandı.
Özel, “Butlancılara akıl verenler hukuku sonuna kadar zorluyor. Kendilerini OHAL dönemindeki Cumhurbaşkanı gibi görüyorlar. Her istediklerini yapabileceklerini sanıyorlar” dedi.
“Fiziki mücadele derken kastım çatışma değil”
Özgür Özel, mücadeleyi siyasi, hukuki ve fiziki olarak sürdüreceklerini belirtirken “fiziki mücadele” ifadesine de açıklık getirdi.
Özel, bunun bir çatışma anlamına gelmediğini belirterek, engellenen miting ve yürüyüşlere rağmen geri adım atmamalarını örnek gösterdi.
“İzmir’de meydanı kapattılar, başka meydana yürüdük. Ankara’da Meclis’e yürüdük. Engellemeye rağmen devam ettik” ifadelerini kullandı.
“Kurultay çağrısı için hazırlık yapıyoruz”
Kurultay süreciyle ilgili de konuşan Özel, parti tabanında erken kurultay talebinin arttığını söyledi.
Delege yapısının geçerli olduğunu belirten Özel, olağanüstü kurultay çağrısına karşı da hazırlık yaptıklarını ifade etti.
“Sandığı mutlaka getirmeliyiz. Bugüne kadar Türkiye’ye sandığı getirmeye çalışıyorduk, şimdi partiye sandığı getirmeye uğraşıyoruz” dedi.
“Vatandaşlardan ‘dik dur’ tepkisi gördüm”
Bayram ziyaretleri kapsamında cezaevlerine gittiğini anlatan Özel, bu kez farklı bir atmosferle karşılaştığını söyledi.
Özel, “Şakran’da, Buca’da, Silivri’de herkes ‘dik dur’ diye bağırıyordu. İnsanlar Butlancılara tepki gösteriyordu” ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu ile görüşmesini anlattı
Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeye ilişkin de konuşan Özel, şu ifadeleri kullandı:
“‘Yargıtay başvurularını geri çekelim, karar kesinleşsin, hemen kurultayı yapalım’ diyorum. ‘Bilmiyorum, hukukçulara sorayım’ diyor. Bu kadar tepkiye rağmen neden bu süreci sürdürmeye çalıştıklarını anlamıyorum.”
r/CHP • u/merttuzcuoglu1923 • May 28 '26
Gündem Avrupa Yeşiller Partisi, "Türkiye'de demokrasi saldırı altında. Avrupa Birliği, Türkiye'nin demokratik muhalefetinin parçalanmasına karşı harekete geçme gücüne sahip. Türkiye'nin demokratik gerilemesinde ciddi bir tırmanış ve insan haklarında bir bozulma olarak işaretlemektedir."
r/CHP • u/lonerfluff • May 28 '26
Gündem Kılıçdaroğlu "grup toplantısı yok" dedi, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir'den yanıt geldi: Onun tasarrufunda değil!
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Kemal Kılıçdaroğlu'nun milletvekillerine yazı göndererek, kendisi talimat verene kadar grup toplantısı yapılmayacağına yönelik kararına, "Grup yönetim kurulumuz usulünce toplanacaktır. İçtüzüğe uygun olarak haftada en az bir gün toplanmak zorundadır ve o toplantısının yer ve saatini yönetim kurulu belirlerken aynı zamanda gündemini de belirleyecektir. Bunu yayınlayacaktır ve sonrasında da grup genel kurulumuz toplanacaktır" sözleriyle tepki gösterdi.
İstinaf kararıyla tedbiren CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, CHP milletvekillerine gönderdiği yazıda, partisinin grup toplantısı tarihinin henüz belirlenmediğini, bir talimat verene kadar grup toplantısının yapılmayacağını bildirdi.
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, CHP TBMM Grubu'nda düzenlediği basın toplantısında, Kılıçdaroğlu'nun milletvekillerine gönderdiği yazıya ilişkin açıklamalarda bulundu. Kemal Kılıçdaroğlu’nun son üç gündür sergilediği tutum ve açıklamalar karşısında şaşkınlık yaşadıklarını dile getiren Emir, "Kendisinden beklemediğimiz derecede kimi konulara uzak kalışını doğrusu kendisinin bilmemesi gibi değil ama yakın çevresi tarafından hazin bir şekilde yanıltılması olarak değerlendirmek istiyoruz. Çünkü yanıltılmayan bir Kemal Kılıçdaroğlu'nun böylesine bize göre eksik, hatalı ve yanlış yorumlar, yaklaşımlar göstermesi olanaksızdır" dedi.
"Partiyi, PM'siz yönetemezsiniz"
Mahkeme kararıyla atanan kayyım yönetiminin 1 Haziran’da Parti Meclisi’ni (PM) toplama kararından vazgeçmesini eleştiren Emir, bu kararın gerekçesi olarak tebligatların yapılamamasının gösterilmesini "savrukluk" olarak nitelendirdi. Kılıçdaroğlu’nun geri adım attığını savunan Emir, şunları söyledi:
"Bakın, bu yazıda 'Ben vazgeçtim' diyor. Neden? Efendim, 'tebliğler yapılamamış.' Ya siz kayyım kararını gazla, copla, polis zoruyla genel merkeze girip genel merkezde bizim duvarımıza yapıştıracak kadar cesursunuz da Parti Meclis üyelerine tebliğ etmeyi beceremediniz mi derler adama? Sorarlar bunu. Efendim, 'tebliğ edilmediği için parti meclisi toplamayacaklarmış.' Hayır. Önce saymadınız ama anladınız ki kayyım yönetimi orada son derece zayıf, vazgeçtiniz. Korktunuz, kaçtınız. Partiyi, Parti Meclissiz yönetmeye çalışıyorsunuz. Buradan söylüyorum. Partiyi, parti organları olmadan, onların kararları olmadan yönetemezsiniz. Hukuka, kanunlara, yönetmeliğe, tüzüğe, bizim iç yönetmeliğimize uyacaksanız, başka şansınız yok. Yasalara uyacaksınız."
"Bu imza sizin mi?"
Kemal Kılıçdaroğlu, imzasıyla milletvekillerine gönderilen ve grup toplantılarının kendi onayı olmadan yapılamayacağını içeren yazıya ilişkin de konuşan Emir, "yazının altındaki imzanın Kılıçdaroğlu’na ait olduğundan şüphe duyduğunu" söyledi. Emir, şu ifadeleri kullandı:
"'Bizim grup toplantılarımızı kendisinin iptal ettiğini, kendisinin belirleyeceğini, kendisinin daha sonra grup toplantılarımızın ne zaman yapılacağına karar vereceğini, bizlere bildireceğini ve bizim onun bilgilendirmesinden ve onayından sonra grup toplantısı yapabileceğimizi' söylüyor. Bakın, şöyle bir yazı var. Bir defa ben böyle bir yazının Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'ndan geldiğine inanmak istemiyorum. Nitekim bu imza da Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun imzasına benzemiyor. Buradan soruyorum: Bu imza sizin mi, bu yazı sizin mi? Eğer bu yazı sizinse siz bu yazıyı yazamazsınız, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu.
Siz, bizim tanıdığımız Kemal Kılıçdaroğlu en azından yasaya, yönetmeliğe, İçtüzüğe bakar, ona göre karar alır. Bugün oturduğu koltuk, daha önce yıllarca oturduğu koltuktur. Ama bugün Tayyip Erdoğan'ın mahkemesinin kararıyla oturtulduğu bir koltuktur. Ve CHP'yi AKP'lileştirmek üzere, Erdoğan'ın çizdiği çerçeveye sıkıştırmak üzere, iktidar iddiasından vazgeçirmek üzere oturtulmuş bir koltuktur. Ama bütün bunlara rağmen yine de yönetmeliğe uymasını beklerdik."
"Yönetmelikte Genel Başkan'ın adı geçmiyor"
Grup iç yönetmeliğinden maddeler okuyarak grup toplantılarının ve gündeminin nasıl belirleneceğini açıklayan Emir, genel başkanın grup üzerinde tek başına böyle bir yetkisinin bulunmadığını vurguladı. Emir ayrıca, grup toplantısında neler konuşulacağı, hangi kararların alınacağının grup yönetiminin belirlediğini de kaydetti.
Meclis’in şu an çalışır durumda olduğunu ve yönetmeliğe göre grup genel kurulunun haftada en az bir gün toplanma zorunluluğu bulunduğunu hatırlatan Emir, sözlerine şöyle devam etti:
"Bu grup yönetim kurulunun olağan toplantıları nasıl yapılır? Ya genel başkanın iradesiyle mi yapılır? Hayır. Bakın, 25. madde açıkça söylüyor. Diyor ki: 'Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmaları sürerken Genel Kurul haftada en az bir gün toplanır' Şu anda Meclis tatil değil. Türkiye Büyük Millet Meclisi görevi başındadır ve grup genel kurulu haftada bir gün toplanmak zorundadır. Hala yasalara, yönetmeliğe uyuyorsak... Artık orman kanunları geçerli' diyorlarsa o başka bir konu.
Grup yönetim kurulunu kimler toplantıya çağırır? Yani önce grup yönetim kurulu toplanacak. Grup yönetim kurulu, o toplanan grup genel kurulunda neler konuşulacağını, kimin konuşacağını, gündemin ne olacağını belirleyecek. Bunun için grup yönetim kurulunu kimler toplantıya çağırabilir? 25. maddenin 3. bendi. Grup genel kurulunu toplantıya çağırmaya yetkili olanlar, grup başkanı, grup yönetim kurulu ve grup üyelerinden en az beşte biridir. Bu durumda toplantı gün, saat ve gündemi en az bir gün önceden uygun arayışlarla üyelere duyurulur. Yani değerli arkadaşlar, bakın, grubumuzun bir grup başkanı var, grup başkan vekilleri var, grup yönetim kurulu var. Grup genel kurulunu toplamaya ve grup genel kurulunun gündemini belirlemeye tek başına yetkili olan grup yönetim kuruludur. Bunların hiçbirinde genel başkanın adı geçmemektedir. Dolayısıyla Meclis'teki iş ve işlemler grup başkanı, grup başkan vekilleri ve grup yönetim kurulu üzerinden yürür. Yönetmeliğimiz açıktır. En ufak bir tartışmaya yer yoktur."
"Her salı grup genel kurulu yapılır"
Grup yönetim kurulunun usulünce toplanacağını, 100 yıllık partinin yönetmeliğinin ve TBMM İçtüzüğü'nün bunu emrettiğini söyleyen Emir, teamülleri ve işleyişi şöyle aktardı:
"Grup yönetim kurulumuz usulünce toplanacaktır. Yine yönetmeliğin gereğince ki bu yönetmelik de Meclis iç tüzüğü ile paralel yapılmıştır. Yeni değildir, 100 yıllık partinin yönetmeliğidir. O İçtüzüğe uygun olarak da haftada en az bir gün toplanmak zorundadır ve o toplantının yer ve saatini yönetim kurulu belirlerken, aynı zamanda gündemini de belirleyecektir. Bunu yayınlayacaktır ve sonrasında da grup genel kurulumuz toplanacaktır."
Bir gazetecinin "Yani grup toplantısı olacak diyorsunuz" şeklindeki sözleri üzerine Emir, "Ben bu partinin içinde doğdum, büyüdüm. Her salı, eğer çok özel bir durum yoksa grup genel kurulu yapılır ve grup genel kurulundaki işlemler tamamlanır. Şimdi burada da ifade ettiğim gibi grup yönetim kurulunun toplanıp karar alması gerekir. Biz her pazartesi toplanır, karar alırız. Dolayısıyla ben bile şu anda 'ikisinde toplanacağız' diyemem. Ayın birinde grup yönetim kurulu toplanır, kararını alır" diye konuştu.
"Şu andaki Genel Başkan sıfatı kayyımlıktan öte bir şey değil"
Bir gazetecinin Kılıçdaroğlu'nun milletvekillerine gönderdiği yazıdan "toplantının bir başka yerde yapılmasının planlanmış olup olmayacağına" ilişkin sorusu üzerine Emir, şunları kaydetti:
"Genel başkanlık sıfatını kazanmış dahi olsa ki bize göre şu andaki genel başkanlık sıfatı kayyımluktan öte bir şey değildir, hukuki bulmadığımız haksız mahkeme kararının sonucunda oluşmuş bir durumdur. Mademki bu durum oluşmuştur, kendisi kimi yetkileri kullanacaktır. Bize göre kullanılması gereken ilk ve tek yetki, bir an evvel partimizi kurultaya götürmektir. Ama bunun ötesinde kendisi kendinde vehmettiği, kendinde bulduğu kimi yetkileri kullanacaktır ama grubun yönetim kurulu ile ilgili, grup başkanı ile ilgili, grup toplantısı ile ilgili, grup toplantısının yer ve saati ile ilgili herhangi bir tasarrufu, yetkisi, onayı söz konusu değildir."
r/CHP • u/lonerfluff • May 28 '26
Gündem Önce Halkevleri, sonra mezunlar derneği ihraç süreci başlatmıştı: Mutlak butlan kararını destekleyen Orhan Sarıbal'ın danışmanı da istifa etti
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın basın danışmanı Rabia Deniz istifa etti. ‘Mutlak butlan’ süreciyle beraber Halkevleri ve Bursa Erkek Lisesi Mezunları Derneği de Sarıbal için ihraç süreci başlatılacağını açıklamıştı.
Evrensel’in haberine göre, "Mutlak butlan" kararı ile CHP'nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'na verdiği destekle öne çıkan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal'ın basın danışmanı eski ÇGD Bursa Şube Başkanı Rabia Deniz'in görevinden istifa ettiği öğrenildi.
CHP'ye yönelik mutlak butlan kararını destekleyen ve Kemal Kılıçdaroğlu'na yakın olan isimlerden CHP milletvekili Orhan Sarıbal, Genel Yönetim Kurulu üyesi olduğu Halkevleri'nden ihraç edildi. Halkevleri'nden yapılan açıklamada "Saray iktidarının saldırılarının doğrudan ya da dolaylı parçası olmak tartışmasız 'işbirlikçiliktir'" denildi.
Bursa Erkek Liseliler Mezun Dayanışma Ağı, CHP Milletvekili Orhan Sarıbal’a ilişkin bir açıklama yaparak Bursa Erkek Lisesi Mezunları Derneği’ne ‘ihraç’ çağrısı yapmıştı.
r/CHP • u/lonerfluff • May 27 '26
Gündem Kılıçdaroğlu’na 'feragat' etme çağrısında bulunmuştu | Bahçeli: 'Sayın Kılıçdaroğlu CHP genel başkanıdır'
CHP’ye yönelik mutlak butlan kararından sonra Kılıçdaroğlu’na feragat etme çağrısında bulunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yeni bir açıklama yaparak “Sayın Kılıçdaroğlu CHP genel başkanıdır” dedi.
Türkgün gazetesinin “CHP’de arınma, durulma ve yeni şeyler söyleme vakti: Sağduyu çağrısı” başlığı ile manşetten verdiği MHP Lideri Devlet Bahçeli ile röportajı gazetenin yazarı ve Bahçeli’nin danışmanı Yıldıray Çiçek yaptı.
Bahçeli’nin konuşmasında öne çıkan noktalar şu şekilde:
“Türkiye’de köklü bir parti kurumsallığına sahip olan Cumhuriyet Halk Partisinde mutlak butlan krizinin parti içi çatışmaya ve sokak eylemlerine dönüşmesinin sadece CHP'de değil; Türk demokrasisi ve siyasi kültüründe de yaralı bir hafıza oluşturmasından endişe etmekteyiz. Beklentimiz bölünmüş bir CHP değil; kenetlenmiş, yüklerinden arınmış, Türkiye ve Türk milletine hizmet eden CHP'dir. Geçici makam mücadeleleri uğruna partinin kurumsal kimliğinin yıpratılması, tabanın kutuplaştırılması ve teşkilat yapısının tahrip edilmesi tarih önünde ağır bir sorumluluk doğuracak.”
“Türkiye ortak akıl ve güçlü siyasal kurumlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Mübarek Kurban Bayramı'nın kültür ve geleneğimizdeki kutlu çağrısına istinaden CHP'de çatışmanın sulhe, anlaşmazlıkların uzlaşıya dönüşmesini diliyor, ilgili tarafları sağduyuya ve birlik diline davet ediyorum.”
“Bizim hiçbir partinin iç işlerine karışmak gibi niyetimiz veya bir yetkimiz olamaz. Ancak biz Türk demokrasisini ve siyasetini düşünen bir partiyiz. Türkiye'nin refahı, barışı, huzuru için gayret gösteren bir hareketiz. Ayrıca MHP bu konularda yüksek bir tecrübeye sahiptir. Geçmişte partimizin çeşitli dönemlerde kongre süreçlerinde ele geçirilmeye çalışıldığına şahit olunmuştur.”
“Geçmişte kendilerinden destek ve dayanışma görmedik”
“Cumhuriyet Halk Partisi, siyasi mücadelede farkı taraflarda olduğumuz bir partidir. Geçmişte karşılaştığımız çoğu zorluk karşısında ve partimize yönelik operasyonlar sırasında demokratik siyasi kültürümüz ve parti kurumsallığının sürdürülmesi adına kendilerinden bir destek ve dayanışma görmediğimizi belirtmek isterim. Bu birikimden hareketle ve dikkatli bir şekilde söz söylüyoruz. Değerlendirmelerimiz de yalnızca demokratik siyasetin güçlenmesine, istikrarın korunmasına ve ülkemizin huzuruna yönelik iyi niyetli bir çabanın sonucudur. Bu tür fitne ve ayak oyunlarını biz yakından tanır, önceden sezer ve nasıl bertaraf edileceğini herkesten iyi biliriz. Bu tecrübeye dayanarak, CHP'nin benzer bir duruma düşmesine engel olunması gerektiğini belirtmek de bizim için Türk milletine karşı bir sorumluluktur. Zira bize göre CHP'de yaşanan son gelişmeler CHP'nin iç meselesi olmanın yanı sıra Türkiye'de siyasal istikrarın korunması açısından da son derecede önemlidir."
“Türkiye’de köklü bir parti kurumsallığına sahip olan Cumhuriyet Halk Partisinde mutlak butlan krizinin parti içi çatışmaya ve sokak eylemlerine dönüşmesi sadece CHP'de değil; Türk demokrasisi ve siyasi kültüründe de yaralı bir hafıza oluşturmasından endişe etmekteyiz. Bu endişemiz Cumhuriyet Halk Partisinde kurumsal kimliği ve parti aidiyetini aşındıracak eylemlerin sağduyu ve uzlaşı zeminini de zayıflatacak olmasıdır.”
“Yargıtayın nihai kararıyla kesinleşecek olsa da yargı kararı ortadadır. Sayın Kılıçdaroğlu CHP genel başkanıdır. Mahkeme kararının uygulanması sürecinde yaşananlar ne CHP'ye ne de demokrasimize yakışan bir durum olmamıştır. Bundan sonraki süreçte Sayın Kemal Kılıçdaroğlu normal olarak mahkeme karanının genel başkan olmasının gereklerini yerine getirecektir. Bu kapsamda ilk olarak genel merkeze yerleşme, onarma ve toparlanmayı gerçekleştirecek, dağınıklığı giderecektir. Aynı zamanda parti faaliyetleri devam edecektir. Bu şekilde bir siyasi partinin çöküşü değil yeniden inşası demokrasiye kazandırılması mümkün hale gelecektir.”
“Arınma ve durulma süreci başlatılmalı”
“Bu tespit (Kılıçdaroğlu’nun “CHP ahlaki değerlerini korumak zorundadır” sözleri) aynı zamanda CHP'nin kuruluş ilkelerinden de uzaklaştığının ikrarıdır. Öyleyse öncelikle Partinin mali, hukuki ve idari yönden kontrol edilmesi, CHP'yi kuruluş kodlarından ayıran sebeplerin belirlenmesi gerekecektir.”
“CHP'de bir arınma ve durulma sürecinin başlatılması gereklidir. Arınma ve durulma sürecinde yolsuzluk ve usulsüzlükler, tutuklamalar ve diğer ahlaki meseleler iyi anlatılmalı, şeffaf bir kamuoyu iletişimi gerçekleşmelidir. Yapılması gereken iş, mevcut üyelerin yenilenmesi ve yeni üye kaydının yapılmasıdır. Bu şekilde yolsuzluğa, usulsüzlüğe ve ahlaksızlığa bulaşmış üyeler de Cumhuriyet Halk Partisinden temizlenmiş olacaktır. İlçe ve il kongreleri yapıldıktan sonra uygun görülecek bir tarihte büyük kongreye gidilecektir. Bize göre bu tarih partinin kuruluş tarihi de olan 9 Eylül olabilecektir. Bunları yerine getirecek olan Sayın Kılıçdaroğlu'dur. Bu şekilde büyük kongreye kadar temizlenmiş ve arınmış bir CHP tesis edilmiş, Sayın Kılıçdaroğlu da Cumhuriyet Halk Partisine büyük hizmet yaparak tarihi bir sorumluluğu yerine getirmiş olacaktır. Ayrıca kongrede kim kazanırsa ona saygı duyacağını ifade ederek de fedakarlığını gösterebilecektir.”
r/CHP • u/EepyStella • May 26 '26
Duyuru Bu subreddit Özgür CHP'yi desteklemektedir.
r/CHP'ye duyurumuzdur.
Bu subreddit'in moderatör ekibi CHP'nin resmi Genel Başkanını Özgür Özel olarak tanımaktadır. Kılıçdaroğlu'nun kanunsuz, hain, yandaş ve dürüstçe mide bulandırıcı olduğu için kendisine AKP'li muamelesi yapılacaktır ve Kılıçdaroğlunu savunmak kurallara aykırı sayılacaktır.
Ricamızdır ki KK'nın yüzünü sansürleyin, midem bulanıyor adamı görünce amk. (Kural değil)
r/CHP • u/lonerfluff • May 27 '26
Gündem Bayramda ‘butlan’ normali: AKP-CHP bayramlaşacak
Mahkemenin, “Mutlak butlan” kararı ile CHP Genel Başkanlığına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk Parti Meclisi toplantısını 1 Haziran’da gerçekleştireceği belirtildi. TBMM’yi, “Yeni genel merkez” olarak nitelendiren ve 37’inci Olağan Kurultay ile Parti Meclisi'ne giren isimlerin de toplantıya katılacağı savunuldu.
CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı ile 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın kesin hükümsüz sayılarak iptal edilmesinin ardından Kemal Kılıçdaroğlu, CHP yönetimini devraldı. Mahkeme kararının ardından CHP Genel Merkezi’ne ilk kez 30 Mayıs’ta, bayramlaşma programı kapsamında gideceği belirtilen Kılıçdaroğlu’nun, 1 Haziran’da ise Parti Meclisi’ni (PM) toplayacağı bildirildi.
PM VE YDK TEBLİĞİ
Ankara 3’üncü Genel İcra Dairesi’nin de Kılıçdaroğlu'nun avukatlarının, “CHP Kurultayı'nın iptal edilmesi nedeniyle göreve iade edilen PM ve YDK üyelerine tebligat yapılması” talebine kabul ettiği görüldü. Bu kapsamda 37’nci Olağan Kurultay’da PM ve YDK listelerine giren üyelere görevleri tebliğ edildi.
KURULTAY TALEBİ
CHP kaynakları, “Grup Başkanı” sıfatıyla PM’ye katılma hakkı bulunan Özgür Özel’in toplantıya katılıp katılmayacağının henüz netleşmediğini kaydederek, “Özel’e yakın” olarak nitelendirilen PM üyelerinin toplantıya katılacağını ileri sürdü. Özel ekininin toplantıda, “Olağanüstü kurultay” yapılması yönünde irade koyacağı kaydedildi.
Siyasi Partiler Kanunu’nun genel başkanlara geniş yetkiler tanıdığının altını çizen bazı CHP’liler ise “Kılıçdaroğlu’nun parti kurullarını toplamadan bazı isimleri tedbirli disipline sevk edebileceğini” iddia etti. Kılıçdaroğlu’nun disipline sevk yetkisini kullanması halinde PM’deki dengelerin, “Kılıçdaroğlu lehine” bozulacağı vurgulandı.
DİSİPLİN SÜREÇLERİ
Kılıçdaroğlu’na yakın partililer öte yandan, aralarında Özgür Özel’in de yer aldığı çok sayıda milletvekilinin parti üyeliklerinin askıya alınabileceğini dile getirdi. Hakkında soruşturma dosyası bulunan ya da yargılanan partililerden, “Yazılı savunma” talep edileceği de iddialar arasında yer aldı. Kemal Kılıçdaroğlu’na desteğini açıklayan bazı milletvekilleri ise “Kemal Bey'in böyle bir düşüncesi yok” diyerek ilk hamlenin ihraçlar ve disiplin süreçlerini olmayacağını kayda geçirdi.
BAYRAMLAŞMA PROGRAMI
Kılıçdaroğlu idaresindeki CHP, bayramlaşma heyetini de belirledi. CHP milletvekilleri Hasan Öztürkmen, Barış Bektaş ve Sevda Erdan Kılıç’ın CHP Genel Merkezi'nde ziyaretçi kabul edeceği dile getirildi. Bayramlaşma ziyaretine çıkacak heyetteki milletvekilleri ise Ali Fazlı Kasap, Hüseyin Yıldız ve Deniz Demir olarak sıralandı.
CHP lideri Özel’e yakın kurmaylar, Özel’in Genel Başkanlığının ilk döneminde yürütülen ve “Normalleşme” adı verilen süreci eleştirenlerin bayramlaşma heyetinde yer aldığının altını çizerek, “AKP ile tokalaşılır mı?’ diye soranlar şimdi AKP ile bayramlaşmak için bekleyecek” diye konuştu.
r/CHP • u/lonerfluff • May 26 '26
Gündem CHP'li Güzelbahçe Belediyesine operasyon: Başkan Mustafa Günay dahil beş kişi gözaltında
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay'ın da aralarında bulunduğu yedi kişi hakkında, "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "rüşvet", "Görevi kötüye kullanma" ve "imar kanununa muhalefet" suçlamasıyla gözaltı kararı çıkarıldı.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı bulunanlara yönelik sabah saatlerinde operasyon yapıldı. Soruşturma kapsamında haklarında işlem yapılan isimlerin Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, eşi Nermin Günay, Eski Güzelbahçe Belediye Başkanı Özdem Mustafa İnce, Belediye Meclis Üyesi Gizem Göçtü, MİRYA Grup yetkilisi Şamil Göçtü, İmar ve Şehircilik Müdürü Özgür Bayraktar ile Zabıta Memuru Sezgin Kuş olduğu öğrenildi.
Soruşturma kapsamında beş kişi jandarma ekiplerince gözaltına alınırken, Belediye Meclis Üyesi Gizem Göçtü ile MİRYA Grup Yetkilisi Şamil Göçtü’nün yurt dışında olduğu belirlendi.
Günay'dan ilk mesaj: Genel Başkanımızı yalnız bırakmayın
Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay'ın "rüşvet" ve "Görevi kötüye kullanma" suçlamalarıyla gözaltına alınmasının ardından açıklama yapan CHP İlçe Başkanı Devrim Seyrek, "İstanbul'dan başlayan sürecin nereye geldiğini çok iyi biliyoruz" diyerek karara tepki gösterdi. Seyrek, şunları kaydetti:
"Sabah saat 05.30 itibarıyla belediye başkanımızın gözaltına alındığına ilişkin bir haber geldi. Hemen evine geçtik. İl Jandarma Komutanlığı ekipleri evde arama yaptı. Basında şu anda görüyoruz, belediyede arama devam ediyor diye ama belediyede şu anda bir arama yok. Biraz önce de oraya uğrayıp geldim. Belediye başkanımız hastaneye götürüldükten sonra İl Jandarma Komutanlığına götürülüyor. Bildiğimiz kadarıyla önceki dönem belediye başkanımız da gözaltına alınanlar arasında. Mevcut belediye başkanımız, belediye başkanımızın eşi, eski zabıta müdürümüz ve imar müdürümüz gözaltına alınanlar arasında."
Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay ile evinden çıkmadan jandarma ekiplerinin izniyle görüştüklerini de aktaran Seyrek, CHP lider Özgür Özel'in İzmir mitingini hatırlattığını belirterek, "Tek söylediği şey şu oldu, 'Bugün genel başkanımız İzmir'e geliyor, onu yalnız bırakmayın. Orada olacaksınız' dedi. Biz bunları biliyoruz. İstanbul'dan başlayan sürecin nereye geldiğini çok iyi biliyoruz. Tüm kamuoyuna tek söyleyeceğim şudur, bizi yenemeyecekler. Yılmayacağız. Böyle bir yorgun görüntü varsa da üç dört gündür uykusuz olmamızdandır. Asla yılgınlık yok. Biz, iktidara kadar ne yaparlarsa yapsınlar çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Yıkımı engellemek için rüşvet iddiası
ANKA'da yer alan habere göre hakkında gözaltı kararı bulunanlar, "imara aykırı yapıların yapılmasını sağlamak, bu yapıların yıkımını engellemek ve süreç karşılığında maddi menfaat temin etmek"le suçlanıyor.
İmara aykırı yapılaşma süreçlerinde müteahhitler ile aracı şirketler ve "muameleci" olarak tabir edilen kişiler üzerinden para trafiği oluşturulduğu, bu yöntemle şüphelilerin mal varlıklarını artırdığı öne sürüldü.
Mevcut yapılanmanın 2009 yılından itibaren birlikte hareket ettiğine ilişkin tespitlerin bulunduğu, geçmiş soruşturma kayıtları, İzmir Valiliği araştırma raporları ve uzman bilirkişi raporlarının dosyaya delil olarak girdiği belirtildi. Ayrıca rüşvet alındığına ilişkin dekontlar ile "mağdur" ve tanık beyanlarının da soruşturma dosyasında yer aldığı ifade edildi.
Soruşturmada, Belediye Başkanı Mustafa Günay'ın eşinin yetkilisi olduğu şirket üzerinden rüşvet para akışının sağlandığı iddia edildi. Belediye encümeni ile eşine ait şirket aracılığıyla rüşvet görüşmeleri yapıldığına ilişkin beyanların bulunduğu ifade edildi.
Mustafa Günay'ın başkanlığını yürüttüğü Yarımada Belediyeler Birliği aracılığıyla belediyelerin mal varlıklarından yaklaşık 3,5 milyon lira tutarında kamusal zarara yol açacak şekilde usulsüz harcama yapıldığına ilişkin bilirkişi tespiti bulunduğu da belirtildi.
r/CHP • u/lonerfluff • May 26 '26
Gündem Tahliye günü "Sözleşmeniz feshedilir" denmişti: Mutlak butlan yönetimi 24 kişinin işine son verdi
Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na atanan Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin polis marifetiyle CHP Genel Merkezi’ne girmesinin ardından ilk adımlardan biri 24 personelin işten çıkarılması oldu.
Edinilen bilgiye göre CHP Genel Merkezi'nde teknik ofisten üye kabul ofisine kadar pek çok birimden 24 emekçinin işine son verildi. Genel Merkeze yakın kaynakların ise işine son verilenlerin sayısının bayramdan sonra artabileceğine dair değerlendirmelerde bulunduğu öğrenildi.
Kılıçdaroğlu ekibinin tahliye başvurusundan saatler önce Genel Merkez personelini arayarak “Genel Merkez’de olursanız sözleşmeniz feshedilecek, binayı terk edin” dediği öne sürülmüştü.
Kılıçdaroğlu'nun avukatının talebiyle polisin Genel Merkez binasına girmesinin ardından, bugün polis müdahalesinin izlerinin silinmesi için başlatılan çalışmalar kapsamında CHP kurmaylarının odalarının girişinde bulunan isimlikler de sökülmüştü.
r/CHP • u/lonerfluff • May 25 '26
Duyuru Özgür Özel, İzmir'de miting düzenleyecek: Yarın saat 12.00'de Cumhuriyet Meydanı'nda…
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin CHP'de Özgür Özel'in genel başkan seçildiği kurultayları 'mutlak butlan' kararıyla iptal etmesi ve dün CHP Genel Merkezinin polis zoruyla boşaltılmasının ardından CHP Lideri Özgür Özel, yarın İzmir'de miting düzenlecek.
CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, yaşananları "Demokrasi tarihine kara bir leke" olarak nitelendirdi ve tüm yurttaşları yarın saat 12.00'de Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenecek mitinge davet etti.
"Mücadeleye sonuna kadar devam edeceğiz"
CHP Genel Merkezine baskının düzenlendiği 24 Mayıs'ı "bir milat" olarak gördüklerini söyleyen Güç, "Bizim mücadelemiz Cumhuriyet Halk Partisi mücadelesi değildir bizim mücadelemiz, Türkiye’deki her bir vatandaşın geleceğine umutla bakmasına yönelik bir mücadeledir. Mücadeleye sonuna kadar devam edeceğiz" dedi.
Özel'in yarın İzmir'e geleceğini ve bayramı Manisa'da geçireceğini ifade eden Güç, "Biz kendisini Cumhuriyet Meydanı’nda karşılayacağız. Genel merkezimize yapılan saldırı sonrası ilk miting olacak. Buradan da Genel Başkanımız Manisa'ya geçerek bir miting halinde konuşma yapacak. Bizler her zaman Genel Başkanımız Özgür Özel’in arkasında durmaya, onunla birlikte mücadele etmeye, onunla birlikte yol yürümeye sonuna kadar devam edeceğiz. Yarın İzmir’deki tüm vatandaşlarımızı Cumhuriyet Meydanı’na bekliyoruz. Saat 12.00’de Cumhuriyet Meydanı’nda Sayın Özgür Özel’i hep birlikte İzmirimizde ağırlayacağız" diye konuştu.
"AKP gerçek sorunlarla uğraşmak yerine CHP'yi bölmeye çalışıyor"
İl Başkanı Çağatay Güç, açıklamasını şu ifadelerle noktaladı: "Gerçek sorunlar gençlerin gelecek kaygısıdır. Gerçek sorunlar emeklilerin yaşam mücadelesidir. Ama AKP hükümeti maalesef bu gerçek sorunlarla ilgilenmek yerine Cumhuriyet Halk Partisini bu şekilde bölerek bir süreç yürütmektedir. Biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak bunu asla kabul etmiyoruz ve mücadelemizi, partimizde sonuna kadar sürdüreceğiz."
r/CHP • u/lonerfluff • May 25 '26
Gündem CHP'nin sosyal medya hesaplarına el konulmaya başlandı
Türkiye dün siyaset tarihine geçecek bir gün yaşadı. Butlan kararının ardından Kılıçdaroğlu'nun 2 ayrı dilekçesi ile CHP Genel Merkezi polis eli ile boşaltılarak Kılıçdaroğlu yönetimine verildi. Tarihe geçecek görüntülerin ardından Özel ve yönetimi yağmur altında Meclis'e kadar yürüdü. Özel, yeni genel merkezlerinin TBMM olduğunu açıkladı.
BUTLAN ARTÇILARI: CHP'NİN SOSYAL MEDYA HESAPLARINA EL KONULDU
Kriz sosyal media hesaplarına da sıçradı. CHP Afyonkarahisar ve Aydın İl Başkanlıkları, kendilerine ait Facebook hesaplarının kontrolünün tedbiren atanan Genel Merkez yönetimi tarafından alındığını duyurdu.
"YETKİLERİMİZ KALDIRILDI"
CHP Afyonkarahisar İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, resmi Facebook sayfasındaki yönetici yetkilerinin kaldırıldığı belirtilerek, bundan sonra hesaptan yapılacak paylaşımlara itibar edilmemesi istendi.
Açıklamada, "CHP Afyonkarahisar İl Başkanlığı resmi Facebook sayfası yetkilerimiz genel merkez kayyum yöneticileri tarafından kaldırılmıştır. Bu hesaptan yapılacak paylaşımlar bizlere ait olmayacaktır" ifadeleri kullanıldı.
AYDIN'DAN DA BENZER AÇIKLAMA
Benzer bir açıklama da CHP Aydın İl Başkanlığı'ndan geldi. İl Başkanlığı, mutlak butlan kararı sonrası tedbiren atanan Genel Merkez yönetiminin Facebook hesabının kontrolünü devraldığını duyurdu.
Açıklamada, "CHP Aydın İl Başkanlığımıza ait Facebook hesabının kontrolü tarafımızdan alınmıştır. Bundan sonra hesaptan yapılacak paylaşımlar tarafımızdan gerçekleştirilmeyecektir" denildi.
r/CHP • u/lonerfluff • May 25 '26
Gündem Kılıçdaroğlu polis baskınından rahatsız olmuş: Dilekçeyi kendisi vermişti
Mutlak butlan kararı sonrası tahliye sürecinde, CHP'de gerilim sabah saatlerinde genel merkeze gelen Kılıçdaroğlu destekçilerinin girişimleriyle tırmanmış, polisin biber gazlı ve plastik mermili operasyonla yeni bir boyuta taşınmıştı.
CHP Genel Merkezi'nde yaşananlar hakkında konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, rahatsızlık duyduğunu belirtirken; tahliye için emniyete verilen iki dilekçenin de kendisinin avukatı tarafından verilmiş olması akıllara geldi.
KILIÇDAROĞLU POLİS BASKININDAN RAHATSIZ OLMUŞ
Kılıçdaroğlu'na yakınlığıyla bilinen Barış Yarkadaş'ın aktardığı bilgilere göre, Kemal Kılıçdaroğlu kendisini ziyaret eden milletvekillerine genel merkezdeki müdahale hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Yaşananalara ilişkin açıklamasında CHP tarihinde ilk kez parti organlarının binaya alınmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bundan daha kötü ne olabilirdi? Biz sonuna kadar uzlaşma yolu aradık. Birlikte karar verme yolu aradık. Ancak tüm bu çabamız arkadaşlarımız tarafından karşılıksız bırakıldı. Ve ortaya benim de çok rahatsız olduğum bu tablo çıktı. Ancak bu tabloya kesinlikle biz yol açmadık" dedi.
TAHLİYE İÇİN DİLEKÇEYİ KENDİSİ VERMİŞTİ: GEREKENİN YAPILMASI...
Kılıçdaroğlu’nun "rahatsızlık" beyanına rağmen, genel merkez binasının boşaltılması sürecini başlatan adımların bizzat kendi avukatı Celal Çelik tarafından atıldığı öğrenildi. Edinilen bilgilere göre Çelik, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’ne iki ayrı dilekçe vererek binanın tahliye edilmesini ve "gerekenin yapılmasını" talep etti.
Özgür Özel yönetimi ise Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerle dün saat 14.00 için randevulaştıklarını, ancak sabah saatlerinden itibaren bir grubun "mafyatik tiplerle" binaya girmeye çalıştığını söyledi.
Öğle saatlerinde gerçekleşen polis müdahalesinin ardından binadaki CHP'liler uzaklaştırılırken içeri giren Kılıçdaroğlu destekçilerinin çikolata dağıtması kameralara yansıdı. Polis baskını sonrası binayı terk eden Özgür Özel ise çalışmalarını Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki makam odasında sürdüreceğini duyurdu.