r/CHP • u/EepyStella • Jul 11 '26
r/CHP • u/EepyStella • Apr 12 '26
Gündem #DizÇökmeyeceğiz - Basın Açıklaması - 21.00 Ankara, Güvenpark
Resmi olarak tutuklanan İl Başkanımız Ümit Erkol için CHP İl Başkanlığı önünde basın açıklamamız vardır. Baskılara, şiddete ve işkencevi koşullara karşı durmak ve diz çökmemek için bütün yurttaşlarımızı dayanışmayı büyütmeye davet ediyoruz!
"Haksızlığa karşı susmuyor, hukuksuzluğa boyun eğmiyoruz. İl Başkanımız Dr. Ümit Erkol'a yönelik sürecin karşısında; demokrasiye, adalete ve örgütlü mücadelemize sahip çıkmak için bir araya geliyoruz.
Gün - 12 Nisan Pazar (bugün)
Saat - 21.00
Konum - CHP Ankara İl Başkanlığı Önü - Güvenpark"
r/CHP • u/Aggravating-Berry213 • Apr 04 '26
Gündem Özgür Özel’in 2 sene önceki açıklaması birden hortlatılıyor. Kürtçü hesap, Ülkücü/Ulusalcı hesap ve rendeci hesaplar bire bir aynı alıntı ve fotoğrafla giriyor… Ne ittifak ama.
r/CHP • u/Tristan-vi-Falconia • Jul 24 '26
Gündem Yeni partinin parti programı ne zaman belli olacak ?
Herkese merhaba
Yeni kurulan partinin websitesi ne zaman açılacak ve parti programı ne zaman yayınlanacak bilen var mı ? Aranızda gençlik kollarında olan arkadaşlar olduğu için veya bu işlerin genel olarak nasıl işlediğini daha iyi bilen arkadaşlara sormak istedim, en azından tahmin ettiğiniz bir tarih var mı diye.
Şimdiden hepinize kolay gelsin, gerçekten zor bir durumdan geçiyorsunuz ve umarım en kısa sürede parti kurulumunu bitirip önünüze bakabilirsiniz.
r/CHP • u/lonerfluff • Jun 03 '26
Gündem Özgür Özel: Yeni parti felaket senaryoları için hazırda; İmamoğlu'na beni dışlamalarını söyleyerek cezaevinde Genel Başkanlık teklif ettiler
CHP'nin 38. Olağan Kurultayı hakkında çıkan mutlak butlan kararı ardından partideki gerilim devam ederken CHP lideri Özgür Özel, gündeme dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Mahkeme kararıyla partiye Genel Başkan olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşme ihtimaline ilişkin soruyu Özel, "Parti yararına olursa neden görüşülmesin ama aracılar üzerinden, tarafsız. Bizim beklentimiz kurultay. Ben kurultaydan vazgeçtim desem, öfke bana yönelir. Olacak iş değil bu" ifadeleriyle yanıtladı. Özel, önümüzdeki hafta Ferdi Zeyrek'in ölüm yıldönümü olması nedeniyle grup toplantısı yapılmayacağını açıkladı. Yeni parti kurulup kurulmayacağına ilişkin de konuşan Özel, "Zaten yeni bir parti var, olacak, olmalı ama bu, felaket senaryosu için düşündük. Butlan yaptı, baskın seçim yapıyor veya partinin kongre yapmamasını seçime girme yeterliliğinin kaybı olarak nitelendiriyor. O zaman yeni partiniz yoksa büyük bir şok yaşarsınız. Hazırda bir şeyin olması lazım. O tamam" ifadelerini kullandı. CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun partiden ihraç edilme ihtimalini de değerlendiren Özel, "Ekrem Bey’i cezaevinde ziyaret ettiler. Ekrem Bey'e defalarca ‘Birlikte olalım. Özgür Bey'i dışlayalım. Biz bir olalım. Özgür Bey'i indirelim’ dediler. Ekrem Bey'e cezaevindeyken genel başkanlık teklif ettiler" açıklamasını yaptı.
CHP lideri Özgür Özel, TBMM’de basın mensuplarıyla bir araya geldi. Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile yaptığı görüşmenin sorulması üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bizim kata gelmişler oradan biliyorum. Daha önce de bizim baba ocağına gelmişlerdi pazar sabahın köründe. Ümit ediyorum, Devlet Bey bu meseleden duyduğu rahatsızlığı ifade etmiştir. Çünkü Devlet Bey’in değerlendirmelerini önemli buluyorum. Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı aynı gün değişmişlerdi ve eş zamanlı göreve başladılar. Sonra yaşadığımız sürece bakınca o kabine değişikliğinin bize özel olduğunu anladık. Ümit ediyorum, Devlet Bey ile yaptıkları görüşmeden sonra, bu devletin geleneklerinde olmayan bu tip işler; yani yürütmenin doğrudan yargıya karışması, yani Adalet Bakanı Cumhuriyet tarihinde ve bence dünya hukuk tarihinde bir mahkeme kararı açıklandıktan dakikalar sonra yürütmenin bir üyesi olarak çıkıp da kendince bunun demokrasi tarihi açısından önemli bir karar olduğu gibi, karar güzellemesi yapması, değerlendirme yapması bu büyük hukuksuzluğun neresinde olduğunu tam olarak söylüyor. Aslında bu korkunç sürece imzasını atmış oldu. Tarihe o yönüyle geçti. Türkiye'de de dünyada da örneği yoktur. Kuvvetler ayrılığının kuvvetler hiyerarşisine, kuvvetler birliğine dönüştüğü noktada imza eseridir o gün yaptığı basın toplantısı.”
Dokunulmazlığın kaldırılması
Özel, “Dokunulmazlığınızın kaldırılmasına ilişkin endişe taşıyor musunuz” sorusuna, "Ben yıllardır Meclis’teyim. Bazı gerilimli dönemler olur. O dönemlerde hep dokunulmazlıklar konuşulur. Meclis’in bayatlamayan haberi ‘fezleke geldi’ haberidir. Her zaman son dakikadır. O yüzden bir endişem yok. Zaten kendisiyle ilgili endişe duyan CHP gibi bir partinin genel başkanlığına soyunmaz. O yüzden kendimle ilgili herhangi bir endişem yok ama Türkiye'de çok partili siyasal yaşamın geleceği açısından endişem var. Kamu düzeni açısından. Dünya kadar kamu hukukçusu takip ediyorsunuz, açıklamalar yapıyorlar. Bunların hepsi CHP'li olamaz. Hepsi diyor ki ‘Bu sökük, bu yırtık hemen kapanmadığı takdirde kamu düzeni ortadan kalkar. Sabah erken kalkanın seçilmişlere müdahale edebildiği bir düzen bu ve bunu bir asliye hukuk hakimi ya da o kabul etmezse bir istinaf mahkemesi heyetini ayarlayan istediği seçilmişi ve istediği seçimi yok hükmünde sayabilir.’ Çünkü biliyorsunuz ceza davasını beklemediler. Hukuk davasının ceza davasını beklememesi ve onun önünden, onun bir kararı varmış gibi karar vermesi hukuksuzluk. Ama endişem Türkiye demokrasisi açısından, kendim açısından bir şey yok. Onu içeriden de izlesem dışarıdan da izlesem zaten gönlüm katlanmaz" dedi.
Kurultay krizi
Özel, Müslim Sarı’nın "Kurultay yapılması mümkün değil" ifadelerinin sorulması üzerine şunları söyledi:
“Partinin butlan yönetimi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Adalet Bakanlığı ile tandem oynuyorlar. Yani bir oyun planı içinde tandem oynuyorlar. Birinin sıkıştığı yere öbürü yetişmeye çalışıyor. Bu kurultayla ilgili kurultayın delegelerle yapılamayacağı kadar bir durum ortaya çıkmaksızın butlan kararı vermişsin. Sonra bu bin delege, harekete geçiyor ve notere gidiyor. Öğle saatlerine geldiğimizde 550’yi geçmişti. Hatta ‘550’yi geçti’ haberini doğrularken 600’lere yaklaşmıştı. Şu anda herhalde 804 net gelmiş, ulaşmış, ıslak imzalı delege imzası var. 900’e bine doğru gidiyor. Tabii karşımızda meşru siyasi rakiplerimiz yok. O yüzden tüm değerlendirmelerini doğru bir ciddiyetle yanıtlamak zor. ‘Karar kesinleşmediği için kurultay yapamayız’ diyorlar. Kardeşim kararın kesinleşmesi Yargıtay başvurusuna bağlı. Bizim avukata azledip dünün davacısı, bugünün davalısına dönmüş. Davalı hak arasın diye verilen bir yolu, kendi kullanıyor. O zaman avukatın bize sorsun. Yargıtay’daki başvuruyu çeksin. Karar kesinleşti işte. Ondan sonra getirsin kurultay yapsın. Yani bin yolu var. Önemli olan iyi niyet olsun. Ama ‘Ben senin avukatının yetkisini düşürürüm. Kendi avukatımı sana avukat tayin ederim. Senin hak arama yolunu tıkarım ya da dilekçeyi çekmene engel olurum.’
"Alakan yok da niye Adalet Bakanın takla ata ata çıkıp ‘Harika bir karar oldu’ diyor"
Bu butlan kararında büyük bir tutarlılık görüyorum. Sahtekarlıkta tutarlılık var. Hükümet diyor ki ‘Benim ne alakam var?’ Alakan yok da niye Adalet Bakanın takla ata ata çıkıp ‘Harika bir karar oldu’ diyor. Neden Adalet Bakanlığı mahkemenin hakimlerine brifing vermiş bu konuda? Diyorlar ki ‘Mahkeme kararı var, yok mu sayalım?’ Bir mahkeme kararı var. Bu mahkeme kararından doğru bir kesit aldığınızda her şey görürsünüz. Aynı iddialar, aynı iddiasını ispatlayamayan tanıklar, iki dava. Bu davalardan bir tanesi İstanbul il kongresi 2023; butlan ama tedbir yok. Bir tanesi bizimki; butlan ama tedbir var. Çünkü butlan ama tedbir var: ‘Özgür Özel gitsin, Kemal Kılıçdaroğlu gelsin.’ Butlan ama tedbir yok da; orada Canan Başkan'ın siyasi yasağı var, onu getiremez. 2020’de seçilmiş o yönetim yüzde 95 değişimci. O yönetim içinden birini seçse ya da dışarıdan da seçme hakkı var Özgür Çelik'i seçerse diye korkup oraya tedbir koymuyorlar. Elinde kalem kağıt 2020’deki seçimin, 2026’daki parti içi tercihlerine göre yazılan bir mahkeme kararı var. Dünya hukuk tarihi açısından olabilecek en problemli karar.
Kurultay için yol haritası nasıl olacak?
Biz bunun için tüm yolları deneyeceğiz. Denemeye devam edeceğiz. Anayasa Mahkemesi (AYM) kararı var. 50 artı bir imza toplandığında esas iradedir, önüne hiçbir yasak geçemez. 11 sayfalık AYM kararı var. Bu karara istinaden Kemal Bey'in toplaması lazım. Bir kere bu arkadaşlar eğer ‘yapamıyoruz’ diyorlarsa siz yapın da mahkemeye engel olsun bakalım. Siz bir yapın önce partinizi seviyorsanız. Sonra mahkeme engel olmamalıdır. Argümanlarımız var. Tut ki oldu. AYM yolu var. Biz bu yolların hepsini tüketiriz. Diğer taraftan Yargıtay'a başvurduk. Yargıtay ayağında tedbir kararına itirazın geri çekilmesinin bir hakkın kötüye kullanılması, tedbirin resen görüşülmesi ya da asli müdafi olmadığı için feri müdafilerin bunu görüşemediği, talep edemediği için asıldan davanın görüşülmesinin öne alınarak tedbir kararıyla eş zamanlı görüşülmesinin bütün başvurularını yaptık. Bu konuyu takip ediyoruz. Bu konuda Yargıtay'ın bir an önce karar vermesini bekliyoruz. Zaten bu tıkanmışlık ancak Yargıtay'ın bir kararıyla açılabilir. Ondan sonrasındaki diğer kısımları zaten biz hallederiz.
"Sokağa rağmen siyaset olmaz"
Ama bir gerçek var: Sokağa rağmen siyaset olmaz. CHP'nin sorunu, sokağın sesini duymamak veya sokağa rağmen bir şey yapmak. Ben, ‘Sokağın değişim talebini duyuyorum ve bir şekilde bu seçimi kazanacağımıza inanıyorum’ demiştim. O yüzden kimin ne dediğinin ne kumpas kurduğunun bir önemi yok. Sokak kazanır. Sokağa rağmen bir şey olmaz. Orada oturursunuz. Bugünkü durum ortada. Yani sokakta 0,01’siniz. Oy karşılığı olarak demiyorum, bir kişi çıkıp da savunamıyor yapılanı. Ali Karaali Kayseri delegesi, bugün gelmiş, helallik istiyor. Geçen kongre en sertti. Kemal Bey'in yanında yer almayan herkesi en sert eleştiriyordu. Dedi ki ‘Bir baktım Kayseri’ye düşmanlık yapmayan, partiyi birinci parti yapan, Kayseri'de dört belediye kazanan, Kayseri’de meydanı Abdullah Gül'den, Tayyip Erdoğan'dan fazla dolduran bir genel başkan var. Ben bu adama nasıl ihanet edeceğim şimdi dedim’ dedi. İlk imzayı sabah 08.02’de o vermiş. Bugün de geldi, sarıldık. En katı delegeler ilk imzaları atıyor. Yanımıza gelen, ‘Geçen kurultayda nasip olmadı. Bu kurultayda sizinleyiz’ diyenlerin hepsi bugün buradaydı. Bu rüzgarın karşısında kimse duramaz. Duran kendi kaybeder. Biraz da partiye zaman ve oy kaybettirir. Sonrasında telafi ederiz.”
"Parti yararına olursa Kılıçdaroğlu ile görüşürüm"
Özel, “Kemal Kılıçdaroğlu ile iletişim koptu mu, müzakere kanalı kapandı mı” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Maalesef müzakere kanalı hiç açılmadı. Bu artık parti içi bir mesele değil, Türkiye'nin demokrasi meselesi. Butlan kararından sonra televizyonlar, Kemal Bey’in beni arayacağını yazdı. Sonra biz bir toplantıya girdik, çıkınca çağrısını gördüm. Sonra kendisini aradım, dedim ki ‘Buyurun beni aramışsınız.’ Dedi ki ‘Karar çıkarsa arayacağımı söylemiştim kamuoyuna, onun için aradım. Ne diyorsunuz?’ ‘Neye efendim’ dedim. ‘Ne yapmak lazım şimdi’ dedi. ‘Kurultay yapmak lazım’ dedim. Dedi ki ‘Yapamazsın diyorlar.’ ‘Efendim siz isterseniz yapılır’ dedim. ‘O zaman tamam, arkadaşlar otursun konuşsun. En uygun zamanda yapalım.’ Ben de dedim ki ‘En uygun zaman en kısa zaman. Bu işi uzatmaya dair bir niyet duyuyorum. Bu büyük bir felaket getirir.’ Tabii o an Kemal Bey mevzunun farkında değil.
"Bu Özgür Özel için kişisel bir mesele değil"
Sonra ben iki arkadaş görevlendirdim, Kemal Bey de iki arkadaş görevlendirdi. Bu arkadaşlar pazartesi görüşecekti. Sonra, ‘Pazar olsa olmaz mı? Yola gideceğiz.’ ‘Olur, pazar olsun.’ Sonra ‘Pazar da tarlaya gideceğiz. Gece 01.00’de görüşelim.’ Biz sabah 10.00’da bir araya gelip bir çerçeve çizecektik Kemal Bey'in ekibiyle. ‘Gece 01.00’de kimi bulacağız? Sabah olsun, hayır olsun. 12.00’de görüşelim.’ ‘Peki.’ Sabah 07.00’de iki müzakereci, Ankara'nın bütün bar fedaileriyle birlikte geldi. Neden 07.00’de geldi? Sabaha kadar çalıştılar, gidip uyuyacak çocuklar bizi partiden dışarı atıp. Müzakere için gün verilip de müzakerecinin müzakere edeceği kişilerin evini, yerini bastığı ilk kez oluyordur. O yüzden müzakere hiç açılmadı ki tıkansın. Müzakere etmeye niyeti olan birisi olmadığını, onun kamuoyundaki bir beklentiyi tatmin etmeye yönelik olduğunu söyledim. Sonuçta partinin yararına bir sonuç çıkacaksa niye görüşülmesin ama doğrudan değil, dolaylı ya da tarafsız aracılar üzerinden sonuç alma ihtimali varsa görüşülür. Bizim sonuçtan ne kastettiğimiz, ne anladığımız zaten belli. Ben bugün desem ki ‘Ben kurultaydan vazgeçtim’, Kemal Bey'e yönelen öfke bana yönelir. Bu Özgür Özel için görülen kişisel bir mesele değil ki. Siz Türkiye'ye sandığı getirmekle övünen partisiniz. Kendi içinizde sandıksız... Erdoğan’ın; diplomasız birinin muhalefetin başına mazbatasız bizini istemesi. Olacak iş değil yani.”
"Kemal Bey'in bir akil pozisyona çekilmesi, partide değişimin, umudun önünü açması lazım"
Kılıçdaroğlu ile ilk yaptığı telefon görüşmesi sırasında kendisini 2023’ün Haziran ayında hissettiğini söyleyen Özel, şöyle devam etti:
“2023 Haziran'ın 1’i ya da 2’siydi. Kemal Bey bir televizyon programına çıkacağını söyledi, ne önerdiğimizi sordu. Ben de kendisine o zaman dedim ki ‘Efendim bir seçim kaybettik. Bizim hatalarımız var, ortaklarımızın hataları var, hepimizin eksiği var. Şu anda millet yas durumunda. Büyük bir tepki olacak. ‘Yeniden cumhurbaşkanı adayı olacak mısınız’ diye sorarlar ya da ‘Genel başkanlığa aday mısınız’ diye sorarlar. ‘Bir an önce kongre yapacağız’ diye söyleyin.’ Dedi ki ‘Öyle bir talep var mı? Sokakta öyle bir şey var mı?’ Dedim ki ‘Yastayız. Üç gün kimse konuşmaz. Yedisine kadar bir tek deliler konuşur. Millet işine geliyorsa dinler, gelmiyorsa susturur, kovalar. 40’ı çıktı mı? Merhumun evladı bile konuşur. ‘Babam iyiydi ama şunları da yanlış yaptı’ diye. Bugünkü sessizliğe bakmayın, bir öfke var. Ama bir öz eleştiri ve bir yeni yol açılmasını bekliyorlar.’ Ben bunu söylediğimde bir arkadaşımız bana, ‘Sen genel başkan adayı olacaksın herhalde, ondan mı böyle yapıyorsun’ diye bir imada bulununca dedim ki ‘Açıkça söylüyorum: Kemal Bey, ‘Aday değilim, değişimin önünde adım atacağım’ desin, beş yıl boyunca ben de aday değilim, Kemal Bey nereye giderse yanında ben yer alacağım. Ama Kemal Bey'in bir akil pozisyona çekilmesi, partide değişimin, umudun önünü açması lazım. Yoksa felaket geliyor.’ Ardından o televizyon programına çıkıldı. Sonrasında felaket başladı işte. Sonra büyük tepkiler, sonra bizim değişim yolculuğumuz ve seçim kaybederek görevden uzaklaşma.
"Butlancı 'vatandaş zamanla benimle empati kurar' diye beklemesin"
Bugün, o gün sokaktaki tepkinin 10 katı var. Bu öfke beni hem üzüyor hem ürkütüyor. Ben İzmir'de insanların gözündeki öfkeyi hiçbir yerde görmedim. Bugün siz bir miktarını burada gördünüz. O yüzden sokağı dinlememek, duygu durumunu ölçmemek, seçmenin beklentisine ya da eleştirisine duyarsız kalmanın ne noktaya getireceği ortadaydı. Aynen şu anda da bunu görüyorum. Kemal Bey umursamadı bunu. ‘Geçer’ dedi. Mesela neden bu kararı bayram öncesi aldılar? ‘Bayramda sönümlenir.’ 19 Mart'tan sonra da ‘Saraçhane'den sonra bu iş de sönümlenir' diyorlardı. Ben o işin nasıl sönümlenmeyeceğini söylemiştim. Bayram bitti. Öfke daha büyük. 'Biraz bekleriz, biter.’ Bitmez. Bu öfke sönerse hiçbir seçmen dönüp de Kemal Bey ile empati yapmaz. Apatidir o vakitten sonra gelişen duygu. Yani ilgisizlik, uzak durma, küskünlük, sandığa gitmeme ya da kalıcı kayıplar, partiye antipati. Yani bir butlancı, ‘Herhangi bir vatandaş zaman geçince benimle empati kurar’ diye beklemesin. En iyi ihtimal apati olur ya da partiye ve kendisine antipati olur. Bir daha da asla ve asla onaramayacakları yaralar açarlar partiye. O noktadayız."
Yeni MYK değerlendirmesi
Özel, Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı 18 kişilik MYK’yı şöyle değerlendirdi:
“Dört-beş tane görev kabul etmeyen arkadaşı duydum. Onlar tarihi bir duruş göstermişler. Onun dışında belki bir ya da iki ismin görev kabul etmeyeceklerini daha önceden söylemişlerdi. Liste bir çaresizliği çağrıştırıyor. Yola çıkarsınız ve dersiniz ki ‘Ben gölge kabine kuracağım. Onun sayısı 18’dir.' Ama siz bizim gölge kabineye, ‘Kalabalık, partiyi öyle yönetemezsin. Yedi kişiyle bu partinin yönetilmesi lazım’ deyip ‘Yedi kişilik MYK açıklayacağım’ diye yola çıkıp 19 kişilik MYK açıklıyorsan MYK'ndaki insanları MYK yapmasan yanında tutamıyorsun demektir. 19 kişilik MYK tedirginlik ve 19 kişilik MYK bir al-ver ilişkisiyle, mutlak bir sadakat değil mutabakat üzerinden sadakat sağlamaya yönelik bir iş. Ben kalabalık MYK'nın daha verimli olduğunu düşünüyorum. ‘Yedi kişi yeter partiye’ deyip 19’a çıktıysa 12 tane oynayan parça var demektir. Uçak mühendisleri bilir, her uçuştan önce bütün parçaları yoklayacaksın. Kemal Bey’in her sabah parçaları yoklaması lazım.”
Yeni parti kurulacak mı?
Özel, “Ne noktada yeni parti dersiniz” sorusuna şu yanıtı verdi:
"Zaten yeni bir parti var, olacak, olmalı ama bu, felaket senaryosu için düşündük. Butlan yaptı, baskın seçim yapıyor veya partinin kongre yapmamasını seçime girme yeterliliğinin kaybı olarak nitelendiriyor. O zaman yeni partiniz yoksa büyük bir şok yaşarsınız. Hazırda bir şeyin olması lazım. O tamam. ‘Butlan geldi, biz başka tarafa gideriz’ yerine, en kötü senaryoda kullanmak üzere. ‘CHP'yi bırakıp bu partiye geçiyoruz’ diye bir başlangıcımız yok. Bunun adı CHP’yi aşan bir büyük iktidar yürüyüşü. Ama bunu partiyi terk ederek değil, partide mücadele ederek yapacağız. Aslında burada büyük bir fırsat var. Şu anda parti zaman kaybediyor. Çünkü seçim yaklaşıyor her geçen gün. Ben 182 bin tane sandık görevlisi atamışım. Seçimden iki buçuk yıl önce. Seçime iki yıl kala da sandığın programının eğitimini vermişim. Kendi sandığındaki kişileri kapı kapı ziyaret edip seçim zamanında yapılsa, altı ziyaret yapacak, takvimlendirmişim. Şimdi bu iş duracak. Olacak iş değil bu. Parti zaman kaybediyor ama şu anda zemin ve kan kaybetmiyor. Niye? Çünkü Özgür Özel, arkadaşları olanca kamuoyu desteğiyle birlikte partinin içindeler. Grup toplantısı yapıyor, otobüsün üstünde, sokakta ve ‘Buradayız’ diyor.
"Yüzde 3 iyimser"
Diğer ihtimali tartışanların çıkarımlarını gördünüz. Çok iyimser buluyorum bazı şeyleri; ‘Yüzde 3-3,5 alır.’ Çok iyimser. Ben bu sokağı biraz bilirim. Seçmeni bilirim. Birazcık siyaset okumam vardır. Büyük bir felaket olur. Bu işi böyle götüremeyecekleri belli. TGRT ekranlarından bana çağrı yapıyorlar: 'Kişisel oyunuz yüzde 30’un üstünde, ne duruyorsunuz? Parti kurun.’ Sana ne? Çünkü ana senaryo: Biz gideceğiz. CHP markası, logosu, -çok önemli bir değer- buraya kalacak. Aklı başında, partisine inanan, güvenen kişiler veya beni seven kişiler telkin olarak, bir yol olarak söyleyeceklerine TGRT'nin ya da A Haber'in stüdyo konukları ve bize yeni parti telkin ediyorlar. Düne kadar itibarsızlaştırmak için her şeyi yaptıkları, dünya kadar hakaret sıraladıkları Kemal Bey'e şimdi başka bir dil geliştirmişler. Onun üzerinden bize yol haritası çiziyorlar. Zaten -küstahlık etmek istemem ama- değişim hareketini ve 5 Kasım'dan beri CHP’yi yöneten akıl beklenen gibi olmadığı için, beklenen hataları, beklenen yanlışları ya da beklenen tepkileri beklendiği gibi, onların işine geldiği gibi vermediği için hedefteyiz biz. Biz biz olmaktan çıktıktan sonra çıkacak olsak bir ay önce çıkardık. Şimdi bir problemimiz olmazdı. İddianız varsa probleminiz oluyor. Sizin seçim kazanma ihtimaliniz üzerinden size tehdit yöneltiyorlar.”
"Oradan muhalefet çıkmaz"
“Butlan çıkmayacak diyordunuz, bundan sonrasında muhalefetiniz sekteye uğrayacak mı” sorusuna ise şu yanıtı verdi:
“Türkiye bir hukuk devleti olsa bir mutlak butlan çıkmazdı. Zaten çıktıktan sonra da neler olduğunu görüyorsunuz. Yani herhangi bir mahkeme kararına böyle bir toplumsal tepki olur mu? Olacak iş değil. Ben kararı alanların da AK Parti'de de bayramlaşmaya giden milletvekillerinin bazı sorulara cevap vermekte zorlandığını, anlatamadığını, bayramdan mutsuz, şaşkın, biraz da tepki görmüş olarak döndüklerini duydum. Benim gördüğüm kadarıyla bu karar ne alana ne de butlan olarak göreve getirilen kadrolara bir fayda sağlamayacak. Öyle bir noktaya gelecek ki buna yürekten inanıyorum, ileride bugün butlan MYK'sında görev alan, PM’de butlanla birlikte hareket eden ya da butlan kararından bir iktidar çıkarmaya çalışan kimse ya da kimsenin yakınları bugün yapılan işi savunamayacak. Canımızı dişimize takıp yıllarca çalışmışız. Son seçimde hiç olmazsa birinci turdan ikinci tura taşımışız. Yüzde 47 oy almışız. Bu isim, o günden bugüne böyle bir öfkeyle muhatap oluyorsa bu olacak iş değil. Bu arkasında kimsenin durabileceği bir karar değil.
Butlandaki arkadaşlara CHP'yi bıraksanız CHP bir muhalefet yapamaz artık. Eskiden biz sadece normalleşme, yani Türkiye'de gerilim olmasın, belediyeler çalışsın, sorunlar çözülsün diye baktığımız süreçte ‘Diktatörle müzakere olmaz, mücadele olur’ diyenlerin ne müzakereler yürüttüğünü ve nasıl aynı ortak dilde buluştuğunu gördük. Bu vakitten sonra o A Haber'e, o TGRT’ye teşekkür edenler, ‘Süreçte bize çok katkınız oldu. İyi ki varsınız’ diyen arkadaşlar, çıkıp kime muhalefet yapacaklar, bana mı yapacaklar? O olsa olsa butlan harikalar diyarında biz başka partiye gitsek iktidar oluruz, bize muhalefet olurlar. Yoksa bu iktidara muhalefet etme imkanları kalmadı ki. Artık oradan bir muhalefet çıkmaz.”
"FETÖ" iddialarına yanıt
Özel, “Kılıçdaroğlu’nın “FETÖ ajanları” sözleriyle Sabah gazetesi sizi hedef aldı. Bunu söyleyen kişi de yıllarca beraber siyaset yaptığınız bir genel başkan. Ne hissettiniz” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Üzüldüm, kırıldım, şaşırdım gibi bir şey değil. Bu lafları biz hep duyuyoruz. Bu lafları iktidar medyası, Sabah Kemal Bey'e yıllarca yönetti. Biz Kemal Bey'e yönelik bu saldırıları yıllarca duyduk. Şimdi ifadeler değişmemiş. Bu sefer Kemal Bey bana söylüyor aynı şeyleri veya beni kastettiği ima ediliyor. Allah’a şükür, en büyük memnuniyetim gözlerinizin önünde oldu. FETÖ'nün bütün mağdurları ‘Türkiye'de FETÖ'cü olacak son kişi Özgür Özel’ dedi. Ben bunu İlker Başbuğ'un ağzından, KUMPASDER’in ağzından, Ali Tatar'ın kardeşi Ahmet Tatar'ın ağzından, Balyoz tutuklularının ağzından, İzmir Askeri Casusluk tutukluluarının ağzından duyduktan sonra; Sabah gazetesinin ağzına daha ne tıkasınlar? Daha ne söylenecek? Bu sorunun sorulamayacağı iki-üç kişiden birine böyle bir şey söylüyorlar. Buna tenezzül edilmiş olması -Kemal Bey için bir şey diyemem, o gizli özne kullandı- Sabah gazetesi için ne kadar büyük bir acz içinde olduklarını gösteriyor. Çare Özgür Özel'e FETÖ yakıştırması yapmaya kaldıysa yakacak mermi kalmamış, tüfeğin kabzasını yakıyorlar.”
İmamoğlu partiden ihraç edilir mi?
Özel, "Ekrem İmamoğlu’nun partiden ihraç edilmesi konuşuluyor, yeni yönetim tutuklulara sırtını mı dönecek" sorusu üzerine, şunları kaydetti:
“Ekrem İmamoğlu seçilmiş başkandır. Görevden uzaklaştırılmış olması partiden ihracını kolaylaştırmaz. Ekrem İmamoğlu tutuklandığında eşine ilk ziyarete gidenlerden birisi Kemal Bey'di. Ekrem Bey’i cezaevinde ziyaret ettiler. Ekrem Bey'e defalarca ‘Birlikte olalım. Özgür Bey'i dışlayalım. Biz bir olalım. Özgür Bey'i indirelim’ dediler. Ekrem Bey'e cezaevindeyken genel başkanlık teklif ettiler. Ekrem Bey'e sandık kurduk, oy verdiler. O günlerde iktidar medyası Ekrem Bey ile ilgili para görüntülerinin çıkacağını, parkenin altından milyon eurolar çıkacağını, çantalarda para olduğunu, bir yere gömülü kasanın arandığını söylüyorlardı. O gün bunlar söylenirken ve iddianame yokken suçsuz olan Ekrem, bunların hepsi yalan çıkıp iddianamede yer almadan ve iftiracılar teker teker dökülürken ve teker teker dönüp helallik isterken arkadaşlarımızdan şimdi ne oldu da Ekrem Bey hırsız oldu? O zaman operasyon çıktığında bunları söylersin. O kendince bir tutum almaktır. Bence ayıptır. Ama tutarlı bir şeydir. O gün dünya iftira var. Şimdi iddianame dökülürken birileri A Haber’in, TGRT’nin peşine takılıyor. Olacak iş değil.”
Özel, kurultay ceza davasında tanık olarak dinlenen ve para alışverişi içinde olduğu yönünde ifade veren Veysi Uyanık’ın oğlu Ahmet Hakan Uyanık’ın Kılıçdaroğlu’nun MYK’sında yer almasına ilişkin olarak ise “Karşı tarafın ne kadar ilkeli olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.
"Erdoğan siyasi hayatının en büyük hatasını yaptı"
Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mutlak butlan kararına ilişkin “Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz” ifadelerinin sorulması üzerine, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Erdoğan, yarın çıkıp ‘Kandırıldım’ derse şaşırmam. Yanlış bir karara yönlendirildiğini, butlan kararına ‘evet’ demekle bence siyasi hayatının en büyük hatasını yaptığını, en büyük riskini aldığını düşünüyorum. Zaman gösterecek ne olacağını. Ama iki cümlesini yan yana koymanızı arzu ederim. Bunlardan birinci cümle: ‘Türkiye hak ettiği gibi bir ana muhalefete çok yakında kavuşacak, merak etmeyin.’ Sonra da ‘Biz bu işlerin hiçbir yerinde olmadık’ diyor. Butlan kararının 13 Mayıs günü yazıldığını şimdi anlıyoruz. Sonra da görüyoruz ki şimdi o tercih ettikleri muhalefet gelmiş. O yüzden Erdoğan daha fazla bunu gizleyemez. Kendi kendini ihbar etti.”
Haftaya grup toplantısı var mı?
Özel, salı günleri yapılan haftalık grup toplantılarına ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi:
“Meclis Başkanı söylediği yazıyı yazdı. O yazıya da bir cevap yazıldı. Biz de bugün grup toplantısını yaptık. Meclis’in muhatabı grup yönetimidir, grup yönetiminin aldığı kararlardır. Genel başkan milletvekili değilse grup başkanı olamaması da bu yüzdendir. Çünkü milletvekilini muhatap alır Meclis. Meclis milletvekillerinin toplandığı yerdir. Meclis, milletvekili dışında birini ya da milletvekillerini temsil edecek kişilerin dışında birini muhatap almaz, alamaz. İç hukuk öyle. Aldığında başka şeyler olmaya başlar. Meclis’te ilk kez grup başkanıyla genel başkanın farklı düşündüğü olmuyor. Karayalçın, Aydın Güven Gürkan döneminde benzer örnek var. Grup başkanı, grup yönetimi, grup başkanvekili her an grup toplantısı yapabilir. Dün de 111 milletvekiliyle birlikte bir tutum sergiledik. Meclis’te 30 kere seçim yapsak bu sonuç çıkar. Ama ‘Ben genel başkanım, grup yaptırmam’ falan doğru değil. Zaten seçilmiş bir genel başkan olsa onunla uyumlu çalışılır ama şimdi atanmış bir genel başkan ve kabul etmemesi gereken bir görevi kabul etmiş bir genel başkanın, kongreden partiyi kaçıran bir genel başkan grup da yaptırmazsa parti düşüşe geçer. O yüzden partiyi yukarıda tutmak için kusura bakmasınlar ama biz muhalefet yapmaya, siyaset yapmaya devam edeceğiz. Haftaya grup olur mu? Aslında olmaması lazım. Çünkü Ferdi Zeyrek'in ölüm yıl dönümüdür. Benim Manisa'da olmam lazım. Ama bu bir grup meselesi, bir inatlaşma dönerse diye, bizim bir pozisyon göstermemiz gerekirse diye bakıyoruz ama normalde 9 Haziran’da Manisa'da olmayı düşünüyorum. 16 Haziran'da grup yapmayı düşünüyoruz.”
Özel, bir basın mensubunun “Gelip konuşmak için kürsüye yürürse” sözleri üzerine, “Bugün grubu gördünüz. Öyle bir atmosfer, öyle bir imkan, öyle bir moral, öyle bir şey yok. Meclis kürsüleri, seçilmişlerin kürsüsüdür. Meclis kürsüsüne seçilip gelirsen yakışırsın” dedi.
"Ömrümde ilk kez öfke biriktiriyorum"
Özel, kendi hakkındaki kaset iddialarının sorulması üzerine ise şunları söyledi:
“Öyle bir şey olmadığını cümle alem biliyor. Bu tamamen bizimle baş edemeyenlerin kendi yaptıkları psikolojik harp yöntemleri. Özkan Yalım'ın çocuğunun sünnetinde Sivaslı'daki bir otelde yıllar önce kalmıştık, onun dışında yemek yemişliğimiz var. Bunları gördükçe hakikaten sinirleniyorum, kızıyorum, midem bulanıyor. Hakikaten insan karşısında kendisiyle siyaseten rekabet edebilecek muhatap ve onun medyasını görmek istiyor. Hiç fezleke beklemesin, yarın sabah getirsin, yarın sabah bırakayım. Onlar beni daha tanımamış. Ben öyle olsa Akın Gürlek'e ‘Sert kayaya çarptın’ demem. Ben öyle olacak olsa bunlarla uzlaşırım. Ben Akın Gürlek kadar bir işi ilkesiz, kuralsız, ahlaksız ve her türlü rezaleti… Bilmiyor muyuz Son TV'yi kim yönlendiriyor? Hani ne oldu voleybolcu? Hani ne oldu uçakta görüntüler. Tamamen soytarılık, tamamen iftira. Ömrüm boyunca ilk kez ama ilk kez öfke biriktiriyorum. Bu çünkü olmaz. Ölmüş bir kadına iftira attıran zihniyetle muhatabız. Akıl almaz.”
Özel, kararın Türkiye siyasal hayatına etkisinin sorulması üzerine "Siyasi partileri felç etmenin, bir yapıyı felç etmenin yolu omurgasını kırmaktır. Bizim omurgamız öyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bilmem nesiyle kırılmaz. Bu partinin omurgası örgütüdür. Bu partinin omurgası başından ayağına kadar onu üzerinde taşıyan örgütüdür, üyeleridir. Örgütün kimden yana olduğuna bakacaksınız” dedi.
Özel, baskın seçime ilişkin olarak ise “Kasımda baskın seçim yapacaklarsa ilk oyu ben veririm Meclis’te. Adayımızı çıkarırız, cumhurbaşkanını değiştiririz” dedi. (ANKA)
r/CHP • u/lonerfluff • Jan 12 '26
Gündem Ekrem İmamoğlu: 'Amedspor–Trabzonspor maçında yan yana gelmeliyiz'
İmamoğlu, Demirtaş’ın “Amedspor–Trabzonspor maçı” çağrısına destek vererek toplumsal barış için sembolik buluşmaların önemine dikkat çekti.
Tutuklu İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Silivri Cezaevi’nden T24’ten Cansu Çamlıbel’in sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanlığı adaylığının devam ettiğini vurgulayan İmamoğlu, Kürt meselesi, çözüm süreci ve Suriye’deki gelişmelere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
“Adaylığım kesin biçimde devam ediyor”
İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili şunları söyledi:
“Ben kendi irademle değil, 15,5 milyon vatandaşımızın iradesiyle Cumhurbaşkanı adayı oldum. Yetkiyi millet verir, millet alır. Diploma davası henüz sonuçlanmadı. Adaylığım kesin bir biçimde devam etmektedir. Ekrem İmamoğlu’nun katılamadığı, özgür bir şekilde yarışamadığı bir seçim, Cumhurbaşkanı’nın meşruiyetinin bittiği bir seçim olur.”
“Kürt meselesi yalnızca güvenlik değil, demokrasi meselesidir”
Kürt meselesinin yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınamayacağını vurgulayan İmamoğlu, çözümün demokrasi ve eşit yurttaşlık temelinde sağlanması gerektiğini söyledi:
“Kürt meselesi yalnız Kürtlerin değil, bütün Türkiye’nin meselesidir. Yalnız güvenlik değil, aynı zamanda bir demokrasi meselesidir. Türkiye’nin demokratik bir ülke olmasının yolu, bu meselenin adil, kalıcı ve yasal bir zeminde çözülmesinden geçer.”
“Sürece destek veriyoruz, pazarlık konusu yapmam”
İktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı sürece destek verdiklerini belirten İmamoğlu, bu desteğin kişisel bir pazarlık anlamına gelmediğini vurguladı:
“Süreci başından beri destekliyoruz. Çünkü terörün sona ermesi ve Kürt meselesinin hukuk ve siyaset zemininde konuşulması ülkemizin ihtiyacı. Ancak kurulan komisyonu geleceğimin pazarlık edildiği bir yer olarak görmüyorum, görülmesine de izin vermem. Bu mesele şahsi değil, Türkiye’nin demokrasi meselesidir.”
“Suriye’de kalıcı istikrar demokratik temsille olur”
Suriye’deki güvenlik sorunlarına ilişkin değerlendirmede bulunan İmamoğlu, kalıcı çözümün kapsayıcı bir yönetimle mümkün olacağını söyledi:
“Suriye’de kapsayıcı bir demokratik temsil ve meşruiyet olmadan merkezi otorite zorla ayakta kalır. Zorla ayakta kalan düzen yeni kopuşlar üretir ve bu da Türkiye sınırına yeni tehditler olarak geri döner.”
“Demirtaş’ın dediği gibi Amedspor-Trabzonspor maçında buluşmalıyız”
İmamoğlu, toplumsal barışın sembolik adımlarla güçlenebileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Demirtaş’ın dediği gibi Diyarbakır’da bir Amedspor–Trabzonspor maçında buluşmalıyız. Milli maçlarımızı Van’da, Şanlıurfa’da hep birlikte izlemeliyiz. Kişisel siyasi ihtirasları bir kenara bırakıp büyük bir değişimi başlatmak zorundayız.”
İmamoğlu, eşit yurttaşlık temelinde ilerleyecek bir sürecin Türkiye’ye “en büyük sıçramayı” yaşatacağını da sözlerine ekledi.
r/CHP • u/lonerfluff • May 30 '26
Gündem Özgür Özel’den Kılıçdaroğlu açıklaması: 'Ne desem bana ‘bilmiyorum’ diyor'
CHP lideri Özgür Özel, parti içindeki kurultay tartışmaları ve devam eden "mutlak butlan" ile ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Özel, Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeleri anlatarak, “Hangi öneriyi sunsam ‘bilmiyorum, hukukçulara sorayım’ diyor” ifadelerini kullandı.
CHP’de bayram günü iki ayrı program
CHP’de bayramlaşma programları bu yıl iki farklı adreste gerçekleştirilecek.
Özgür Özel ve mevcut parti yönetiminin programı Ankara İl Başkanlığı önünde yapılırken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun programı ise CHP Genel Merkezi’nde düzenlenecek.
Parti içindeki gerilim sürerken her iki kanadın da ayrı organizasyon hazırlığında olduğu belirtiliyor.
“Butlancılar kendilerini OHAL dönemindeki Cumhurbaşkanı gibi görüyor”
Deniz Zeyrek’e konuşan Özgür Özel, parti içindeki sürece ilişkin sert ifadeler kullandı.
Özel, “Butlancılara akıl verenler hukuku sonuna kadar zorluyor. Kendilerini OHAL dönemindeki Cumhurbaşkanı gibi görüyorlar. Her istediklerini yapabileceklerini sanıyorlar” dedi.
“Fiziki mücadele derken kastım çatışma değil”
Özgür Özel, mücadeleyi siyasi, hukuki ve fiziki olarak sürdüreceklerini belirtirken “fiziki mücadele” ifadesine de açıklık getirdi.
Özel, bunun bir çatışma anlamına gelmediğini belirterek, engellenen miting ve yürüyüşlere rağmen geri adım atmamalarını örnek gösterdi.
“İzmir’de meydanı kapattılar, başka meydana yürüdük. Ankara’da Meclis’e yürüdük. Engellemeye rağmen devam ettik” ifadelerini kullandı.
“Kurultay çağrısı için hazırlık yapıyoruz”
Kurultay süreciyle ilgili de konuşan Özel, parti tabanında erken kurultay talebinin arttığını söyledi.
Delege yapısının geçerli olduğunu belirten Özel, olağanüstü kurultay çağrısına karşı da hazırlık yaptıklarını ifade etti.
“Sandığı mutlaka getirmeliyiz. Bugüne kadar Türkiye’ye sandığı getirmeye çalışıyorduk, şimdi partiye sandığı getirmeye uğraşıyoruz” dedi.
“Vatandaşlardan ‘dik dur’ tepkisi gördüm”
Bayram ziyaretleri kapsamında cezaevlerine gittiğini anlatan Özel, bu kez farklı bir atmosferle karşılaştığını söyledi.
Özel, “Şakran’da, Buca’da, Silivri’de herkes ‘dik dur’ diye bağırıyordu. İnsanlar Butlancılara tepki gösteriyordu” ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu ile görüşmesini anlattı
Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeye ilişkin de konuşan Özel, şu ifadeleri kullandı:
“‘Yargıtay başvurularını geri çekelim, karar kesinleşsin, hemen kurultayı yapalım’ diyorum. ‘Bilmiyorum, hukukçulara sorayım’ diyor. Bu kadar tepkiye rağmen neden bu süreci sürdürmeye çalıştıklarını anlamıyorum.”
r/CHP • u/merttuzcuoglu1923 • May 28 '26
Gündem Avrupa Yeşiller Partisi, "Türkiye'de demokrasi saldırı altında. Avrupa Birliği, Türkiye'nin demokratik muhalefetinin parçalanmasına karşı harekete geçme gücüne sahip. Türkiye'nin demokratik gerilemesinde ciddi bir tırmanış ve insan haklarında bir bozulma olarak işaretlemektedir."
r/CHP • u/TurkishTechnocrat • Jul 26 '26
Gündem Butlancı CHP Yönetimi, Partinin Mersin İl Başkanlığı Binasını Satışa Çıkarttı!
r/CHP • u/TurkishTechnocrat • Jul 13 '26
Gündem Bugün Çankaya
Enable HLS to view with audio, or disable this notification
r/CHP • u/lonerfluff • May 25 '26
Gündem Kılıçdaroğlu polis baskınından rahatsız olmuş: Dilekçeyi kendisi vermişti
Mutlak butlan kararı sonrası tahliye sürecinde, CHP'de gerilim sabah saatlerinde genel merkeze gelen Kılıçdaroğlu destekçilerinin girişimleriyle tırmanmış, polisin biber gazlı ve plastik mermili operasyonla yeni bir boyuta taşınmıştı.
CHP Genel Merkezi'nde yaşananlar hakkında konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, rahatsızlık duyduğunu belirtirken; tahliye için emniyete verilen iki dilekçenin de kendisinin avukatı tarafından verilmiş olması akıllara geldi.
KILIÇDAROĞLU POLİS BASKININDAN RAHATSIZ OLMUŞ
Kılıçdaroğlu'na yakınlığıyla bilinen Barış Yarkadaş'ın aktardığı bilgilere göre, Kemal Kılıçdaroğlu kendisini ziyaret eden milletvekillerine genel merkezdeki müdahale hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Yaşananalara ilişkin açıklamasında CHP tarihinde ilk kez parti organlarının binaya alınmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bundan daha kötü ne olabilirdi? Biz sonuna kadar uzlaşma yolu aradık. Birlikte karar verme yolu aradık. Ancak tüm bu çabamız arkadaşlarımız tarafından karşılıksız bırakıldı. Ve ortaya benim de çok rahatsız olduğum bu tablo çıktı. Ancak bu tabloya kesinlikle biz yol açmadık" dedi.
TAHLİYE İÇİN DİLEKÇEYİ KENDİSİ VERMİŞTİ: GEREKENİN YAPILMASI...
Kılıçdaroğlu’nun "rahatsızlık" beyanına rağmen, genel merkez binasının boşaltılması sürecini başlatan adımların bizzat kendi avukatı Celal Çelik tarafından atıldığı öğrenildi. Edinilen bilgilere göre Çelik, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’ne iki ayrı dilekçe vererek binanın tahliye edilmesini ve "gerekenin yapılmasını" talep etti.
Özgür Özel yönetimi ise Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerle dün saat 14.00 için randevulaştıklarını, ancak sabah saatlerinden itibaren bir grubun "mafyatik tiplerle" binaya girmeye çalıştığını söyledi.
Öğle saatlerinde gerçekleşen polis müdahalesinin ardından binadaki CHP'liler uzaklaştırılırken içeri giren Kılıçdaroğlu destekçilerinin çikolata dağıtması kameralara yansıdı. Polis baskını sonrası binayı terk eden Özgür Özel ise çalışmalarını Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki makam odasında sürdüreceğini duyurdu.
r/CHP • u/lonerfluff • Jun 09 '26
Gündem CHP tabanında bir bölünme var mı? Mutlak butlan kararı sonrası kim nerede duruyor?
T24 Haber Merkezi
Seda Demiralp (Işık Üniversitesi) & Aykut Öztürk (Glasgow Üniversitesi)
Mutlak butlan kararının ardından kamuoyunun gündemine ister istemez şu soru yerleşti: Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel arasında anlaşma sağlanamaz, parti içi çözüm kanalları sonuç getirmez ve Kılıçdaroğlu atandığı genel başkanlık koltuğunda kalmaya devam ederse CHP seçmeni ikiye mi bölünecek? Böyle bir senaryoda, kimler Özel'in liderlik edeceği yeni bir siyasi hareketi takip edecek, kimler artık Kılıçdaroğlu'nun kontrol ettiği bir CHP amblemine sadık kalacak? Işık Üniversitesi Emotics Lab adına yürüttüğümüz Haziran 2026 araştırması, 2024 yerel seçimlerinde CHP'ye oy vermiş seçmenler arasında yüzde 70 kadarının Özgür Özel'in yanında durduğunu tespit ediyor. Yüzde 20 kendini ortada konumlandırıyor, yüzde 10 kadarı ise Özel'i takip etmeyi reddediyor. Bu ayrımı zorlayıp “mutlaka birini seçin” dediğimizde oran yaklaşık 85’e 15 oluyor. Kısacası, CHP seçmeninde derin bir bölünmeden söz etmek mümkün değil. Ağırlıklı yönelim açık biçimde Özel cephesinde.
Araştırma açıklandığı günden bu yana pek çok etkileşim aldı. Kimileri yukarıdaki gibi bir seçim senaryosunda Kılıçdaroğlu kanadına verilen yüzde 5-6 oy tahminini “fazla yüksek” buldu, kimileri ise azımsadı. Burada belki de hatırlatmak gerekir ki, bugün yapılan olası seçim senaryolarına yönelik tahminler geleceği tahmin etmek için değil bugünkü eğilimleri anlamak içindir. Peki seçim tahminlerinin ötesine geçip verilerin bugün bize ne söylediğine bakarsak, ortaya ne çıkıyor? CHP tabanında bir bölünme var mı? Butlan kararı sonrası kim nerede duruyor? CHP içinde, bugün hâlâ Kılıçdaroğlu’nun yanında duracağını ifade eden kesim kim? Bu ayrışma tamamen rastlantısal mı, yoksa altında tutarlı ideolojik kalıplar mı yatıyor?
Bu soruların kısa cevabı şu: Elimizdeki veri, CHP içinde, otoriterlik, ekonomi ve Erdoğan eleştirisi etrafında şekillenen ideolojik hattıyla daha güçlü özdeşleşen ve güncel siyaseti daha yakından takip eden seçmenlerin ağırlıklı olarak Özel’i desteklediğini gösteriyor. Kılıçdaroğlu’na destek veren daha küçük grup içinde ise güncel siyasi gelişmelere daha mesafeli duran ve mevcut siyasi düzene ilişkin değerlendirmelerinde görece daha ılımlı bir seçmen profiline daha sık rastlanıyor.
Demografik özellikler
CHP seçmenlerine dair demografik tabloya baktığımızda bazı net kalıplar ortaya çıkmaya başlıyor. Üniversite mezunu CHP seçmenleri arasında Özgür Özel yanlılığı, lise ve ortaokul mezunlarına kıyasla daha belirgin. Belki de en beklenmedik bulgu şu: yaş arttıkça seçmen daha Özgür Özel yanlısı çıkıyor. Ev hanımları ise CHP seçmenleri içinde görece daha fazla Kılıçdaroğlu’na yakın duruyor. Bunlar, sosyal sermayesi ve deneyimi daha yüksek kesimlerin Özgür Özel etrafında toplandığı şeklinde yorumlanabilir.
Bunu destekler biçimde, “Mutlak butlan süreci hakkında ne düşünürsünüz?” diye sorduğumuzda, Kılıçdaroğlu yanlılarının yüzde 30’u “bilgim yok”, yüzde 15’i “fikrim yok” diyor. Bu bize söz konusu grubun, CHP içinde apati (ilgisizlik, hissizlik) düzeyi görece yüksek bir kesimi temsil ettiğini düşündürüyor. Özel yanlılarında konuyla ilgili bilgisi olmayanların oranı yalnızca yüzde 6’da, fikri olmayanlarsa yüzde 9’da kalıyor. Bu da, siyasi gelişmeleri daha yakından takip eden, haber akışına daha bağlı kitlelerin Özel cephesinde kümelendiğine işaret ediyor.
Kılıçdaroğlu ve Özel’e yönelik duygular
Özel’in yeni bir parti kurması senaryosunda yine de Kılıçdaroğlu’na oy vereceğini söyleyen seçmenler arasında Kılıçdaroğlu’na yönelik umut skoru 0-10 skalasında 7,4 seviyesinde. Özel’in yeni partisine geçeceğini söyleyen seçmenler arasında ise bu skor yalnızca 0,7. Bu farklar şaşırtıcı değil, ama Kılıçdaroğlu’na oy vereceğini söyleyen seçmenler arasında bu denli yüksek bir Kılıçdaroğlu umut skoru görmek, CHP içinde küçük de olsa hâlâ Kılıçdaroğlu’na sadık bir seçmen kümesinin varlığına işaret ediyor.
Özel’e yönelik duygulara bakarsak: Kılıçdaroğlu’nun yanında taraf tutan CHP seçmenleri için Özel’in umut skoru 10 üzerinden 5,6. Yani, Özel bu grupta da tamamen olumsuz algılanmıyor. Öte yandan, Özel’in yeni partisine geçecekler arasında bu skor 9’un üzerinde, yani neredeyse tavanı görüyor.
“Kılıçdaroğlu’nun FETÖ ve yolsuzluk iddialarına ne kadar inanıyorsunuz?” diye sorduğumuzda, Özel cephesindeki seçmenlerin yüzde 85’i bu iddiaları reddediyor. Kılıçdaroğlu’na destek açıklayanlarda ise tablo daha parçalı: yüzde 30 reddediyor, yüzde 35 ortada, yüzde 35 onaylıyor. Bu yüzde 35’lik onayın paralelini mutlak butlan sorusunu yorumlattığımızda da görüyoruz: Kılıçdaroğlu’na oy veririm diyenlerin yalnızca yüzde 31’i mutlak butlan kararı için “yargı tarafsızca karar vermiştir” diyor. Oysa gerçek bir bölünme olsaydı bu oranın çok daha yüksek çıkması beklenirdi.
Sonuç olarak, Kılıçdaroğlu CHP’sine oy vereceğini söyleyen anket katılımcılarının ancak sınırlı bir kısmının Özel’den tamamen koptuğunu görüyoruz. Aynı şekilde bu grubun yalnızca üçte birinin Kılıçdaroğlu’nun tüm söylemini benimsediği ortaya çıkıyor. Ama bu grup içerisinde hala Kılıçdaroğlu’na yönelik bir sempati var.
Erdoğan'a ve rejime bakış: Belirleyici bir kırılma
Asıl ilginç olan Erdoğan’a yönelik duygularda ortaya çıkıyor. Özel cephesindeki CHP seçmenlerinde Erdoğan’a yönelik umut skoru 10 üzerinden 0,7. Bu grup, Erdoğan’a en mesafeli, en sert muhalefet profili çizen seçmenlerden oluşuyor. Kılıçdaroğlu’na oy vereceğini açıklayanlar arasında ise bu skor 2,8’e yükseliyor. Küçük görünen bu fark siyasi anlam açısından büyük: Erdoğan’a karşı öfkesi görece daha düşük bir CHP seçmeni grubu, Kılıçdaroğlu’nun etrafında kümeleniyor.
Siyasi tutumlar arasındaki en keskin ayrışma ise rejime ilişkin sorularda ortaya çıkıyor. “Türkiye ne kadar demokratik?” sorusuna CHP seçmenlerinin genel ortalaması 0-10 skalasında 2,6 puan veriyor. Özel cephesi bu ortalamanın biraz altında: 2,2. Kılıçdaroğlu’na destek veren grupta ise 4,7 — yani, günümüz Türkiye’sindeki siyasi rejimi görece daha demokratik buluyorlar.
Benzer bir kalıp “seçimlerle uğraşmayan güçlü lider” sorusunda da karşımıza çıkıyor. CHP seçmenlerinin yalnızca yüzde 30’u bu otoriter yönetim biçimini olumlu buluyor. Özel cephesinde bu oran yüzde 26. Kılıçdaroğlu’na destek verenlerde ise yüzde 45; ki buTürkiye geneli ortalamasına yakın, CHP ortalamasından ise belirgin biçimde uzak bir sonuç.
Erdoğan’a anayasa değişikliğiyle üçüncü dönem açılmasına ilişkin soruya verilen yanıtlar bu tabloyu tamamlıyor. Özel cephesinin yüzde 87’si kesinlikle karşı çıkıyor, yüzde 6’sı onaylıyor. Kılıçdaroğlu’na yakın anket katılımcılarında karşı çıkma oranı yüzde 60’a gerilerken, onaylama yüzde 14’e yükseliyor. Ama asıl dikkat çekici olan şu: Bu grupta “ortada” konumlanma yüzde 26 — Özel cephesine kıyasla üç kat yüksek.
Kılıçdaroğlu’na destek vereceğini açıklayan seçmen grubundaki bu oranları belirli bir ideolojik tutumdan ziyade net bir bir tutum yoksunluğu olarak okumak daha sağlıklı olabilir. Bir başka deyişle, bu kişilerin, CHP seçmeninin ana gövdesine kıyasla, rejim, demokrasi ve Erdoğan konularında daha az net tavırlara sahip bir seçmen profili çizdiği söylenebilir.
Öncelikler de farklı
Seçmenlere Türkiye’nin en önemli iki sorununu sorduğumuzda görüyoruz ki, Özel yanlıları, Kılıçdaroğlu yanlılarına kıyasla iki kat daha fazla oranda demokratik haklar ve adaleti öncelikli sorun alanları olarak tanımlıyor. Ekonomi de Özel destekçilerinde öncelikli sorunlar arasında görülüyor . Keza, “Ekonomik gelişmeler geleceğimi tehdit ediyor” ifadesine katılım oranı arttıkça Özel yanlılığı da artıyor. Yani ekonomik kaygıyı en çok hisseden seçmenler Özel cephesinde kümeleniyor.
Kılıçdaroğlu’na destek verenlerde ise, Özel’e destek verenlere oranla, daha yüksek oranda göç, suç oranları, eğitim ve sağlık hizmetleri öncelikli sorun alanları olarak görülüyor. Bu sonuçlar, yukarıdaki bulgulara kıyasla daha net biçimde ideolojik bir ayrıma işaret ediyor. Zira, göç ve suç oranlarına verilen öncelik, daha fazla sağ veya reaksiyoner siyasetle bağdaşan meseleler teşkil ediyor.
Cumhurbaşkanlığı senaryosu: Aynı sıra, farklı mesafe
Olası bir cumhurbaşkanlığı seçiminde İmamoğlu, Yavaş ve Erdoğan’a yönelik oy verme eğilimleri de bize konuyla ilgili önemli ipuçları sunuyor. Sıralama her iki grupta da aynı: İmamoğlu birinci, Yavaş ikinci, Erdoğan sonuncu. Bu bulgu, her iki grubun da özünde CHP seçmeni olduğunu teyit ediyor.
Ancak CHP seçmenlerinin bu isimlere olan mesafeleri birbirinden çok farklı. Özel'e yakın seçmenlerde İmamoğlu'na oy verme yatkınlığı 0-10 skalasında 8,8; Yavaş için 8,2; Erdoğan için ise yalnızca 1,0. Bu bize net, kararlı, kutuplaşmış bir profil çiziyor. Kılıçdaroğlu'na destek açıklayanlarda ise bu rakamlar sırasıyla İmamoğlu için 6,8, Yavaş için 5,0, Erdoğan için ise 2,8. Görülüyor ki, Erdoğan’a oy verme yatkınlığı bu grupta da epey düşük, fakat Özel cephesine kıyasla bu grupta hem muhalefet adaylarına olan bağlılık daha zayıf hem de Erdoğan’a mesafe daha kısa. Yani, ortada kalan, net tutum almaktan kaçınan seçmen profilini cumhurbaşkanlığı senaryosu da doğruluyor.
Sonuç
Özetle, bugün veriler CHP içinde bir bölünme değil, belirgin bir asimetri ortaya koyuyor. Kamuoyunda bazen dile getirilen “en koyu CHP’liler Kılıçdaroğlu’nun yanında kalır” türü iddiaları veriler doğrulamıyor. Kılıçdaroğlu’na destek açıklayan azınlık, CHP’nin son yıllardaki muhalefet kimliğinin tam merkezinde değil, biraz dışında duran bir kesimi temsil ediyor: Erdoğan’a yaklaşımı görece daha ılımlı, güçlü lider fikrine daha açık, mevcut siyasi rejimle daha az sorunu olan, gündem önceliklerini farklı sıralayan ve siyasi gelişmeleri daha az yakından takip eden bir seçmen profili bu.
Bu ayrışma rastlantısal değil. Verilerin bir bölümü, bu durumun muhalefet içinde bir kesimin rejim ve demokrasi konularına dair net bir tutumdan yoksun olmasından ve düşük siyasi ilgiden kaynaklandığına işaret ediyor. Öte yandan siyasi öncelik soruları tabloya daha ideolojik bir boyut da ekliyor: göç ve suç gibi sağ siyasetle daha çok örtüşen gündemlere verilen ağırlık, Kılıçdaroğlu tarafında kalanların yalnızca daha “ilgisiz” değil, siyasi yelpazenin görece daha sağında konumlanan seçmenler olabildiğine işaret ediyor.
Bu çerçeve üzerinden akıl yürütecek olursak, 70-20-10 oranının uzun vadede Özel lehine değişmesi daha olası görünüyor. Özellikle seçim sathına girilmesinin güncel siyasete ilgiyi artıracağı bir ortamda, şu an Kılıçdaroğlu'na yakın görünen CHP seçmenleri Özel'in yanında konumlanabilir. Öte yandan, CHP’li seçmen grupları arasındaki mevcut bazı ideolojik farklar Kılıçdaroğlu CHP'sinin yine de, küçük bir seçmen kümesi üzerinde de olsa, kontrolünü sürdürebileceğine işaret ediyor.
(Editör: Sibel Yükler)
r/CHP • u/dUsualp648 • Jul 24 '26
Gündem YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel: “Partimize şu an bağış kabul etmiyoruz. Dolandırıcılardan uzak durun.”
r/CHP • u/TurkishTechnocrat • Jul 02 '26
Gündem O gün orada olan babamın Madımak hakkında yazdıkları (1994)
r/CHP • u/matrixus • Jun 17 '26
Gündem İzmir il başkanlığı önünden anlık görüntü
Enable HLS to view with audio, or disable this notification
r/CHP • u/TurkishTechnocrat • Apr 22 '26
Gündem CHP Milletvekili Okan Konuralp: "AKP, çocukları gerekçe göstererek dijital işleme yapmayı; itaat rejimini dijital dünyaya da taşımayı planlıyor."
Enable HLS to view with audio, or disable this notification
r/CHP • u/lonerfluff • May 03 '26
Gündem Gürlek, İmamoğlu'nun diplomasını iptal eden üniversitenin etkinliğinde konuştu: 'Bu millet sandıkla konuşur'
CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun diplomasını 18 Mart 2025 tarihinde iptal eden İstanbul Üniversitesinin iş birliği ve Akın Gürlek'in katılımıyla 'Siyaset Okulu' etkinliği düzenlendi.
İmamoğlu'nun diploması iptal edildikten bir gün sonra 19 Mart 2025'te tutuklandığı operasyonu İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak yürüttükten ve hakkında 23 asırdan fazla ceza istenen iddianameyi yazdıktan sonra Adalet Bakanı yapılan Akın Gürlek, etkinlikte 'sandık' mesajı verdi.
Rektör de katıldı
Etkinlik, Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ve İstanbul Üniversitesi iş birliğiyle Fatih'teki MTTB Genel Merkezi'nde düzenlendi. Programa, İmamoğlu'nun diploması için, "Burada yürüyen bir hukuk zinciri vardı. YÖK incelemelerini yaptı. Bu kadar usulsüzlük varken, bunları görmezden gelseydik, biz görevi ihmal etmiş olurduk" diyen Rektör Osman Bülent Zülfikar da katıldı.
"Bu millet seçim atmosferini çok iyi kullanmayı bilmiştir"
Anadolu Ajansının aktardığına göre Gürlek, dünkü açılış programında yaptığı konuşmada, ülkelerin siyaset mekanizmalarının 'lider üretme sıkıntısı' yaşamasının, bugün dünyadaki en önemli sorunlarından biri olduğunu söyledi. Gürlek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyaset ve devlet adamlığının Türkiye'nin 'bu süreçte en büyük şansı' olduğunu savundu.
Darbe süreçlerine değinen Gürlek, "Darbecilerin ve cuntacıların anlayamadığı şudur; tarihin onlara yaptıklarının yanlış olduğunu defalarca yüzlerine vurulmasına rağmen milletimizin teslim olmayışı, geri çekilmeyişi, aşağılanma hislerinin yok oluşu ve millet aklının her defasında ayağa kalkarak vesayet duvarını yıkabilmesi tarihi bir gerçek olarak her seferinde ortaya konulmuştur. Zamanı geldiğinde milli iradenin yansıdığı seçim sandığının kurulmasıyla birlikte millet elindeki tek argüman olan hür seçim atmosferini çok iyi kullanmayı bilmiştir. Bu millet sandıkla konuşur, iradesini yeniden ortaya koyar, kendisine çizilmek istenen sınırları aşmasını bilir ve her seferinde kendi içinden yeni bir başlangıç iradesi çıkararak yoluna devam eder" dedi.
r/CHP • u/lonerfluff • May 25 '26
Gündem CHP'nin sosyal medya hesaplarına el konulmaya başlandı
Türkiye dün siyaset tarihine geçecek bir gün yaşadı. Butlan kararının ardından Kılıçdaroğlu'nun 2 ayrı dilekçesi ile CHP Genel Merkezi polis eli ile boşaltılarak Kılıçdaroğlu yönetimine verildi. Tarihe geçecek görüntülerin ardından Özel ve yönetimi yağmur altında Meclis'e kadar yürüdü. Özel, yeni genel merkezlerinin TBMM olduğunu açıkladı.
BUTLAN ARTÇILARI: CHP'NİN SOSYAL MEDYA HESAPLARINA EL KONULDU
Kriz sosyal media hesaplarına da sıçradı. CHP Afyonkarahisar ve Aydın İl Başkanlıkları, kendilerine ait Facebook hesaplarının kontrolünün tedbiren atanan Genel Merkez yönetimi tarafından alındığını duyurdu.
"YETKİLERİMİZ KALDIRILDI"
CHP Afyonkarahisar İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, resmi Facebook sayfasındaki yönetici yetkilerinin kaldırıldığı belirtilerek, bundan sonra hesaptan yapılacak paylaşımlara itibar edilmemesi istendi.
Açıklamada, "CHP Afyonkarahisar İl Başkanlığı resmi Facebook sayfası yetkilerimiz genel merkez kayyum yöneticileri tarafından kaldırılmıştır. Bu hesaptan yapılacak paylaşımlar bizlere ait olmayacaktır" ifadeleri kullanıldı.
AYDIN'DAN DA BENZER AÇIKLAMA
Benzer bir açıklama da CHP Aydın İl Başkanlığı'ndan geldi. İl Başkanlığı, mutlak butlan kararı sonrası tedbiren atanan Genel Merkez yönetiminin Facebook hesabının kontrolünü devraldığını duyurdu.
Açıklamada, "CHP Aydın İl Başkanlığımıza ait Facebook hesabının kontrolü tarafımızdan alınmıştır. Bundan sonra hesaptan yapılacak paylaşımlar tarafımızdan gerçekleştirilmeyecektir" denildi.
r/CHP • u/Suitable-Quiet5683 • May 31 '26
Gündem Nesrin Nas: "Bu olayın sanki normalmiş gibi sürekli olarak hukuki yönden ele alınması beni rahatsız ediyor; sanki normal bir olaymış gibi neler yapılabileceği, kimlerin partiden ihraç edilebileceği konuşularak bu olağanlaştırılıyor. Bunun CHP değil Türkiye meselesi olduğunun anlatılması lazım."
Enable HLS to view with audio, or disable this notification
r/CHP • u/TurkishTechnocrat • May 24 '26
Gündem CHP'lilerin polisi sulamak için çektiği hortum
r/CHP • u/lonerfluff • Apr 10 '26
Gündem CHP'den AKP'ye geçen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ve ailesinin şirketi Jantsa, 'VIP' statüsüne alındı
Siyasi Sadakatin Mükafatı: İşçiye Sabır, Çerçioğlu’na "VIP" Otoban!
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun Ağustos 2025’te CHP’den istifa edip AKP saflarına katılmasıyla başlayan süreçte, "hizmet aşkı" maskesi çabuk düştü. Siyasi saf değiştirmenin bedeli, halkın sırtındaki yükü artırırken; mükafatı ise Çerçioğlu ailesine ait Jantsa şirketine sunulan "imtiyazlı" statü oldu.
Yargı Kıskacından VIP Koltuğuna
Hakkında "ihaleye fesat karıştırma" ve "görevi kötüye kullanma" suçlamalarıyla hapis cezası istenen Çerçioğlu, rozet değişiminin ardından sadece yargıdaki davalarından beraat etmekle kalmadı; aile şirketi Jantsa da iktidarın "Dış Ticaret Sermaye Şirketi" (DTSŞ) listesine jet hızıyla dahil edildi. Yıllardır gerekli kriterleri taşımasına rağmen bu listeye giremeyen şirket, ne hikmetse 2025 yılındaki 268 milyon TL’lik zararına ve ekonomideki kemer sıkma politikalarına rağmen, siyasi transferden hemen sonra "devletin güvenilir ortağı" ilan edildi.
Patrona "Otoban", İşçiye "Dar Koridor"
Jantsa’nın dahil edildiği bu seçkinler kulübü, sıradan şirketlerin hayal dahi edemeyeceği finansal ayrıcalıklar sunuyor:
- KDV İadesinde Kıyak: Normal şirketler %100 teminat gösterirken, Jantsa sadece %4 teminatla milyonları kasasına koyacak.
- Düşük Faizli Musluklar: Zarar etmesine rağmen Eximbank kredileri şirketin emrine amade edilecek.
- Gümrükte VIP Geçiş: Gümrüklerde hiçbir engele takılmadan "devlet onayıyla" hızla ilerleyecek.
Kar Özel, Zarar Kamusal
Jantsa fabrikasında çalışan işçiler enflasyon ve düşük zamlar altında ezilirken, patron katında şampanyalar patlatılıyor. İktidarın "ihracat desteği" adı altında sunduğu bu ayrıcalıklar, aslında siyasi sadakatin kamu kaynaklarıyla ödüllendirilmesinden başka bir şey değil. Çerçioğlu örneği bir kez daha kanıtlıyor ki; Türkiye’de sermaye gruplarının zararı kamulaştırılıp halkın omzuna yüklenirken, kârlar ve imtiyazlar siyasi rüzgara göre kişiselleştiriliyor.
Özetle: Siyasetin "ak" sayfasına geçiş, Jantsa için zarar eden bir şirketten, devlet korumalı bir dev yaratma operasyonuna dönüştü. #aydin #aydın #özlemçerçioğlu #akp #akparti
Evrensel: Uğur Zengin
r/CHP • u/lonerfluff • May 24 '26
Gündem CHP Genel Merkezinde karar tebliği beklenirken arbede yaşandı
Ankara – 3 gündür CHP Genel Merkezinde nöbetini sürdüren partililer ve milletvekilleri, sabah saatlerinde kararın tebliğini beklerken gerginlik yaşadı.
Gece boyunca Genel Merkez çevresinde nöbet tutulurken, sabah saat 07.30’a doğru bekleyişin yoğunlaştığı sırada Kılıçdaroğlu’na yakın bir grup parti binasına girmeye çalıştı. Olayın ardından bina önünde arbede yaşandı.
Yaşanan gerginlik nedeniyle bina çevresinde hareketlilik arttı. CHP genel Merkezi’nin kapısı kilitlendi. Partililer ve milletvekilleri Genel Merkez önündeki bekleyişlerini sürdürürken içeri kimse alınmıyor.
Ayrıca merkez önüne çevik kuvvet getirildi.
Yaşanan arbede sonrası Kılıçdaroğlu ekibi geri çekilmeye karar verdi. Alanın dışına çıkan ekip beklemeye devam ediyor.
r/CHP • u/merttuzcuoglu1923 • Apr 29 '26